Van Hakkında Bilgiler

Van Hakkında Bilgiler
Van, Doğu Anadolu Bölgesi’nde il ve il merkezi kent. Yüzölçümü 19.069 km2 olan Van ili, doğuda İran, güneyde Hakkâri ve Şırnak, güneybatıda Siirt ve Bitlis illeri, batıda Van Gölü ve gene Bitlis ili, kuzeybatı ve kuzeyde de Ağrı iliyle çevrilidir.

Türkiye’nin en doğu kesimindeki toprakları arasında yer alan Van iliyle İran arasındaki sınır, 17 Mayıs 1639’da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması(*) hükümlerine göre belirlenmiştir. Bu sınır, Van Gölü havzasıyla Hazar Denizi ve Urmiye Gölü havzalarını da genel olarak birbirinden ayırır.

Doğal yapı. Yüksek dağlık alanlardan oluşan Van ilinde 1.600 m’den daha alçak kesimlere rastlanmaz. İl sınırları içinde dorukları 3.000 m’yi aşan birçok dağ vardır. Kuzey kesimini, dorukları il sınırları dışında kalan Aladağ(*) ve Tendürek Dağı(*) en-gebelendirir. Bu kesimdeki en yüksek nokta Aladağ’da 3.211 m’ye erişen Kerdahol Tepesidir. Doğu kesimde İran sınırı boyunca kuzey-güney doğrultusunda uzanan ve

3.000 m’yi aşan başlıca yükseltiler Berhebi-ne (Er) Dağı ile Haravil (Yiğit) Dağıdır (3.468 m). İl topraklarının güney kesimini Güneydoğu Toroslar’a bağlı Kavuşşahap Dağları engebelendirir. Van Gölünün güneyini tümüyle kaplayan Kavuşşahap Dağlarının il sınırları içindeki başlıca yükseltileri

Gökdağ (3.604 m), Arnas (Kepçe) Dağı (3.537 m), Kavuşşahap Dağı (3.634 m), Müküs Dağı (3.414 m) ve Artos (Çadır) Dağıdır (3.537 m). İlin orta kesiminde ise Pirraşit Dağı (3.109 m), Mengene Dağı (3.412 m), Koçkıran Dağı ve İspiriz Dağı (3.668 m) yer alır. Van ilinin en yüksek noktası, Kilespiri Dağı olarak bilinen Koç-kıran Dağının 3.684 m’ye erişen doruğudur. İlin orta kesimini engebelendiren bu dağlar genel olarak Van Doğusu Dağları adıyla anılır. Bu dağların yüksek düzlüklerindeki sulak çayırlar hayvancılık açısından büyük önem taşır.

Van ili topraklarından kaynaklanan sular Urmiye, Erçek ve Van kapalı havzaları ile Basra Körfezine ulaşır. Doğudaki küçük bir alanın sularını toplayan Kotur Çayı, İran’ daki Urmiye Gölüne dökülür. Gene bu kesimden kaynaklanan sular doğu-batı doğrultusunda akan Memedik Çayı aracılığıyla Erçek Gölüne ulaşır. Van Gölünü besleyen başlıca akarsular ise kuzeyde Zilan Deresi ve Deliçay, kuzeydoğuda Bendimahi Çayı, doğuda Karasu olarak da bilinen Marmit Çayı ve güneydoğuda Hoşap Suyudur. Dicle Irmağının başlıca kollarından Büyük Zap Suyu ile Uluçay(*) olarak da bilinen Botan Çayı il topraklarından kaynaklanır.

Van ilinde çok sayıda göl vardır. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölünün(*) doğu kesimi il sınırları içindedir. Öteki göller arasında başlıcaları Erçek Gölü(*), Akgöl, Sultan (Süphan) Gölü, Tuz (Kazlı)

Gölü, Değirmigöl ve Hasantimur Gölüdür. Van kentinin doğusundaki Keşiş (Turna) Gölü sulama amacıyla oluşturulmuş bir yapay göldür.

İldeki başlıca düzlükler Çaldıran, Bargiri (Muradiye), Erciş, Van, Hoşap ve Havasor ovaları ile Karakallı Düzü, Erçek Düzü, Noşar Düzü ve Tarhani Düzü adıyla anılan yüksek ovalardır.

