Tarsus Hakkında Bilgi

Tarsus Hakkında Bilgi

Tarsus, Akdeniz Bölgesi’nin Adana Bölümü’nde, İçel iline bağlı ilçe ve ilçe merkezi kent. Yüzölçümü 2.699 km2 (1989) olan Tarsus ilçesi kuzeyde Niğde ve Adana illeri, doğu ve güneyde gene Adana ili, batıda Merkez ilçe, kuzeybatıda da Çamlıyayla ilçesiyle (9 Mayıs 1990 tarihli ve 3644 sayılı yasayla ilçe olmuştur) çevrilidir.

İlin en doğu kesiminde yer alan ilçe topraklarının kuzey yarısını Orta Toroslar’a bağlı Bolkar Dağları engebelendirir. İlçenin en yüksek noktası, Bolkar Dağlarının da doruğu olan Medetsiz Tepesidir (3.524 m). Dağların yüksek kesimlerinde Alp tipi çayırlara rastlanır. Akdeniz’e bakan yüksek yamaçlar kara çam, ardıç, sedir, göknar ve kızıl çam ormanları, alçak yamaçlar ise makilerle kaplıdır. Bolkar Dağlarındaki bazı düzlüklerde yer alan yaylalar yaz sıcaklarından bunalan Tarsusluların serinlemek için çıktığı sayfiyelerdir. Bunların en ünlüsü, eskiden Tarsus’a bağlı bir bucak merkezi elan Çamlıyayla’daki (eskiden Namrun) Namrun Yaylasıdır(*). Akdeniz kıyısına doğru gidildikçe alçalan ilçe topraklarının güney yarısı, Çukurova’nın(*) batı uzantılarından oluşur. Tarsus Ovası olarak adlandırılan ve ilçenin başlıca tarım alanı olan bu düzlükteki Karabucak Bataklığının kurutulması için 1939’dan 1967’ye değin süren çalışmalarla 885 hektarlık alanda bir okaliptüs ormanı kurulmuştur.

İlçe topraklarından kaynaklanan suları Tarsus Çayı(*) ve Seyhan Irmağı(*) toplar. Deli Burnunda Akdeniz’e dökülen Seyhan Irmağı, güneyde doğal sınır oluşturur. Tarsus Çayı üzerinde Berdan Barajı, bu akarsuyun kollarından Kadıncık Deresi üzerinde de Kadıncık I ye II hidroelektrik santralları kurulmuştur. İlçe sınırları içindeki başlıca göller Seyhan Deltasının lagünlerinden Dipsiz Göl ile Berdan Baraj Gölüdür. Dar Akdeniz kıyısında doğal kumsallar uzanır.

İlçe halkı geçimini tarım ve tarıma dayalı sanayi ile ticaretten sağlar. Başlıca bitkisel ürünler buğday, çiğit, üzüm, pamuk, portakal, limon, arpa ve soyadır. Az miktarda yerfıstığı ve baklagiller de yetiştirilir. 1984’te ilin en çok buğday, çiğit, pamuk, üzüm, arpa ve soya üretimi yapılan ilçesi Tarsus’tu. İlçede daha çok plastik örtülerle kurulan seralarda turfanda sebzecilik yapılır. Hayvancılığın en gelişmiş dalları tavukçuluk ve arıcılıktır. Dağlık kesimlerde yaşayan halkın bir bölümü geçimini orman işçiliği yaparak sağlar.

Tarsus, Mersin’den sonra İçel ilinin ikinci büyük sanayi merkezidir. Çukurova yöresindeki ilk sanayi tesisi, 1887’de Tarsus’ta kurulan Mavromati ve Şürekâsı İplik Fabri-kası’dır. Türkiye’de ilk hidroelektrik santral da Tarsus’ta kuruldu. Osmanlı Döneminin son yıllarında Tarsus Çayı kenarında su gücüyle çahşan bir un değirmeninde kurulan ve 15 Eylül 1902’de işletmeye açılan bu santralın gücü 2 kVV’ydi. Cumhuriyet dönemine değin bazı çırçır ve prese, iplik ve dokuma, konserve fabrikaları açılan ilçedeki sanayi tesislerinin bir bölümü 1972’de kurulan Çukurova Holding’in(*) temelini oluşturur. Günümüzde ilçedeki başlıca sanayi kuruluşları çırçır, pamuk ipliği, dokuma, hazır giyim, un, bitkisel yağ, sabun, boya, tarım alet ve makineleri ve yedek parça fabrikalarıdır. Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası’nın kuruluş tarihi 1879’dur. Yeraltı kaynakları açısından yoksul olan ilçede doğal değerlerin korunması ve halkın yararlanması amacıyla Karabucak ve Bah-çeyeri orman içi dinlenme yerleri ile Karabucak Turaç Üretme İstasyonu kurulmuştur. Tarsus kentinin 9 km kuzeybatısındaki Eshab-ı Kehf(*) MağarâsTnın çevresinden bir mesire yeri olarak yararlanılır.

