Sınav Kaygısı Nedir Nasıl Başa Çıkılır

Sınav Kaygısı Nedir Nasıl Başa Çıkılır

Kandemir öğretmen, sınıfa girer girmez dedi ki: -Çocuklar, gelecek hafta üçüncü ünite üzerinden yazılı yoklama yapacağım. Hepinizin bu yoklamaya pek iyi hazırlanacağınızı umarım..
Sınıfı bir sessizlik kapladı. Hiç kimse ağzını açamıyordu. Hele Turgut, korkusundan titremeye başlamıştı. Dudakları beyazlaşmıştı, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu. Gözlerinden nerdeyse yaşlar boşanacaktı. Sınıftan dışarı fırlayıp okuldan kaçmayı düşündü. Yakındaki koruya gider, orada bir yere saklanırdı. Artık onu hiç kimse bulamazdı. Ne öğretmeni, ne annesi, ne de babası.
Evet, öğretmeniniz sınav yapacağını söylediği zaman siz de Turgut gibi olur musunuz? Onun gibi düşünür müsünüz? Sınavlardan kaçıp kurtulmayı ister misiniz?
öğretmenler neden sınav yapar, bilir misiniz? Ya öğrenciler sınavdan neden bu kadar korkarlar? İşte bu soruların yanıtını düşünmeniz, belki de bu korkudan kurtulmanız için ilk adımı oluşturabilecektir.

SINAV KORKUSU BULAŞICI HASTALIK GİBİDİR
Çoğu öğrencinin sınavdan korkmasının nedeni, öteki arkadaşlarının korkmalarından ötürüdür. Korku, bulaşıcı bir hastalık gibi, bir kimseden başka bir kimseye bulaşır. Tıpkı nezle ya da soğuk algınlığı gibi, başkalarına geçer. Korkunun her zaman kesin bir nedeni yoktur. Herhangi bir öğrencinin de sınavdan korkmasına neden olabilecek haklı bir özürü bulunmaz. Dersini düzenli biçimde çalışan bir öğrencinin sınavdan korkmasına gerek var mıdır?
SINAVA HAZIRLIKLI OLMAK

Ne demektir sınava hazırlıklı olmak?
Siz bir sınava nasıl hazırlanırsınız? Son geceye kadar bekler, yani sınavdan bir önceki geceye kadar sağda solda boş gezer, sonra da o gece oturup sabaha kadar kitabı yutmaya mı çalışırsınız?
Birkaç arkadaşınızla bir araya gelerek derslerinizi çalıştığınız oldu mu? Böyle toplanıp çalışırsanız nasıl bir uygulama yaparsınız? Birbirinize ders konuları üstüne sorular mı sorarsınız, yoksa konuları baştan sonuna kadar birbirinize anlatır mısınız? Notlarınızı da karşılaştırır mısınız? Bunu sınavdan kaç gün önce yaparsınız?
Eğer öğretmenin verdiği ödevleri düzenli olarak yaparsanız, dersinizi günü gününe çalışırsanız, bu kitapta anlatılan önerilere uyarsanız, sınavdan korkmanıza gerek kalır mı? Daha fazla çalışmanıza da gerek kalmaz. Çünkü çalışacak başka şey bulamazsınız artık. Hepsini öğrenmiş olduğunuzu görürsünüz.
En önemli olan nokta, dersinizi günü gününe çalışmanızdır. Son geceye bırakıp beş altı konuyu birden çalışarak öğrenmeye kalkmak, sabahlara kadar uykunuzu bırakıp kitabı ezberlemeye uğraşmak, hiçbir başarılı sonuç vermez. Tam tersine, kafanızı büsbütün karmakarışık eder, zihninizi yorar, sinirlerinizi bozar, uykusuz bırakır, hatta unutkanlık yaratır, öğrenmek, zaman alan bir olaydır. Konuları öğrenme devre devre olur ve bu devreler arasında belirli süreler bırakmak zorunludur. Bir çırpıda birçok şey birden öğrenmek olasılığı yoktur. Her gün birer parça öğrenmek insanı hiçbir biçimde yormaz, sonunda başarıya ulaştırır.

