Şili hakkında bilgiler

Şili hakkında bilgiler

Latin Amerika’da devlet.

741 767 km-, 13 173 000 nüf. (1990). Başkenti: Santiago ı4 858 3Ut’ nüf.). Başlıca şehirleri: Valparaiso (2788U0 ( nüf.), Conçepcion (266 000 nüf.), Vina del Mar ( 297 300 nüf.). Antofagasta (203 000 „ nüf.), TalcahUano \ 205 30CJ nüf.), Tenmaco (76 500 nüf.), Chillan .127 600 nüf.). Vüldi-via (103 OUU nüf.), Rancagua (140 000fnüf.). Şili toprakları 17° enleminden 56° güney enlemine kadar 4 200 km uzanırsa da, genişliği 350 km’yi geçmez, ülke kuzeyde vı kuzeydoğuda Peru ve Bolivya ile sınırlıdır: Andlar’da su bölümü çizgisi genellikle doruk çizgisinin doğusunda kaldığı için Arjantin sınırını çizmek giiç olmuştur. Şili’nin Antarktika’da da adaları ve adacıkları vardır ve Falkland adalarıyle Antarktika’nın bir kesimi Üzerinde hak iddia etmektedir.

 

COĞRAFYA

 

Fiziki coğrafya

 
• Yüzey şekilleri. Andlar Ülkesi olan Şili, görünüşleri kuzeyden güneye doğru değişen, uzunlamasına, Uç ayrı unsurdan meydana gelir.

1. Doğuda merkezî cordillera, 27° enleme kadar yükselmiş bloklardan meydana gelen bir kütle görünUşündedir ve kapalı çöküntülere (Atacama’da salar, Punta Negra, Pe-dernales, Maricunga) hâkimdir; karlı ve kısmen buzullarla kaplı volkanik doruklar taşır: Llullaillaco (6 723 m), Aconcagua kütlesi (6 959 m). Boğazların yükseltisi 4 000 m’yi geçer. Santiago’nun güneyinde, yükseltiler alçalır ve çoğu göllerle örtülü buzul vâdileri, volkanik dağı (Tronador [3 554 m), Fitz Roy [3 440 m] veya Ateş Ülkesi’nin birçok faal yanardağı) yarar. Bu yanardağların birçoğu 1960’ta püskUrmeğe başlamış ve depremlerle büyük zarara yol açmıştır. Güneyde, sayısı daha fazla olan buzullar, denize kadar iner; cordillera deniz üzerinde dar yarımadalar ve uzun adalar halinde parçalanır. Sıradağların genel yönelimi yükseltilerin arttığı Patagonya cordillera’-smda güneydoğuya sapar. Şili’nin en uç noktası sayısız takımadalara bölünmüştür vc bunların arasında Macellan boğazı uzanır.

2. Şili’nin ikinci uzunlamasına bölgesi, tektonik bir alçaltı çizgisiyle, az çok devamlı bir çöküntüye tekabül eder. Bu çöküntünün kuzeyinde kurak pampa’lar (Tamarugal pampası), salare’ler ve rio Loa vâdisi yer alır. 27° ve 33° enlemler arasında, çöküntü birkaç vâdi parçasını kaplayan (Copiapo. Huasco, Elqui, Limari, lllapel ve Aconcagua rio’ları) birbirinden ayrı havzalardan meydana gelir; Santiago’dan sonra Maille ve Bio-Bio’nun geniş vâdilerini içine alan merkezî vâdi veya büyük Merkezî Şili vâdisi başlar. 40° Enleme doğru göllerle (ilan-quihue) örtülü olan çöküntü Puerto Montt’-da Okyanus’a ulaşır.

3. Batıda, kıyı cordillera’sı yüzey şekillerinin üçüncü ve son uzunlamasına unsurudur. Kuzeye doğru, bu kıyı sıradağları devamlı olarak sisli (camachanas) bir yar halinde yükselir. Yükselti 1 500 m’yi çok ender geçer. Copiapo’nun güneyinde cordillera, yükseltisi Concepcion bölgesinde 1 000 m’nin altında olan, fakat Lebu yarımadasında ve Nahuelbuta cordillera’sında 1 500 m’yi aşan parçalanmış yaylalar halini alır. Kıyı cordillera’sı ChiloĞ adasında ve Cho-nos takımadalarında ortaya çıkan birbirinden ayrı uçlarla sona erer.

