Yeryüzündeki Su kaynakları Nelerdir

Yeryüzündeki Su kaynakları Nelerdir

su kaynakları, Yer’de katı, sıvı ya da buhar halinde bulunan her türlü doğal su kütlesi. Okyanus, ırmak, göl gibi oluşumları, yeraltı sularını, buzulları ve kalıcı kar örtülerini kapsar. Doğal kaynaklardaki su, kuyu, baraj, gölet gibi yapılar aracılığıyla toplanıp yönlendirilerek ev içi tüketimde, tarımda ve sanayide kullanılır. Ama insanların kullanımı söz konusu olduğunda, suyun miktarı kadar niteliği de önem kazanır. Bu amaçla arıtma, klorlama gibi işlemler uygulanır.

Doğal sular atmosfer, suküre ve taşküre sistemleri arasında sürekli bir çevrim içindedir. Su çevrimi olarak bilinen bu süreç, kara, deniz ve atmosfer arasında görece düzenli bir su dağılımı sağlar. Bu çevrimi yönlendiren temel etmen, Yer’deki ısı dağılımıyla atmosferin genel dolaşımını etkileyen Güneş etkinlikleridir.

Yüzey ve okyanus sularının buharlaşması da bu çevrimde önemli bir rol oynar; ayrıca karalarla denizlerin ısı ve su dengeleri arasındaki ilişkiyi belirler.

Yer’deki toplam serbest su miktarının, Prekambriyen Zamandan (y. 4,6 milyar-570 milyon yıl önce) beri değişmediği sanılmaktadır. Bununla birlikte okyanuslarla karalar arasındaki su dağılımının kararlılığı, iki ortamdaki kayıp ve kazanımın dengesine bağlıdır. Jeolojik dönemler boyunca bu denge sık sık değişmiştir. Deniz düzeyinde ve bunun sonucu olarak kara ile deniz alanlarında gerçekleşen değişiklikler iklime bağlıdır. Son 60-80 yıl içinde yapılan incelemeler, deniz düzeyinin yılda yaklaşık 1,2 mm yükseldiğini göstermiştir. Bu da, karalardaki toplam su miktarının her yıl yaklaşık 430 km3 azaldığı anlamına gelir. Söz konusu dengenin bozulmaması durumunda, önümüzdeki yıllarda deniz düzeyi yükselmeye devam edecek, dolayısıyla da kara alanlarında ve karalardaki su kaynaklarında azalma görülecektir.

Yer’deki toplam su miktarının yüzde 97’sini okyanuslar oluşturur. Ama doğadaki en büyük su alışverişi atmosferde ve akarsularda gerçekleşir. Yeryüzündeki büyük ırmakların kaynaktan denize ulaşmaları ortalama 20 gün, ortalama akış hacimleri de

2.000 km3’tür.

Su düzeyinin yükselme ve alçalma dönemleri, geniş bölgelerde iklimi ve kara alanlarını önemli ölçüde etkilemekle birlikte, bu etki gezegen düzeyinde değildir. Yeryüzünün bir bölgesinde su düzeyi yükseldiğinde, başka bir bölgedeki sular alçalır. Irmak akış çevrimlerinin (2-3 yıl, 5-7 yıl vb) geniş alanlara yayılmış olması, yüksek-alçak su evrelerinin de zaman içindeki yayılımını artırır.

Bir ırmaktaki su miktarı üzerine uzun vadeli tahminler yapılabilirse de, doğadaki su dağılımı ile insanların su gereksinimi arasındaki dengesizlik bir sorun olarak varlığını korumaktadır. Bazı durumlarda su kaynaklarının yerleşim merkezlerine uzak olması da sorunun bir başka boyutudur. Örneğin SSCB’de, 1.000 km3’lük düzenli ırmak akışının yüzde 80’i, nüfusun çok seyrek olduğu bölgelerde yoğunlaşmıştır. 2000’lere değin, bir yıl içinde yenilenebilir tüm sulann yaklaşık dörtte birinin tüketile-ceği tahmin edilmektedir. Su dağılımındaki dengesizlik de buna eklendiğinde, yakın gelecekte, su akışının düzenlenmesi, suyun dağıtımı ve depolanması, ırmakların kurak bölgelere yöneltilmesi gibi çalışmalara ağırlık verilmesi gerekecektir. Su gereksinimi nüfustan daha hızlı arttığı için, su kaynaklarına ilişkin sorunlar da gün geçtikçe önem kazanmaktadır.

Yorum yazın