DERSLERİNİZ YIĞILINCA NE OLUR?
Menekşe, öğretmenin pazartesiye yazılı yoklama yapacağını çarşamba günü öğrendi. Tam beş gece çalışmak için zaman vardı.
Bu sınav Sosyal Bilgiler dersinin üç ünitesi üzerinden yapılacaktı. Her ünite on beş sayfaydı ve bir aydır bu üniteler üzerinde çalışıyorlardı. Menekşe televizyonu çok sevdiğinden her gece programları izlerdi. Birkaç kere, televizyon izlerken Sosyal Bilgiler derslerine de göz atmış, bazı ödevleri üstünkörü yaparak öğretmene vermişti. Bunlar da özene bezene hazırlanmış ödevler değildi, “ödevlerini yapmıyor” denmesin diye bir şeyler karalamıştı.
Pazar gecesi, Menekşe sosyal bilgiler kitabını açtı, üç ünitenin sayfalarına göz gezdirdi. Her ünite on beşer sayfadan, tümü kırk beş sayfa tutuyordu. Birinci üniteyi okumaya başladı. Ne kadar da çok ayrıntılı yazılmıştı bu kitap?. Ne çok adlar ve deyimler vardı? Bugüne kadar bunların hiç farkına varmamıştı.
Okumasını sürdürdü. Saatler ilerliyor, birinci ünite bitmek bilmiyordu. Daha hızlı, biraz daha hızlı. Saate göz attı, yirmi üç otuz olmuştu.
-Eyvah, bitiremeyeceğim… diye mırıldandı.
Gözleri yorulmuş, uykusu da bastırmıştı. Üstelik okuduğu sayfalardaki ayrıntılı bilgileri aklında tutamıyordu. Her sayfayı en az üç kez düşüne düşüne okuması gerekliydi.
Kitabı bırakıp, sınıfta tuttuğu notları açtı, öyle karışık not almıştı ki, kendi yazısını kendisi okuyamıyordu. Bazı bölümlerde, yanındaki arkadaşıyla lafa daldığından o kısmı tamamiyle atlamıştı. Başka bir arkadaşının notlarını almayı düşündü. Zaman kalmamıştı. Sınav ertesi, gündü. Telefon edip takıldığı bazı noktaları sorsa belki olabilirdi ama saat çok geçti. Arkadaşı çoktan yatıp uyumuştu bile.
Saat yirmi dörde geliyordu. Annesi oda kapısını vurdu.
-Kızım, sen yatmadın mı daha? Geceyarısı oldu, haydi yat bakayım, yarın sabah kalkamazsın sonra..
—Anne dersim daha bitmedi.
-Bitsin bitmesin yat bakalım, bir daha ışığın yandığını görmeyeyim.
Menekşe ışığını söndürüp yattı ama, gözüne hiç uyku girer mi?
Sağa döndü uyuyamadı, sola döndü uyuyamadı. Tam kırk beş sayfa dersten ancak on beş sayfasına şöyle bir göz atabilmiş, geri kalan otuz sayfaya elini bile sürmemişti. Yarın sınavda ne yapacaktı?
Keşke daha önce çalışmaya başlasaydı. Sınav gününü çarşamba sabahı öğrendiğine göre, neden hemen o gece çalışmaya başlamamış da pazar gecesine kadar beklemişti?
Ne yazık ki,artık başını kara taşlara vursa boşunaydı.
Menekşe ertesi günkü sınavda başarı sağladı mı dersiniz?
Sağlamasına olasılık var mı?
Bir ayda çalışılması gereken dersleri, Menekşe’nin bir gece içinde çalışıp bitirebileceğine kim inanır?
işte, dersleriniz yığılırsa böyle acınacak durumlara düşersiniz. Şu, kulağınıza küpe olsun : Sakın derslerinizin yığılmasına meydan vermeyin. Her akşam azar azar çalışın, biriktirmeyin. Hiçbir dersinizi son güne ya da son dakikaya bırakmayın.

