Büyük Harflerin Kullanımı

Büyük Harflerin Kullanımı
Tümcelerin ilk harfi, bütün özel adlar (kişi, ulus, ülke, köy-könt-yer, anakara-bölge-dağ-ova-deniz-göl-akarsu, orman, yer-yön-yöre-bölge, kurum ve kuruluş, yapı-yapıt-ören yer, dil, din-mezhep, yaşa-yapıt-kitap-dergi-gazete..) öze! ada bağlı saygı sözcükleriyle sanlarla takma adlar, özel adlardan türemişler, yazı ve kitap adlarının her sözcüğü…

Ay ve gün adlarının yazımı, tarihlerin yazımı, sayıların yazımı, Güneş, Ay ve gezegenlerin yazımı, çok sözcüklü öğelerin yazımı, bileşik sözcüklerin yazımı, bileşik özel adların yazımı, gibi yan konularda Türk Dil Kurumu’nca hazırlanmış Yedi Yazım Kılavuzu’nun 11. basımı geçerlidir

(1981); siyasal bazı kullanımlara karşın bu ansiklopedide de aynı kaynağın ilkelerine uyulmuştur. Kısaltmalar, deyimler, ikilemeler, noktalama imleri bakımından da ortak uyum kuralları aynı kaynaktadır. Dilimizdeki üç ünsüzün (konsonant) ise ayrı bir özelliği vardır. K, G, L ünsüzleri; kedilerinden sonra gelen ünlü kalınsa kalın, inceyse ince okunurlar. Bu bakımdan Türkçe olan sözcüklerde hiçbir zorlanma, sorun doğmaz: Kabak, kelebek, gaga, Ege, kalın, leylek., gibi. Ne var ki dilimize girmiş yabancı sözcükler henüz bütünüyle ayıklanmadığı için bazı aykırı durumlar yürürlüktedir. Öyle sözcükler vardır ki K, G, L’den sonra kalın vokal: ünlü geldiği halde ondan önce gelen k, g, l’nin ince okunması alışkanlığı gündemdedir. Bu değişik duruma geçici bir çözüm olarak düzeltme İmi (î) kullanma yolu önerilmiştir: kâğıt, kâr, dükkân, mekân, rüzgâr. Aynı im, dilimizde bulunmayan uzun okunması gerekli ünlülerin üzerine de konur: Âlem, âlim, âdet, askerî… L’lerden sonra gelen harfler üzerine düzeltme imi koyup koymama değişkenliği yürürlüktedir: Kâzım, Kâmil, lâle, labirent, lacivert… (Yine de düzeltme imi kullanımı bütün karışıklıkları gidermeye yetmez. Gaazi, ikaamet, kaa-nun, kaatil.. gibi sözcüklerde düzeltme imi görev yapamadığı için bazı durumarda iki ünlü yazma yoluna da gidildiği olmuştur). Bin yıl kullanılmış dinsel kökenli bir abece yerine Latin kökenli yeni Türk abecesini kullanıma sokan, bin yıllık Osmanlıca yerine anadilin yalın-arı-özleşmiş biçimini yerleştirmeye çalışan Dil Devrimi, bu ka-darcık pürüzlerle zedelenmeyecek kadar sağlıklı ve güçlü bir atılımdır. Kısa sürede, çoğu yabancı sözcüklerin yazımında ortaya çıkan küçük anlaşmazlıkların giderilmesi doğaldır. Böyle büyük devrimlerin, küçük alışkanlıklarla sarsılması beklenmez.

Yorum yazın