Van Gölünün doğu kıyısı boyunca uzanan alanla ilin kuzey ve güney kesimleri etkin bir deprem kuşağının üstündedir. 10 Eylül 1941’deki Erciş depremi(*) ve 24 Kasım 1976’daki Çaldıran depremi(*) ilde büyük ölçüde can kaybı ve yıkıma yol açmıştır.

En çok ilkbaharda yağış alan Van ili, Doğu Anadolu Bölgesi’nin kara ikliminin etkisi altındadır. Orman bakımından yoksul olan ve yalnızca Van Gölünün- güney kesimindeki Kavuşşahap Dağlarında bazı meşe topluluklarına rastlanan ilin doğal bitki örtüsü step (bozkır) görünümündedir.

Ekonomi. 1985’te halkının yüzde 65’i kırsal yerleşmelerde yaşayan Van, gelişmemiş bir ildir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Sert bir kara ikliminin etkisinde olan ve ekime elverişli yeterli toprağı bulunmayan Van ilinde en önemli geçim kaynağı hayvancılıktır. 1984’te ilin hayvan varlığı yaklaşık 2 milyon koyun, 200 bin sığır ve 180 bine yakın kıl keçisi ile 11 bin at, 14 bin eşek, 3 bin manda ve 1.200 kadar da katırdan oluşuyordu. Koyun ve sığır soylarının ıslahı için özellikle Erciş ilçesindeki Altındere Tanm İşletmesi’nde bazı çalışmalar yapılmış, doğal ve yapay tohumlama istasyonları açılmışsa da, beklenen sonuç alınamamıştır. Yaylacılık yöntemiyle yaygın olarak küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılan Van ilinin en tanınmış hayvansal ürünü otlu peynirdir. Otlu peynir, koyun sütü ve özel peynir mayası ile yaylalardan toplanan dağ nanesi, kekik, sirmo (yabanıl sarmısak), mendo. çaşur gibi otlar kullanılarak üretilir.

Arıcılık ve küçük çapta tavukçuluk da yapılan ilde su ürünleri avcılığının azımsanmayacak bir yeri vardır. Van Gölü ile öbür göller ve akarsularda balıkçılık yapılır.

Özellikle akarsu ağızlannda Van Gölünün sodalı sularına uyum sağlamış çok miktarda incikefalı yaşar. Daha çok ilkbaharda ve yaz başında avlanan incikefalından havyar elde edilir ve bu balık tuzlanarak tüketilir. Bu mevsimlerde Karadeniz’de avlanmayan bazı balıkçılar teknelerini kamyonlara yükleyerek Van Gölüne gelirler.

Van ili topraklarının 1987’de ancak yüzde

7 kadan ekime ayrılmış durumdaydı. Aynı yıl ilde yetiştirilen başlıca bitkisel ürünler ve miktarları şöyleydi: 52.584 ton buğday, 52.208 ton şeker pancarı, 13.688 ton patates, 11.567 ton arpa, 10.743 ton lahana, 9.313 ton kavun, 6.190 ton karpuz ve 5.326 ton domates. 76 bin tondan çok kurutulmuş yem bitkisi üretilen ilin kuytu vadilerinde, başta elma ve ceviz olmak üzere az miktarda meyve de yetiştirilir. 1987’de ildeki traktör sayısı 2.884’tü.

1968’de kalkınmada öncelikli iller kapsamına alınmış olmasına karşın Van ili sanayisinde belirgin bir gelişme olmamıştır. İmalat sanayisi daha çok hayvansal ürünlerin işlenmesine dayalıdır. Van ve Erciş kentlerinde toplanmış olan başlıca sanayi tesislerinin en önemlileri kamu kuruluşlarına aittir. Et ve Balık Kurumu’nun (EBK) Van Et Kombinası, Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu’nun (SEK) Van Süt ve Mamulleri İşletmesi, Yem Sanayii TAŞ’nin Van Yem Fabrikası, Sümerbank’a bağlı Van Deri ve Kundura Sanayii Müessesesi, Türkiye Şeker Fabrika-lan AŞ’nin (TÜRKŞEKER) Erciş Şeker Fabrikası ve Türkiye Çimento ve Toprak Sanayii TAŞ’nin (ÇİTOSAN) Van Çimento Sanayii Müessesesi ildeki başlıca sanayi tesisleridir. Bundan başka mandıralar, un, tuğla ve yün ipliği fabrikalan da vardır.