TEK BAŞINA ÇALIŞMA, BİRLİKTE ÇALIŞMA
Öğretmen üç gün sonra sınav yapacağını söyleyince, Engin, en yakın arkadaşı olan Atilla ile birlikte çalışmaya karar verdi.
Atilla daha akıllı ve daha çalışkandı. Engin kitaptaki bazı bölümleri anlamamıştı. Atilla, bir gece içinde bütün anlamadığı yerleri ona anlatabilirdi.
Atilla, her gece ev ödevini yapmıştı ve ders kitabını okurken önemli yerlerde not almıştı. Sınıfta da öğretmeni çok iyi dinlemiş, dinlerken de not tutmuştu. Sınavdan bir gece önce Engin’lere geldi, masanın başına oturdular. Atilla, bütün bildiklerini Engin’e anlatmaya başladı.
Sonunda, ne oldu dersiniz?
Hiç aklınıza gelmeyecek bir şey oldu. Zaten, tüm konuları bilen Atilla, tekrar tekrar Engin’e anlatmaya çalıştığından o konuları daha iyi öğrendi. Oysa Engin, önceden iyi çalışmadığı için, bir gece içinde o kadar şeyi öğrenemedi. Anladıysa bile aklında tutamadı. Ertesi günkü sınavda, çoğunu unutmuş olduğundan, başarı gösteremedi.
Birlikte çalışma yararlıdır ama, sınavdan bir gece önce değil, birkaç gün önce çalışmaya başlarsanız başarı sağlarsınız. Ya da her ikiniz de bütün konuları biliyorsanız, karşılıklı olarak birbirinize sorular sorarak daha iyi öğrenmiş olursunuz. Şu halde unutmayınız, birlikte çalışmada başarıya ulaşmak için,ya dört beş gün önceden birlikte çalışmaya başlayacaksınız ya da ikiniz birden konuları pek iyi öğrenmiş olacaksınız ki, bir gece önce birbirinize sorular sorup yanıtlar vererek bütün dersleri iyice “pişireceksiniz”. Çünkü sayfalar dolusu dersi öğrenmemiş olan bir öğrenci, kim anlatırsa anlatsın, hepsini birden bir gece içinde öğrenemez.

SINAVA TAM ANLAMIYLA HAZIR OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ?
Bu kitapta anlatmaya çalıştığımız kurallara tam olarak uyarsanız, herhangi bir sınava girmek için hazırsınız demektir. Derslerinizi günü gününe çalışmayı unutmayınız. Karmakarışık değil, iyi not tutunuz (hem okulda öğretmen anlatırken, hem de evde ders kitabınızı okurken.) Sınava girmeden üç dört gün önce de, notlarınızı dikkatle okuyunuz, kitaptaki özetleri gözden geçiriniz. Kitabınızdaki ders sorularının yanıtlarını yine çalışınız. Sınava hazırlanmayı son dakikaya ya da bir gece öncesine hiçbir zaman bırakmayınız.


SINAVA HAZIRLANMAYA NE ZAMAN BAŞLAMALI?

Birçok kez söylediğimiz gibi derslerinizi bilseniz bile, sınava hazırlanmak için en az sınavdan üç gün önce bütün konuları gözden geçirmeye başlamalısınız. Sınıftaki ödevlerinizi ve ev ödevlerinizi zamanında yapmış olsanız, her hafta verilen dersleri günü gününe çalışmış bulunsanız da, yine sınava hazırlanmanız gerekir. Çünkü çoğu dersler ayrıntılı bilgilerle doludur ve bunlar çabuk unutulur. Anımsamak için kesinlikle yinelemek gerekir.
Sınıfta ve evde tuttuğunuz notlara göz gezdirdiğiniz zaman anlamamış olduğunuz bir ya da birkaç bölüme rastlayabilirsiniz. O zaman o bölümü sınav günü gelip çatmadan öğretmeninize sorunuz. Çekinmek, utanmak, korkmak hiçbir yarar sağlamaz. Tam tersine, sizin başarısız sonuç almanıza neden olur.
Bazı öğrenciler, kitaptaki özetleri okuyup onların içinden sorular çıkarırlar. Sonra, kitaba bakmadan bu soruların yanıtlarını yazarlar. Yanıtları yazıp bitirince kitapla kontrol ederler. Bu,yararlı bir çalışmadır.
Bazı öğrenciler de, kitaptaki sorulara yanıtlar yazarak çalışırlar. Biliyorsunuz, yazarak çalışmak daha yararlıdır, çünkü yazdıklarınız sonradan gözünüzün önünde canlanır. Bunu da önceden belirtmiştik. Anımsamak için en iyi çare yinelemelerdir. “Nasıl olsa yaparım” diyerek yinelemelerden kaçınırsanız bir de bakarsınız, sınav heyecanıyla en önemli bir yeri unutuvermişsiniz. O zaman, o sorunun yanıtını yarına bırakmak zorunda kalırsınız.

