Yeni Zelanda Hakkında Bilgi

Yeni Zelanda Hakkında Bilgi

YENİ ZELANDA, Büyük Okyanus’ta adalar devleti. Yüzölçümü 269.063 km2, nüfusu 5.609.500 (1984), başkenti Wellington.

Yeni Zelanda Din: Hıristiyanlık

New Zealand (Anglikan, Presbiteryen,

Başkent: Wellington Katolik, Metodist),

Dil: İngilizce (resmi Maori dinleri

dil), Maori (Ratana, Ringatu)

Coğrafya Konumu: Büyük Okyanus’un güneybatısında, 34° 50’-47° güney enlemleri, 166°-178° 50’ batı boylamları üzerinde yer alan Yeni Zelanda’nın en yakı komşusu Avustralyadır. Ülke Kuzey Adası, Güney Adası, Stewart Adası, Chatham Adaları ve Campbell Adası ile bazıları özerk yönetim altında bulunan Cook Adaları, Niue, Tokelau ve Kermadec Adaları, Antartika’daki Ross bağlı topraklarını içerir. Üç ana ada olan Güney Adası, Kuzey Adası ve Stewart Adası, 1876’da kaldırılmış olan eyaletlerin yerine kurulan 12 birleşik ya da bölgesel yönetim birimine ayrılmıştır.

Yüzey şekilleri. 1.600 m uzunluğundaki Yeni Zelanda’nın en geniş yeri, 450 km’yi aşmaz. Güney Adası’nın belkemiğini oluşturan Güney Alpleri’nin en yüksek noktası 3.764 m’lik Cook Dağı, aynı zamanda ülkenin en yüksek dağıdır. Kuzey Adası’nda, Mgaumhoe Ruapehu’da termal bir bölge vardır ve adadaki 4 yanardağın 2’si günümüzde de etkinliğini sürdürmekdedir. Ülkenin en büyük gölü Taupo (606 km2) ile en uzun ırmağı Wai-kato (425 km) Kuzey Adası’ndadır. Yeni Zelanda’nın dağlık yapısı ulaşımı güçleştirir. Kıyıları girintili çıkıntılı olan adalarda, korunaklı limanlar vardır.

İklim. Yeni Zelanda, yarı tropikal iklim kuşağının güneyindeki ılıman bölgede yer alar. Yıllık ortalama sıcaklık kuzey adasında 15°C ile güney adasında 9°C arasında değişir. Bugüne kadar kaydedilmiş en yüksek ve en düşük sıcaklıklar 42°C ve -19°C’dir. Sürekli batı rüzgârlarının estiği her iki ada da bol yağış alır. Güney Alp-leri’nde yıllık yağış tutarı 8.000 mm’ye ulaşabilir. Yıllık ortalama yağış tutarıysa 600-1.500 mm arasında değişir. Kuzey Adası, yılda ortalama 83 gün güney ışığı alır.

Bitki örtüsü ve hayvanlar. Yeni Zelanda genelde ormanlar, otlaklar ve çayırlıkla kaplıdır. Çayırların en sık olduğu alan Güney Adası’ndadır. Ülkenin toplam yüzölçümünün 1/4’ünü ormanlar oluşturur. Devlet tarafından yürütülen ağaçlandırma çalışmalarıyla, ormanların çoğu bir tür çamla kaplıdır. Ormancılık, kereste, selüloz kâğıt sanayilerinin gelişmesini sağlamıştır. Ülkede pek çok özgün hayvan türler iyaşar. Tarihöncesi bir kertenkele türü olan noktalı kama diş ve uçamayan bir kuş türü olan kivi bunlar arasında sayılabilir.

