Çocukluk ve Ergenlik

Çocukluk ve Ergenlik

Doğuştan ergenliğin eşiğine kadar süren yaşam dilimine «çocukluk» denir. Bu dönemi de bölümlere ayırmak gelenek olmuştur: İlk çocukluk (0-15 ay); ikinci çocukluk (15 ay – 3 yaş ya da 3,5 yaş); okul öncesi dönem (3,5 yaş – 6 yaş); okul çağı (6 yaş-12 yaş). 12 yaşında ergenlik başlar ve erişkinlik yaşına (toplumlara göre 18 ve 25 yaş) kadar uzar. Ergenlik çağı, ergenlik öncesi, ergenlik ve ergenlik sonrası olarak üç döneme ayrılır.

Çocuğun «küçülmüş» bir insan değil, iki yönlü bir deneye girip başarı sağlayacak, yani hem çevresini, hem kendisini anlayacak bütünüyle değişik bir yaratık olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. Yeni doğmuş bebekte boyun dörtte biri kadar olduğu halde, yetişkin insanda sekizde biri kadar olan baş büyüklüğü bile, küçük çocuk ile gelecek teki büyük insan arasındaki büyük ayrılığı ortaya koymağa yeterlidir. Ayrıca, kişinin duygusal ve ruhsal oluşumunda bu dönemin taşıdığı önem üstünde durmak gerekir.

Çocuk için ananın varlığı temeldir (maddi bakımdan hiç bir eksiği bulunmadığı halde ana sevgisinden yoksun olan çocuklarda, ruhsal bozukluklar belirdiği saptanmıştır); ana ve baba arasında anlaşma ve uyum, cinselliğini bulmada çocuğa yapacakları yardım da önemlidir. Öte yandan kişiliğin gelişmesi de sürekli değildir; bireylere ve cinslere göre değişir.

İlk çocuklukta, dış dünyayla giderek artan ilişkilerle birlikte hızlı bir beden büyümesi görülür (7 aylıkken çocuk, ilk doğduğu zamanki ağırlığının iki katı olur). İlk yıl boyunca (ağzıl evre), ağız bölgesi çocuk için başlıca tanıma ve bilgi aracıdır. İlgi duyduğu her şeyi ağzına götürür. Bir yaşına doğru ilk sözcükler, mızıldanmaların yerini alır. Bunlar sözcük tümcelerdir. 12-15 ay arasında çocuk, sağlam basarak yürümeyi başarır.

İkinci çocukluk boyunca gezinme ve dil, çok özel bir önem kazanır. Çocuk yürür ve koşar. Sözcükleri birbirine ulayarak tümceler yapar. Sözcük dağarcığı önce yavaş, son ra çok çabuk artar. 2-3 yaş arasında (dışkıl evre) sidiğini ve dışkısını tutmayı öğrenir. Bu evre çok önemlidir; çünkü çocuk, annesinin hoşuna gidecek şeyler yapma, dolayısıyle yetişkinlerle ilişki kurma yolunu bulur.

3-4 yaşına doğru çocuk, cinsel organlarıyla ilgilenir: Erkek çocuk kamışını yitirmekten korkar, kız çocuksa bir kamışı olmadığı için üzülür. Bundan da bunalım doğar. Bu evre cinsel sorular ve Oidipus karmaşası (karşıt cinsten ana baba için sevgi, aynı cinsten ana baba için «kin» besleme, çünkü aynı cinsten olan rakip görülür) çağıdır. Ana baba arasında anlaşma varsa,bu sorun bir süre sonra çözüme kavuşur; çocuk ana babadan birini kendine model seçer, ötekini de ideal bir sevgi konusu yapar.