• İklim ve bitki örtüsü. Şili’de kıtaların batı cephelerine has iklim çeşitleri hüküm sürer; ülkenin en kuzeyinde iklim çöl iklimidir ve yalnız rio Loa devamlı olarak a-kar. Eski göller, çıkışı olmayan bolsone’ler haline getirilmiştir. Kuraklık değerli bir gübre olan guano’nun tabakalar halinde birikmesine ve nitrat kapsayan caliche kabuklarının meydana gelmesine yol açar. Merkezî Şili, Coquimbo’dan Concepcion’a kadar, yağışları kışın düşen (beş ayda yağışların yüzde 86’sını alan Santiago’da 360 mm) bir akdeniz iklimi bölgesidir. Bitki örtüsünün başlıca özelliği bir çeşit yozlaşmış maki (mattoral) meydana getiren ağaçsılar ve küçük dikenli ağaçlardır. Mahallî türler, okaliptüsün ve avrupa ağaçlarının (çam. zeytin ve meyve ağaçları) karşısında, gerilemektedir. Akarsuların rejimi düzenli değildir; Andlar’ın çıkışında, büyük ölçüde alüvyon taşıyan sel suları akar. Güneye doğru yağışlar artar, hidrografya zenginleşir ve bitki örtüsü sıklaşır.

Bir iklim ve bitki sınırı olan Concepcion ile Bio-Bio’nun ötesinde, okyanus iklimi ve orman alanına girilir; Valdivia’da yılda ortalama 2 500 mm yağışa karşılık, kurak mevsim yoktur; kışın yapraklarını dökmeyen çok sık ılıman ormanda, yüksekliği 65 m’yi bulan ağaçlar vardır (araucaria çamları ve daha güneyde nothofagu’lar). Buzların ve karların sınırı güneye doğru İnildikçe alçalır: Osorno yanardağında 1 600 m olan bu sınır, Ateş ülkesî’nde 400 m’nin altına düşer ve burada, Patagonya’da olduğu gibi, soğuk ve rüzgâr ağaçları cılızlaştırır.
İklim bölgeleri, sıcaklık farklarından çok yağış bakımından ayrılır. Sıcaklık Hora burnundan Atacama çölüne doğru yükselirse de, ortalama sıcaklık 13° C’ı aşmaz ve yaz-kış sıcaklık farkları her yerde aynıdır. Gerçekten Şili, iklimi yumuşatan iki etki altındadır: güneyde kışııı kıyılara ılık su kitleleri getiren büyük batı rüzgârlarının etkisi ve kuzeyde, yüzeye çıkan soğuk sularıyla  ülkenin tropikal kesiminde hava sıcaklığını azaltan Humboldt akıntısının etkisi.

 

