Masal nedir – Masal özellikleri

Masal nedir – Masal özellikleri – Masal örnekleri hakkında bilgiler
MASAL i. (ar. mesel den). Genellikle olağanüstü kahramanlara ve maceralara yer verilen, konusu hayalî, kulaktan kulağa anlatılarak geçen halk hikâyesi: Haddine mi düşmüş? Kızıverirsem kendisini değil, şeyhini bile kırk katırın kuyruğuna bağlatır, masallardaki gibi kırk parça ederim (R. H. Karay). Zümrüdü anka masalı bunun için çıkmıştır, «Çobanla peri padişahının kızı» masalındaki kahraman da odur (Y. K. Ka-raosmanoğlu). Acaba böyle tam masallarda olduğu gibi, efsanevî bir hadise gerçekten otdy mttf (N. Araz). IBk. ansİkl.] || öğüt veridi ¡hikâye, bir ahlâk dersi çıkarılan alegorik eser. (Bk. ansİkl.) || Mec. Yalan, uydurma ve boş söz: Masaldır ey gönül, garip kaldığın / Bunca dert ortağın var-ktn, cihanda (F. N. Çamlıbel). Ağzımdan bir kelime çıktı. Onun etrafında bütün bir masal uydurdular. Mahvıma kadar gittiler (A. H. Tanpınar).

— çeş. dey. Masal âlemi, tabiatüstü, gerçekdışı, ancak masallarda rastlanabilecek yerler için kullanılır. || Masal âleminde yaşamak, hayal içinde yaşamak. Ancak masallarda rastlanabilecek kadar güzel anlar geçirmek. || Masal gibi, olmayacak şekilde.

|| Masal okumak (veya anlatmak), boş, yalan sözlerle karşısındakini oyalamağa veya kandırmağa çalışmak. || Kocakarı masalı. Bk. kocakari. || Peri masalı, konusu periler olan, perilerin ortaya çıktığı, çocuklar için yazılmış masal. Gerçek olmayan hikâye.
— Farklar psikol. Masal testi, Louise Düss tarafından çocuklar için hazırlanan yansıtmalı test. (Bu test, 10 masaldan meydana gelir; masallardaki kahraman [çocuk veya hayvan], kişiliğin gelişmesinin psikanalitik dönemlerine tekabül eden meseleleri ortaya çıkaracak bir seçme durumu içinde bulunur. Testin yorumu, çocuğun, masaldaki kahramanla kendini özdeşleştirdiği varsayımına dayanır.)

— ansİkl. Tabiatüstü güçlere yer veren veya gerçekçi, destansı veya alaylı bir anlatı olan masal, sözlü halk edebiyatının en eski biçimlerinden biridir. Yerli, yabancı veya mahallî folklor masallarından yapılan sayısız derlemeler masalın günümüzde de büyük bir ilgiyle karşılandığını gösterir. Masalların kaynağı oldukça tartışmalıdır; fa-| kat gerçek olan bir şey varsa o da bazı | masallarda işlenen ana konulara dünyanın | çok değişik bölgelerinde rastlandığıdır; öy-j le ki bu masalların tek bir masal ailesine | dahil oldukları ispat edilebilmiştir. Yazılı | edebiyatın başlangıcından beri, masal biri edebî çeşit haline gelmek eğilimi göstermiş-j tir. Başlangıçta bu edebî çeşidin kendine 1 has unsurlarından biri, olağanüstülük nite-| liğiydi. Ama bundan, masalın özünün ola- \ ğanüstü niteliğe dayandığı sonucunu çıkar-1 mamak gerekir. Masala kendine has niteliğini veren, daha çok, onu hayal gücüyle işleyen bir anlatıcının varlığıdır. Bu bakımdan türe örnek olarak Binbir Gece Masalları’m göstermek mümkündür; ama Odysseia’da anlatılan Odysseus’un serüvenleri; Chaucer’in Cantorbery Masalları ve Boccacio’nun Decameton’u da masalın bu tanımına uygun düşer. Nitekim, Maupas-sant’m bazı hikâyelerini de, yine aynı sebeple, yani yazar hikâyesini kahramanının ağzından ve cnun hatıraları biçiminde anlattığı için masal çeşidinden saymak yanlış Gİmaz. Yazar hikâyesini bir kahramanın ağzından anlatmadığı zaman hikâyenin ardında yazarın kendisinin varlığı sezilir ve hikâyenin anlatılışı da ona göre değişir; meselâ La Fontaine’in masallarının ayrıcalığı, zaten pek çoğu İtalyan masalcılarından alınmış olması dolayısıyle, konularından çok yazarın anlatım sanatıdır.

