Birinci Zaman – Paleozoik

Birinci Zaman – Paleozoik

Birinci zamana bu adın verilmesinin nedeni, eskiden ilk yaşamın, yeryüzünün tarihindeki bu en eski zamanda ortaya çıktığına inanılmasıdır. Ama günümüzde,, bu zamanı niteleyen biyolojik ve jeolojik olayların tümünün, ileri bir ev rim düzeyinde olduğu bilinmektedir.
Otuz kırk yıl önceye kadar, yeryüzünde yaşamın ilk kez Birinci zamanın başlangıcından kısa süre sonra, yani yeryüzü kabuğunun soğumasından kısa süre sonra ortaya çıktığı sanılıyordu. Oysa, jeolojik ve paleontolojik incelemeler, canlı organizmaların yeryüzünde daha önceki bir çağda da varolduğunu hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanıtladı. Jeolojik açıdan, günümüzden dört milyar yıl kadar önce pekişmiş kayalar bulundu. Bu, yeryüzü kabuğunun daha o zamanlar pekiştiğini ve bugün hâlâ gözlemlenen cinsten jeolojik biçimlerin daha o sıralar varolmaya başladığını ortaya koyar. Biyolojik yönden ise, Prekambriyen’den kalma, hem tekhücreli, hem de çok- hücreli organizmalardan oluşan oldukça karmaşık bitey ve direyler bulunmuştur. Bunların yanısıra, yüksek bir evrim düzeyinin niteliklerini taşıyan ve tarihi bir milyar yıldan geriye uzanan bir fosil su- yosunu da ortaya çıkarılmıştır. Son zamanlarda da, Üst Prekambriyen’den önceki bir zamandan kalma, biyolojik kökenli organik maddelerin izlerine raslanmıştır. Aslında, artık günümüzden iki milyar yıl önce yeryüzünde yaşam olduğu söylenebilir.
Gelecekte, bu ilk —gerçekten “başlangıç niteliğinde— zamanlar konusunda daha başka ayrıntılar da öğrenilecek ve tıpkı daha sonraki zamanlar için yapıldığı gibi, bu zamanları da altbölümler halinde devirlere ayırma olanağı doğacaktır. Şimdilik, daha sonraki tüm zamanlar gibi, Birinci zamanın da bir geçiş çağı olduğunu söyleyebiliriz. Birinci zamandan kalma kayalar, içlerinde önemli miktarda hayvan fosiline raslanan ilk kayalardır.