İktisadî ve beşerî coğrafya

 
• Nüfus. Ülkenin ilk halkı, balıkçılardı: kıyıda, kjökkenmödding’ieT tipinde yığıntılara rastlanır. Mezarlarından da anlaşıldığı gibi X. yy.da epey kalabalık olan Atacama kı-zılderilileri ileri bir medeniyet seviyesine u-laşmışlardı (seramikler, yünlü kumaşlar, tunç ve gümüş madenciliği) ve sulama yoluyle tarım yaparlardı. Fakat ülkeyi doğudan gelen Diaguita’lar, Chincha’lar ve özellikle kuzeyden gelen İnkalar istilâ ettiler.; Arjantin pampaları asıllı Araucan’lar, Şili’-ye 1400’e doğru geldiler ve Bio-Bio ile Bue-! no arasındaki kırlara ve ormanlara yerleşe-i rek tarım ve hayvan yetiştiriciliğiyle uğra;-; tılar, tnkalara karşı koymayı da başardılar.! Şili nüfusunun başlıca özelliği, yüzde 10’-‘ unun safkan kızılderili olması ve melezlerin çokluğudur (yüzde 65). tspanyollar I536’da Almagro kumandasında Aconcagua vâdisine girdiler ve Pedro de Valdivia 1541’-! de Santiago’yu kurdu. İspanyol fethi, başarı ve yenilgileriyle, yüzyılın ikinci yarısında Macellan boğazına ulaştıysa da Araucan’-ı ların ayaklanması sonucunda istilâcılar tekrar Bio-Bio’nun kuzeyine püskürtüldüler.! Bu güney sınırı ancak XIX. yy. ortalarında değişti. Sömürge döneminde Şili, birkaç ta-J rım işletmesiyle desteklenen, küçük altın! işletmeleri merkeziydi; ayrıca peru maden-: ieri için bir işçi deposu ve bir hayvancılık; bölgesiydi. 1846’dan sonra ülkeye avrupalı göçmenler gelmeğe başladı; özellikle Ispan-yollar, Almanlar, ltalyanlar, Fransızlar, da-, ha sonra Ruslar ve Yugoslavlar. Nüfusun^ hızla artmasına sebep (1854’te 1,4 milyon, 1900’de 2,9 milyon, 1920’de 3,7 milyon ve 1940’ta 5 milyon) göçlerden çok doğumların fazlalığıdır. Nüfus elli yıl içinde bir kat artmıştır; bu oran dünyanın en yüksek nüfus artışı oranlarından biridir. Amerikan kıtasının başka bölgelerinde olduğu gibi, şehirler geri kalmış köy bölgelerini büyük ölçüde etkiler; şehirlerin nüfusu, köy bölgeleri aleyhine hızla çoğalır. Başkentin nüfusu son yirmi yıl içinde yüzde 80 artmıştır; bu artış ve şehirleşme hareketi, çeşitli beslenme meselelerine yol açar. Şili nüfusunun yüzde 62’si (1940’ta yüzde 52) şehirlerde yaşamaktadır, ülke nüfusunun dörtte biri Santiago’da toplanır.

• Tarım. Şili tarımı çeşitlidir: buğday, arpa, mısır, yulaf, pirinç, patates, millî yemek fasulye, bezelye, ihraç maddesi mercimek, akdeniz ve ılıman iklim meyveleri (şeftali, erik, armut, kiraz), tropikal ve astropikal meyveler (avokatlar, turunçgiller) zeytinlikler ve özellikle bağlar (120 000 hektar); Santiago çevresinde giizel şaraplar yapılır. Okyanus iklimi bölgelerinde otlakların genişletilmesiyle sütçül hayvan yetiştiriciliği gelişmektedir. Tarımm modernleştirilmesinde dağlık ve kurak çevre ciddi engellere yol açar (Ülke topraklarının ancak dörtte birinde tarım ve hayvancılık yapılabilmektedir). Büyük mülkler eskisi gibi geniş yüzeyleri kaplar ve teknik ilerlemeye karşı çıkar. Küçük toprak kiracısının (inquilino) kalkınmak için malî imkânları ve teknik bilgisi yeterli değildir. Bununla birlikte, geleneksel durum değişmeğe yüz tutmuştur ve Merkezî Vidi’nin kuzeyi günden güne Kaliforniya’ya benzemektedir. Tarımdaki gelişmenin başlıca özelliği, sulamaya başvurulması, hayvan ve tohum seçiminin yapılması, tarımın ve tarım araçlarının çeşitlendirilmesi ve güneyde veya şehir banliyölerinde küçük mülkiyetin gelişmesidir.

• Sanayi. Gümrük tarifelerinin himayesi ve 1939’da kurulan Corporación de Fomento de la Produccion’un faaliyeti sayesinde sanayi, dünya savaşlarından yararlanarak hızla gelişti. Enerji kaynakları sınırlıdır; Concepcion ve Arauco’da üçüncü zaman kömürleri, Macellan ilinde linyit, Ateş Ülke-si’nde petrol kuyuları. Empresa Nacional de Electricidad büyük hidroelektrik çalışmalarına girişmiştir. Fakat kuraklık ve yükseltiler çalışmaları güçleştirir ve pahalılaştı-nr. İşçi ücretlerinin düşüklüğü değerli bir koz olmasına karşılık, işçi kitlesinin satmalına gücü zayıftır. Bugünkü sanayilerin çoğunluğu, şehir bölgelerinin ihtiyaçlarından doğmuştur (besin ürünleri, dokumalar, küçük âletler) ve ülkenin sanayi kapasitesinin yarısından çoğu Santiago’da toplanır. Daha önemli sanayilerde kurulmağa başlamıştır; kâğıt fabrikalan, bakır, şeker ve petrol rafinerileri, özellikle Huachipoto’da mahallî kömürden yararlanan ve El Tofo (Coquimbo ili) demirini işleyen demir-çelik merkezinin geliştirilmesi. Üretim (310 000 ton çelik) öbür Güney Amerika ülkelerine ihracat imkânını verir.

