Görsel İşitsel Eğitim – Öğretim

Görsel İşitsel Eğitim – Öğretim

Ders kitapları, çeşitli resimlerle doludur; ama, bu resimlerin altındaki yazıları okumadan «atlamanızı» hiç bir şey engellemez. Bir öğretmen çok inandırıcı biçimde konuşuyor olabilir; ama, öğrencilerinin onu dinlemeyip düşlere dalmalarını önleyemez.
Görüntünün çekiciliğiyle sesin verdiği bilgiyi kaynaştırmak: Görsel-işitsel öğretimin temel ilkesi budur.

Görsel-işitsel öğretimin etkilerinde gene de, bir derecelenmeden söz etmek gerekir: Bir diyapozitifin açıklamalı sunuluşu, kuşkusuz bir filmin gösterilmesi kadar inandırıcı değildir. Çünkü anlam, görüntülerin art arda gelmesi sonucu yaratılır. Tiyatro, sinema, vb. alanlardaki kitle bildirişim tekniklerinden yararlanan görsel-işitsel öğretim, böylece kendine bir üslup, bir biçim, bir sunuş edinmiş olur.

Teypten video-kasete, televizyondan «öğretim makinelerine kadar her alanda, geleneksel öğretim yöntemlerinin yenileştirilmesine çalışılmaktadır. Pikap ve projeksiyon aygıtı gibi araçlar, şimdiden tarihe karışmış durumdadır.
Batı ülkelerinin çoğunda televizyon alıcısı, günümüzde okullara kadar girmiş, böylece televizyonla öğretim programları uygulanmaya başlanmıştır. Televizyonla öğretim, geleneksel bir dersi görüntülemeye değil, klasik kavramları yepyeni bir biçimde sunmaya çalışın Canlı resimlerle dilbilgisi; «yuvarlak masa» tekniğiyle elektronik; skeçlerle İngilizce öğretimi; vb.

Ama, yakın bir gelecekte video-kasetlerin öğretime girmesiyle, alışılagelmiş ders biçimi de bozulacaktır. Öyle ki, coğrafya dersi belgesel bir röportaj filmine dönüşürken, matematik dersi de televizyonda tartışma programı biçiminde gerçekleştirilecektir. Öte yandan, kapalı devre televizyon ya da görüntü kayıt aygıtıyla, bir çalışmanın bütün ayrıntıları (sözgelimi, fizik dersindeki uygulamalı çalışmalar; doğabilim konusunda yapılan açıklamalar; meslek öğretimiyle ilgili olarak bir makinenin, bir aracın kullanılması; vb.) anında kaydedilebilecektir.

Öğretim makineleri arasındaysa, delikli fiş kutusundan tutun da, elektronik beyne kadar birçok aygıt sayılabilir. Öğrenci, ekranda konusuyla ilgili çeşitli bilgiler ile bunların yarattığı sorunu görür; birçok yanıt arasından bir seçim yapması gerektiğinde, önündeki düğmelere basan Verdiği yanıt doğruysa, ikinci kesit sorulara geçilir; yanlışsa, ekranda ya ek bir bilgi ya da geçmişte öğretilenler üstüne açıklayıcı bir tekrar görüntülenir.

Öğretim makineleri uzantısında yeralan ve programlı öğretim alanına giren yöntemler, daha da etkili olmaktadır: Elektronik beyin, bilgi ve alıştırmaları öylesine geliştirici bir biçimde sunar ki, her öğrenci kendi çalışma düzenine göre öğrenir ve gösterdiği ilerlemeyi anında ölçebilir. Ama, aygıtta aynı zamanda, çeşitli sınamalar da programlanmıştır; amaç, öğrencinin, öğretilmek istenen kavramı doğru olarak algılayıp algılamadığını ve bu kavramı gereken bütün durumlarda kullanıp kullanamayacağını bilmektir.
Ne var ki, bu yeni öğretim yöntemleri çok pahalıdır. Ayrıca, pahalılığının yanı sıra, bu yöntemlerin kullanılabilmesi için, öğretmenlerin de yeniden eğitilmesi gerekir.

Yorum yazın