Umman Hakkında Bilgiler

Umman, resmî adı umman sultanlığı . Arapça saltanat umman, Arabistan Yarımadasının güneydoğu kesiminde kıyı ülkesi. Yaklaşık 300.000 km:’lik bir alanı kaplar. Güneybatıdan kuzeydoğuya 940 km, kuzeybatıdan güneydoğuya ise 350 km boyunca uzanır. Kuzeyde Umman Körfezine, doğu ve güneyde Umman Denizine bakar. Asıl bölümü güneybatıda Yemen, batıda Suudi Arabistan, kuzeybatıda da Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile çevrilidir. Hürmüz Boğazına doğru sokulan Musendem Yarımadasının kuzey ucunda yer alan Ruusü’l-Cibal adlı toprak parçası ile doğudaki el-Mesire Adası ve güneydeki Huriya Mariya Adaları da sınırları içinde kalır. Başkenti Maskat, 1989 tahmini nüfusu 1.442.000’dir.

Doğal yapı. Kuzeyde Umman Körfezini izleyen ve el-Batine olarak bilinen alüvyonlu dar kıyı ovasının gerisinde, kıyıya koşut sıraların oluşturduğu çıplak ve kıraç Hacer Dağları yükselir. Ahdar Dağlarında 3.107 m’ye ulaşan ve vadilerle parçalanmış olan bu yüksek set, iç kesimde yerini giderek alçalan bir platoya bırakır. Platoluk alandan sonra Rubü’l-Hali’nin uzantısı olan çakıltaş-lanyla örtülü çöller başlar. Ülke topraklarının yaklaşık dörtte üçünü kaplayan bu ıssız çöller ülkenin güneybatı ucunda Dofar bölgesini engebelendiren dağlarla birleşir. Dağların indiği kıyılarda verimli ovalar yer alır.
İklim genelde sıcak ve kuraktır. Nemlilik oranının yüksek olduğu Maskat ve öbür kıyı merkezlerinde yazın sıcaklık 36°C’ye kadar çıkar. Yumuşak geçen kış mevsiminde en düşük sıcaklık 17°C’yi bulur. İçerideki yüksek kesimlerde ve yaz musonlarının etkilediği Dofar bölgesinde daha ılıman bir iklim görülür. Yıllık yağış miktarı ülke genelinde 100 mm dolayındadır.

Ülkede yıl boyunca akan ırmaklar yoktur. Sulamada dağ eteklerindeki kaynaklardan çıkan ve felec olarak bilinen su kanallarından yararlanılır. Doğal bitki örtüsü akasya ağaçlarıyla sınırlıdır. Ender yabanıl hayvanlar arasında Arap ceylanı, dağkeçisi, tilki ve denizkaplumbağası sayılabilir.

Nüfus. Umman’ın etnik dokusunda toplam nüfusun (1984) yüzde 77’sini oluşturan Arap öğesi ağır basar. Azınlık toplulukların başında Hintliler (yüzde 15), çoğu Beluci olan PakistanlIlar, Bengalliler, Farisiler ve Doğu Afrika kökenli Siyahlar gelir. Dofar bölgesinde oturan ve cibali olarak adlandırılan Arap kabileler etnik bakımdan Yemen’ in doğusundaki Araplara daha yakındır. Ülkede Batılı uzman ve teknisyenlerin yanı sıra Asya’dan gelme göçmen işçiler de yaşar. Resmî dil Arapçanın dışında Beluci dili ve Mehri dilleri de konuşulur. Müslümanların toplam nüfus içindeki oranı (1984) yüzde 86’ya ulaşır; en yaygın mezhep Hari-ciliğin ılımlı bir kolu olan ibadiyedir. Hintlilerin büyük çoğunluğu Hindudur.