• Madenler. Şili ekonomisi XIX. yy.da olduğu gibi, madenlerin işletilmesine dayanır. Kuzey çöllerinde çıkarılan iyodun önemi Birinci Dünya savaşından öncesine oranla azalmıştır ama Bethlehem Chile İron Mines company, demir filizlerini büyük ölçüde işletir. Bakır, amerikan şirketlerinin değerlendirdiği Chuquicamata, Potrerillos ve El Teniente’deki Uç büyük madenle Ülkenin başlıca gelir kaynağıdır. Şili hükümeti Pai-pote’de (Copiapo’nun varoşu) küçük bir dökümhane yaptırmıştır. Ayrıca Şili Güney Amerika’nın üçüncü altın üreticisidir. Fakat maden üretiminin önemi, ülkeyi dünya tüketimindeki en küçük azalmalardan bile etkilenecek hale getirmiştir.
(9 427 km) Puerto Montt’tan lquique’ya kadar uzanan 3 000 km’lik bir anahat vardır. Bu ana damara limanlara ulaşan veya And-lar’daki madenlere giden ikinci derecedeki hatlar bağlıdır. Demiryolu Antofagasta’dan La Paz’a, Santiago’dan Buenos Aires’e (Solta yoluyle) uzanır. Karayolu şebekesi 50 266 km’dir. Şili’nin konumu, denizciliğin gelişmesini kolaşlaştırmıştır (balıkçılık ve kabotaj). Bir devlet şirketi, ülkenin iç hava ulaşımını sağlar; dış hatlara yabancı şirketlerin uçakları çalışır.

• Ticaret. Şili’nin dış ticaretine maden U-retimi ve dünya pazarının maden fiyatlarındaki oynamalar hâkimdir. Bakır ihracatı yabancı ülkelere satışın yüzde 64’UnU, nitrat ve iyot yüzde 21’ini, öbür maden filizleri yilzde ll’ini, meydana getiril. Bakır vergi gelirinin yüzde 14’Unü sağlar. Dünya fiyatlarının düşmesi ve stok meydana gelmesi en iyi müşterisi A.B.D. olan Şili’nin ticaret dengesinde açığa yol açar. Sanayileşme için gerekli ithalât ve tüketim maddeleri ithalâtı, ihracatı aşar. Şili, bir enflasyon buhranı geçirmektedir; bunun sebebi yalnız sanayileşme ve ücretlerin yükselmesi değil, aynı zamanda ekonomisinin dıs nazarlara bağımlı olmasıdır.

 