BİR GÜN ÖNCE
Sınavdan bir gün önce ne yapmak gerekir, diye hiç düşündünüz mü? Gerçekten çok önemli bir noktadır bu. Sınavdan bir gece önce, size en zor gelen adları, deyimleri, tarihleri ezberlemeye uğraşır mısınız? Belki de geç vakitlere kadar uyumaz, radyo dinlemez, televizyon seyretmez, yemez, içmez, durmadan çalışırsınız.
Belki şaşacaksınız ama, çalışkan öğrenciler hiç de böyle davranmazlar. O gece hiç çalışmazlar. Evet, hiç çalışmazlar, tersine, rahat rahat yataklarına uzanıp dinlenirler ya da televizyon seyreder, radyo dinlerler. Neden böyle yaparlar dersiniz? Çünkü üç dört gün önceden yinelemelerini yapmışlar, notlarını çalışmışlar, kitaplarına göz gezdirmişler, bütün konuları iyice “pişirmişler”, sindirmişlerdir. Böyle öğrencilerin artık dinlenmekten başka yapacak şeyleri kalmamıştır.
Sınavdan bir önceki gece, uykularını tam olarak alırlar. Zihinlerini, vücutlarını, sinirlerini dinlendirmiş olurlar. Böylece, sanki kendilerini yenilemiş gibi, sınava rahatça soğukkanlılıkla girerler. Korkuları yoktur, çünkü çalışmış ve öğrenmişlerdir. Aşırı heyecanları yoktur, çünkü bilgileri yeterlidir. Sinirleri gergin değildir, zihinleri dinçleşmiştir, çünkü son geceyi rahat geçirmişlerdir.

SINAV GÜNÜ
Bazı öğrenciler sınav sabahı erkenden kalkarak heyecan ve telaş içinde kitaptaki dersleri ezberlemeye çalışırlar. Kahvaltı bile etmeden evden fırlar, okula koşarlar. Sınav kapısının önünde birikerek acele acele birbirlerine sorular sormaya, notlarını karşılaştırmaya, sanki çalışmaya uğraşırlar.
Bu çeşit davranışların hiçbir yararı yoktur, tersine zararı vardır. Sinirleri gerginleştirir, zihinleri altüst eder.
Yapılacak en iyi iş, telaşsız bir halde kalkıp giyinmek ve hazırlanmaktır. Güzel bir kahvaltı önemlidir, çünkü sürekli bir çalışmadan sonra zihninizin ve vücudunuzun iyi bir beslenmeye gereksinimi vardır.
Kahvaltıdan sonra okula gidince, sınav kapısı önünde birikmiş olan heyecanlı öğrencilerin arasına hiç katılmamak gerekir. Çünkü bu sinirli öğrenci grubu, son dakikada sizde kuşku ve korku yaratabilir. Kuşku ve korku, sınavda başarıyı önleyen en büyük etkendir.
Eğer bilmediğiniz bir nokta varsa, onu birkaç dakika içinde o heyecanlı gruptan öğrenmenize zaten hiçbir olasılık yoktur.

