TARIK BUĞRA’NIN ROMANLARINDA MİLLİ MÜCADELE

TARIK BUĞRA’NIN ROMANLARINDA MİLLİ MÜCADELE

Tarık Buğranın romanlarındaki milli mücadele dönemini anlatmadan önce kısaca bu dönem hakkında bilgi vererek yazılan ve anlatılanların okunurken daha iyi kavranarak anlaşılacağına inandığım için, önce tarih konusunda kısa bir bilgi vermeyi gerekli görüyorum.

Mili mücadele döneminin fiilen ve hukuken başladığı tarih 19 Mayıs 1919’dur. 1919’da 1923 yıllarına kadar devam eden bir süreçtir. Milletin kendi bağımsızlığını elde etmek amacıyla büyük bir azim kararlılık ve inançlarına ortaya koyarak savaştığı bir tarihtir. 19.yüzyılda Osmanlı Devletinin sahip olduğu toprak parçası küçülmesine rağmen batılı devletlerin gözü eskidende olduğu gibi hala Osmanlı topraklarındaydı. Bu önceden beri her iki taraftan bilinen bariz belirgin bir gerçekti. Çünkü Osmanlı’nın önemli stratejik ve jeopolitik konum Osmanlıyı çoğu kez bir çok Devlet’i karşı cephesinde düşman olarak görmesine neden olmuştu. Osmanlı Devleti Balkan savaşlarından fakir ve yorgun bir şekilde çıkmış, henüz dinlenip, yaralarını sarmadan kendisi başka bir savaş’ın içinde bulmuştur. Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Türk Milleti işgaller karşısında Kuva-i Milliye yi meydana getirerek mücadelesini başlatmış ve sürdürmüştür. Osmanlı Hükümetinin işgaller karşısında halkı koruma çabasına girmemesi halk kendini korumak için çeteler, gruplar, örgütler, cemiyetler ve kuva-i milliye etrafında toplanarak direnişlerini yapmalarına sebep olmuştur. Hepsi böyle bir dönemde değişik ve farklı yolları seçmelerine rağmen varmak istedikleri hedef aynıdır. Bağımsızlıklarını tekrar elde etmek! Bunu M. Kemal’in şu sözleri sanırım demek istediğimizi daha iyi açıklar.

”Türk haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun daha iyidir. Öyleyse ya İstiklal ya Ölüm.”
Birinci dünya savaşının sonucunda yıllık bir imparatorluk yıkılmıştır. Osmanlı imparatorluğu yıkıldıktan sonra yeni milli bir Türk devleti kurulmuştur.
Savaşlar Türk halkını çok yıpratmıştır. Maddi-manevi çöken Türk milletinin böyle bir durumdan zaferle çıkması inanç ve umutların kuvveti sayesinde olmuştur. Milli mücadele dönemi savaş olarak cumhuriyetin ilanıyla sona ermiştir. Siyasi olarak ise şu anda devam etmektedir.
İmkansızlıkları zorlayarak fedakarlıklarla kazanılmış bir tarihin edebiyatımıza yansıması da büyük olmuştur. 1919-1923 yılları arasında yaşanılanlar edebiyatımızın her safhasında yer almıştır. Şiirde, yazıda bilhassa romanlarımızda kendini daha çok hissetmiştir. Dönemin yaşanılanları yansıtan romanlar yazılış tarihlerine göre sıralanarak üç grupta toplanmıştır:

a- I.dönem romanları

b- II. Dönem romanları

c- III.dönem (yeni) romanları

a- I. Dönem romanları:
Savaş esnasında bizzat savaşa katılan veya yaşanılanları bire bir tanık olan, bire bir yaşayan aydın kişilerin yazmış olduğu romanlardır. Ömer Seyfettin, bu dönemde yer alan; ama erken ölümü nedeniyle hikayelerinde milli mücadele dönemini konu edinen yazılar yazmış bir yazarımızdır.

Dönemin anlatıldığı romanların büyük bir kısmında savaş zamanında İstanbul’un toplumsal yaşamına yönelik büyük ve ağır eleştiriler vardır. Eğlence hayatının İstanbul’da yaygılaşmaya başlamasında yazarlar rahatsızlık duymuş bunu da eserlerinde yansıtmışlardır.

Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin bu dönem romancılarındandır. Bu kişilerin ortak noktası mücadelenin aslı hedefinin din adamlarını olduğunu, mücadelenin ilerici-gerici, aydınlık- karanlık arasında olduğunu düşünen ortak bir fikre sahip olmalarındandır.

b- II dönem romanları:
1950- 1980 yılları arasında milli mücadele ile ilgili yazılan romanlardır.
İstanbul konusu artık fazla yer almamaya başlar. Bu dönem romanlarında ideolojik ve siyasi unsurlar dikkati çeker. Bu nedenle siyasi ve ideolojik durumları bakımından bir kaç grup altında incelenmiştir. İlk olarak milli mücadele dönemi tarihe uygun bir şekilde incelenmiştir. Destansı bir macera yönleri romanda ön plana çıkmıştır.
Çeteler ve çetelerin bu dönemdeki rollerini abartılı bir şekilde yer verdiği görülür. İkinci olarak din konusuna verilen önemdir. Romanlarda dinin oynadığı önemi gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Tarık Buğranın romanlarında da bu bakış açısı görülmektedir. Yine Münevver Ayaşlı dini ve İslamiyet’i milli mücadele merkez konum olarak görenlerdendir.

Üçüncü olarak bu dönem romanlarında ermeni meselesi çok sık vurgulanmıştır. Mustafa Yeşilova, Barbaros Baykara: ermeni ve azınlık meselesi konusunda yoğunlaşan romancılarımızdandır. Son olarak ise solun değişik yorumlarıyla yaklaşılmış farklı bakış açısıyla göze çarpar. Bu bakış açısındaki artış dönem boyunca dikkat çeker.
Sorunların topluma mal edildiği de görülen bir başka özelliktir. Yazarların bütün bir toplumu ilgilendiren, etkileyen konuları seçmesi, ülkenin toprak bütünlüğü ve bağımsızlık için engellerin kaldırılması gibi Türk solunun siyasi meselelerini gündeme taşımıştır. Yazarlardan bazısı H. İzzetin Dinamu, Samim Kocagöz, Erol Toy, Reşit Enis İlhan Selçuk, Kemal Tahir’dir.

c- III dönem (Yeni bir dönem- yeni bir milli mücadele) romanları:

Bu dönem ürünleriyle ilk iki dönem ürünleri arasında önemli fark bulunmaktadır. 1980 yılında Türkiye kültürel bir değişiklik dönemine girer. Milli mücadele yılları ise yeniden ele alınır ancak, bu döneme uygun bir şekilde!

Kadın hareketi, çevrecilik, savaş ve şiddet karşılığının taraf topladığı bir yandan da sosyalist sol ile Kemalizmin sınırının net bir hale geldiği, milliyetçi bir sol kesimin yükselip önem kazandığı, İslamiyet’in canlılık kazandığı bir dönemdir ve tabi ki milli mücadele romanlarına bunun yansımasının kaçınılmazlığı.
Bir diğer önemli husus; savaşın her iki tarafında yer alan halkın yaşadıkları, aldığı yaralar ve bunların anlatılmasında görülen artıştır.

Yorum yazın