Hayat seviyesi

Kişi başına yıllık gelirle ifade edilen hayat seviyesi bakımından Şili’nin durumu oldukça iyidir: 360 dolar olarak hesaplanan yıllık gelir, Brezilya, Meksika, Peru ve Bolivya’nın, birçok balkan ülkesinin (Türkiye, Yunanistan) ve çoğu Asya ülkesinin yıllık ortalama gelirinden yüksek, fakat Arjantin, Uruguay, S.S.C.B. ve batı avrupa Ulkeleri-ninkinden düşüktür: A.B.D.’de kişi başına yıllık gelir ise 2 000 dolan aşar. Ülkede toplam gelir genellikle, Latin Amerika’nın ö-bür ülkelerine oranla (Uruguay dışında) daha eşit bir şekilde dağılır. Bununla birlikte, komşuları gibi Şili’de de hayat seviyesinin çeşitli belirtileri (konfor, ölüm oranı v.b.) son zamanlardaki gelişmelere rağmen henüz çok yetersizdir. Verem yüzünden ölüm o-ranı Latin Amerika’nın en yüksek oranıdır. Bazı incelemelere göre, nüfusun yarısı günde 2 400’den az kalori alır ve on şililiden biri 1 500’den az kaloriyle yaşamak zorundadır; kıyılarının uzunluğuna rağmen ülkede yılda kişi başına ancak 5 kg balık tüketilir.
Fakat şili ekonomisi çok hızlı artan nüfus ile gelir kaynakları (tarımın geriliği) arasındaki dengesizlikten zarar gördüğü halde, hayat seviyesi yıldan yıla yükselmektedir. Nüfus artışı, ölüm oranının düşmesinden (sağlık şartlarının düzeltilmesine bağlı olarak) ve doğum oranmm anormal derecede yüksek olmasının sonucudur; Şili’de şehirleşme doğum oranında gerilemeye yol açmamıştır. Ama sosyal alanda eğitim ve hayat şartları seviyesinde bir yükselme görülür. Daha 1938’de ülkede iki Amerika’n» (Uruguay dışında) en ileri sosyal kanunları çıkarılmıştı. Bir dizi kanunla, işçi sigortalan, iş kazaları tazminatı, asgarî ücret ve fiyat denetimi öngörüldü. Aynca her meslek grubu için Sosyal sigortaya temel olan bir çeşit mecburî korporasyon (caja) kuruldu. Ca/a’lar aynı zamanda ödünç para verme kurumlan ve ticaret bankaları rolü de oynamış ve sonunda uzun süredir ihmal edilen mesken meselesini ele almış, özellikle şehir işçisine yardımcı olmuş ve henüz çok düşük olan hayat seviyesinin yükselmesine katkıda bulunmuştur. Ama hâlâ köylerde olduğu gibi şehirlerde de a-şırı yoksullarla zenginler arasında büyük bir uçurum vardır. Santiago, İktisadî devrelerin ve sosyal kanunların dışında küçük işlerle veya sadaka ile geçinen insanlarla dolup taşar. Fakat bilgisizlik ve yoksulluğa karşı girişilen mücadelede tanm ve sanayii bugün de hâlâ etkileyen bir sömürge geçmişinin yarattığı engellerle karşılaşılmıştır. Şili ekonomisinin ve beşerî coğrafyasının son zamanlardaki gelişmesinin başlıca özelliği, bakır çıkanmının artmağa devam etmesi, bir toprak reformu denemesine girişilmesi, enflasyonun azalması (1964’ten sonra), nüfusun hızla çoğalması ve şehirleşmenin gelişmesidir. 1958-1964 Arasında bakır üretimi 540 000 tondan yaklaşık olarak 800 000 tona yükseldi (bununla beraber 1965’te 730 000 tona düştü). Eduardo Frei’-nin iktidara gelmesiyle ülke ihracatının üçte ikisini karşılayan bakır üretiminin malî yapısında bazı değişiklikler yapıldı: üretimin büyük kısmını sağlayan kuzey amerika şirketleri (Anaconda Copper company ve Bra-den Copper company gibi) devlete hisse vermek zorunda kaldı. «Şili deneylinin hedefi ülkede işlenen kısmı gün geçtikçe çoğalan üretimi artırmaya daha elverişli görülen karma şirketler kurma yoluyle, Bolivya’da olduğu gibi, ülke ekonomisine ziyan veren hızlı bir millîleştirmeden kaçınmaktadır. İlk toprak reformu denemesine 1962 -1963’te girişildi. Toprak sahiplerinin yilzde 4,3’ü, ekili topraklann yilzde 80’ini ellerinde tuttukları için işletme yapısı bakımından da kaçınılmaz olan bu reform henüz çok mütevazı sonuçlar vermiştir. Aile çiftlikleri ve köy merkezleri kurulmasına rağmen latifundia tipinde büyük mülklere henüz dokunulmamıştır. Yıllık enflasyon yüz-desi azaldı: 1964’ten önce yüzde 50 iken 1965’te yüzde 30’dan az. Bu sonuca, bazıları halkın hoş karşılamadığı tedbirlerle ulaşılmıştır: fiyat ve ücretlerin nispeten dondurulması, banka kredilerinin ve tedavüldeki paranın sınırlanması.

Yıllık nüfus artışı (yüzde 2’den biraz fazla) latin amerika ülkelerinin en düşüklerindendir. 1964’te doğum oranı binde 33 (1958’de binde 36), ölüm oranı ise binde 11,2’dir (1958’de binde 12,2). Bugün nüfusun yüzde 70’inden çoğu şehirlerde yaşar. Latin Amerika için çok yüksek olan bu oranın sebebi ülke nüfusunun dörtte birinin yaşamakta olduğu Santiago yerleşme bölgesinin olağanüstü önemidir.

