Öykü Nedir – Nasıl Yazılır

Öykü Nedir – Öykü Nasıl Yazılır

Romandan genellikle kısalığı ve yoğunluğuyla ayrılan anlatı türü [hikâye de denir).

Dramatik bir yapıda olan öykünün ortaya koyduğu kişilerin ruhsal durumları, aidatının kuruluşunu oluşturan olay örgüsüne tepki gösterdikleri ölçüde ele alınır. Romana göre “sıkışık” bir yapıda yazılan öykünün bu nedenle daha yoğun bir etkisi vardır. Bir öykünün okunmasına ayrılan zaman, bir romanın okunmasına ayrılan zamandan daha az olacağı için, öykü, etkisinin bütünlüğünden de bir şey yitirmez. Kişilerin ruhsal durumunda olduğu kadar, “dekor”un anlatımında da kesinlik kaygısı taşıyan öyküler çok çeşitli esinlere uyarak duygusal, tarihsel, gerçekçi, fantastik, vb. boyutlara bürünürler.

DECAMERON’DAN ZADİG’E

Avrupa’da İtalyanlar bu türe novella adını vermeden önce, öykü Ortaçağ Fransası’nda lai1er (Marie de France’ın laileri) ve fabli-au 1ar biçiminde ortaya çıkmıştı. Ama gerçek anlamda öykü İtalya’da ilk Rö nesans döneminde Boccado’nun De cameron’uyla (1353) doğdu ve bu ya pıt Fiorentino ve Sacchetti’nin (XIV yy.), Salernolu Masuccio ve Cor nazano’nun (XV. yy.), Straparola vt Grazzini’nin (XVI. yy.) benzer öyki derlemeleri oluşturmalarına yol açtı. Bu İtalyan öykü türü İngütere’de Chau cer (Canterbury Masalları (Tales ol Canterbury, 1387-1400]), Fransa’di Antoine de La Sale (Les Cent Nouvel les Nouvelles’in [Yüz Yeni Öykü] ya zarı olduğu sanılır) ve Marguerite de Navare (Heptaméron, 1559) tarafından sürdürüldü.

İtalyan öykülerini belirleyen yergisel gerçekçilik, açık saçık töredışılık, müstehcenlik yerini giderek şövalye ve burjuva dünyasının esinine bıraktı; böylece edep kurallarını hiçe sayan öykülerin alaycılığı ile ahlaksal bir kuşkuculuk birbiriyle kaynaşmış oldu.

Fransız yazarı Bonaventure Des Péri-ers’nin (1510’a doğru-1544’e doğru) yayımladığı Les Nouvelles Récréations et joyeux devis (1558) ilgi gördü; Fabliau’lar geleneğinde yüzden fazla öykü kapsayan bu yapıt, gerçekçi üslubu ve geçmişteki kişilerle törelere karşı sarsıcı davranmasıyla ahlaksal açıdan kendine özgü bir hava yarat-ıtı.

Ispanya’da bu türün yaratıcısı, Novelas Ejemplares (Örnek Öyküler, 1613) ile Cervantes oldu. Cervantes bu yapıtında, yeni estetik yöntemler (art arda gelen canlı diyaloglar; anlatının, kişilerin ruhsal durumlarındaki evrime göre ilerlemesi; kimi kez gülünç, kimi kez acıklı bir hava getiren üslubun kesildiği, bazen sert, kaba bir görünüm alabilen dokunaklı bir şiirsel anlatımın varlığı) kullanarak İtalyan öykü anlayışının geleneksel çerçevesini yıktı.
İspanya’da Cervantes’in öyküye yenilikler getirmesinin ve bu türü duygusal özelliklerle, picaro anlatısına özgü niteliklerle bezemesinin ardından Fransa’da La Fontaine’in şiir biçiminde yazılmış, fantezi yüklü öyküleri yayımlandı. Daha sonraki yıllarda Prévost d’Exiles ve Diderot da öyküler yazddar ama Aydınlanma çağında daha çok felsefi görüşlere ağırlık veren öykülerin yazıldığı görüldü. Nitekim, bu çağın bir yazarı olan Voltaire de Zadig (1747), Candide ya da İyimserlik (Candide ou l’optimisme, 1759), L’Homme aux quarante écus (Kırk Altınlı Adam, 1767) adlı yapıtlarıyla bu türün örneklerini verdi.