Toplum yapısı. 1978’de Yeni Zelanda’nın nüfusu 20. yy içinde ilk kez azalma göstermiştir. Bu durum, ekonomik bunalım sonucu başlayan “beyin göçü”ylede ilgilidiri. Nüfus artış hızı 1950’de binde 16.4’ten, günümüzde binde 8.4’e; aynı dönemde Maori nüfusunun artış hızı binde 33’ten 19’a düşmüştür. 1976’da doğum oranı (binde 17.8) bebek ölüm oranı binde 14) Avustralya, Federal Almanya, ABD’dekinden düşüktür. Ortalama yaşam süresi (erkeklerde 68.9, kadınlarda 75 Yıl) yüksek sayılmakla birlikte, Kanada, Japonya ve İsveç’e yakın düzeydedir. işgücünün toplam nüfus içindeki olduğu göz önünde bulundurulursa, nüfus yapısının fazla genç olmadığı ortaya çıkar. Halkın °/o 70’inden çoğu Kuzey Adası’nda toplanmıştır. Ülkede km2’ye 12 kişi düşer ve bu değer İngiltere (229) ve Hollanda (340) ile karşılaştırıldığında nüfus yoğunluğunun çok düşük olduğu görülür. Nüfus 4 önemli kentte yoğunlaşır: Auckland, Wellignton, Christchurch, Dunedin. Nüfus dağılımı tarihsel ve ekonomik nedenlerle yüzey şekillerine bağlıdır; özellikle Güney Adası’nda, geniş otlaklar yeterince değerlendirilmemektedir. 4 Hektara 1 koyunun düştüğü bu adada az sayıda insan, birkaç bin hektarlır bik alana yerleşebilmektedir. Ülkenin toplam yüzölçümünün yaklaşık % 79’u tarım ve yerleşim alanıdır. Öteki ülkelerle karşılaştırıldığında, Yeni Zelanda sınıf ve gelir farklarıyla ırk ayrımının daha az belirgin olduğu göze çarpar. Ancak ülkede birçok gözlemcinin bir zamanlarinandığı gibi, birbirleriyle kaynaşmış bireylerden oluşan, sosyal ve siyasal eşitliğe dayalı bir toplum yoktur. Yeni Zelanda’da toprak sahibi bir orta sınıfın bulunmasına karşın, hiçbir zaman geleneksel bir soylu sınıf var olmamıştır. Eski çiftçi aileleri, bulundukları konuma, geçmişteki toprak düzeni yoluyla ulaşmışlardır. Gelirler arasında büyük bir farkın bulunmadığı (yıllık kişi başına düşen ulusal gelir 7.410 dolardır) ve eğitimin ücretsiz olduğu ülkede, ulusal eğitim serbest çalışma yönündedir. Ancak bu istek genelde gerçekleşememektedir. işgücünün yalnız °/o 7.2’si kendi hesabına çalışırken % 83.6’sı ücretlidir.

Yeni Zelanda’da, Beyazlar, nüfusun yaklaşık o/o 89’unu oluşturur. İngiliz kökenli topluluklar, uzun süreden bu yana Alman, Fransız, Skandinavlar ve Yugoslavlarla karışmış; ayrıca bunlara Maori, Yerli ve Büyük Ökyanus Adaları kökenli öğeler de katılmıştır. Nüfusun geri kalan % 8’ini Ma-oriler, °/o 2’sini Polinezyalılar ve °/o 1 ’ini de Yerlilerle Çinliler oluşturur. Maori dilinin, okullarda ve üniversitelerde öğretimi giderek yaygınlaşmaktadır. 1976’da hükümet, ülkede kalma izinlerinin dolduğuna karar vererek Yeni Zelanda uyruklu olmayan 10.000 kadar Samoalı, Tongalı ve Büyük Okyanus Adaları’ndan gelen öteki toplulukları sınır dışı ederken polisin şiddete başvurmasıyla gergin bir ortam doğmuştu. Aynı zamanda Maorilerle Beyaz olmayan öteki topluluklar, örneğin Büyük Okyanus Adaları’ndan gelenler arasında da uyuşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Yeni Zelanda, küçük yerleşim merkezleri arasında bile büyük uzaklıkların bulunduğu bir ülkedir. Kentler dışındaki yerleşim alanlarıysa, ana yoldan uzak otlaklarda ve dağlık yeşil alanlarda tek başlarına yer alan çiftliklerdir. Güneyde bu durum daha da belirgindir; yoğun süt üretimi yapılan mandıraların çoğu Kuzey Adası’nda-dır. Kentler genellikle geniş alanlara yayılmıştır. Yeni ZelandalIlar önü çimlerle kaplı, arkasında sebze bahçesi bulunan tek katlı evlerde oturur (yeterli alanın bulunmadığı Wellington gibi kentler dışında). Bu nedenle, kentler Amerikan kentlerinin görünümündedir, işçiler, Yeni Zelanda işçileri Çalışma Federasyonu Örgütü’nde (FOL) toplanmıştır. Bu örgüt, işgücünün % 38’ini oluşturan, yarım milyon üyeli 291 sendikayı denetimi altında tutar. FOL’un en büyük sendikaları, toptan ve perakende ticaret (88.000 üyeli), mali işlemler ve taşınmaz mallar (72.400), besin maddeleri ve tütün (53.000) iş kollarında etkinlik gösterir. FOL dışındaki 24 memur sendikasının, çalışan nüfusun % 14.7’sini oluşturan 200.000 üyesi vardır.

Din. Yeni Zelanda’nın iki yönetim birimi, kilise birliklerince kolonileştirilmiştir: Özgür iskoçya Kilise Birliği’nce Otago (başlıca kent Dunedin) İngiliz Kilise Birliği’nce Canterbury (Başlıca kenti Christchurch). En yaygın mezhepler, Anglikan, Presbiter-yen, Katolik ve Metodist mezhepleridir. Mormon Mezhebi daha çok Maoriler arasında yaygındır.