Ticaret dengesi öteden beri bakır ihracatının değerine bağımlıdır ve 1964’ten beri ticaret bilançosunda fazlalık görülmektedir. Demir, ülkenin ikinci ihraç maddesidir. 1958’den sonra hızla artan demir üretimi 2,3 Mt’dan 1965’te 8 Mt’a yükseldi. Demir, Atacama ve Coquimbo eyaletlerinde çıkan-lır. Başlıca demir yatağı 1961’den beri Val-lenar dolaylarında (Algarroba) işletilmektedir. öbür yeraltı kaynaklan altın, gümüş, kömür ve petroldür. 1958’den sonra bir kat artarak 1965’te 2 milyon tona yaklaşan petrol üretimi ülke ihtiyacının yarısını karşılamaktadır.

Nüfus artışı yüzünden tarım üretiminin cinsi ve hacminde hiç bir değişme olmadığı için Şili günden güne daha çok besin ürünü ithal etmek zorundadır. Faal nüfusun yaklaşık olarak dörtte birini istihdam eden tarım, millî hasılanın küçük bir kısmını sağlar. Buna karşılık balıkçılık, balık unu fabrikalarında işlenen hamsi balıklan sayesinde hızla gelişmiştir. Tutulan balıkların toplamı 1958-1964 arasmda 228 000 tondan

1 200 000 tona yükseldi (ama 1965’te 700 000 tona düştü). Kısmen Hauchipato Çelik fabrikasının beslediği imalât sanayii (metalürji ve dokuma) oldukça gelişmiştir. Bununla birlikte mamul maddeler ithalâtı toplam ithalâtın yansından fazlasını temsil eder. 1965’te ithalâtın yüzde 3J’i, ihracatın da üçte biri A.B.D. ile yapılmaktaydı.

İlhalâtın yüzde 20’si, ihracatın»yüzde 30’u da Ortak pazarla yapılır. Kişi başına ortalama gelir 1967’de 500 dolar idi. Fakat, gelir dağılımı, eşit olmadığından nüfusun üçte ikisinin geliri yılda 250 dolardan azdır. Buna rağmen ülkede küçük bir orta sınıf meydana gelmiştir. Ekonomi henüz bütünüyle tek bir maddeye, yani bakıra bağlıdır; oysa, azgelişmiş ülkelerde kalkınma ancak üretimin çeşitlendirilmesiyle sağlanabilir. Şili bu işi yarı liberal bir anlaşıyla gerçekleştirmeğe çalışmaktadır. Devletin bakır işleyen fabrikalara daha fazla yardım etmesi gelişmeye gerekli yatırımlar sağlayacaktır. Kısmen ihracata dönük bir imalât sanayiinin doğması kaçınılmaz toprak reformunun sonuçlarını faal tarım nüfusu azlığının (toplam faal nüfusun yüzde 25’i) sınırlandıracağı bir ülkede özel bir önem kazanmaktadır.

 

Şili Tarihi

 

Şili’ye veya daha doğrusu, ülkenin çekirdeği olan büyük Merkez Vâdi’ye önce Arau-can’lar yerleşmişti. Quichua’larm (XV. yy. ortası) ve İspanyolların (XVI. yy. başlangıcı) hücumuna uğrayan Araucan’lar birinci istilâyı ancak bugünkü Santiago eyaletinin güneyinde rio Rapel kıyısında durdurdular; ikinci istilâya ise XIX. yy. sonuna kadar direndiler.

AvrupalIların sızması 1535’te, Pizarro’nun Diego de Almagro’yu, Peru’dan hareket e-derek Şili’yi fethetmekle görevlendirmesiyle başladı; 1536’da, Almagro, Copiapo’yu ve Coquimbo’yu işgal etti. 1540’ta Pizarro’nun Pedro de Valdivia kumandasında gönderdiği ikinci kuvvet Araucan’ları Bio-Bio’nun güneyine püskürterek Santiago (1541) ve Coııcepcion (1550) şehirlerini kurdu. Fakat Pedro de Valdivia, Tucapel’de öldürülünce (1533) kurduğu tesisler Araucan’ların La-utaro ve Caupalicon kumandasındaki genel isyanı sırasında yıkıldı. Lautaro 1557’de Mataquito savaşında Öldürüldü. Caupolican ve Garcia Hurtado de Mendoza tarafından esir edildi. Mendoza durumu kısa süre için (1557 – 1561) düzelttiyse de, XVII. ve XVIII. yy.da ayaklanmalar (1654, 1723) birbirini kovaladı; 1724’te İspanya Arâucan’larm bağımsızlığını fiilen tanıdıysa da kesin barış ancak 1773’te sağlanabildi.