Ulaşım açısından önemli bir konumda olan Van ili 1971 sonlarında İran demiryolunun hizmete girmesinden sonra bu konuda daha da önem kazanmıştır. Tatvan’daki Tuğ iskelesinde feribota yüklenen vagonlar Van kentinin iskelesine taşınır ve doğudaki Ka-pıköy sınır kapısından İran’a geçer. Van Gölü kıyılarını izleyen yollar da bölgenin bu kesiminde karayolu ulaşımında büyük önem taşır.

Doğal ve tarihsel değerler açısından oldukça zengin sayılan Van ili büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Van Gölü kıyısındaki plajlar ile Bendimahi Çağlayanı, Erek Vadisi ve Horhor Bulağı il halkının yararlandığı başlıca mesire yerleridir. Akdamar Adası ve Van Kalesi’ni her yıl birçok yabancı turist ziyaret eder.

Çeşitli kesimlerinde mermer yataklarına rastlanan Van ili, yeraltı kaynakları açısın

dan fazla zengin sayılmaz. Başkale yöresinde traverten, Çaldıran ve Gevaş yörelerinde tuğla-kiremit hammadesi, Erciş yöresinde linyit, görünür rezervi 1,4 milyar ton olan yüksek tenörlü perlit, toplam rezervi 6 milyar m3 olan yüksek tenörlü süngertaşı yatakları ve ilin çeşitli kesimlerinde de madensuyu kaynaklan vardır.

Tarih. Tilkitepe’de(*) yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen buluntular, Kalkolitik Çağda (İÖ 5500-3500) yöredeki yerleşmelerde yaşayanlann Mezopotamya halklan-nın kültüründen etkilendiğini göstermiştir. İÖ 3. binyıllarda Van yöresindeki yüksek yaylalarda Hurriler yaşıyordu. Van yöresi, Asurlara ait 13. yüzyıldan kalma farklı kaynaklarda Nairi ülkeleri ve “dağlık bölge” anlamında Urarti olarak geçer. Önceleri iki ayrı siyasal birlik halinde yaşayan Urartular(*), İÖ 9. yüzyılda bir devlet kurarak birleştiler. Urartu Krallığı döneminde yöredeki en önemli yerleşmeler Tuş-pa ile Çavuştepe(*) ve Toprakkale’ydi. İÖ 6. yüzyıl başlarında Urartu Krallığı Medler tarafından yıkıldı. Kısa süren Med egemenliğini Pers yönetimi izledi. MakedonyalIlar ile Selevkoslardan fazla etkilenmeyen Van yöresi, tüm Atropatene’yle birlikte İÖ 3. yüzyılda kısa bir süre Ptolemaiosların eline geçti. Selevkoslann denetiminden sonra İÖ 129’da Partların yönetimine giren yöreyi İÖ

1. yüzyılda II. Tigranes (Büyük Dikran) aldı. Partlarla Romalılar arasında el değiştiren Van, İS 3. yüzyılda bu kez Sasanilerle Romalılar arasında çekişmeye konu oldu. Sasanilerden sonra Bizans yönetiminde kaldı ve 7. yüzyıl ortalarında Arapların eline geçti. Arap egemenliği sırasında Ermeni valiler tarafından yönetildi ve 9. yüzyılda bir süre Sâcilerin(*) elinde kaldı. 10. yüzyılda Araplar ile Ermeniler arasında savaşlara Sahne Oldu. lU21de Bizans’a bağlanan yöreye Türkmenler gelmeye başladı. Van yöresi bu sırada Bizans’a bağlı Vaspurakan Theması’nın sınırları içindeydi. Selçuklular 1054’te Erciş’i, 1064’te de Van çevresini ele geçirdiler. Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra Selçuklu egemenliği güçlendi ve yöre 1100’de Sökmenlilerin yönetimine girdi. 1205’te Gürcülerin saldırısına uğradı, kısa bir süre Eyyubilerin egemenliğinde kaldıktan sonra Moğollar tarafından yağmalandı. Anadolu Selçuklularının, İlhanlIların ve Timur’un denetiminde kaldıktan sonra Ka-rakoyunlulara bağlı Hakkâri beylerinden İzzeddin Şir’in yönetimine girdi. Daha sonra Safevilerin denetimine geçti. Çaldıran Savaşı’nı(*) OsmanlIların kazanmasına karşın Van toprakları uzun bir süre Safeviler ile Osmanlılar arasında el değiştirdi. Amasya Antlaşması(*) hükümleri gereğince Osman-lı Devleti’nin sınırları içinde kalan yöre daha sonra birçok kez İranlIların saldırısına uğradı. Van yöresi Osmanlı Döneminde bazı ayaklanmalara sahne oldu. Bunların en önemlilerinden biri de 1895’te Ermenilerin başlattığı ve büyük yıkıma neden olduktan sonra bastırılan ayaklanmadır. I. Dünya Savaşı başlarında Taşnaktzutyun(*) örgütünün silahlı Ermeni gönüllüleri tarafından işgal edildi. Mayıs 1915’te Rus ordularının işgaline uğrayan Van yöresi, Sovyet Devrimi sonrasında Rusların Anadolu’dan çekilmesiyle Ermeni kuvvetlerinin eline geçti; 4. Kolordu’nun 7 Nisan 1918’de Van’a girmesiyle işgal sona erdi.