İnsan hakları. Geleneksel hukuka dayanan insan haklan, insan Hakları Komisyonu (1977), Eşit Haklar Divanı (1977) ve Irk ilişkileri Sözleşmesi’nden (1971) des-tekalıre. Plak ve bant yayınları, Ahlâkdışı Yayınlar Mahkemesi’nce, filmler Film Sansür Kurulu’nca denetlenir. Ancak zaman zaman ahlâkı korumak kaygısıyla yanlış kararlar verildiği de görülmektedir. 1962’de Yeni Zelanda’da, İngilizce konuşulan ülkeler arasında ilk kez devlet dairelerinin kararlarına karşı halkın yakınmalarını dinleyen bir memur atanmıştı. Son yıllardaki protesto gösterilerinden biri, geçmişte Maorilerin topraklarının satılması konusunda Maorilerce yapılan gösterilerdir. Bu gösteriler, 1976’da “Toprak Yürüyüşüme ve Auckland’deki Bastion Po-int’in işgal edilmesine yol açmıştı. Kadınlara oy hakkı 1983’te, eşit ücret hakkı 1972’de sağlandı. 1977’de çıkarılan Doğum Kontrolü, Kısırlaştırma ve Kürtaj Ya-sası’nın, kadınlar için güvenli ve yasal kürtajı daha da güçleştirdiği öne sürülmektedir.

Sosyal güvenlik ve refah. 1890’larda Yeni Zelanda, örneğin 1894’te uygulamaya koyduğu işçi-işveren uzlaşma ve hakemliğiyle, dünyadaki en radikal devletti. Bu devlet sosyalizminin temelleri üzerinde, ilk İşçi Partisi Hükümeti (1935-1949), çiftçilere devlet güvencesindeki alım fiyatları, işçiler için asgari ücret, devlet konutları, aile yardımları ve ulusal sağlık hizmetlerini uygulamaya geçirerek bir sosyal devlet kurdu.

1938’de, bu önlemler yoksulluk korkusunu ortadan kaldırdı. Günümüzde, sağlık hizmetleriyle sosyal hizmetler için devlet bütçesinin yaklaşık 1/3’ü ayrılmaktadır (her kadın, erkek ve çocuk için yaklaşık 880 dolar). Yine de hastane hizmetleri için devlet bütçesinin birçok ülkede olduğundan daha geniş bir kesiminin ayrılmasına karşın, gecikmelerle ilgili yakınmalar nedeniyle, birçok kişi özel sağlık sigortası yaptırmaktadır. Hükümet, emekli olmuş evlilere, 60 yaşında aldıkları ortalam ücretin % 80’i tutarında bir emekli maaşı bağlamaktadır. Bu girişim, Yeni Zelanda tarihinde devlete en pahalıya mal olan yasa uygulamasıdır.

Sağlık. Ülkede yaşayan herkes için sağlık hizmetleri ücretsizdir (göz ve diş tedavileri dışında). Kişilerin geliri düzeyine bakılmaksızın, bu yardımların çoğu vergiden düşülmektedir. Toplumda genelde sağlık durumu oldukça iyidir; başlıca ölüm nedenleri kalp hastalıkları ve kanserdir. 623 kişiye 1 doktor, 187 kişiye 1 hasta yatağı düşer. Bu değerler, Batı ülkeleriyle aynı düzeydedi.

Eğitim. Eğitim 7-15 yaşları arasında zorunludur. Devlet okulları Amerika’daki ileri düzeyde bir eğitim programını uygular. Lise mezunlarının ancak % 12’si üniversite öğrenimine devam eder. 6 üniversite ve 1 tarım yüksek okulunda 1978’de 55.500 öğrenci öğrenim görür. Eğitim isokç sistemine dayalı olmakla birlikte, giderek Amerikan sistemine dönüşmektedir. Üniversite harçları düşüktür ve Avsut-ralya, İngiliz ve Amerikan üniversitelerinden uzmanlık bursları sağlanır. Üniversiteler dışında, bilimsel araştırmalar, Bilim ve Sanayi Araştırmaları Dairesi’nce yürütülür.

Yargı. Yargı düzen, Anglosakson sistemine dayanır. Müçük davalara Bölge Mahkemeleri, önemli davalara Yüksek Kahmeme bakar. Yargıtay’ın yanı sıra, İngiliz devlet Danışma Meclisi’ne başvurma hakkı saklıdır. Ülkede Maorilerin suç işleme oranı daha yüksektir. Trafikle ilgili davalar, Bölge Mahkemeleri’nde görülen öteki davalardan 3 kez fazladır. Yıllık boşanma oranı binde 18.45’tir. Yeni Zelanda’da 1913 ve 1932’deki işçi gösterileri sırasında silahlı kuvvetlerin polise yardımcı olması, 1051’de, ulusal hükümetin, eylemci Liman işçileri Sendikası militanlarını işten çıkarma, hakem kararları, ordu birlikleri ve polis yoluyla dağıtarak ülkede olağanüstü durum ilan etmesi vb. İletişim. 4 büyük kent bölgesinde, tirajı

700.000 dolayında bulunan günlük 7 gazete; küçük kentlerde tirajı 350.000’i bulan günlük 25 gazete yayınlanır. Devlet tekelinde olan televizyon yayınları, nüfusun % 96’sına ulaşır; ülkede yaşayanların °/o 90’ının televizyonu vardır. Yeni Zelanda

Yayın Şirketi, radyo ve televizyon yayınları yürütmektedir. Kurum, “New Zealand Listener”! yayınlar ve Yeni ZElanda Senfoni Orkestrası’nın çalışmalarından sorumludur. Radyo yayınları başladığından bu yana, reklam yayınları, belirli İstasyonlarca yürütülmektedir.