Tarsus ilçesinin gelişmiş ulaşım bağlantıları vardır. Bağdat Demiryolu ile E-5 Karayolu ilçe topraklarından geçer. İlçenin ihraç ürünleri, Adana’yı Mersin’e bağlayan kara ve demir yollarıyla Mersin limanına ulaştırılır. E-5 Karayolu Bolkar Dağlarını eskiden Gülek Boğazında)*) aşardı. Günümüzde Pozantı-Tarsus otoyolu bu dağları Tekirbe-li’nde (1.260 m) aşar.

Gözlükule’de(*) yapılan kazılar, yörede yerleşim tarihinin Neolitik Çağ (İÖ 8000-5500) sonlarına değin indiğini gösterir. Ar-zava’nın(*) doğusunda ve Kizzuvatna’ nın(*) batısında yer alan bu topraklar, İÖ 17. yüzyılda Hititlere bağlıydı. Daha sonra Hurrilerin kurduğu Kizzuvatna Krallığı’na bağlanan ve bir süre Asur egemenliği altında kalan yörede, İÖ 7. yüzyıl sonlarında merkezi Tarsus olmak üzere Kilikya Krallığı kuruldu (bak. Kilikya).

Tarsus yöresi 1832-4(1 arasında Osmanlı Devleti’ne başkaldıran Mısır valisi Mehmed Ali Paşa’nın (Kavalalı) oğlu İbrahim Paşa tarafından yönetildi. Bu kısa dönemde Mısırlıların girişimiyle pamuk tarımında önemli verim artışı sağlandı, şekerkamışı üretimi denemeleri yapıldı ve tarım işçilerinin çalışma koşulları önemli ölçüde iyileştirildi. Ayrıca birçok- bayındırlık çalışması yapılarak Tarsus Ovasını taşkından korumak amacıyla kanallar açıldı. 19. yüzyıl sonlarında Adana vilayetinin Mersin sancağına bağlı Tarsus kazasının sınırları içinde olan yöre, Mondros Mütarekesi’nin (30 Ekim 1918) ardından 19 Aralık 1918-27 Aralık 1921 arasında Fransız işgalinde kaldı. Cumhuriyet’ten sonra Tarsus yöresi, 1924’te Mersin iline, 1933’te de İçel iline bağlandı.

İÖ 2. binyıla ait Hitit kaynaklarında Tarşa adıyla anılan ilçe merkezinin kuruluşuna ilişkin yeterli bilgi yoktur. Çok eski bir yerleşim merkezi olduğu anlaşılan kent. Antik Çağda Tarsos, Roma Döneminde de Tarsus olarak adlandırıldı. İÖ 1. yüzyılda Marcus Antonius ile VII. Kleopatra’nın Tarsus’ta buluşması birçok sanat yapıtına konu olmuştur. Kleopatra, o dönemde Kydnos adlı akarsuyun (bugün Tarsus Çayı) ulaşıma elverişli olması nedeniyle bir liman kenti olan Tarsus’a tekneyle gelmişti. Aziz Paulus’un (Havari) doğum yeri olarak Hıristiyanlık açısından önem taşıyan kent,

Bizans yönetimi altında da canlı bir merkez olarak kaldı.

Günümüzde önemli bir sanayi, ticaret ve hizmet merkezi olan Tarsus, Mersin’den sonra ilin ikinci büyük kentidir. İlçenin güney kesiminde, il merkezi Mersin’e 25 km uzaklıkta yer alır. Mersin’e işlek kara ve demir yollarıyla bağlanır. Kentteki başlıca sağlık kurumlan Tarsus Devlet Hastanesi ile Doğumevi’dir.

Tarsus tarihsel yapılar açısından oldukça zengindir. Eski kenti koruyan surların Kleopatra Kapısı adıyla anılan bölümü hâlâ ayaktadır, ilkçağdan günümüze ulaşan başlıca kalıntılar işlevi bilinmeyen ve görkemli bir yapı olan Donuktaş, Roma Hamamı ve İustinianos (Baç) Köprüsü’dür. Temel kazıları sırasında ortaya çıkarılan Akhilleus Lahti Adana Bölge Müzesi’nde, mozaikler ise Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenir. Öteki tarihsel yapılar bir katedralden çevrilen Eskicami, Tarsus Ulucamisi (1579) ve Şahmeran Hamamı’dır. Kentte tarihsel yapı olarak 1985’te resmî kayıtlara geçen bir kilise vardır. 1842’de yapıldığı sanılan bu kilisenin Vatikan tarafından kutsal bir hac merkezi haline getirilmesi, bir özel girişimci tarafından da kültür ve sanat evi olarak düzenlenmesi amacıyla resmî makamlara başvurularda bulunulduğu bildirilmektedir. 1972’de ziyarete açılan Tarsus Müzesi’nde çoğu Gözlükule kazılarında ele geçen arkeolojik buluntular ile yöreden derlenen et-nografik yapıtlar sergilenmektedir.

Tarsus Belediyesi 1872’de kurulmuştur.

Yorum yazın