Viyana Hakkında Bilgiler

Viyana Hakkında Bilgiler

VİYANA, Avusturya’nın başkenti, Aşağı Avusturya Ayeliti’nin merkezi. Nüfusu

1.515.666 (1982). Ülkenin kuzeydoğusunda, Alpler’in eteğinde, Tuna Irmağı ile bağlantılı Tuna Kanalı’nın her iki kıyısın-dadır. Üzerinde yer aldığı topraklar (414 km2), Viyana Ormanları yakınında hafifçe dalgalı düzlüklerden oluşur. Doğuya doğru geniş Tuna Havzası düzlüklerine geçilir. Avrupa’nın her yanıyla bağlantılı demiryollarının kavşak noktasındadır. Viya-na’nın Avrupa’nın en ünlü kentlerinden biri oluşunda, elverişli konumunun rolü büyüktür. Yüzyıllar boyu çeşitli küfürlerin geçiş noktası olan kent, büyük bir kültür kalıtının izlerini taşır. Kimi eserlerde, Viyana “Tuna’nın Parisi” adıyla anılır. Kara Av-rupası’nın kültür, uygarlık merkezidir. 23 bölgeye ayrılan kent alanında yükselti, 156 m-700 m arasında değişir. Tarihsel kent duvarlarıyla çevrili orta bölümüne iç kent adı verilir, iç kent, görkemli, sanat değeri yüksek, çok sayıda tarihsel eser içerir. Kent duvarlarının bir bölümü yarılarak “Rinastrasse” adı verilen, kentin merke-ziriı çevreleyen bulvar, 1858-1865 arasında açılmıştır. Bulvar çevresinde kentsoyluların oturduğu yapılar ve saraylar yer alır. Günümüzde bu yapılar, devlet daireleri olarak kullanılmaktadır. Avusturya nüfusunun yaklaşık % 25’i, Viyana merkezi ve çevresinde toplanmış durumdadır. Kent, ülkenin en sanayileşmiş bölgesidir. Avusturya’nın en büyük elektronik, motorlu taşıtlar, metalürji, tarım ve sanayi makineleri takım tezgâhları, yapı gereçleri, kimya, dokuma, mobilya, besin, hazır giyim, deri işleme fabrikaları kent çevresinde toplanır. Sanayi dışında, bankacılık, finansman, sigorta, ticaret kuruma-rının etkinlikleri Viyana’da yoğnulaşır. Güçlü yerel yönetim geleneğini günümüzde de sürdüren Viyana Belediyesi, enerji, gaz, ulaştırma gibi kamu hizmetlerinin yanı sıra, tarım ve bira işletmeleri de iye-liğindedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sistemli bir konut siyasetiyle her yıl
4.000 dolayında üretilen yeni konut, kent planını bozmadan sağlıklı bir biçimde kente eklenmektedir. Orta Avrupa demiryolu ağının, karaiçi suyolu ağlarının merkezi durunundadır. Viyana-Schvvechat, Orta Avrupa’nın en büyük havaalanıdır, tarihsel biriminin getirdiği zengin sanat ve müzik kültürüyle Avrupa’nın ve dünyanın sayılı müzik ve sanat odaklarından biridir. Viyana Üniversitesi (1365), Viyana Teknik Üniversitesi (1815), Devlet Tarım ve Ormancılık Yüksekokulu, Devlet Güzel Sanatlar ve Ticaret Akademisi, Müzik ve Drama Sanatları, Uygulamalı Müzik Akademileri, kentin önemli yüksek öğrenim kurumlandır. Sanatı, tarihi, romantik, atmosferi, çevresindeki ünlü Viyana Ormanları ve eğlence yaşamından dolayı, her yıl, nüfusuna yakın sayıda turisti ağırlar. Yıl boyunca birçok uluslararası toplantıya ev sahipliği yapar.
Tarih, ilkçağda Keltlerce Vindobona adıyla yerleşime açıldı; İÖ 1. yy’da Roma yönetimine geçince askeri üs, garnizon işlevi gördü. Roma imparatoru Marcus Au-relius, İS 180’de Marcomanni’ye karşı sürdürdüğü savaşım sırasında burada öldü. Avarların, Frankların 6. yy’da saldırıları sonucu yıkıldı. Büyük Kari döneminde (768-814) Doğu Marklığı adıyla yeniden bayındır duruma getirildi 907’de, Macar, 976’da, Babenberg Dükü I. Leopold’un yönetimine girdi. 11. yy’da, surlarla berkitildi, Babenberg düklerinin merkezi durumuna geldi. Başlangıçta, kentin kuzeybatısında Leopoldsberg Şatosu’nda oturan kontlar, daha sonra kente yerleştiler. 1137’de kent konumu ksazandı. Haçlı Seferleri, ekonomik gelişimini hızladırdı, siyasal önemini artırdı. 1251’de, Bohemya Kralı Ottokar’ca alındı ve daha da güçlendirildi. Kutsal Roma-Germen imparatoru