Ulaşım. Yeni Zelan’da’da karayolları,

46.523 km’si asfalt olmak üzere, 96.579 km uzunluğundadır. Son yıllarda sürekli zarar eden devlet demiryolları (4.536 km), büyük kentlerin tümünü birbirine bağlar. Güney ve Kuzey adaları arasında feribot seferleri vardır. Büyük kentler deniz kıyısında bulunduğundan, ülkede deniz ulaşımı gelişmiştir. Karayolu ulaşımındaki başlıca güçlükler, ülkenin dağlık yapıda oluşundan kaynaklanmaktadır. Christchurch, Auckland ve Wellington’da uluslararası havaalanları vardır. Yeni Zelanda Havayolları, hem ülke içi hem de uluslararası uçak seferleri düzenler. Yeni Zelanda Havayolları’nın yıllık yolcu sığaıs, iç-hatlarda 2.5 milyon kişi, dış hatlarda 1.8 milyon kişi, yük sığası 75.000 tondur. Auckland, Wellington, Lyttelton, Port Chalmers gibi büyük limanların yıllık yükleme-boşaltma sığalarıysa toplam 40 milyon tonun üzerindedir.

Ekonomi. 1930’lardaki ekonomik bunalımın Yeni Zelanda üzerindeki etkisi uzun süreli oldu: Birbirini izleyen hükümetler işsizliği önleme siyasetine ağırlık verdiler; işçi sendikaları da ücretlerin düşeceği kaygısıyla, yabancı işçi akınının önüne geçmede başarılı oldular. Böylece, 1970’lerde ve 1980’lerin başında, ülkedeki en önemli tek gelişme, bunalım yıl-larındakine benzer bir durumun ortaya çıkması ve bunun yaşam düzeyinde önemli bir düşüşe yol açması oldu. İngiltere’nin AET’ye gireceği (1972) önceden anlaşıldığından, Yeni Zelanda, daha başka ülkelerle de ticaret ilişkilerini geliştirdi. İngiltere, ülke için en önemli pazar olma niteliğini korumasına karşın, Yeni Zelanda’nın dışsatımındaki payı, 1960’larda % 50’yken 1980’lerde % 20’ye düşmüş durumdadır. Ancak Avustralya, ABDT, Kanada, Japonya, AET ülkeleri, SSCB, Çin ve Ortadoğu gibi yeni pazarların, ülke için yeterli ve güvenli olmadığı konusunda belirtiler vardır: 1977’den sonra AET ve İngiltere, Yeni Zelanda’dan peynir alımına son verdi; tereyağ için yapılan özel dışsatım anlaşmaları kısa bir süre için yenilendi ve et ürünleri için de sınırlama konacağına ilişkin eğilimler ortaya çıktı; Vietnam Savaşı’nın sağladığı atılım, 1970’lerin başlarında son buldu; 1975’te dış ödemeler dengesindeki büyük açık

1.267.500.000 ABD dolarına ulaştı. 1972-1975 arasında yönetimi elinde tutan işçi Partisi 1975’te görevden ayrıldı ve Ulusal Parti yeniden hükümeti kurdu. Yeni hükümet borçlanmayı sürdürdü: 1970’te dış borçlar 512 milyon dolarken, bu oran 1984’te 3 milyar dolara ulaştı.