Okul öncesi dönem boyunca çocuk, bedensel araçlarına daha büyük ölçüde egemen olur. Hareket denetimi doruk noktasına varır. Bu çağın en belirgin özelliği, büyük bir sevimlilik ve toplumsal kümeyle bütünleşmedir. Anaokuluna girişin bu döneme raslatılması bu bakımdan önemlidir. Çocuk kolayca yeni dostluklar kurar. Karmaşık ve tutkulu oyunlar yaratır, yeni arkadaşlarıyla ne kadar çabuk kavga ediyorsa o kadar da çabuk barışır. Özellikle de, ana babası nınkinden farklı bir yetkeyle (otorite) karşılaşır.

Okul dönemi, somut düşüncenin doğuşuyla aynı zamana denk gelir. 11 yaşına doğru, yerleşik ilkelerden hareketle gelişen sıkı bir ilerlemeye da yalı varsayımlı tümdengelimli düşünce süreçleri belirirken, okul öncesi çağın taşkın düşgücü hafifler. Sonunda çocuk, ana baba etkisinden kurtulmaya başlar.

İnsanın ikinci yaş çağı, belki en nazik dönemi sayılabilecek olan ergenlik dönemi, ruhbilimsel alanda önemli sonuçlar doğuran biyolojik bir büyüme süreciyle birlikte yürür. Çocuğun cinsel ilgisi apansızın uyanır.

Ergenlik öncesinde (erkeklerde 12-15 yaş, kızlarda 11-13 yaş) büyüme son derece hızlıdır. Birincil cinsel özellikler belirir. Kendiyle dış dünya arasındaki ayrılığı apaçık gören çocuk, yenilik isteğiyle yanıp tutuşur. Toplumsal kurallara karşı çıkma isteği duyar.

Ergenlik boyunca, bedensel değişiklikler artar, üreme işlevi belirir ve ruhsal alanda buna uygun bir olgunlaşmaya yolaçar. Erkeklerde 15-17 yaş, kızlarda 13-16 yaş arasında, kesin seçimlerle ve saç yapımı, giyim kuşam, ziyaretler, vb. gibi eylemlerle beliren bir bağımsızlık gereksinmesiyle kendini gösterme isteği ortaya çıkar. Bu çağda, yerleşik değerler yeniden sorguya çekilir. Alışkın olmadığı bir bedenle sarsılmış olan ergen, «kabına sığamaz» ve bu rahatsızlığı, sıkılganlık ve saldırganlık karışımı bir davranışla karşılar.

Ergenlik sonrası evre (erkeklerde 17-18 yaş, kızlarda 16- 17 yaş) yavaş yavaş, olgunluğun öncüsü olan bedensel – ruhsal bir dengeye doğru ilerler. Yapısal ve ağırlıksal büyüme giderek durgunlaşırken, çeşitli organların tam anlamıyla olgunlaşması, tam cinsel olgunluğa ve çocuk yapma yetkinliğine kadar sürer. Toplumsal bağlantı o sırada gerçekleşir; genç, kendini de yetişkin saydığı ölçüde, yetişkin insanı daha iyi kabullenir.

Artık bedensel ve ruhsal açılardan biçimlenmiş olan yetişkin genç, kendisi ile doğarken viyaklayan küçük yaratık arasında hiç bir benzerlik görmez. Bununla birlikte, bu evre onu derinden ve kesin olarak etkileyecektir. Ana babanın rolü bu evrede aşırıya kaçmamalıdır; çünkü çocuğun kişiliğini boğabilir. Güven kaynağı olan anne, aşın koruyuculuktan sakınmalıdır; yetke ve gücü temsil eden baba, her türlü zorbalığı ya da şiddeti bir yana atmalıdır. Ayrıca, ana ve baba arasındaki anlaşma ve uyum da çok etkileyicidir. Böylece yol gösterilen çocuk, en iyi denge koşulları içinde ve en iyi başarı şansıyla yetişkin yaşamına adımını atacaktır.


ÇOCUĞUN KORUNMASI

Bütün insanlık tarihi boyunca çocuklar yararına gerçekleşmiş ilerlemeler, XX. yüzyılda yapılanların yanında hiç kalır:. Tıbbi korumada artma; suçlu çocuklar için eğitim merkezleri; kimsesiz çocuklar için bakımevleri; özel öğretim için okullar; velilerle işbirliği; vb.