I. Rudolf Von Habsburg’ca kuşatılarak ele geçirildi (1278). 640 yıl boyunca, kesintisiz habsburg Hanedanı’na başkentlik yaptı (1278-1918); bu dönemde, Avusturya-Macaristan imparatorluğu’nun siyasal ve Orta Avrupa’nın dinsel merkezi oldu. Kısa bir süre, Macar Kralı Matthi-as Coruinus’ca işgal edildi (1484-1490). iki kez Osmanlılarca kuşatıldı (1529-1683). Ancak, tüm Avrupa devletlerinin yardımlarıyla, her iki kuşatmaya karşı koydu. Güneydoğu Avrupa reform eylemlerinin karşısında yer aldı. Otuz Yıl Savaş-ları’nda (1618-1648) önemli rol oynadı, 18. yy’ı oldukça huzurlu geçirdi; Napol-yon Bonapart’ca, 1805 ve 1809’da işgal edildi. Napolyon, bir süre Habsburg Ha-nedanı’nın ünlü sarayı Schonburn’da kaldı. Napolyon’un yenilgisinden sonra, tüm Avrupa’nın temsilcileri, Viyana’da, Viyana Kongresi’nde biraraya geldiler (1814-1815). Viyana Kongresi’ni izleyen dönemde, yeniden Avrupa’nın siyaset ve diplomasi yaşamında ön plana çıktı. Başbakan Kont Metternich’in izlediği katı mut-lakiyet rejimi, 1848 Devrimi ile son buldu. Devrim sırasında meydana gelen karışıklıklardan olumsuz yönde etkilendi, İmparator I. Ferdinand, oğlu I. Franz Joseph lehine tahttan çekilmek zorunda kaldı. Franz Joseph’in 68 yıl süren saltanatı sırasında, toplumsal ve kültürel alanlarda en parlak çağını yaşadı. Birinci Dünya Savaşı sonunda, Habsburg Hanedanı’nın çöküşü, imparator I. Karl’ın Viyana’dan ayrılmasından sonra, Avusturya-Macaristan imparatoluğu tarihe karıştı. Böylece görkemli bir Avrupa imparatorluğu başkentliğinden küçük bir ülke başkentliğine dönüştü, eski önemini yitirdi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Birinci Avusturya Cumhuriyeti’nde, sosyalist çoğunlukla tutucu azınlık arasında siyasal çekişmelere sahne oldu. Engelbert Dollfuss, 1933’te diktatörlük kurarak sosyalistlerin etkinliğini azalttı. 15 Mart 1938’de, Hitler’in Nazı orduları Viyana’-ya girdi. Böylece Üçüncü Reich’ın ikinci büyük kenti, yeniden oluşturulan Doğu Marklığı’nın başkenti durumuna geldi, ikinci Dünya Savaşı sırasında, Müttefiklerin hava güçlerince 53 kez bombalandı. Yedi günlük bir kuşatmadan sonra, SSCB güçlerince ele geçirildi (13 Nisan 1945); binlerce sivil insan yaşamını yitirdi, kentin % 20’si yıkıldı. ABD, SSCB, Büyük Britanya, Fransa işgal bölgelerine ayrıldı. Yeniden bayındırlık etkinliklerine girişildi. 1955’te işgalin sona ermesinden sonra kurulan ikinci Avusturya Cumhuriyeti’nde de başkent konumunu korudu; kısa sürede, eski parlak günlerine döndü. Güzel sanatlar. Merkezde Viyana’nın simgesi olan Stephansdom (Büyük Kilise) yükselir. Bu geç roman biçemdeki yapıdan günümüze (13. yy’ın birinci yarısı) batı bölümünden parçalar (büyük boyutlu kapı, bol heykelli basamaklı taçkapı) kalmıştır. Gotik 3 nefli koronun 1304’te 3 nefli salonun yapımına 1359’da başlandı. 136 m yüksekliğindeki kule, gotik biçemdeki kilise kulelerinin en güzellerinden biridir, içerde çok sayıda plastik eser vardır. Bunlar arasında korodoki direk heykeller (1320), org ayağı (1513) ve mlmber (1515) A. Pilgram’ın eserleridir. Her ikisinde de sanatçının kendi heykeli bulunur, imparator III. Friedrich’in mezarı, N. Ger-haert von Leyden’in eseridir (1467-1513). Viana yeni kentliler sunağında (1447) tablolar ve oymalar görülür.