BİRİNCİ ZAMANIN ÖZELLİKLERİ
Birinci zamanın jeolojik olaylar açısından önemli —ve Prekambriyen’e benzemeyen— bir özelliği, gelgitlerin izlerinin korunmuş olmasıdır; bu belki de, jeologların üstünde araştırma yapacakları en önemli olaydır. Sözkonusu izlere dayanılarak, Birinci zamanın paleocoğrafyası (eski zamanlar coğrafyası) yeniden kurulabilir. Yani, kıtaların eşyükselti eğrilerinin belli bir doğrulukla haritası çıkarılabilir (Oysa, daha önceki zamanlar için böyle bir şey sözkonusu değildir). Üstelik, açıktaki karaların evrimsel tarihi de, bu gibi kanıtlara dayanılarak anlaşılabilir.
Jeologlar, çok sayıda önemli deniz baskınının ve dağ sıralarının oluşmasına yol açan çok büyük dağoluşsal evrelerin izlerini bulmuşlardır. Permiyen devrinde oluşan bazı dağlar —A.B.D.’nin doğusundaki Apalaş dağları gibi— sürekli aşınma sonucu yüksekliklerinin çok azalmış olmasına karşılık, varlıklarını günümüzde hâlâ sürdürmektedirler. Jeologlar, aynı zamanda dağoluşla ilişkili önemli bir püskürme evresinin kanıtlarını da bulmuşlardır.
Biyolojik evren de, yeryüzünü aratmayan son derece hızlı bir evrim geçirmiştir. Prekambriyen’de yaşam büyük değişikliklere uğradı. Tekhücreli organizmalardan, evrim yoluyla, çokhücreli organizmalar oluştu; organizmalar her tip deniz- sel çevrede kendilerini yaşamı sürdürmeye uyarlarken, son derece yalın sistemler giderek karmaşıklaştı. Yaşamın evrimini en baştaki aşamalarında izlemek —kuramsal biçim dışında— hemen hemen olanak dışıdır. Bununla birlikte, Birinci zamandan kalma fosillerin bolluğu, kusursuzca korunmuş olmaları ve boyutları, bu zamandaki biyolojik evrimin evrelerini bireylere indirmeyi sağlamıştır.
Birinci zamanda büyük hayvanların sayısı önemli ölçüde arttı. Kordalılar ve omurgalılar ortaya çıktı, akciğerle solunum başladı ve yaşam, karalara egemen olmaya koyuldu. Birinci zamanın sonuna doğru böcekler ortaya çıktı ve ho-moiyotermiye doğru genel bir eğilim görüldü. Yani bir organizmanın beden ısısı, çevrenin ısısından bağımsızlaşma eğilimi göstermeye başladı. Bu değişiklikler, memeli biçimlerine doğru evrimin ilk belirtilerini oluşturdu.
Birinci zamana özgü çok önemli bir olay daha vardır: Dünyaya 200 milyon yıl boyunca egemen olan bitkiler, karaları kaplamışlardır. Daha sonraları, Birincil zamanın bol bitkileri azalmış ve bir sonraki zamanda (İkinci zaman) hem karalarda, hem de denizlerde, dünyaya hayvanlar egemen olmuştur.

BİRİNCİ ZAMANDA İKLİMLER
Birinci zamanda iklimin çoğunlukla ılık olduğu sanılmaktadır. Ama yerel ve geçici birçok değişiklik de vardı. Özellikle Permiyen devrinde ılık, oldukça nemli iklimlerden, yarı kurak iklimlere ve çöl iklimlerine, şaşılacak kadar soğuk iklimlere, kadar varan büyük iklim değişikliklerine raslanır. Hattâ, zamanın sonlarına doğru çok geniş ve art arda gelmiş buzullaşmaların kanıtları bile bulunmuştur. Buzullar çekilirken, artlarında buzullaşmanın kanıtı yerine geçen buzultaş birikintileri bırakıyorlardı. Sözkonusu birikintileri inceleyen bilim adamları, yeryüzünün kara yüzeyinin her yanındaki buzul birikintilerinin çağdaşlığı konusunda yargılara varmakta ve buzulların kapladığı alanların haritasını çıkarmaktadırlar. Bu haritalar ilgi çekici bir olguyu ortaya koyar: Güney Amerika, Güney Afrika, Hindistan ve Avustralya’da Permiyen devrinden kalma çok sayıda buzultaş birikintisine raslanırken, günümüzün Kuzey Kutbu sularına yakın bölgeler
de, tropikal iklimde yaşayan organizmaların fosilleri bulunmaktadır.

BİRİNCİ ZAMANIN ÜRÜNLERİ
Önemli madenlerin tarihi Birinci zamana uzanır. Kuzey Amerika ve Avrupa’nın başlıca kömür alanlarının çoğu, Karbon devri tabakalarındadır. Petrol yalnızca A. B. D.’nde Karbon devri kayalarından elde edilir. Birçok maden filizinin birikintileri Orta Karbon döneminden başlayarak Permiyen’e doğru oluşmuştur: İngiltere’de kalay; Fransa ve Almanya’da gümüş ve altın; İspanya’da bakır ve kükürt; Avrupa’yı Asya’dan ayıran Ural dağlarında platin. Batı yarıküresinde ise, benzer birikintilere hemen hiç raslanmamıştır. Karbon devri kayalarında ayrıca, kökeni daha sonralara uzanan mineraller de vardır: Oklahoma ve Kansas’ta çinko ve kurşun; İllinois ve Kentucky’de kalsiyum flüorürleri.

Yorum yazın