Turbalık Alan Nedir

Turbalık Alan Nedir

turbalık, kömürleşme sürecinin ilk aşaması olan turba(*) oluşumunun gerçekleştiği, süngersi ve akaçlaması yetersiz yaş topraklar ekosistemi. Turbalıklar genellikle üç grup altında toplanır; 1) Soğuk bölgelere özgü, Sphagnum yosunları ve Chamaedaph-ne cinsi fundalarla kaplı adi turbalıklar, 2) çayır otları, ayakotu ve kamışlarla kaplı turbalıklar ya da batakçayırlar, 3) turbaları hemen hemen tümüyle ağaç artıklanndan oluşan, tropik turbalıklar. Adi turbalıklar ya da Sphagnum turbalıkları yüksek derce-de asit içeren (pH değeri beşten düşüktür) ve çoğunlukla yalnızca yağmur suyuyla beslenen turbalıklardır. Bu yüzden de yapı-lannda yağmur suyundakinden çok mineral bulunmaz. İkinci grup turbalıklar yani ba-takçayırlar ise sulannı yeraltı sularından sağlar. Çözünmüş mineral içeren bu turbalıkların pH değeri beşin üzerindedir, yani az asitlidir. Tropik turbalıklara yalnızca sulan çok az mineral içeren bölgelerde rastlanır. Öbürleri kadar yaygın olmasa da Batı Malezya (Malaya), Endonezya, Güney Amerika’nın tropik bölgeleri ve Afrika’da geniş alanlar kaplar.

Bitki örtüsü pek zengin olmayan adi turbalıklarda Sphagnum ve fundalann dışında az sayıda ayakotu, pamukotu ve bazı orkide türleri, güneşgülleri ve ibrikotlan gibi böcekçil bitkiler ve yeşil algler yetişir. Hayvanlara ise ender olarak rastlanır.

Yaygın biçimde turbalık yosunlan(*) da denen Sphagnum’lar sudan mineral (katyon) alıp yerine hidrojen iyonları vererek suyun asitlenmesine yol açar. Suyla doymuş yosun hava geçişini engellediğinden Sphagnum kütlesinin yüzeyden 5-10 cm alttaki bölümleri oksijensiz kalır. Oksijen ve mineral yetersizliği ortamın yüksek asitliğiyle birleşince, çürümeye yol açan bakteri ve mantarlann etkinliği büyük ölçüde yavaşlar ve turbalıklarda çürüme gecikir. Ölü yosunlar çürümediği için de canlı bitkilerin altında Sphagnum turbası oluşur. Bu durum, özellikle yıllık ortalama sıcaklığın 10°C’nin altında olduğu bölgeler için geçer-lidir.

Turbalıklara, Pleyistosen Bölümde (y. 2,5 milyon – 10 bin yıl önce) buzullaşma geçirmiş olan bölgelerde daha sık rastlanır. Kanada, Kuzey Avrupa ve SSCB’nin tundra ve kuzey orman bölgelerinde, aynca Britanya’nın nemli yörelerinde büyük turbalıklar vardır. Buzullar altlarındaki kayaları aşındırıp tabanda düzensiz bir balçık yığını oluşturarak yer yer çöküntülere yol açmış, buzların erimesiyle de bu çöküntüler suyla dolmuştur. Mineralce yoksul suların oluşturduğu bu gölcükler Sphagnum’lar için yaşam ortamı oluşturarak zamanla turbalığa dönüşmüştür.

Buzul kaplı bölgelerdeki küçük göller de, akarsu yataklarındaki aşınım sonucu akaç-lanamaz ya da toprak çökelleriyle dolmazsa çoğunlukla turbalığa dönüşür. Göl kıyıya yakın bitkilerin oluşturduğu yüzer bir katmanın birikmesiyle dolmaya başlar. Suyu yeterince mineral içeriyorsa, otlarla kaplı bir batakçayır halini alır. Dirençli kayaç-lar üzerinde bulunan mineral içeriği zayıf göllerde ise Sphagnum ve Chamaedaphne ile kaplı yüzer turba yığınlan ortaya çıkar. Büyük göllerde dalga hareketi bu tür olu-şumlan engeller.

Turba yığını aşağı, suyun içine doğru büyüse de, bitki dokularındaki hava sayesinde yüzeyde kalmayı sürdürür. Katmanın altındaki su dolu parçacıklar yavaş ilerleyen çürüme ve mekanik etkenler sonucu kopup dibe çökerek yalancı bir taban oluşturur.