KORKACAK BİR ŞEY YOKTUR,
SADECE KORKUYA KAPILMAKTAN KORKMALIDIR

Sınavdan önce ve sınav sırasında, aklınızda tutacağınız en önemli nokta serinkanlı olmak, heyecana kapılmamak, korkmamaktır. Korku ve heyecan zihninizin çalışmasını durdurur.
Sıranıza oturup sınav Kâğıtlarının dağıtılmasinı beklerken, en iyi davranış, sınavı düşünmemek, eğlenceli şeyler akla getirmeye çalışmaktır. Gergin sinirle sınava girmek de o kadar olumsuz bir etki gösterir.
Unutulmamalıdır ki, bir tek sınavda başarısızlık, sizi sınıfta bırakmaz, öğretmenler, sadece bir tek sınavın sonucuna bakıp not atmazlar. Bir çalışma döneminde en az üç yazılı sınav yaparak ortalamasını alırlar. Ayrıca, temiz ve düzenli ödevlere iyi not atarlar, bunları da ortalamaya katarlar. Bundan başka, sınıf içinde ve okul dışındaki davranışlarınızı da göz önünde tutarlar.
Bütün bunları aklınıza getirerek ona göre davranmaya çalışırsanız, başarıya ulaşamamak korkusu da ortadan kalkar.
Unutmayınız, en çok korkulacak şey korkuya kapılmaktır. Sınava başlarken, içinizdeki korkuyu yenmek için başka şeyler düşününüz, eğlenceli şeyler aklınıza getiriniz ve serinkanlılıkla sorulara yanıtlarınızı yazmaya başlayınız.

SINAVA GİRİNCE
Evet, sonunda sınav başladı diyelim. Yani, soru kâğıtları dağıtıldı, konuşmalar bitti, herkes kalemini eline aldı. Şimdi ne yapacaksınız? Burası da çok önemlidir, önce, söylediğimiz gibi korkunuzu ve heyecanınızı yeneceksiniz. Bu sınavı başaramazsanız bile, bundan sonraki sınavların ortalamaya katılacağını düşüneceksiniz. Bu düşünceniz heyecanınızı yatıştırmada kuvvetli bir etken olacaktır. Sonra, bütün soruları yukardan aşağıya kadar bir kez çabucak okuyacaksınız. Böylece sınavın genel havasını anladıktan sonra, zihninizdeki bilgileri de yoklamış olacaksınız. Bu arada belki birkaç soru sizi şaşırtacaktır. Onları hiç duymadığınızı sanacaksınız, ama zararı yok. Bu duygunuz, heyecan etkisiyle de olabilir.
Artık yanıtlarınızı yazmaya başlayabilirsiniz. Yalnız kâğıdın en üstüne, adınızı, soyadınızı, numaranızı yazmayı da unutmayacaksınız. Kolunuzdaki ya da duvardaki saate göz atacaksınız. Sınav süresi ne kadar denmişse, onu düşünerek ilk sorunun yanıtını yazmaya başlayacaksınız. Fazla oyalanacak zamanınız yok, hemen başlamanız gerek. Biliyorsunuz, sonra yetiştiremezsiniz.
Birinci soruda takıldınız mı? öyleyse hemen bırakın onu. Şu anda düşünecek zamanınız yok. Zaman geçiyor. Hemen ikinci soruya geçin, onu biliyor musunuz? Acele, yanıtını düzenli bir biçimde yazın. Sonra üçüncü soruya geçin. Atladığınız birinci sorunun yanına ufak bir çarpı işareti koymayı unutmadınız değil mi?
Şimdi üçüncü sorudasınız. Onun da yanıtını hemen verin, sonra dördüncü soruya. Onu anımsıyamadınız mı? Hemen bırakın, yanına ufak bir çarpı işareti yapıp beşinci soruya geçin.
Soruların hepsi bitti diyelim. Saatinize bir göz atın. Kaç dakika kalmış. Yirmi beş dakika mı? Çok iyi. Hemen atladığınız sorulara dönün. Çarpı işaretleri nerede? İşte şurada. Bir iki dakika yanıtını düşünün. Ne anımsadınızsa hemen düzgünce yazın. Sonra öteki atladığınız soruya gelin. Onu da birkaç dakika düşünün, ne anımsayabildinizse durmadan yazın.
Hepsini bitirdiniz mi? Daha zaman var değil mi? öğretmen kâğıtları toplamaya başlamadı herhalde, öyleyse bütün sorulara verdiğiniz yanıtları çabucak gözden geçirin. Belki bazıları eksik ya da yanlış, ya da karışık olabilir. Onları çabucak düzeltin. Yazım yanlışı yapmayın, karalamayın. Satırlar birbirine girmesin. Tümce düşüklükleri olmasın. Satırbaşları, büyük harfler yerli yerinde olsun.
Bazı sınavlarda, soruların yanıtları seçmeli olur. Dört beş yanıt verilir. Bunlardan birinin seçilmesi istenir. Yanlış olduğunu iyice bildiğiniz yanıtları çizin. İki yanıta kadar indirdiniz mi, ya biri ya öteki doğru yanıt demektir. Yani, doğruyu bulabilmek için yüzde elli şansınız kalır. O zaman, birini seçmeniz gerek, ya doğrusu tutar ya tutmaz.
Bazen de, sınav kâğıdının bir yerinde sorulan bir sorunun yanıtı ya da ona yakın bir yanıt, soru kâğıdının başka yerinde verilmiş olabilir.Bu durumu da dikkatle kontrol etmeniz gerekir. Böyle bir şey görürseniz, yanıt kendiliğinden ortaya çıkar.
Bazı soruların tam yanıtını bilemezsiniz de ona yakın başka bir yanıt anımsarsanız o zaman, soruyu boş bırakacağınıza hiç olmazsa bildiğiniz yanıtı yazınız. Belki öğretmen o yanıtınıza birkaç puan verir. Nasıl olsa, hiçbir şey yazmazsanız hiçbir puan alamayacaksınız.
Cem, bir Sosyal Bilgiler sınavında, “Orta Anadolu’nun en yüksek dağı hangisidir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Orta Anadolu’nun en yüksek dağını anımsamıyorum ama, Türkiye’nin en yüksek dağının Ağrı olduğunu biliyorum.”
öğretmen,bu yanıta yarım puan verdi. Doğal olarak, her öğretmen bunu yapmaz ama, yapan da bulunur.
Sorulara verdiğiniz yanıtları kontrol ederken “şu yanıt galiba yanlış oldu” diyerek değiştirmeye kalkmayınız. Kesin olarak yanlış olduğunu anladınızsa, o zaman değiştiriniz. Çünkü çoğunlukla ilk yazılan yanıtlar doğru çıkar.
Son olarak, şunu söyleyelim:
öğretmeniniz mürekkeple yazmanızı söylemediyse, kesin olarak kurşun kalem kullanın. Yanlış yaparsanız, silginizle silip yeniden yazarsınız. Böylece sınav kâğıdınız temiz görünür, karalamalar olmaz. Ayrıca yanınızda, kalemtraş, silgi ve yedek kurşun kalem olması gereklidir.