Nüfus yoğunluğu (1989) kilometrekare başına ancak beş kişi düzeyindedir. Başlıca yerleşim alanları el-Batine, Hacer ve Dofar bölgeleridir. Toplam nüfusun (1986) yüzde 90,8’i kırsal kesimde oturur. Bunların bir bölümü göçebe hayvancılığa dayalı bir yaşam biçimi sürdürür. Kasaba olarak nitelendirilebilecek yerleşmelerin çoğu kıyı şeri-dindedir. Maskat-Matrah son yıllarda küçük çaplı bir metropole dönüşmüştür. Nüfus artış hızı oldukça yüksektir. Doğum ve ölüm oranları (1986) sırasıyla binde 44,2 ve binde 13’tür.

Ekonomi. Umman’da büyük ölçüde petrol üretimi ve ihracatına dayanan, gelişme yolunda bir karma ekonomi yürürlüktedir. Son yıllarda petrol gelirlerindeki düşüşle ödemeler dengesinin bozulması, daha önce başanlı kalkınma planları sayesinde yüzde

10 düzeyinde seyreden yıllık büyüme hızının gerilemesine yol açmıştır. Bunun üzerine hükümetçe alınan başlıca önlemlerden biri bütçede yarıya yakın bir yer tutan savunma harcamalarının kısılmasıdır. 1987 verilerine göre ülke gayri safi milli hasılası (GSMH) yaklaşık 7,67 milyar ABD Doları, kişi başma düşen milli gelir 5.760 ABD Doları’dır. Ekonomik gücün birkaç ailenin elinde toplanmış olması nedeniyle gelir dağılımı oldukça dengesizdir.

Gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) içindeki payı (1987) ancak yüzde 3,5 olan tarım sektöründe toplam işgücünün (1986) yüzde 23,3’ü çalışır. Kıyı ovalarıyla dağlık ve

çöllük bölgelerdeki vahalarla sınırlı olan ekime elverişli alanlar ülke topraklarının yalnızca yüzde 0,2’sini oluşturur. Yağışların yıllara göre büyük farklılıklar göstermesi nedeniyle tarım büyük ölçüde sulamaya bağımlıdır. Temel gıda ürünü olan pirincin büyük bölümü ithal edilir. Büyük ölçüde geçimlik düzeyde olan bitkisel tarım hurma, yonca, misketlimonu, mango, karpuz, kavun, buğday, muz ve soğan gibi ürünlere dayanır. Dofar bölgesinde ayrıca hindistancevizi ve papaya yetiştirilir. Başta hurma ve misketlimonu olmak üzere bir miktar sebze ve meyve dışarıya satılır. Tarımsal üretimi geliştirmek amacıyla devletçe araştırma istasyonları ve örnek çiftlikler açılmıştır. Keçi, koyun ve sığır yetiştirilen başlıca hayvanlardır. Bütün kıyılarda yürütülen balıkçılık da önemli bir gelir kaynağıdır.

GSYİH’ye katkısı yüzde 47,4’ü bulan madencilik sektörünün temelini petrol üretimi oluşturur. İlk kez 1964’te bulunan ve komşu Arap ülkelerine göre rezerv düzeyi daha düşük olan petrol yataklarını işletme hakkı devlet ve yabancı sermayenin ortak olduğu bir şirketin elindedir. Öteki yeraltı kaynakları arasında doğal gaz ile az miktarda çıkarılan bakır ve kromit sayılabilir.

Petrolden elde edilen gelirle 1970’lerde girişilen geniş çaplı altyapı yatırımları, inşaat ve imalat sektörlerinde hızlı bir gelişmeyi başlatmıştır. Yeni sanayi kuruluşlarında üretilen başlıca ürünler çimento, yapı gereçleri, mobilya, aluminyum ürünleri, tel ve kablo, ev eşyaları, gübre ve cam yünüdür. Dokumacılık, deri eşya yapımı, altın ve gümüş işlemeciliği, tekne yapımı gibi geleneksel el sanatları giderek gerilemektedir.
İhracat gelirlerinin onda dokuza yakın bölümünü ham petrol sağlar. En önemli ithalat kalemlerini ise makine ve ulaşım araçları, mamul mallar ile gıda maddeleri oluşturur. Ülkenin dış ticaretinde en önemli yeri BAE, Japonya ve İngiltere tutar.