ÖYKÜ VE ROMANTİZM

Şaşırtıcı, tuhaf ve gizemli olana eğilim duyan romantizm akımı, öykü türünü yenileştirmeyi başardı. Romantik yazarlara göre, öykü, anlatımdaki kısalığı ve kesinliği sayesinde, okurda, romana göre, daha uzun süreli ve daha yoğun bir heyecan yaratmayı başarıyordu. Edgar Allan Poe’nun da belirttiği gibi “öyküde karakterlerin geliştirilmesi ya da değişik olayların anlatılması için yeterli yer olmadığından, bir plana, romandakinden daha fazla gerek duyulur. Bozuk bir olay örgüsü, romanda gözden kaçabilir ama öyküde böyle bir şey asla söz konusu olamaz ”.
Nitekim, trajik durumları ve kişileri kısa bir anlatımla ve kesin bir biçimde betimleyen Fransız yazarı Mérimée (1803-1870), öykü türünün büyük ustalarından biri sayılır. Öte yandan, Stendhal (1783-1842) de, İtalyan Öyküleri (Chroniques italiennes) adlı kitabında, çarpıcı kısa bir anlatımla, aşk serüvenlerini dramatik olay örgüleriyle iç içe geçmiş olarak verirken, kesin ve açık seçik bir üslup kullandı. Daha sonraki yıllarda Balzac (1799-1850), Nodier (1780-1844), Gautier (1811-1872), Nerval (1808-1855), Flaubert (1821-1380) ve özellikle Mau-passant (1850-1893) [öykü türünün en yetkin ustalarından biridir J Batı’ daki öykü tekniğini geliştirdiler.

ÖYKÜ TEKNİĞİNİN MODERNLEŞMESİ

Almanya’da, Tieck’in (1773-1853) öyküleri anlatı edebiyatında yeni bir kalkış noktası oluşturdu. Tieck, öyküyü “basit ya da doğal bir biçimde akıp gitmesine karşın, olağanüstü özellikler taşımaktan geri kalmayan, küçük ya da büyük bir olayı gün ışığına çıkaracak” bir şiirsel birleşim olarak tanımlıyordu. Gerçekten de, Eichen-dorff (1788-1857), Achim von Arnim (1781-1831), Hoffmann (1776-1822) gibi romantik yazarlar için, öykünün en ilgi çekici yanı, anlatıdan olağanüstüye geçişte yatıyordu. Kleist’a göre, öykünün konusu olağandışı, kimi kez kaba ya da gülünç, çoğunlukla da korku verici bir olaya dayanmalıydı. Öykülerinde kötümser bir dünya görüşü fışkırıyordu.

İngiltere’de öykü, XIX. yy’da, özellikle Dickens (1812-1870) ve Stevenson (1850-1894), XX. yy’ın başlarındaysa D.H. Lawrence (1855-1930) ve Katherine Mansfield (1888-1923) tarafından temsil edildi.

Rusya’da Puşkin (1799-1837), Maça Kızı (Pikovaya dama, 1834), Dubrovski (1836), Yüzbaşının Kızı (Kapitanska-ya doçka, 1836) öyküleriyle Rus gerçekçi düzyazı tekniğini oluşturdu. Gogol (1809-1852), Nos (Burun, 1835) ve Palto (Şinel, 1841), Tolstoy (1828-1920), İvan İIyiç’in Ölümü (Smert İvana İlyiça, 1886), Çehov (1860-1904), Bozkır (Step, 1888) adlı kitaplarıyla Rus edebiyatının en güçlü öykü yazarları arasında yer aldılar.

İtalya’da, Pirandello (1867-1936) Novelle per un anno’yu(Bir Yıl İçin Öyküler) yayımladı.

A.B.D’nde, öykü türü Hawthorne (1804-1864), London (1876-1916), Hemingway (1898-1961) ve Faulkner (1897-1962) ile büyük bir başarı sağladı.

Fransa’da da Sartre (1905-1980) [Duvar (Le mur, 1939)], Beckett (doğ. 1906) [Nouvelles et textes pour rien, 1955], Gracq (doğ.1910) [LaPresqu’i-le (Yarımada., 1971)] öykü türünün modernleşmesine katkıda bulundular.

Yorum yazın