SINAV KAĞITLARINI GERİ ALINCA

öğretmen sınav kâğıtlarını geri verince ne yaparsınız? Aldığınız nota şöyle bir bakıp kâğıdınızı sıranın gözüne mi tıkarsınız? Yoksa, bütün soru ve yanıtlarınız üzerinden dikkatle geçer, hangilerinde yanlış yapmış olduğunuzu anlamaya mı çalışırsınız?
Bir sınavın sonucu yalnız not almak değildir. Sınavlar sizin başarı alanlarınızı bildirir. Hangi alanda başarıyorsunuz? Bunu sizin kendinizin de bilmesi gerekir. Sınav kâğıtlarını incelemeniz,sizi anlamadığınız konuları öğrenmeye yöneltebilir.
Bazı öğretmenler her sınavdan sonra, bütün soruları birer birer yanıtlayıp bütün sınıfta iyice anlatırlar. Eğer öğretmeniniz böyle yapıyorsa sizin kuvvetli ve zayıf yönlerinizi görmenizi, bilmenizi istiyor demektir. Bu davranış gelecek sınavlarınız için değerli bir yardım ve yol göstermedir. Hatta sınavın kendisinden daha yararlı bir davranıştır. Eğer, öğretmeniniz sınavdan sonra sınav sorularını birer birer yanıtlayıp anlatmadıysa, bütün sınıfın yararı için anlatmasını isteyebilirsiniz. Buna zaman olmadığını söylerse, hiç olmazsa sizin yanlış yanıt vermiş olduğunuz soruların doğru yanıtlarını açıklamasını söyleyebilirsiniz. Ya da ders kitabınıza bakarak,kendi yanıtlarınızı kendiniz kontrol edebilirsiniz.