St. Puprecht (11 .-13. yy) Viyana’nın en eski kilisesi sayılır; roman biçemde batı kulesi vardır. Geç roman-gotik biçemdeki Michaeler Kilisesine (13. yy) 1792’de klasik bir cephe yapıldı. 1982’de, kuruluş döneminden kalma, roman biçemde figürlü bir taçkapı bulundu (1220). Gotik kiliseler: Augustiner Kilisesi (1330-1339) yüksek bir salon ve 1798-1805 arasında A. Canova’ca yapılmış Kontes Marie Chrls-tine’nln mezarı; esi Minorlten Kilisesi (1339) zengin bölümleri olan orta taçka-pı ve süslemeli pencereler; Maria am Gas-tade (14.-15. yy) süslemeli batı cephesi ve koro pencerelerinde değerli vitraylar vardır. Gotik biçem, Fransızken Kilisesinin rönesans yapısına da etki etmiştir (1603-1611). Saray Kilisesi, Viyana’nın ilk barok biçemli cephesini, Serviten Kilisesi ise ilk oval barok biçemli salonunu oluştururlar (1651-1677).
Erken barok dönemi Cizvit Kilisesi (1627-1631) 1703’ten sonra A. Pozzo’ca baroğa dönüştürüldü. Kapusün Kilisesi (1622-1632), Habsburg lahitlernin bulunduğu imparatorluk mezarlığı üzerinde yükselir. Avusturya’nın en önemli barok biçemli kiliseleri arasındadır. Maria The-reşia v I. Fransz’ın çifte lahti (B. Moll; 1754) Avusturya rokoko plastiğinin başlıca eseridir. Kilisenin yüksek kuleleri ve büyük kubbesi vardır. Kubbe freskoları J.M. Rottmayr’ca 1714’te yapılmıştır. Pioristen Kilisesi (1716) bir Hildebrant eseri olup tavan freskoları F.A. Maul-bertsch’ce yapılmıştır. J.B. Fischers von Er/ach’ın önemli bir dinsel eseri olan Karls Kilisesi, cephesi aynı zamanda kapı olarak biçimlenmiş kenarlardaki çan kuleleri ve 2 zafer sütunuyla benzersizdir. (1716 başı). Kubbe freskoları Rottmyr, sunak resimleri D. Gran M. Altomonte’ce yapılmış-

tır.