Yeni Zelanda’da, fiyatları ve ücretleri büyük ölçüde devletin düzenlediği bir karma ekonomi sistemi uygulanır. Toplam ve parekende satış birliklerince korunan bu sistem, rekabeti azaltmaya yöneliktir. Devlet yenilikleri gerçekleştiremediği gibi, uzun dönemli ekonomik planlamaya ortam sağlanması çabaları da genellikle ba-rışızlığa uğramaktadır. Ülkede uzun bir süre dünyadaki en yüksek yaşam düzeylerinden birinin geçerli olması ve işsizliğin görülmemesi, devletin denetimi altındaki etkenlerin olduğu gibi, denetim dışındaki etkenlerin de bir yansımasıdır, 1973’te paranın değerinde yapılan değişiklikler, ülkedeki enflasyonu dünyadaki oranın altında tutmuşsa da, 1976’da enflasyon oranı yaklaşık °/o 18’e ulaşmış, 1980’de 0 16’yı aşmıştı, işsiz sayısının 35.000’e ulaştığı son yıllarda yeni iş alanlarının, yaratılması için büyük çaba harcanmaktadır. Kimi gözlemciler, dünyadaki nüfus patlamasının, besin üreticisi bir ülke olan Yeni Zelanda’ya yarar sağlayarak ülkenin ekonomik sorunlarına çözüm getireceğine inanırken, kimileri de dışsatım fiyatlarının yükselmesi durumunda bile, ticaret anlaşmalarının Yeni Zelanda’ya yarar sağlamayacağı düşüncesindedir. Avustralya’nın en büyük zenginlik kaynağı, yüzölçü-mün 2/3’ünü kaplayan tarım alanları ve otlaklardır. Önceleri altın, ülkenin en önemli dışsatım ürününü oluşturmasına karşın, son yıllarda üretim yılda 200 kg’a düşmüştür. Çelik sanayiinde, 1970’ten bu yana ülkede çıkarılan demir filizi kullanıl-makdadır. (yılda 100 milyon dışsatım yapılır). Alüminyum üretiminin 1971’de başladığı ülkede, en büyük doğal kaynaklardan biri olan hidroelektrik enerjiyle, Avustralya boksitinden alüminyum elde edilmektedir. Son yılların yeni ve önemli bir doğal kaynağı da doğal gazdır. Dünyanın ikinci büyük termik enerji santralı, Wa-irakei’dedir. Yeni Zelanda’nın toplam yüzölçümünün % 79’unu, ekili alanlarla çiftçilerin yaşadığı alanlar oluşturur. 21 milyon hektarlık tarım alanları, ülke çalışanlarının % 10’unun geçimini sağlar. Bu alanların % 49’u özel mülkiyet altında bulunurken, %46’sı İngiltere Krallığı, geri kalan bölümü de devletçe kiraya verilir. 70.450 çiftliğin yaklaşık yarısı karma tarıma ayrılıdır. Başlıca tahıl ürünleri, buğday (90.982 hektar), ve bezelyedir (20.802 hektar). Ema dışsatımı (27.287.325 dolar) Yeni Zelanda’ya özgü kivi meyvesinin dışsatımı (21.879.000 dolar) tutarındadır. Çiftliklerin yarısından çoğunun kapladığı alan 199 hektarı aşmaz ve ancak %

0.9’unun alanı 4.000 hektardan fazladır.

Çam kütüğü biçilmiş kereste (yılda 312.766 m3), kâğıt hamuru (430.889 ton) ve gazee kâğıdı (191.351 ton) orman ürünlerinin başlıcalarıdır.

Hayvansal ürünler, Yeni Zelanda toplam dışsatımı gelirlerinin % 60’ını oluşturur. Süt üretimiyle koyun, sığır ve domuz besiciliğinin ayrı ayrı yapıldığı 10.215.800 hektarlık bir alana yapılan 9.933 çiftlik vardır. Ülkedeki işletmelerin % 71 ’inde hayvancılık yapılır. Koyun varlığı 70 milyon, büyükbaş hayvan varlığı 8.5 milyon, domuz varlığı 1 milyon dolayındadır. Makineleşmenin ve serpme gübre kullanımının yardımıyla çiftliklerdeki üretim, son kırk yılda iki kat artmıştır.

1987’de aldığı bir kararla, balıkçılık sanayiini Japonya’dan korumak için kıyılarındaki balık avlama bölgesini 200 mile çıkartarak Jayonya’nın Yeni Zelanda’dan aldığı et ürünlerini artırmaması durumunda, bu alanı Japon balıkçılarına kapata-

‘Tokoanus enerji santrali

cağını duyuran Yeni Zelanda’nın yıllık balık ve çeşitli deniz ürünleri dışsatımı 60 milyon doların üzerindedir.

520.000 kişi (işgücünün % 34’ü) yapım sanayiinde 303.976 kişi toptan ve pare-kende ticret etkinliklerinde, lokanta, otel ve özel hizmetlerde çalışır, işlenmiş ürünlerin dışalım ve dışsatımı arasındaki dengesizlik, sayılarla ortaya çıkmaktadır: 1979’da Yeni Zelanda’nın işlenmiş ürün, makine ve ulaşım donanımı, dışsatımı ancak 721 milyon dolar kadarken, dışalımı 2.1 milyon dolar.

Yeni Zelanda’nın dışarıdan aldığı başlıca ürünler, petrol ürünleri, montajı yapılmış ya da yapılmamış otomobiller ve öteki taşıtlar, demir-çelik, şeker kauçuktur. Ticaret yaptığı ülkelerin başında İngiltere, ABD, Kanada, Japonya ve Avustralya gelir. Dışsatım tutarının % 14.75’ini Japonya’ya, °/o 15.6’sını ABD’ye yapılan satışlar oluşturur. 1986’da, Yeni Zelanda-Avustralya Serbest Ticaret Anlaşması 10 yıl daha uzatılmıştır. Ödemeler dengesi Emtia ticaretinde bir fazlalık gözlenirken son yıllarda hizmetler ve görünmeyen ticari işlemlerde yarım milyar dolar açık verilmektedir. 19840te 10.5 milyar dolara ulaşan devlet borçlarının 3.5 milyar dolarını, denizaşırı ülkeler olan borçlar oluşturmaktadır.