Ispanyollar fethettikleri bu bölgeye Yeni Estramadura adını vermişlerdi; burası uzun süre, uzaklığı sebebiyle Ispanya’nın en yoksul sömürgesi olarak kaldı. Peru Genel valiliğine bağlı bir eyalet olan Şili, ancak 1778’de, ülkeyi hıristiyanlaştırmış olan ciz-vitlerin Carlos IIl’ün emriyle sınır dışı e-dilmelerinden birkaç yıl sonra, Virreinato genel valilik haline getirildi; modern medeniyetin etkileri ülkeye çok geç girebildi: Şili’de ilk üniversite 1756’da açıldı ve matbaa makinesi ancak XIX. yy. başında getirildi.

Ticareti bakımından sadece Ispanya’ya bağlı olan (Lima’dan mecburî transit), birkaç büyük koloni ailesi kreoller veya yeni İspanyol göçmenler tarafından sömürülen Şili, coğrafî konumu yüzünden dünyanın Öbür kısımlarıyle bağlantı kuramıyordu. Yalnız kıyıları ara sıra gerek kıyı açıklarındaki a-dalara yerleşmiş korsanların akmlarıyle, gerek hollandalı veya İngiliz (Drake) korsanların akmlarıyle tehdit ediliyordu.

XVIII. yy. başlarında, İspanya Veraset savaşı sırasında ve Güney Amerika’nın maden zenginliklerini işletmek amacıyle, fransız armatörleri, gerek Concepcion’da, gerek Valparaiso’da, bütün güney denizlerinin trafiğini kontrol altına aldılar; Aslında bu limanlar, birer savaş noktası, değil, Peru yolu üzerinde birer uğraktı3 çühkü Şili’nin değerli madenleri o devirlerde î.’pdk işletilmiyordu. Zaten ülkede gelişensiiniedeniyet, geniş hacienda’larm encomienda rejimi u-yarınca işletilmesine dayanan bir tarım -çobanlık medeniyetiydi. :’r

Bununla beraber, İspanyol iŞIWm£’sistemi, nüfusun artmasıyle kendiliğimtei^ çöktü;

XVII. yy.da 100 000 kişi olan nüfus*, XVIII. yy. sonunda yarım milyonu (300 OOO^i mesti-
lo veya melez) bulmuştu. lTTJPde Şilililere İspanya ile ticaret serbestliği1 ‘tomhdı ve 1788’de İrlanda asıllı yeni va!i: Ambrosio O’Higgins (1788-1796), encom&ntld rejimini kaldırmağa karar verdi; karayolları (Santiago-Valparaiso) ve anıtlar yaptırdı; fikir gelişmesini destekledi. Şilililerin Ispanya’ya besledikleri düşmanlık, A.B.D.’de bağımsızlığın ilânı (1776), gizli kitaplar aracılı-ğıyle fransız devrimci fikirlerinin ülkeye sızması ve Ingilizlerin İktisadî ve askerî müdahaleleri, Şili’de milliyetçiliğin uyanmasına katkıda bulundu. İspanya kralı Carlos IV’ün Napolyon tarafından tahtından indirilmesi (1808), kamuoyunun ikiye bölünmesine rağmen (bir kısmı İspanya Fransızlar tarafından kesinlikle işgal edilirse Şili’nin bağımsız bir devlet haline getirilmesini, bir kısmı ise Bourbon’lar monarşisine sadık kalınmasını istiyordu), Şilinin bağımsız bir devlet olmasına imkân verdi. Santiago belediye üyelerinin, Martinez de Rozas’ın ve Ambrosio’nun oğlu Bernar-do O’Higgins’in öncülüğüyle kurulan hükümet meclisi, Şili’yi fiilen bağımsız bir devlet haline getirdi (18 eylül 1810) ve ülkenin kapılarını milletlerarası ticarete açtı (şubat 1811). Peru genel valisinin gönderdiği ordu O’Higgins’in ve 1811’de kendini diktatör ilân eden genç şilili devrimci Jose Miguel Carrera’nın kumanda ettiği şilili isyancıları Rancagua’da yendi (1812) ve korkunç bir yıldırma kareketine girişti. Arjantin’e sığınan O’Higgins, kuvvetlerini San Martin’in kuvvetleriyle birleştirdi, onunla birlikte Andlar’ı aştı ve kralcıları Chaca-buco’da (1817) ve Maipo’da (1818) yendi. İki kumandan oradan Peru’ya geçtiler ve Callao kumandasındaki İspanyol donanmasını teslim alan İngiliz amirali Cochrane’in yardımıyle Lima’yı ele geçirdiler (1821). Bu zaferden sonra kurulan Şili cumhuriyeti ö-nemli maden kaynaklarının (bakır, nitrat) işletilmesi ve tarımın geliştirilmesi sayesinde İktisadî bakımdan hızla gelişti.

