Gürcü Edebiyatı

Gürcü Edebiyatı

Gürcü edebiyatı tarihi, komşusu Ermenistan’da da olduğu gibi bölgenin IV. yy.da hıristiyan olmasıyle başlar. Hıristiyanlığın yerleşmesiyle kutsal kitapları anadile aktarmak, dolayısıyle bir alfabe yapmak ihtiyacı doğdu. İncil V. yy. Ermenicesinden çevrildi. Kısa bir süre sonra Resullerin İşleri kitabiyle Mezmurlar da çevrildi. Sonraları Nyssa’lı Gregorios, Nazianzos’lu Gregorios, loannes Khrysostomos, Büyük Ba- süeios gibi yunanlı «kilise babalarının da kitapları gürcü diline aktarıldı. Gürcü menşeli edebiyat, azizlerin hayatlarını anlatan metinlerle başlar. Bunların içinde günümüze kadar gelen en eski eser, Aziz Shushanik’- in hayatını anlatır (yaklş. ol. 480 yıllarında yazılmıştır). Diğer eski metinler arasında Gürcistan’ın Aziz Nino tarafından hıristiyan- laştırılmasını dile getiren bir eser ve V. yy. da yaşamış bir kahraman olan kral Vahtang Gorgaslani’nin efsanevî maceralarını yansı-
tan bir metin sayılabilir. Bu konuların çoğu sonradan gürcü vakayinamelerine (K’art’- lis Tskhovreba) işlendi. Bir Buddha efsanesi olan Barlaam ve Josaphat hikâyesi IX. yy.da Araplar aracılığıyle Gürcistan’a ulaştı. Bu hikâyeye hıristiyan unsurları katan ilk kavim Gürcüler oldu. Gürcistan’da ilk felsefe okulunu yeni-eflatuncu olan ioannes Pet- ridsi kurdu (öl. yaklş. ol. 1125). Mikhael Psellos ve ioannes italos gibi bizanslı bilginlerin öğrencisi olan Petridsi, gürcü Ortodoksluğuna daha derin metafizik bir anlam kazandırmağa çalıştı.
Dinî gürcü edebiyatının asıl kaynağı Bizans- Yunan kültürü olmasına karşılık, ortaçağ edebiyatının macera romanları ve destanları, fars edebiyatının etkisinde kaldı; ayrıca Kafkas folklorundan gelen unsurlar da bu eserlerde vardır. Nesir şeklinde yazılmış en önemli macera romanları XII. yy.da T’mogvi’li Sargis tarafından bir İran macera romanından adapte edilen Visramiani (Vis ile Ramin’in Aşk Maceraları) [eserin menşei Parth’lara kadar iner] ve Amiran-Dareja- niani Khoni’li Musa’ya atfedilen maceralar dizisidir. Din dışı şiirlerin başlangıcı da ayni devre rastlar. Yoane Şavt’eli ve Şahru- hadze adlı şairler, kral David II (1089-1125) ve kraliçe Tamara (1184-1213) için lirik tarzda methiyeler yazdılar. Gürcü edebiyatının altın çağında ortaya çıkan en güçlü eser, Şot’a Rust’aveli’nin Vep’khis-taosani (Panter Derisindeki Adam) adlı epik eseridir. Bu eserde ideal arkadaşlık, şövalye aşkı ve kahramanlık kavramları ince ve bilgiç bir tarzda anlatılır. Rust’aveli’nin kraliçe Tamara zamanında gerçekten yaşayıp yaşamadığı kesin olarak bilinmemektedir. Daha sonra yaşamış bir şairin takma adı olması ihtimali de vardır. Kurduğu şiir geleneği Moğol akınlarıyle yıkıldıysa da, XVII. yy.da Teymuraz I (1589-1663) ve Arşil (1647-1713) adlı şairler bu geleneği yeniden canlandırdılar. XVIII. yy.da, lûgatçı Sulhan – Saba Orbeliani (1658-1725), masalları Dsigni Sibrdzne-Sitsruisa (Akıl ve Yalanlar Kitabı) adlı kitapta toplandı. Tiflis’te bir matbaa kuran kral Vahtang VI (1625-1737), gürcü kroniklerini tamamlayarak bastırdı. Devrin başlıca şairleri David Guramisvili (1705-1792) ile Besiki diye anılan Besarion Gabaşvili’dir (İ750-1790).
180 Pde Gürcistan Rus hâkimiyetine girince avrupa edebiyatı ile kaynaştı. Aleksander Tçavçavadze (1786-1846) romantik şiirler yazmağa başladı, ayrıca lord Byron tarzında yazan genç ozan Nicholas Barat’asvili de (1817-1845) aynı türde ilgi çekici eserler verdi. Modern gürcü tiyatrosunun kurucusu olan Giorgi Erist’avi’nin (1811-1864) önderliğinde alaycı komedi gelişti.
Lavrenti Ardaziani (1815-1870) ve îlia Çhav- tçhavadze (1837-1907) gibi yazarlar gerçekçi romanın temsilcisi oldular, llia Çhavtçhavad- ze ayrıca Gürcistan’da son zamanlarda deneme, gazetecilik ve şairlik gibi alanlarda en çok ün kazanmış kişilerden biridir. Aleksander Qazbegi (1848-1893) ve Vazha P’şa- vela (1861-1915) gibi yazarlar hikâye ve şiirlerinde Gürcü dağlılarının hayatlarını canlandırdılar. En önemli şair ve edebiyatçılardan biri de millî şiirler yazan Akaki Dseret’eli’dir (1840-1915). Shakespeare’in bazı oyunlarını ivane Makhabeli (.1854-1898) çevirmiştir.
Çarlık rejimi sırasında gürcü edebiyatı genellikle propagandacı ve ahlâkçı bir tutum sürdürdü. Daniel Çonk’adze (1830-1860) tarafından yazılan ve romantik bir hikâye olan Suramis Tsikhe (Şuram Şatosu) bile o devirdeki köleliği tenkit eder. Sovyet rejimi altında Paolo Yashvili, Titsian Tabidze ve Miheü Javahişvili gibi büyük şair ve edebiyatçılar 1937’de Stalin’in emriyle öldürüldüler. Buna rağmen Yoseb Grişaşvili (1889) gibi şairler, Şalva Dadiani (1874- 1959) gibi oyun yazarları ve Konstantine Gamsahurdia (1891) gibi romancılar orijinalliklerinden bir şey kaybetmeden yazı hayatını sürdürdüler.

Yorum yazın