En önemli sivil yapı Hofburg yapı grubudur (saray). En eski bölüm Schweizer Sarayı olup (1275) rönesansta değiştirilmiştir. Geç gotik biçemde bir şapeli (1447-1449) ve İsviçre tarzında kapısı (1552-1553) vardır. Kemerli avlusu ve. Amalien kalesi bulunan Stallburg, bir rö-nesans yapısıdır (1559-1565). Tek tek yapılar olan Leopoldin Kanadı (1660-1668), imparatorluk kançılaryası (1723’te Hildeb-randt başlamış, Fischer von Erlach sürdürmüştür). Kışlık Binicilik Okulu (1729-1735), Michaeler Kanadı (1725); (her ikisi de Fischer von Erlach’ın eseridir) sonradan birleştirilmişlerdir. Büyük davet slonu olan (tavan resimleri Gran 1730) Ulusal Kitaplık (1723-1726), Kale kompleksi içinde yer alan Augustlner Kilisesine ve Albertino’ya bağlanır (1728). Daire biçimli caddeye doğru G.Semper ve K. Flasenauer planlarına göre rönesans biçeminde yeni saray kalesi yapıldı (1881-1913).

Kentin görünümüne çok sayıdaki soylu sarayı egemendir. Palais Starhamberg (1661), Lobkowitz (1683-1687), Garte-npalais (1628-1711, bugün Modern Sanat Müzesi) ve kent sarayı Liechtenstein (1692-1705) 17. yy’dan kalmadır. Prens Eugen von Sovoyen’in sarayı Fischer von Erlach’ın ilk büyük eseridir (1697). Palais Batthyany Schönborn (1699-1706), Tra-utson (1710-1712) ve eski Bohemya saray kançılaryası yine aynı sanatçının eserleridir. Palais Schönborn (1706-1711) ve daun-Kinsky (1713-1716) Hildebrand’ın eserleridir. Schwarzenberg Sarayı’nda Hildebrandt, Fischer von erlach ve oğlunun emekleri vardır. Prens Eugen’in eski bahçe sarayı olan Belvedere Avrupa saraylarının en güzellerinden biridir. Alt Be-hedere (1714-1716) oturma yeridir, üst Behedere ise (1721-1723) Hildebrandt’-ın başeserleri arasındadır.

Eski imparatorluk sarayı Schönbrun’a 1696’da Fischer von Erlach başlamış Maria Theresia döneminde erken klasik biçemde tamamlanmıştır (1746-1749). iç bölümü rokoko biçiminin ustalık eseridir. 1400 odanın çoğu görkemli bir biçimde donatılmıştır. Örneğin büyük ve küçük ayna galerisi, Milyon Odası, Çin Odası, Mavi kabine, Ayin Odası. Saray şahelinde Gran’ın tavan freskoları vardır. 1705-1716 arasında yapılan, Fransız Parkı’nda Glo-rietta sütunlu yapısı (1775) bulunur. Schönbrunn yakınında Fletzendorf Sarayı yer alır.

Kentin görünümünü belirleyen son yapılar topluluğu, yuvarlak cadde taarımındaki tarihsel nitelikli anıtsal yapılardır: Devlet Operası (1861-1869), Müzik Derneği Binası (1867-1869), Güzel Sanatlar Akademisi (1872-1876), Parlamento (1873-

1883) ve Borsa (1874-1877) T. Hansen’-in eserleridir. Sanat Tarihi ve Doğa Bilimleri Müzesi (1872-1881) ve Tiyatro (1874-1888), Semper ve Hosenauer’in eserleridir. Yeni gotik biçemdeki Votiv Kilisesi (1873-1884) H. von Ferstel; gotik biçemdeki belediye binası F. von Schmidt’-ce yapılmıştır.
20. yy yapılarında, bir yandan genç stil (J.M. Olbrich, J.Hoffmann) öte yandan nesnel A. Loos yapı biçemi etkili oldu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra konutlar ön plana çıktı: Ekspresyonist-Kübist Karl-Marx Sarayı’nın yanında K. Ehn’ın 1300 evi (1927-1930) ve P. Behrens’in Dohmes-Hof’u (1928). Son dönemlerde ‘UNO-City’nin 120 m yüksekliğindeki kompleksi kentin görünümüne egemen oldu.

Albertina Sanat Tarihi Müzesi, Avusturya Galerisi, Güzel Sanatlar Akademisi, Tablo Galerisi kentin başlıca müzelerini oluşturur.

Yorum yazın