Yakın dönemde inşa edilmiş olan karayolları ağı bütün önemli yerleşim merkezlerini birbirine bağlar. Maskat ve Salale’nin modern liman ve havaalanları vardır.

Yönetsel ve toplumsal koşullar. Umman’ın yönetim biçimi mutlak monarşidir. Bütün yetkileri elinde toplamış olan sultan, devlet işlerini kendi seçtiği bir kabinenin yardımıyla yürütür. 1981’de çeşitli meslek kesimlerini ve bölgeleri temsil etmek üzere sultanın atadığı 55 üyeden oluşan bir danışma meclisi kurulmuştur. Ülkede yazılı bir anayasa olmadığı gibi yasal siyasal partiler de yoktur. Yerel yönetim valiler ile yakın dönemde oluşturulan belediye meclislerinin elindedir. Hukuk sisteminin kaynağı şeriattır.

Modern silahlarla donatılmış olan silahlı kuvvetlerin asker sayısı 25 bin dolayındadır.

Sağlık hizmetlerinin niteliği ve kapsamı 1970’lerdeki yatırımlarla önemli ölçüde geliştirilmiştir. Bunun sonucu olarak verem, trahom ve boğmaca gibi hastalıklar geriletilmişse de sıtma ve basilli dizanteri hâlâ yaygındır. Bebek ölüm oranı (1986) binde 110 gibi yüksek bir düzeydedir. Sağlık koşullarının yetersizliğini yansıtan ortalama ömür kadınlarda 56, erkeklerde 54 yıldır.

Son yıllarda eğitime verilen önem sonucunda, 1970’te yalnızca üç olan ilkokul sayısı 300’ün üzerine çıkarılmıştır. Okuryazarlık oranı (1979) yüzde 38’dir. Ülkenin tek yükseköğretim kurumu 1985’te kurulan Sultan Kabus Üniversitesi’dir.

Kültürel yaşam. İslam inancına sıkı bağlılığın biçimlendirdiği Umman kültüründe kabile gelenekleri de hâlâ çok güçlüdür. Bununla birlikte kadınlar Arap dünyasındaki genel duruma göre daha özgürdür. Arkeolojik kazıları yürütmek, tarihsel yapıları korumak ve geleneksel el sanatlarını yaşatmak amacıyla ayrı bir bakanlık kurulmuştur. Günlük gazetelerin tirajı oldukça düşüktür. Buna karşılık televizyon en küçük birimlere kadar girmiştir.
Tarih. Bugünkü Umman topraklarında insan yerleşiminin izleri en az 10 bin yıl önceye değin iner. Sümer kaynaklarında (İÖ y. 3000) denizcilik ve ticaretle zenginleşmiş bir ülke olarak geçen yarı efsanevi Magan’ın burası olduğunu gösteren bazı arkeolojik bulgular vardır. Umman’daki tarımın ve uygarlığın dayanağı olan felec sulama sistemi ise İran’dan İÖ 7. ya da 8-yüzyılda göç eden topluluklardan kalmadır. Daha eski çağlarda gelişkin bir deniz ticareti geleneğine dayanan ve Doğu Afrika’dan Çin’e kadar çok uzak yerlerle bağlan bulunan Umman’ı önemli kılan bir etken de Ortadoğu ve Akdeniz’de yaygın biçimde kullanılan akgünlüğün başlıca kaynağı olmasıydı.

Ümman’ın bugünkü kabile sisteminin kökleri Arabistan Yarımadasının güneybatısından İS 2. yüzyılda başlayan göç hareketine kadar uzanır. Başlangıçta Çalan bölgesine yerleşen bu kabileler daha sonra İran topluluklarının denetimindeki topraklara yönelerek, kuzeybatıdan bölgeye giren başka kabilelerle karşılaştılar. Bu ayrı göç hareketlerinin başım’ çeken Kahtan ve Nizar aileleri zamanla Hihaviler ve Gafiriler olarak anılan iki büyük kabile konfederasyonunun çekirdeğini oluşturdu.