Tarih ve siyasa! yapı. Yeni Zelanda’nın ilk yerli halkı olan Moa avcılarının kökenine ilişkin bir belirsizlik söz konusudur. Ancak, bunların Polinezyalı oldukları kesindir ve Markiz Adaları’ndan geldikleri sanılmaktadır. AvrupalIların yorumuna göre, Maori efsaneleri, ülkenin Küpe adında bir gezgin tarafından bulunmasından ve AvrupalIların buraya okyanusu aşan büyük gemilerle gelerek 1350’lerde yerleşmesinden söz etmektedir. Ancak, son zamanlardaki araştırmalar, ülke tarihiyle ilgili daha önceki görüşleri değiştirdi. 1642’de HollandalI kâşif Abel Tasman’ın Güney Adası’nı görmesiyle burası Avrupalılarca keşfedildi. James Cook, adaya 1769’da çıktı; 1841 Noel’inde, Samuel Marsden, Yeni Zelanda topraklarındaki ilk dini töreni yönetti. 1840’ta İngiliz Koloniler Dairesi’nin Yeni Zelanda’ya yapılan yardımı kısma kararından, Maorilerin isteğiyle dönüldü ve VVaitangi Antlaşması imzalandı (Maoriler egemenliği Büyük Britanya Krallığı’na aktardılar). Yeni Zelanda Şirketi’nin gönderdiği lik grup, anlamanın imzalanasından birkaç gün önce Wel-lington’a ulaşmıştı. Maorilerle AvrupalIlar arasındaki ilişkiler, 1845 ve 1848’de bozuldu, kısa süreli çatışmalar yaşandı. Olaylar 1860-1865 arasında da sürdü ve 1872’ye kadar küçük çatışmalar görüldü. Daha sonraki 30 yıl süresince, sömürge ayakta durabilmek içi büyük oranda dış yardım aldı. 1882’de, Büyük Britanya’ya ilk kez dondurulmuş et gönderildi; 1890’da, Liberal Parti devlet sosyalizmi programını ygulamaya başladı; 1899’da Yeni Zelanda, Güney Afrika Savaşı’na asker gönderdi. Birinci Dünya Savaşı’nda, Yeni Zelanda, 58.000 ölü verdi. O sırada ülke nüfusu henüz 1 milyondu. Savaş sonrası oluşan refah ortamı, 2 yıl sonra ortadan kalktı ve 1920’lerde fiyatlar dalgalanmaya başladı. Bu dönemde, Et ve Süt

