Tanzimat Edebiyatı Genel Özellikleri

Tanzimat Edebiyatı Genel Özellikleri

Tanzimat edebiyatı, Türkiye’de 19. yüzyılda, divan edebiyatı yerine Batı edebiyatının örnek alındığı yeni edebiyat. Tanzimat dönemi edebiyatı Türk edebiyatının Batılılaşma yolundaki ilk evresini oluşturur.

3 Kasım 1839’da Mustafa Reşid Paşa’nın okuduğu Tanzimat Fermanı’yla gerçekleştirilen reformlara koşut olarak edebiyatta da ilk değişmeler görülmeye başladı. Tanzimat edebiyatçılarının öncelikle üzerinde durdukları konu dil oldu. Çoğunluğu sanatın amacının halkı eğitmek olduğu görüşünde birleşen Tanzimat Dönemi yazarları, halkın anlayabileceği yalın bir dille yazmayı ön planda tuttular. Agâh Efendi’nin 1860’ta çıkarmaya başladığı Tercüman-ı Ahval gazetesi Tanzimat edebiyatının gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Bu gazeteyle birlikte Tanzimat edebiyatı gerçek kimliğine kavuştu. Eski edebiyat geleneği gerilemeye başladı. Şinasi ile birlikte Namık Kemal ve Ziya Paşa da yazılarında divan edebiyatını öz ve biçim yönünden eleştirerek edebiyatta Batılılaşmayı savundular. Montesquieu, Rousseau, Voltaire gibi devrimci Fransız yazarlarının etkisinde kalarak yazı ve şiirlerinde yatan, hürriyet, hak, eşitlik gibi kavramlara yöneldiler. Toplumun bozuk yanlarını göstererek, bunlann düzeltilmesinde sanatın işlevini vurguladılar. Ahmed Midhat, Cevdet Paşa, Şemseddin Sami gibi ünlü yazarlarsa dilde yalınlaşmayı savunmalarına karşın, bu görüşlerini tümüyle yaşama geçiremediler. Örneğin tiyatro, anı, mektup ve belli bir oranda makale ile romanda yalın bir dil kullandılarsa da, şiirde eski dili bırakamadılar.

Tanzimat şairleri yeniliği daha çok özde gerçekleştirdiler. Tanzimat edebiyatının önde gelen temsilcilerinden Şinasi 1858’de Fransız şairlerden yaptığı çevirileri bir kitapta toplayarak Türk okuruna Batı şiiri konusunda ilk örnekleri verdi. Şinasi şiire toplumsal düşünceyi getirirken, kasidenin klasik biçimini de değiştirdi. Namık Kemal şiirlerinde özellikle hürriyet ve vatan kavramlarına geniş yer vererek “toplum için sanat” anlayışının başarılı örneklerini verdi. Özündeki coşkunun yanı sıra söyleyişindeki içtenlik ve yüreklilik, onu Tanzimat şiirinin önemli temsilcilerinden biri yaptı. Tanzimat edebiyatının ikinci kuşağı sayılan Recaizade Mahmud Ekrem ve Abdülhak Hamid (Tarhan), yapıtlarında toplumsal konulardan uzaklaştılar. Recaizade Mahmud Ekrem, şiirin amacının güzellik olduğunu, güzelliğin doğada ve insanda bulunduğunu, şiirin özüyle ve biçimiyle bir bütün oluşturduğunu, konuşma dilinden ayrı bir dille yazılması gerektiğini savundu. Şiir dilindeki asıl yeniliği gerçekleştiren Abdülhak Hamid, biçimsel kurallara aldırmadığı gibi, zaman zaman dil kurallarını da dikkate almadı. Hamid’in bazı şiirleri Batı etkisindeki yeni şiirin gerçek temsilcisi sayıldı ve onun “şair-i azâm” diye anılmasına yol açtı.

Batıya yönelişle birlikte, divan edebiyatında bulunmayan makale, anı, eleştiri, öykü, roman, tiyatro gibi türler de Tanzimat edebiyatına girdi. Öykü ve romanda çeviri başta geliyordu. İlk roman örneği de gene bir çeviri, Yusuf Kâmil Paşa’nın Fenelon’ dan çevirdiği Terceme-i Telemak (1862) oldu. Monte Kristo (1871), Atala (1872), Sefiller (1880), Robenson (1885), Pol ve Vir-jini (1893) çevirileri, romanı Türk okuruna tanıttı. Bu dönemde ilk telif roman örneklerini veren Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmed Midhat’ta Romantizmin etkileri vardı. İkinci kuşak romancılar Recaizade Mahmud Ekrem, Samipaşazade Sezai, Na-bizade Nazım ise Gerçekçiliğe yöneldiler.

Tiyatro türünün ilk örneğinin 1844’te tarihçi Hayrullah Efendi’nin yazdığı, teknik açıdan çok zayıf olan Hikâye-i İbrahim Paşa Be İbrahim’i Gülşeni adlı oyun olduğu ileri sürülmüştür. Ama asıl başarılı ilk örnekleri Şi-nasi, Namık Kemal, Abdülhak Hamid verdiler. Şinasi’nin Şair Evlenmesi (1860, 1983), Namık Kemal’in Vatan yahut Silistre’si (1873, yb 1940), Celaleddin Harezmşah’ı (1875, yb 1977) ve Gülnihal’i (1875, yb 1969), Abdülhak Hamid’in Finten’i (1918, 1964), Nesteren’i (1878) ve Eşber’i (1880, 1945) dönemin unutulmaz ilk oyun örneklerindendi. Ali Haydar ve Direktör Âli Bey Tanzimat Döneminin yalnızca tiyatroyla uğraşan adlarıydı. Klasik trajediye uymak için manzum tiyatro denemeleri yapan Ali Haydar’ la birlikte Direktör Âli Bey komedileriyle tanındı. Ahmed Vefik Paşa da Moliere’den yaptığı uyarlamalarla Tanzimat tiyatrosunun gelişmesinde büyük rol oynadı.

Yorum yazın