Venedik Hakkında Bilgiler

Venedik Hakkında Bilgiler
Venedik, İtalyanca venezia, İtalya’nın kuzeyinde Veneto yönetim bölgesinin ve Venedik ilinin merkezi kent ve liman. Kent bir zamanlar etkisi bütün Akdeniz’de duyulan Venedik Cumhuriyeti’nin merkeziyken günümüzde kanallan, sanat yapıtları, mimarisi ve romantik atmosferiyle tanınır.

Tarihsel Venedik kenti kuzeydoğu-güney-batı doğrultusunda yaklaşık 51 km boyunca uzanan hilal biçimindeki bir lagünün hemen hemen tam ortasında, uzunluğu 3 km’yi, genişliği ise 1,5 km’yi bulan bir grup adacık ve sığlık üzerinde kurulmuştur. Günümüzde 145 km çapındaki lagünün tamamına yayılmış olan kent, ana yerleşmenin bulunduğu adalar dışında, 10 adayı ve anakaradaki Mestre ve Marghera banliyölerini kapsar.

Venedik’te işgücünün büyük bölümü turizm ve turizmle ilgili sanayi sektörlerinde (cam eşya, dantel, kumaş vb üretimi) çalışır. Bu sektörlerdeki işlerin bir bölümü mevsimliktir. Liman etkinlikleri ek bir istihdam olanağı yaratırsa da, Marghera limanı günümüzde eski kentten daha büyük bir ticaret hacmine sahiptir.

Venedik’teki yüzlerce kanal 118 adacığı birbirinden ayıran eski suyollarını izler. Bu suyollarının başında kentin içinde iki büyük kıvnm çizen Büyük Kanal gelir. Genişliği 37-69 m arasında değişen ve ortalama derinliği 2,7 m olan Büyük Kanal’ın kıyı-lannda çok sayıda saray ve kilise bulunur.

19. yüzyıla değin kanalın üzerindeki tek köprü olan Rialto Köprüsü’nün tasanmını Antonio da Ponte yapmıştır. Günümüzde kanalın kıyılannı birbirine bağlayan iki köprü daha vardır. Kentteki 400’e yakın köprünün en ünlüsü, Düklük Sarayı’yla(*) Venedik Cumhuriyeti hapishanesini birbirine bağlayan, üstü kapalı, küçük bir geçit olan Özlem Köprüsü’dür (Ponte dei Sospiri).

Venedik’te İtalyan, Arap, Bizans, Gotik, Rönesans, Maniyerist ve Barok üsluplarda çok sayıda tarihsel yapı bulunur. Yüzyıllar boyunca kentin siyasal ve toplumsal merkezi olan San Marco Meydanı dünyanın en ünlü meydanlarındandır. Üç yanı arkadlı yapılarla çevrili olan meydanın doğu ucunda 67 m yüksekliğinde bir çan kulesi ve San Marco Bazilikası(*) yer alır. Düklük Sara-yı’nın pembe renkli ön cephesi de buraya bakar. Düklük Sarayı’nın salonları, ünlü Venedikli sanatçılar tarafından bezenmiştir.

Venedik’te tarihsel ve sanatsal açıdan önem taşıyan 450 kadar saray ve eski ev

vardır. Kazıklar ya da taş dolgu üzerine inşa edilmiş olan bu yapıların çok azı eski sahiplerinin elindedir. Konutlann büyük bölümü işyerine ve antikacı dükkânına, sarayların bazılan da otele dönüştürülmüştür.

Venedik’teki başlıca sanat müzesi, eski Sta. Maria della Caritâ Manastır, Kilise ve Okulu’nun binalarını kullanan Büyük Kanal kıyısındaki Venedik Akademisi’dir. Müzede birçok ünlü Venedikli sanatçının yapıtla-n sergilenir. Akademinin bazı koleksiyon-lan eski hayır derneklerinden devralınmıştır. Bu derneklerden ikisi günümüzde de aslına uygun biçimde restore edilmiş eski yapılarında hizmet vermeye devam etmektedir. 1430’da Dominikenlerin kurduğu SS. Giovanni ve Paolo Kilisesi’nde Giovanni Bellini’nin çokkanatlı bir panosuyla Paolo Veronese’nin tavan resmi yer alır. 13. yüzyılda Fransiskenlerin yaptırdığı Sta. Maria dei Frari Kilisesi’nde Tiziano’nun mezarı ve sanatçının “Meryem’in Göğe Çıkışı” ve “Pesaro Madonnası” gibi ünlü tabloları bulunur. Öbür önemli kiliseler arasında II Redentore, San Giorgio Maggiore ve Le Zitelle kiliseleri sayılabilir.