Kentin yapısı ve tarihsel yapılar. Van kentinin tarihsel merkezi, uzun bir süre Urartuların başkenti olan Tuşpa’dır. Kentin bugünkü adının, yöreye Urartuların verdiği Vaini (Waini) adından kaynaklandığı sanılmaktadır. Eski kent, Van Gölü kıyısı yakınında yer alan Van Kalesi’ndeydi. Surlarla çevrili olan antik kentte birçok konut ve işyeri vardı. Osmanlı Döneminde de yönetsel merkez olarak gelişen kentin bir bölümü surların dışına, tepenin güney eteklerine taşmıştı. Bu tepenin 5-6 km kadar doğusunda bağlar ve bahçeler arasındaki seyrek dokulu yerleşme ise kentin sayfiyesi konumundaydı. 19. yüzyılda burası Van Bahçeleri adıyla da anılıyordu. Daha çok zenginlerin oturduğu bu kesimde vali konağı, konsolosluklar ve okullar yer alıyordu. Kentin iskelesiyle Adilcevaz ve Gevaş arasında 19. yüzyıl sonunda buharlı ve yelkenli teknelerle taşımacılık yapılıyordu. Bu yıllarda Van kentinin nüfusu 30 bin kadardı. I. Dünya Savaşı’nda uğradığı işgallerden büyük ölçüde yanmış ve yıkılmış olarak çıktı; nüfusu birkaç yüz kişiye düştü ve sayfiye kesiminde yeniden kuruldu. Cumhuriyet döneminde uzun süre bahçeli konutlanyla kırsal görünümünü koruyan Van, 1970’lerde İran demiryolunun açılması ve sonraki yıllarda Ortadoğu ülkeleriyle ticaretin yoğunlaşmasına bağlı olarak gelişme gösterdi. 1950’de yalnızca 13.664 olan nüfusu, 1965’te 31.431’e, 1975’te 63.663’e ulaştı ve 1985’te de 100 bini aştı.

Van kenti, bölge ulaşımında önemli bir yeri olan 5 km uzaklıktaki iskele kesimiyle bütünleşecek biçimde gelişmektedir. Kars ve Ağrı’yı Hakkâri’ye bağlayan yol ile Kapıköy sınır kapısından gelen yol kentte kesişir. Ankara’ya uzaklığı 1.248 km olan kent, Tatvan üzerinden ülkenin demiryolu ağına bağlanır. Kentin güneyindeki havaalanından Türkiye’nin öteki merkezlerine düzenli uçak seferleri yapılır.

Kent ile çevresine hizmet veren başlıca sağlık kurumlan Devlet ve SSK hastaneleridir. Bir de askeri hastane vardır. 19. yüzyıl sonlarında birçok medresenin yanı sıra

Ermeni ve Amerikan okulları da bulunan Van kentindeki başlıca eğitim ve kültür kurumu Yüzüncü Yıl Üniversitesi’dir.

Van kenti ile çevresi tarihsel yapılar açısından fazla zengin sayılmaz. Başlıca tarihsel yapılar Van Kalesi(*), Toprakkale(*), Van Ulucamisi(*) ve Hüsrev Paşa Camisi’ dir. Yörede yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen bazı arkeolojik buluntularla çevreden derlenen etnografik yapıtlar 1972’de ziyarete açılan Van Müzesi’nde sergilenir.

Yorum yazın