Ürünleri Dairesi kuruldu; hükümet çiftçilere büyük yardıma bulundu. Ancak, ABD Borsası’ndaki 1929 bunalımı, Yeni Zelanda’yı etkiledi. Dışsatım ürünlerinin değeri, 3 yılda % 40 oranında düştü. 1933’te çalışanların % 12’si işsiz kaldı ve aynı yıl yalnız devlet borçlarının faizinin ödenmesi için hükümet harcamalarının °/o 40 oranında ödenek ayrılması gerekti. Ekonomik bunalımın bir sonucu da, bu durumdan hoşnut olmayanların işçi Partisi’nde birleşmeleri ve bu partinin 1935 seçimlerinde AvrupalIlara ayrılan 76 sandalyeden 53’ünü kazanması oldu. 1936-1945 döneminde, işçi Partisi Hükümeti, Yeni Zelanda’yı bir sosyal devlet durumuna getirdi. ikinci Dünya Savaşı’nda, Yeni Zelanda birlikleri Ortadoğu, İtalya ve Büyük Ok-yanus’ta çarpıştılar. Aynı zamanda ülke, ABD’nin koruması altına girdi. Ancak, savaşın bitiminden önce, gerek Avustralya gerekse Yeni Zelanda, Büyük Okyanus’-taki ABD egemenliğinden rahatsız olarak 1944 Canberra Paktı ile Büyük Okyanus’-un güneybatısında varlıkalrını duyurmaya başladılare. Kaim 1947’de onaylanan Westminster Yasas lile, Yeni Zelanda’ya anayasada değişiklik hakkı tanındı ve böylece ülke yasal açıdan tam bağımsızlığını elde etti. Bununla birlikte, Büyük Britanya Krallağı’na bağlılığı sürüyordu, işçi Partisi Hükümeti 1949’da düştü, işçi Partisi’nin seçimleri yitirmesinde payı bulunan etkin işçi sendikaları da, bu kez 2 yıl sonra Muhafazakâr Parti Hükümeti’nce yenilgiye uğratıldı. Geleneksel olarak, Yeni Zelanda, tarım ürünlerine, başka ülkelerdeki savaşlar nedeniyle istemin arttığı yıllarda refah içinde yaşadı. Aynı durum, Kore Savaşı (1950-1953) sırasında da geçeriydi. 1951’den başlayarak, 20 yıl süren bu refah dönemi, ülkenin sosyal ve siyasal tavrını oluşturan en önemli etken durumuna geldi. Muhafazakar Parti yönetimindeyken, kentlerdeki toprak fiyatları üzerindeki devlet denetimini ve dışalımlarındaki izin zorunluluğunu kaldırarak, daha çok bireysel ve özel girişimciliği destekledi. Ancak, dış ödemeler dengesinde oluşan açıklar nedeniyle, dışalım sınırlamalarını döviz ödeneği ndi altında yeniden uygulamaya koydu; 1955’te enflasyon nedeniyle kredileri sınırlandırarak mali denetimi artırdı, işçi Partisi, 1957’de yeniden yönetime geçtiğnide, hükümetin büyük bir ödemeler dengesi açığıyla karşı karşıya olduğunu gördü. Ancak, 6 haftalık dışalımları karşılayabilecek kadar döviz kalmıştı. 1958’de uygulamaya konan sıkı dışalım denetimleri, sıkı mali önlemleri içeren “kara bütçe” ekonomik bunalıma karşı yöneltilen aşırı bir uygulama olarak görüldü, seçmenlerin rahatsızlık duymasına yol açtı. Walter Nash (savaştan önceki ilk işçi Partisi Hükümeti’nin maliye bakanı ve Yeni Zelanda’nın uluslararası sagyınlık kazanmış önderlerindendi) başkanlığındaki hükümet, sanayileşmeyi hızlandırmaya çalıştı; eşit işe eşit ücret uygulamasını getirdi, aile yardımlarının konut yapımında kullanılmasına çalıştı, % 3 faizle konut kredisi verdi. Ancak bu önlemler halkın desteğinin kazanılmasına yetmedi. Muhafazakar Parti, 1960’ta bir kez daha yenitimi ele geçirdi ve 12 yıl işbaşında kaldı. Bu yıllarda, yeni Zelanda, Uluslararası Para Fonu’na katıldı, boşanma ve ceza yasaları liberalleştirildi, ölüm cezası kaldırıldı, halkın yakınmalarını ele alacak bir daire kuruldu, işçi Partisi, 1972’de yeniden yönetime geçti;ancak ekonomik bunalım nedeniyle, 1975’te hükümeti Ulusal Parti’ye bıraktı. O dönemden bu yana, ülkenin karşılaştığı hemen tüm sorunlar ekonomik niteliktedir. Ulusal Parti 1978 seçimlerini oyların % 16’sınt Sosyal Güven Partisi’nin alması sonucu kazandı. Kasım 1981 seçimlerinde, az bir farkla da olsa Muhafazakar Parti yönetimde’kalmayı başardı. •

Ancak, % 1 ‘i bile aşmayan bu duyarlı oy farkı, Muhafazakar Parti’ye programını rahat uygulama olanağı vermeyince, Temmuz 1984’te erken seçimlere gidildi. Seçimler arifesinde, daha bağımsız bir dış siyaset izlenmesinden yana olan ve ABD ile ikili ilişkilerin daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını isteyen, Sir David Lange’-nin başbakanlığındaki işçi Partisi, 92 üyeli parlamentoda 56 sandalye kazanarak 9 yıl sonra yeniden yönetime geldr.

Yeni Zelanda’da 15 Ağustos 1988’de yapılan genel seçilen de, yönetimdeki işçi Partisi kazandı, temsilciler Meclisi’ndeki sandalye sayısını bu kez daha da artırarak 58’e çıkartan işçi Partisi böylece bir dört yıl daha Başbakan David Lange’ye rahat bir çoğunlukla görevini sürdürebilme olanağını sağlamış oldu. Ana muhalefet partisi konumundaki Muhafazakar Parti de 39 milletvekilliği kazandı. Bu seçim sonucu alsında işçi Partisi için bile bir sürprizdi. Çünkü, yönetimdeki dört yıl boyunca geleneksel sol ekonomik siyaseti bir yana bırakarak pazara önceliği veren, daha az korumacı bir yaklaşım içinde olmuş, bu yüzden sendikalarla arası açılmıştı. Nükleer silahlara karşı yürüttüğü etkin siyasetse sağda pek çok seçmeni ürkütmüştü. Ancak, Muhafazakar Parti’nin 19840te uğradığı yenilginin şokunu üstünden atıp geçerli bir alternatif olarak ortaya çıkamamasının da etkisiyle işçi Partisi 1988 seçimlerinden daha da güçlenerek çıktı.

Seçim yenilgisi, Muhafazakar Parti yöte-minide değişikliğe yol açtı. Daha önce Başbakanlık yapmış, Sir Robert Muldoon, kamuoyu araştırmalarında önderlik yeteneklerine artık güven duyulmadığının anlaşılması üzerine, parti liderliğinden ayrıldı. Yerine eski Çalışma Bakanı Jim Bol-ger seçildi, işçi Partisi’nin yeni hükümeti de, bazı üyeler değişmiş olsa da eski çizgisini sürdürdü.