Kabile çekişmeleri ve İran’dan gelen saklınlar, bölgenin İslam dinini benimsediği 7. yüzyıla değin sürdü. Yanmadadan coğrafi kopukluğun yarattığı elverişli ortamda kolayca yayılma olanağını bulan Hariciliğe bağlı İbadiye mezhebi, aynı zamanda bölgede siyasal birliğin sağlanmasına zemin hazırladı. Culende bin Mesud’un 751’de imam seçilmesiyle kabileleri bir araya getiren dinsel bir rejim ortaya çıktı. Büyük kabileler ve dinsel önderler arasındaki anlaşmayla belirlenen imamların yönetimi, Benu Nab-han’ın başa geçtiği 1154’ten sonra yerini istikrarsız hanedanlara bıraktı.Deniz ticaretine bağımlılık nedeniyle güçlerini kıyı şeridine kaydıran hanedanlar, imamlık kuru-munun 1428’de yeniden öne çıkmasıyla iç kesim üzerindeki denetimi büyük ölçüde yitirdiler. Öte yandan 1507’de Maskat’a saldıran Portekizliler kısa sürede bütün kıyı şeridini ele geçirdiler. 1624’te imam seçilen ve kabile çatışmalanna son veren Nasr bin Mürşid, Portekizlileri 1650’de bölgeden çıkardığı gibi İran ve Doğu Afrika’daki Portekiz kolonilerini de Umman’a bağladı.

18. yüzyıl başlarında Hinaviler ve Gafiriler arasında başlayan iç savaş, İran hükümdarı Nadir Şah’ın 1737’de Umman’ı ele geçirmesine yol açtı. İran kuvvetlerini yenilgiye uğratan ve tarafların uzlaşmasıyla 1744’te imamlığa seçilen Ahmed bin Said, güçlü bir yönetim kuran Bu Said hanedanının temellerini attı. Önce Seyyid, daha sonra sultan olarak anılan hanedan üyeleri, yeni fetihlerle Umman ın deniz ticaretini güvence altına aldılar. İngilizlerle sıkı bir işbirliğine giden Said bin Sultan (hd 1806-56) Zengi-bar’ı önemli bir gelir kaynağı durumuna getirdi. Onun ölümünden sonra Umman ve Zengibar hanedanın iki ayn koluna geçti.

Umman’da İbadiye imamına bağlı kabilelerin saldmlarına karşı koyamayan Teymur bin Faysal (hd 1913-32), Ingilizlerin arabuluculuğuyla iç kesimde özerk bir imamlık yönetimi kurulmasını kabul etti. Suudi Arabistan’dan destek gören İbadiye imamının bağımsızlık girişimini gene İngilizlerin yardımıyla boşa çıkaran ve 1959’da bütün ülkede denetimi sağlayan Said bin Teymur’I un (hd 1932-70) baskıcı politikaları. 1965’te Dofar bölgesinde sol eğilimli Umman Halk Kurtuluş Cephesi’nin bir gerilla mücadelesine yol açtı. Bir saray darbesiyle babasının yerine geçen Kabus bin Said, 1975’te bu ayaklanmayı bastırdıktan sonra yönetimini sağlamlaştırma yönünde adımlar atarak geniş çaplı bir modernleştirme programına girişti.

Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler’e 1971’de katılan Umman, 1981’de de Körfez İşbirliği Konseyi’nin kurucu üyeleri arasında yer aldı. ABD ile sıkı ilişkilerin yanı sıra ılımlı Arap devletleriyle yakınlaşmaya girerek Umman’m dış dünyaya açılmasını sağlayan Kabus yönetimi, İran-Irak Savaşı boyunca tarafsızlık politikası izledi.

Yorum yazın