Böylelikle göl tabandan da, yüzeyden de dolma sürecine girer.

Bu göllerde yüzeyden aşağıya doğru başlıca şu katmanlar bulunur: 1) Yüzer turba, 2) temiz su, 3) yalancı taban, 4) asıl taban. Turba yığını kalınlaştıkça bitkiler göl suyundan daha az beslenir hale gelir ve Sphagnum katmanı hızla gelişir. Yosunlann büyümesiyle gerçek bir turbalık oluşur ve başta Chamaedaphne olmak üzere çeşitli funda türleri yüzeyi kaplar. Kalınlık arttıkça ağaç türleri de görülmeye başlar. Önceleri genellikle melez (Larix), turbalık oluşumunun son evrelerinde ise kara ladin yetişir. Uzaktan bakıldığında kıyı ile artık dolmuş olan göl arasındaki sınırı ayırt etmek güçtür.

Yukarıya ve merkeze doğru büyüyen turbalık sonunda gölü tümüyle doldurur. Böylece eski buzul yatağı, hem gölde üretilen hem de çevresindeki topraklardan gelen organik birikintiler ve inorganik tortullardan oluşmuş bir dip katmanına kavuşur. Daha sonra turbalar göl yatağının geri kalan bölümünü doldurarak her yeri kaplar. Ancak turbalığın gelişimi her zaman bu aşamada kalmaz; yağışın yeterli olması halinde, Sphagnum’un su tutucu özelliğinden ötürü eski su düzeyinin üstünde nemli, durgun bir katman ortaya çıkar; bunun sonucunda da bitkiler yukan doğru gelişerek yüksek bir turbalık oluşur. Yüksek turbalığı benzerlerinden ayıran özellik, bir çöküntüyü doldurmakla kalmayıp çevredeki araziden de yüksek bir düzeye ulaşmasıdır. Genellikle bir hendekle çevrili olan bu yapı yalnızca yağmur suyu aldığı, bunun için de düşük oranda mineral içerdiğinden yüzer bir turbalığın değil, Sphagnum turbalıklanmn özelliklerini taşır. Funda, melez, kara ladin gibi yüzer turbalıkta bol görülen bitkilere yüksek turbalığın ancak kıyılarında, tek tük rastlanır.

Bir Sphagnum bataklığının altındaki turba katmanı kısmen bozunmuş yosunlardan oluşur. Aynca rüzgânn getirdiği toz ve polenleri de içerebilir. Su oranı yüzde 90’a kadar çıkar. Serbest oksijen bulunmaması, küçük miktarlarda da olsa yüksek basınçta karbon dioksit görülmesi, düşük elektrolit yoğunlaşması ve yüksek asitlik, alt turba katmanının öbür kimyasal özellikleridir.

Alçak tropik bölgelerde sıcaklık, genellikle organik çürümenin çok hızlı olmasını sağlayacak kadar yüksektir. Bu da büyük miktarlarda turbanın birikmesine yol açar. Ama turbalıklar ancak çok yağış alan ve mineral içeriği düşük yeraltı sularının bulunduğu bölgelerde oluşabilir. Bu bölgelerde de turbalıklar soğuk yerlerde olduğu gibi alçak havzaları doldurur ya da yüksek turbalıklara dönüşür. Buralarda yüksekliği 30 m’yi bulabilen ve sürekli yeşil kalabilen geniş yapraklı ağaçlar yetişir. Bazen palmiye ve vidağacına da rastlanır. Gene de çevre ormanlara göre bitki çeşidi sınırlıdır. Yüksek turbalıklarda merkeze doğru ağaçlar bodurlaşır ya da hiç ağaç görülmez. Çayır otlan ve ayakotları yüzeyin büyük bölümünü kaplar. Ayrıca açıkta su gölcükleri de oluşabilir. Tropik turbalıklarda Sphagnum yosunlan hiç yetişmez; turba tohumlu bitkilerin artıklarından oluşur. Bitki türlerinin sınırlı olması yeterince mineral bulunmamasından kaynaklanır, çünkü bu alanlardaki yeraltı sulan mineralce yoksuldur; tozla gelen mineraller de güçlü sağanaklarla ortamdan taşınarak yok olur.

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum yazın