Efendi nedir – Efendi ne demektir

EFENDİ i. (yun. authentes, sahip>e/«/ı//s’-.ten). Eskiden «bay» anlamında, özellikle şehzadeler, din adamları ve öğrenciler için, bugün ise yaşlı kimseler için kullanılan unvan: Hoca efendi. Süleyman efendi. (Bk. ansİkl.) || Sahip, iye: Köylü memleketin efendisidir (Atatürk). II Bey, koca: Bizim efendi de pek kıskanç. )| [Hizmetçiler ve uşaklar i-çin] Çalışan evin erkeği, hizmetinde bulunulan adam: Zalim, değersiz bir adam olan efendisi bir gün, eğlence olsun diye onun ayağını kırdı ve Epiktetosu sakat bıraktı (Ş.S. Aydemir). || Sıf. Saygı değer, kibar, terbiyeli: Arkadaşım efendi adamdır. || Ünl. [Erkekler için] Seslenme sözü: Efendi! Biraz dikkat etsene.

— çeş. dey. Efendi baba, eskiden bazı ailelerde çocukların babaları, gelinlerin kayınpederleri için kullandıkları saygı sözü: — Rabiayı görmek istemez misin, efendi baba? (H. E. Adıvar). || Efendi gibi yasamak, rahat yaşamak. || Efendiden bir adam, efendi görünüşlü, kibar erkek. || Efendiler götürsün, bir çağın karşısında «Efendim» deyip gitmeyen kimse için söylenilen «öl» anlamında şaka yollu beddua. || Efendime söyleyeyim, konuşurken gerekli kelime bulunmadığı zaman vakit kazanmak için kullanılan söz. II Efendim nerde ben nerde!, «ben ne diyorum siz ne anlıyorsunuz» anlamında.

|| İstanbul efendisi, İstanbullu gibi nazik, ince. || Kalem efendisi, kalemden yetişmiş memur.
— Kıyf. Efendi biçimi, çeşitli fes kalıplarından birine verilen ad. (Genellikle feslerin sıfır numaradan 16 numaraya kadar 17 değişik biçimi vardı. Son zamanlarda kullanılmağa başlanan Beyoğlu adlı kalıbın numarası 2 idi. Bunun çeşitleri arasında Büyük Hamidiye, Hamidiye, Aziziye, Tam zuhaf, Efendi biçimi, İzmir biçimi adlı kalıplar varsa da topluca hepsine Efendi biçimi denilir ve daha çok okumuş kişilerce tercih edilirdi.)

— Teşk. tar. Efendi dâimiz, osmanlılarda, padişahların şeyhülislâmlara bir hitap şekli.) || Efendi kapısı (veya dairesi), yeniçeri e-, fesinin (yeniçeri kâtibi de denir) çalıştığı makam. (Yeniçeri efendisi burada esa-me ve kütük denen ana defterleri bizzat tu* tar, kimseye göstermezdi.) || Efendi kapısı (veya dairesi) kâtipleri (veya şakirtleri), yeniçeri kâtibinin yanında çalışan yazıcılar. (Bunlar yalnız maaş defterlerinin düzenlenmesinde ve yazıya ait işlerde kendisine yardım ederlerdi.)

—. ansİkl. Efendi kelimesi Türkçeye Selçuklular zamanında, BizanslIlardan alınarak girdi. Emirlere, önemli mevki sahiplerine, e-fendi demek âdet oldu. Osmanlı devletinde, belirli zümre mensupları efendi unvanını aldı. Bütün ilmiye sınıfı, şeyhülislâmdan en alt kademelere kadar «Efendi» unvanını taşırlardı, ilmiye sınıfı dışında sayılan cami ve tekke mensuplarına da genellikle e-fendi denmiştir. Tanzimat’tan (1839) sonra Osmanlı şehzadeleri (veliaht dahil) efendi diye anıldı. Bazı mülkî rütbe sahiplerinin de unvanı efendi idi. 1908 Meşrutiyetinden sonra unvanının derecesi biraz daha düştü, zamanımızda ise, bey denmeyen kimselerin çağırıldığı bir kelime oldu. Osmanlı idaresindeki Arap ülkelerinde de bu şekilde kullanılıyordu. Kelime, saygı mübalâğası ö-larak diğer unvanların sonuna getirilmiştir: hâlâ kullanılan bey-efendi, hanım-efendi ve sultan-efendi (Osmanlı prensesleri hakkında) hattâ ağa-efendi, paşa-efendi gibi. E-fendimiz, Osmanlı toplumunda mutlak mânâda padişah için kullanıldığı gibi, hanedan mensuplarına da böyle hitap edilmiştir. Peygamber, hattâ Allah hakkında da kullanılır («Peygamber Efendimiz, Efendimiz Allah»), Tanzimat’tan önce İstanbul ka* dışına İstanbul efendisi, reisülküttaba reis efendi, şeyhülislâma müftü efendi veya müf-ti-l-enâm efendi, Rumeli ve Anadolu kazaskerlerine sadreyn efendiler denilmiştir, i

♦ Efendi efendi zf. Uslu uslu: Efendi e-fendi oturup ders çalışmalı.

♦ Efendice zf. Efendi gibi, efendiye yakışır şekilde: Şöyle bir efendice oturalım (A.

H. Tanpınar). Efendice yasamak.

♦ Efendilik i. Efendi olma hali. || Efendiye yakışan davranış, (m)

Yorum yazın