Yeni Zelanda’daki seçimlerde hemen hemen her zaman yalnız ekonomik sorunlar söz konusu edilir; buna karşın son dönemlerde dört konu daha önem kazandı: Vietnam Savaşı, Güney Afrika ile spor alanındaki ilişkiler ve nükleer denemeler ve ABD ile ilişkiler Vietnam Savaşı, ABD Başkanı Johnson’ın 1866’da ülkeye gelmesinden başlayarak uzun ve sürekli protestolara yol açtı ve 1969-1970’te doruk noktasına ulaştı. Ulusal Parti Hükümeti, 1972’de Yeni Zelanda birliklerini Vietnam’dan geri çekti. Güney Afrika ile spor alanında sürdürülen ilişkiler, Yeni ZelandalIlar biri bir çıkmaza soktu. Tarihleri, çeşitli ırkların kaynaşmasına sahne olan ve ırk ayrımına karşı çıkan Yeni ZelandalIlar için rugby bir tutku niteliğindedir ve Güney Afrika’nın Springboks takımı ülkenin en byü-ük rakibidir. 1959’da, Maorilerin yer almadığı bir Yeni Zelanda takımının, Güney Afrika ile karşılaşma yapıp yapmaması üzerine doğan tartışmalar sonucunda, işçi Partisi Hükümeti bu konuda kesin bir karara varamadı. 1973’te, işçi Partili Başbakan Norman Kirki, Afrika takımını ülkeye çağırmasını yasakladı. 1980’de ise Yeni Zelanda’nın ‘9AII Blacks” takımından birçok oyuncu, Güney Afrika takımına karşı oynamayacaklarını açıkladılar.

Kauoyu yoklamaları ülkenin bu konuda % 50- % 50 biçiminde bölündüğünü ortaya koymaktadır. Fransa’nın Büyük Okya-nus’ta yaptığı nükleer denemeler de buna benzer protestolara yol açtı. 1973’te Yeni Zelanda ve Avustralya’nın bu nükleer denemelerin durdurulması için Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmaları üzerine, divan, davanın görülmesi sırasında nükleer denemelerin durdurulması için Fransa’ya çağrıda bulunduysa da Fransa buna uymadı. Girişimleriyle işçi Partisi’nin ilk önderlerinin idealizmini yansıtan dönemin başbakanı Kirk, 2 Yeni Zelanda savaş gemisini, denemelerin yapıldığı bölgeye göndererek tüm dünyanın ilgisini bu konuya çekti.

Parlamenter demokratik sistemle yönetilen Yeni Zelanda, İngiliz Usular Toplulu-ğu’nun tam bağımsız bir üyesidir. Büyük Britansa yönetimi, ülkede bir genel valice temsil edilir; 1967’den bu yana görev yapan valiler Yeni ZelandalIdır. Yazılı bir anayasa olmamasına karşın, ülkede Par-lamento’nun temeli günümüzde de, bazı değişikliklere uğramasına karşın, 1852 Anayasası’na dayanmaktadır. Yürütme Konseyi, genel vali, başbakan ve bakanlar kurulundan oluşur. Tek temsilcisi parlamento, 4’ü Maori seçim bölgelerini temsil eden 92 üyeli Temsilciler Meclisi’nden oluşur (yüksek bir meclis olan Yasama Konseyi, 1950’de kaldırılmıştır). Seçimler 3 yılda bir yapılır ve 18 yaşını geçen herkes oy kullanabilir. 1935’ten bu yana, seçim sistemi, 2 büyük partinin (Ulusal Parti ve işçi Partisi) yönetimi paylaşmasına olanak vermektedir. Her iki partinin de sosyal devlet ilkesini benimsemesine ve aralarında fazla bir fark bulunmamasına karşın, Ulusal Parti sermaye sınıfının çıkarlarını daha fazla gözetir.

12 yönetim birimi çok sayıda yerel at birime ayrılır, il, ilçe, bölge gibi bölümlerle kanalizasyon sistemi, su sağlama sistemi, temizlik işleri, müzelerin yönetimleriyle birlikte yaklaşık 460 birim bulunmaktadır. Bu birimlerde yönetici üyeler seçimle iş başına gelir. Ülkenin 1981 ‘de, bir çevik kuvvet birliği dışında silahsız olan 4.882 kişilik polis gücü ve 12.739 kişilik ordusu vardır. Zorunlu askerlik hizmeti 1960’ta kaldırılmıştır.

Yeni Zelanda, ABD ve Avustralya ile birlikte, ortak bir savunma örgütü olan AN-ZUS’a (Avusturya, Yeni Zelanda ve ABD Güney Pasifik Forumu) üyedir.

Yorum yazın