Venedik müzik alanında da çok ünlüdür. Kent ticari öneminin azalmasından sonra da müzik dünyasındaki yerini korumuştur. Kentte oynanan ilk opera (Proserpina rapi-ta) operanın öncülerinden Claudio Monte-verdi nindir. Giuseppe Verdi, Gioacchino Rossini ve İgor Stravinsky gibi birçok ünlü bestecinin operaları ilk kez Fenike Tiyatrosu’nda (Teatro la Fenice) sahnelenmiştir.

Taşkın, çökme vb doğal süreçlerin Vene-dik’in eski yapılanyla öbür sanat yapıtlarında yol açtığı yıpranma 1950’lerden sonra hava kirliliğinin etkisiyle daha da hızlanmıştır. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 1960’lann ortala

rında gerekli bilimsel ve teknik önlemleri alarak Venedik’i kurtarmak amacıyla dünya çapında bir kampanya başlatmıştır.

Venedik’te ulaşım genellikle suyoluyla sağlanır; kentin kanallarında büyük tonajlı gemilerden taksi ve otobüs gibi çalışan teknelere, gondollardan itfaiye ve polis motorlarına kadar değişen çeşitlilikte su taşıtı görülebilir. Kent merkezine otomobillerin girmesi yasaktır. Eski kente bir köprü-yolla ulaşılabilmekle birlikte, taşıtların kent dışında park edilmesi zorunludur. Bir demiryolu köprüsü köprüyola koşut uzanır. Hava ulaşımı Marco Polo Havaalam’ndan sağlanır. Nüfus (1988 tah.) belediye, 327.700.

Venedik Akademisi Galerileri, İtalyanca

GALLER1E DELL’ ACCADEMIA DI VENEZİA. 13-18. yüzyıllar arasında yaşamış Venedikli ustala-nn resimlerinden oluşan eşi bulunmaz bir koleksiyonu barındıran sanat müzesi. Bellini, Giorgione, Tiziano, Tintoretto, Tiepolo ve Canaletto’nun önemli çalışmaları burada bulunmaktadır.

Galeriler eski Sta. Maria della Caritâ Manastır, Kilise ve Okulu’nda yer almaktadır. Koleksiyonun çekirdeğini oluşturan yapıtlar 1756’da bir araya getirilmiştir.

Venedik cam işi, 13. yüzyıldan beri Venedik’te yapılan cam sanatı ürünleri. Venedik’te daha 1224’te bir cam üfleme-cileri loncasının kurulduğu bilinirse de, günümüze ulaşmış en eski Venedik cam işi örneklerinin tarihi 15. yüzyıl ortaları olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Venedik camlarının ilk dönemi konusunda bilinenler büyük ölçüde varsayımlara dayanır. 1291’de cam atölyelerinin Venedik’in karşısındaki Murano(*) Adasına taşındığı ve burada kaldığı bilinmektedir. Konstantinopolis’in (İstanbul) 1204’te Haçlıların eline geçmesi, 1453’te de Osmanlılar tarafından alınması çok sayıda Bizanslı cam işçisinin kenti terk ederek Venedik’e gitmesine yol açtı. Günümüze çok sayıda cam işi örneğinin ulaştığı

16. yüzyılda ise Venedik artık dünya çapında bir güç olma durumunu yitirdi ve bu nedenle cam sanatı da kentteki başka sanat dallannın çoğu gibi ticari açıdan bir gerileme dönemine girdi.