Çocuğun korunması, «sınırları gebelikten olgunluğa kadar uzanan bir yaş grubunu sağlık, eğitim ve toplumsal bütünleşme açısından görüp gözetmeyi öngören idari ve teknik bazı önlemlerin alınması» diye tanımlanabilir. Çocuk yararına çalışan örgütler, her yerde ana ile çocuk arasındaki içten ilintiyi hesaba katmaktadır.

Ana ve Çocuk Sağlığı (A. Ç.S. gebelikte, hattâ gebelikten önce başlar; gebelik, doğum ve bebeğin korunmasıyla sürer. Günümüzde doğumdan çok sonraki programların ya da aile planlamasının da giderek buna eklenmesine çalışılmaktadır.

Gebelikten önceki muayene görevi, Türkiye’de hükümet tabiplerine yüklenmiştir; bu muayenenin amacı, ilerde çocuğa büyük zarar verebilecek kalıtımsal hastalıkları ve kan uyuşmazlıklarını araştırmaktır. Doğum öncesi ölümlerin önlenmesi gerçekten gebelikten önce başlar. Fransa’da sağlık bakanlığınca bu alanda girişilen ve alınan önlemlerin sonucu olarak çocuk ölümleri son 20 yıl içinde büyük ölçüde azalmıştır.

Koruyucu önlemlerin en görkemlisi, kuşkusuz kızamıkçığa karşı yapılan aşıdır; bir başka önemli önlem, gebeliği tehlike yaratabilecek kadınların hekim gözetimi altında bulundurulmasıdır. Ayrıca doğumevlerindeki koşulların çok sıkı kurallara bağlanması da önemlidir. Bazı ülkelerde bebeklerin, doğumdan sonraki ilk 8 gün içinde koruyucu sağlık muayenesinden geçirilmesi yasal zorunluktur. Bunun amacı, anormalliklerin erken olarak görülüp anlaşılmasıdır.

Genel olarak bir yaşındaki çocukların yılda dokuz, iki yaşındakilerin yılda üç, ondan sonraki dört yıl için de her yıl iki kez muayeneden geçirilmesi önerilmektedir. Sağlık muayenesi, ya hekim muayenehanelerinde ya da A.Ç.S. merkezlerinde yapılır.

Muayeneler gelişmiş ülkelerde özellikle gelişim anormalliklerinin araştırılmasına, gelişmekte olan ülkelerdeyse soydan geçme hastalıklar ile beslenme bozukluklarının önlenmesine yöneliktir. Ama her yerde, sağlam çocuklar için de, beslenme rejimi için öğüt verilmesi ve aşı yapılması temel kuraldır.

Bazı yaşlarda bir sağlık dökümünün yapılması uygun olur. Bunun içeriğini ve yapılacağı yaşı belirlemek için birçok denemeler yapılmaktadır. Kadınların çalışması, toplumu, duygusal ve toplumsal eksiklikleri giderme amacı güden yedek çözümler öngörmeye yöneltmiştir : Çocuk koruma kurumları, ailenin yerini tutacak geçici sistemler düzenleme; üç yaşından küçük çocuklar için çocuk yuvaları (kreşler), 3-6 yaşındaki çocuklar için çocuk bahçeleri ya da anaokulları kurma ve bunları paraca karşılama sorumluluğu.

Sağlık gözetiminin okul çerçevesinde gerçekleştirilmesi, nispeten daha kolaydır, ama dünyanın pek çok yerinde çocukların çoğunun okula bile gidemediğini unutmamak gerekir. Okul içinde sağlık koruma ve sağlık eğitimi,düzgün aralıklı muayenelerle sağlanır; sağlığa, okul binalarının temizliğine ve yiyeceklerin denetimine ilişkin dersler verilir. Diş sağlığı da önemli bir yer tutar.

Yorum yazın