SINAV ÖĞRENME YOLUDUR
Öğrenme, yalnız çalışmakla olmaz, aynı zamanda sınavla da olur. Sınav olmazsa, öğrenip öğrenmediğinizi nasıl anlayabilirsiniz? Tıpkı, eğer tartılmazsanız, kilo kazanıp kazanmadığınızı anlayamayacağınız gibi…
öğretmeniniz size sadece not atmak ya da sadece bilginizi ölçmek için sınav yapmaz. Okulda öğretilen şeylerin ne kadarını anlayabildiğinizi, zorluk çektiğin iz alanların neler olduğunu ortaya çıkarmak, öğrenme çabanızda karşılaştığınız problemleri çözebilmek için yazılı yoklamalara baş vurur. Karşılaşılan zorlukları, önemli birer problem haline gelmeden önce, en erken bir gözlemle bulup çıkarmak ve çaresini aramak gerekir. Sınavların sonucunda, siz de kendi eğilimlerinizi, yeteneklerinizi, sezme gücünüzü görüp anlamış olacaksınız.

ÖĞRETMEN SİZDEN YANADIR
Okul ödevleri, ev ödevleri, yazılı, sözlü yoklamalar, sınavlar, sayfa sayfa dersler, deneyler, problem çözmeler, tahtaya kalkmalar, özet çıkarmalar ve sonunda her gün sizin karşınızda bulunan, sizi uyaran öğretmeniniz…
Bütün bunların amacı nedir, biliyor musunuz?
Eğer bunları, bir savaş alanında sizinle boğuşan ve sırtınızı yere vurmaya çalışan düşmanlar sanıyorsanız ne kadar acı.
Okulunuzun ve öğretmeninizin bir tek amacı vardır, bu da sizin izlemekte olduğunuz kendi öz amacınızın ta kendisidir. Onun da amacı gelecekteki yaşantınızda sizi başarıya ulaştırabilecek bilgileri ve yetenekleri size kazandırmak, hangi konular üzerinde ne gibi araştırmalar yapılması gerektiğini bulabilmenize yardımcı olmak, kişiliğinizi ve yeteneklerinizi en son olasılığa kadar geliştirebilmenizi sağlamak ve son olarak, hem kendinizi, hem içinde bulunduğunuz toplumu daha iyi günlere ulaştırabilmek için çaba harcamanıza yardımcı olmaktır.

Unutmayınız ki, öğretmeniniz size karşı değil, sizden yanadır. Tüm çabaları ve didinmeleri, her
yönden sizin gelişmenizi sağlamak içindir. Onun temel görevi de budur.
ŞUNLARI DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
Öğretmeniniz sınav yapacağını söylediği zaman içinizden neler düşünürsünüz? Sevinir misiniz, üzülür müsünüz, korkar mısınız?
Hangi öğrenci sınavda daha başarılı olur, derslerini günü gününe çalışan mı, yoksa her şeyi son güne, son dakikaya bırakan mı?
Sınıfınızda yazılı ya da sözlü yoklama yapılacağı gün, yoklamadan birkaç dakika önce sınıfın kapısına yığılıp öteki arkadaşlarınız arasında, notlarınız, kitaplarınız elinizde son dakikada bir- şeyler öğrenmeye çabalar mısınız? Böylece sınava hazırlanma olasılığının bulunduğuna ve başarı şansına inanıyor musunuz?
“Korku bulaşıcıdır” sözünden ne anlıyorsunuz?
Sınav kâğıtlarınızı geri alınca, hangi soruları doğru, hangilerini yanlış yapmış olduğunuzu araştırır mısınız? Yoksa kâğıdı sıranızın gözüne mi atıverirsiniz? Ne tür davranışınız size ne biçimde yardımcı olabilir? Düşününüz, ne kadar yararlı olduğunu göreceksiniz.

Yorum yazın