15. yüzyılda cristallo denen ve görünüşü neceftaşına benzeyen duru camın geliştirilmesine ağırlık verildi. 16. yüzyıla gelindiğinde, duru camın renklendirilmesi ve camdaki madenlerin ham cama verdiği duman renginin giderilmesi gibi uygulamalara yö-nelindi. Bu dönemde altın yaldızlama ve mineleme teknikleri de biliniyordu. 16. yüzyıldan kalma Venedik cam işleri arasında, değişik renklerdeki ince cam çubukların birbirine kaynaştırıldığı bin çiçek, camın mermere ya da başka taşlara benzetildiği calcedonio ve çoğunlukla beyaz cam çubuk-lann cam eşya içine çeşitli desenler oluşturacak biçimde gömüldüğü latticinio gibi teknikler de kullanılıyordu. 16. yüzyılda ayrıca camın niteliği geliştirilerek elmaslı oyma tekniği de uygulandı. Cam sanatına ilişkin bilgiler sır olarak saklanıyor, bunları başkalanna verenler ağır biçimde cezalandırılıyordu.

Venedikli cam üflemecilerinin 16. ve 17. yüzyıldaki başlıca üretimi kadehti. Bu kadehlerin özelliği, cam henüz soğumadan kerpeten gibi araçlarla ince bir biçimde işlenen ayaklarıydı. Kadehin iki yanma simetrik kanatlar yapılıyor, bazen de bunlar hayvan ya da maske biçiminde işleniyordu. Aşırı süslendiği için kullanılamayacak duruma gelen örnekler de vardı. Bu tür gösterişli kadehlere bouquetier (çiçeklik) deniyordu.

Cam işçilerinin başka yerlere göç etmesi

kısıtlanmış olmakla birlikte, birçok Venedikli cam ustası özellikle Cenova yakınlarındaki Altare’ye gitti. Kıskançlıkla saklanan teknik bilgiler herkesçe öğrenildi. 11. yüzyılda Normandiya’dan gelen cam yapımcılarının kurmuş olduğu Altare cam sanayisi Venedik cam işlerinden bağımsız olarak

Ejder motifli bir Venedik kadehi, 16. yy;

Corning Cam Müzesi, Corning, New York

Corning Museum of Glass. Corning. New York

gelişmişti. Venedik üslubunun ve cam yapım yönteminin hızla yayılmasında Altare cam ustalarının büyük rolü oldu; Murano’ dan kaçan birkaç yüz Venedikli ile birlikte, birçok Avrupa ülkesinde cam sanayisinin kurulmasına katkıda bulundular. 16. yüzyıldan başlayarak Venedik cam işlerinin benzerlerini façon de Venise (Venedik modeli) adı altında Fransa, Almanya, İngiltere ve Hollanda gibi ülkeler de üretmeye giriştiler. Gerçek Venedik camından ayırt edilmesi çok güç olan bu cam işleri Avrupa’daki önemli cam atölyelerinin çok satış yapan ürünlerinin başında geliyordu. İngiltere’de, ilkel cam dışında üretilen ilk güzel cam örneği bir façon de Venise’di. Venedik’ten gelerek 1573’te Londra’da bu camı yapan Jacopo Verzelini (1522-1606), 1575’te kraldan cam üretimi için özel bir izin aldı. Anvers’de de Venedik etkisi çok güçlüydü. Buradaki cam sanayisini 16. yüzyılda Venedikli işçiler başlattı. 17. yüzyıl İspanyol camlan da özgün Venedik işlerinden yalnızca teknik yetkinlik açısından ayırt edilebiliyordu. Ama 17. yüzyıl sonunda Venedik cam işinin Avrupa’daki önemi azaldı.

18. yüzyılda, başta Bohemya olmak üzere çeşitli ülkelerle rekabet etmek zorunluluğu da ortaya çıktı. Venedik camlan artık eskisi gibi aranır olmaktan çıktıysa da, ayna ve boncuklann yanı sıra 17. yüzyıla özgü örneklerin üretimi sürdürüldü. 19. yüzyılda da eski örneklerin yinelenmesi dışında bir gelişme görülmedi. 20. yüzyılda ise latticinio gibi eski teknikler aynı ustalıkla uygulanmakla birlikte birtakım zevksiz ürünler ortaya çıktı. Ama 1960’lardan sonra kum saati gibi güzel cam işi örnekleri de yapılmaya başladı. Günümüzde 17. yüzyıl camlarının üretimi de sürdürülmektedir.

Yorum yazın