Kısaca söylemek gerekirse, masalın tarihî evrimini belirlemek öteki edebî türlerin ev-ı imini belirlemekten daha zordur. Gerçekten de masalın değişmez özelliği sadece bir anlatı olması ve içinde uzun tasvirlere de, psikolojik tehlikelere de yer verilmemesidir; ayrıca tek bir olaydan veya bazı masallarda görüldüğü gibi birbirinden ayrı olarak ele alınabilecek bir olaylar dizisinden meydana geldiği için öteki edebiyat türlerine göre kısa da sayılabilir, öte yandan masalda ilk özelliği alan sözlü anlatı tarzının tabiîliği ve serbestliği vardır. İfadenin çocuksu olmasını ilk masallara has bir nitelik saymamak gerekir; çünkü çocuksu olmasına rağmen hiç de sunî kaçmayan aynı söyleyişi Perrault’nun, Grimm’in ve Ander-sen’in masallarında ve bir yüzyıldan beri bütün ülkelerin edebiyatlarında rastlanan çocuk masallarında da bulmak mümkündür. Masalın bu temel özellikleri, meselâ romanın geçiregelmiş olduğu evrimlere oranla, masal türüne nispî bir değişmezlik kazandırmıştır. Hiç şüphesiz masalların malzemesi yüzyıllar boyunca zenginleşmiş ve özellikle konuları edebiyatın evrimiyle birlikte gelişmiştir. Meselâ Voltaire, masalı felsefî propagandaya uyarlar. Zadig ve Candide yazarı, masal türünün geleneksel metotlarını kendi amacı için kullanırken, hikâyenin okur üstündeki etkisini sağlayan çekicilik unsurunu da kaybetmemeğe dikkat eder. Romantik akım da, fantastik hikâyelerinde masalın en eski süslemelerinden biri olan tabiatüstü unsurunu yeniden değerlendirdi. Fransa’da bu yeniden değerlendirmenin öncülerinden biri Ch. Nodier olmuştur. Fla-ubert ise romanlarında pekiştirdiği nesir sanatını Üç Masalında uyguladı. Türk e-debiyatında Tanzimat’tan sonra yazılan ilk roman ve hikâyelerdi masal unsurları geniş ölçüde kullanıldı. Ahmed Midhat Efendi, Sabahattin Ali (Sırça Köşk), Aziz Nesin (Büyükler İçin Masallar) gibi yazarlar yeni türk edebiyatında çağdaş meseleleri ele alırken masal unsurlarını kullandılar. Biçimi ve evrimi bakımından masalı romandan ayırmak kolay olduğu halde, masal ile hikâye arasında kesin bir sınır çizmek hayli zordur. Başlangıçta hikâye diye, masallara göre daha gerçekçi konulan işleyen anlatılara denirdi; fakat zamanla bir anlatının, masal mı hikâye mi olduğunu a-yırt etmek yazarlarının bile içinden kolay kolay çıkamadıkları bir mesele halini aldı. Bu karışıklığa rağmen denilebilir ki hikâye*, tabiatüstü unsurlara yer vermediği oranda ve ölçüde masaldan farklıdır; öte yandan tekniği de masalmkine benzemez; hikâye aslında romanın kısasıdır ve özellikle günümüzde anlatanın damgasını taşıyan masalın esnekliğine karşı bir dereceye kadar nesnellik ölçüleri içinde gelişir.

