Gurbet Nedir

GURBET i. (ar. gurbet). Yabancı memleket: Niçin, kalkıp da İstanbul’dan buraya gelmiş? Bu gurbet elinde, bu sıkıntılara katlanmış (Y. K. Karaosmanoğlu). Kısmetimiz kalkmış diyerek buralardan / Bir gurbet yolculuğu niyetine… (C. S. Tarancı). || Kendi memleketinden uzakta yaşama, memleketten ayrı olma: Sanki birkaç senelik bir gurbetten değil de, iki ayrı hayatın arasındaki boşluktan gibi hatırlardı (A. H. Tanpınar).
Çünkü ayrılık, hasret ve gurbet, bizim kenar mahallenin de melânkolik unsurlarıydı (Ş. S. Aydemir). [| Gurbet çekmek, yurt özlemi çekmek: Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı / Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı (F. N. Çamlıbel). || Esk. Gur- bet-zede, gurbete düşmüş, gurbet sıkıntısını çeken, sürgün edilmiş.
— Ed. Bk. ANSİKL.
— Tasav. Gurbete çıkma, dervişin genellikle şeyhin emriyle bağlı olduğu dergâhı bırakarak başka illere gitmesi. Dervişin zaman zaman Tanrı’dan uzaklaştığı kaygısına kapılarak günlük hayatla ilgisini kesmesi ve yalnızlık içinde Tanrı’yı gönlünde araması.
— ansİkl. Ed. Gurbet, türk edebiyatında en çok işlenmiş temalardandır. Turfan yazmaları arasında bulunan en eski türkçe şiir örneklerinden birinde, çocuklarından ve ailesinden ayrılan gençlerin, bağlı olduğu beyin yanından ayrılan yiğitlerin gurbetteki duyguları anlatılır. Anadolu’da gelişen saz şiiri geleneğinde, şairlerin yetişme çağını tamamlayınca rüyalarında «pir dolusu» denen içkiyi içtikleri ve uyandıktan sonra gurbete çıktıkları kabul edilir. Şiirlerinde Konya’dan Halep’e, Bursa’dan Mısır’a kadar sürekli o- larak gezdiği yerleri ve kendi memleketi olan Çukurova’ya karşı duyduğu özlemi anlatan Karacaoğlan başta gelmek üzere bütün halk şairleri, gurbetten söz etmişlerdir. Halk hikâyeleri (Âşık Garip), halk türküleri (Eğin türküsü) bu konuyle yakından ilgilidir.
<#- Gurbetçi i. Gurbete çıkan, gurbette gezen kimse: Gençlerin kimi askerde, birçoğu gurbetçi imişler (F. Ri Atay). [m] Gurbet Hikâyeleri, Refik Halid Karay’ın hatıra, fıkra ve hikâyelerden kurulu eseri (1940). Eserdeki yazılar, yazarın Çorum, Ankara, Bilecik sürgünlerinde geçen (1913- 1918) olayları anlatır. R. H. Karay, Millî kurtuluş hareketine karşı tutumu yüzünden yurt dışına çıkarılmış, onbeş yıl kadar Beyrut ve Halep’te yaşamak zorunda kalmıştı (1923-1938). Bu dönem yazılarında arap ülkelerinin garip âdetleri konusundaki gözlemleri de yer alır, özentisiz, açık ve yalın bir anlatım, üslûbunun başlıca özelliğidir. Vatan özlemini kuvvetle duyuran kitabın «Ayşegül», «Çadırda», «Eskici» gibi yazıları dikkate değer,

Etiketler:

Yorum yazın