Milletlerarası Masal Kataloğu’nda masallar şu ana çeşitlere ayrılmıştır: 1. hayvan masalları: bu çeşit masallarda hayvanlar genellikle kılık değiştirmiş insan niteliğindedir. Bir düşünceye güç kazandırmak, ibret dersi vermek, örnek göstermek amacıyle anlatılır. Asıl masallardan daiıa kısa olur, başlangıç tekerlemeleri yoktur. Türk hayvan masalları da genellikle başka ülkelerdeki benzerleriyle aynı kaynaklara dayanır. (Bey ile Horoz, Keloğlan ile Eşeği masalları v.b.). Bunların bazıları eski dinî inançların kalıntılarıdır. (Hayvanlarla Süleyman peygamber veya Nuh peygamber arasında cereyan eden olayları konu edinmiş masallar); 2. asıl masallar: a) olağanüstü masallar. Asıl masalların, yani masal denince ilk akla gelen masalların yer aldığı bu bölümdeki masallarda peri, cin, dev anası gibi tabiatüstü varlıklara rastlanır. Hayvanlar, hayvan masallarında olduğu gibi, insan rolünde değil, tabiat dışı varlıklar seklindedir. Olaylar da, kişiler gibi olağanüstüdür (Rüzgâr Dev, Tık Tık Kabacık masallarında olduğu gibi); b) gerçekçi masallar. Kişiler, hayvanlar, olağanüstü masalların-kinden çok farklı değildir. Şehzadeler, sultanlar, padişahlar, bezirganlar, hocalar, kadılar, yoksul ailelerin genellikle en küçük kız veya oğulları türk masallarının bu çeşidinin ar kişileridir. Bamsı Beyrek Masalı, Akıllı Terzi Kızı v.b.); 3. güldürücü fıkralar, nükteli hikâyeler, yalanlamalar (Bekri Mustafa, İncili Çavuş, bekta-SÎ, yörük, uşak-efendi, asker-subay, ana-ba-ba, karıkoca fıkraları ve hikâyeleri); 4. zin-cirlemeli masallar. Çoğunun kişileri insan ve hayvanlardır. Küçük çocukların severek dinledikleri ve kendi aralarında en çok anlattıklarıdır (Keloğlan, Sırça Köşk masalları v.b.).
Türk geleneği en masalımsı anlatıları bile gerçeğe yaklaştırma eğilimindedir, masalda olağanüstü unsurlar, akıl dışı nitelikte değildir. Masalların başında yer alan tekerlemeler, masalın konusunun gerçekten ayrılan yanlarına dikkati çekecek niteliktedir. (Bk. tekerleme.) Masallar sözlü halk edebiyatı türleri içinde ülkeden ülkeye, çağdan çağa en çok yayılan yaratmalardır. Türkiye masalları hem Anadolu’nun eski kültür geleneklerini, hem de eski türk masal geleneğini devam ettirmektedir.

Türkiye masalları, Pertev Naili Boratav, Eflâtun Cem Güney gibi yazarlar tarafından derlenip incelendi.

• Hayvan Masalları. Günlük hayatta geçerli bir hikmeti öğretmek için okuyucunun hayal gücüne seslenen masal edebî bir tür olmadan önce bütün halklarda sözlü geleneğe dayanırdı, fakat çok erken çağlarda en eski edebiyatlarda yer almağa başladı. Vişnu-Sarma adlı efsanevî bir brahman keşişi tarafından iki genç veliahtın eğitimi için sanskritçe yazılan hint masal derlemesi Panşatantra (Beş kitap) VI. yy.da peh-levî diline çevrildi, VIII. yy.da da Bitpay veya Pilpay Masalları (Pilpay, masalda anlatıcı olarak yer yer ortaya çıkan hayalî bir kişidir) başlığıyle arapça olarak yayıldı. Daha yeni masalların bir kısmı da gene hayalî bir masalcı olan Lokman’a mal edildi. Ortaçağ’da latince çevirileriyle halk arasına yayılan bu masallarda tabiatüstü kuvvetlerle tabiat duygusu birbiriyle bağdaş-tırılmıştır.

Eski Yunan’da en eski şairler (Hesiodos, «Şahin ile Bülbül»; «Kartal ile Tilki») hayvan masalları yazmışlardı. Fakat masal türünün yaratıcısı, belki de kendi doğrudan doğruya hiç bir şey yazmamış olduğu halde VI. yy.da yaşamış olan Aisopos’tur. Daha V.yy.da ona mal edilen bir sürü hayvan masalı elden ele dolaşırdı; hattâ M.ö. 300 yılında Phaleron’lu Demetrios’un ilk olarak yayımladığı bu masalları, denildiğine göre Sokrates vakit öldürmek için hapishanede manzum olarak düzenlemeğe çalışmıştır. Böylece bugün elimizde Aisopos’a mal edilen 358 mensur masal vardır ve oldukça kuru bir dille yazılan bu masalların hepsinde Masalın da gösterdiği gibi…» deyimiyle başlayan bir ibret vardır. M.S. ;II. yy.ın sonlarına doğru Babrias bu masalları şiir şekline soktu: Ortaçağ’da Ignatius Ma-gister’in rubaileriyle tanınan bu zarif ve duru eserin bir kısmı 1843’te Aynaroz’da bulundu.

Latinlerde masal, bir edebiyat türü olarak

i. yy.da ortaya çıktı. Horatius Satyrae (Yergiler) [il, 6: «İki Fare»] ve Epistolae’sinde (Manzum Mektuplar) [I, 7: «Tahıl Ambarına Girmiş Olan Tilki»; I, 10: «At ve Geyik»] çok kısa masala yer verdi.

Fakat masalı ayrı bir tür olarak ele alan Augentius’un azatlı kölesi Thaedrus’tur; Ar-sopos’u taklit ederek iambos mısralarıyle yazdığı beş kitap tutarındaki masalları, üslûbun arılığı ve kesinliği, tonunun değişikliğiyle bir ahlâkçıdan çok titiz bir aydının eseridir. Avianus’un masal derlemesi ise (IV. yy.) Babrias’ın kötü bir taklidinden başka birşey değildir.
Ama masal Ortaçağda olduğu kadar hiç bir zaman halk arasında yaygınlaşmadı: eskiçağ ve doğu masallarının latince nüshalarına Bestiarius’lar (hayvan hikâyeleri), ysopet’ler (Aisopopietos) [Aisopos geleneğini izleyen eserler; en ünlüsü Marie de Fran-ce’ınkidir, XII. yy.] eklendi.

Rönesans devri hümanistleri Phaedrus’u tekrar ele aldılar ve Aisopos’u latin nesir veya nazmına uyarladılar (meselâ İtalyan Abs-temius).

La Fontaine on iki masal kitabından meydana gelen üç derlemesini işte bu çeşitli kaynaklardan yararlanarak yazdı (1668, 1678, 1694). Masal başka ülkelerde de ba-şarıyle işlendi: İngiltere’de Gay, Johnson, Moore; Almanya’da Lessing, Gellert, Hage-dorn; Ispanya’da Hita başpiskoposu Juan Ruiz, Tomas de İriarte, Samaniego; İtalya’da Pignotti; Rusya’da 1. F. Bogdanoviç ve özellikle eseri La Fontaine’inkiyle boy ölçüşebilecek çapta olan Krıylov.

Türk edebiyatında öğretici nitelikteki masalların ilk örneklerden biri, uygurca Kal-yanamkara ve Papamkara hikâyesidir. İslâm dini etkisindeki dönemde dinî – tasav-vufî eserlerde (Eşrefoğlu Rumî’nin Müzek-ki’n-Nüfus’u [Nefisleri Arıtan], İbni Kemal’in CamUün-Nasayih’i (öğütler Toplamı) v.d. bu tür masallar konu edinildi. Kelile ve Dimne (Kul Mesud ve Ali Çe-lebi’nin tercümeleri), Bustan (Hoca Mesud*-un tercümesi), Gülistan (Manyaslı Mah-mud tercümesi) gibi eserlerde, yer yer ekleme ve değiştirmelere yer verildi.

+ Masalcı i. Masal anlatan kimse. |l Mec. Yalan uyduran, hayalî şeyler anlatan, yalan söyleyen kimse: İhtiyar iyi masalcı i-miş, öyle güzel uydurdu ki, inanacağımız geldi (R. H. Karay), [lm]

Yorum yazın