İlk cumhurbaşkanları O’Higgins (1818-1823) ve Freyre (1823-1826) idi. Kısa bir anarşi döneminden sonra, 25 mayıs 1833’te, general Joaquin Prieto’nun başkanlığında (1831 -1841) muhafazakâr bir anayasa ilân edildi. Manuel Bulnes (1841-1851), Ispanya’ya ülkenin tam bağımsızlığını tanıttı. Montt (1851-1861) iyi bir yöneticiydi: medenî kanunu çıkardı (1857), fakat ciddî bir İktisadî buhranla karşılaştı. Jose Joaquin Perez’in cumhurbaşkanlığı zamanında (1861-1871) Şili’nin, İspanya ile Peru arasındaki savaşa katılması, 1866’da Valparaiso’nun topa tutulmasına yol açtı. 1879’da, nitrat bakımından zengin olduğu anlaşılan Atacama çölü üstünde hak iddiaları Büyük Okyanus savaşına yol açtı; Şili’nin büyük çıkarlar elde ettiği bu savaş Peru ile Ancon antlaşmasının (1883) ve Bolivya ile süresiz bir mütarekenin (1884) imzalanmasıyle sonuçlandı. Şili, Tarapaca ilini ve on yıl için Tacna ve Arica idare bölümlerini aldı. Bu bölgelerin kaderi kesinlikle ancak 1929 antlaşma-sıyle çizildi: Şili Tacna’yı geri verdi, fakat Arica’yı muhafaza etti. Bolivya ise, denize her türlü çıkış yolunu kaybediyordu; fakat Şili 1904’te masrafını kendi ödeyeceği La Paz-Arica demiryolunu döşemeyi kabul etti. 1886’da seçilen başkan Balmaceda, 1891’-de görev süresinin sonuna gelmişken bir a-yaklanma patlak verdi. Kongre, Anayasayı değiştirmeksizin bir meclis rejimi kurdu ve Jorge Montt’u cumhurbaşkanlığına seçti (1891-1896); Montt’tan sonra Frederico Er-razuriz (1896-1901) ve German Riesco (1901-1906) başkan seçildiler. Riesco’nun başkanlığı sırasında, 25 kasım 1902’de Ingiltere kralı Edward VlI’nin hakemliği sayesinde And-lar sınırı konusunda Şili ile Arjantin arasındaki anlaşmazlık sona erdi; fakat 1955’te, iki ülke, özellikle kıtanın güneyindeki bazı sınır toprakları yüzünden hâlâ çatışıyorlardı; antarktika toprakları konusunda da hem kendi aralarında, hem Büyük Britanya ile anlaşmazlıklar devam ediyordu.
Pedro Montt (1901-1910), Ramon Barros Lu-co (1910-1915), J.L. Sanfuentes (1915-1920), Arturo Alessandri’nin (1920-1925) başkanlık dönemlerinde önemli bir değişiklik olmadı. Şili 1914-1918 Avrupa savaşı sırasında büyük bir hamle yaptı (nitrat ticareti). Fakat gerçek bir orta sınıfın bulunmadığı ülkede iş çevrelerinin entrikaları yüzünden hükümet dengesi sağlanamadı. Ordunun müdahalesi sonucunda 1925 Anayasasıyle başkanlık rejimi tekrar kuruldu. Alessandri’nin üçüncü başkanlığından sonra (1932-1938), Halk cephesi, iktidara Pedro Aguirre Cer-da’yı (1938-1942), Juan Antonio Rios’u (1942 -1946) ve ileri sosyal kanunlar çıkaran Gabriel Gonzalez Videla’yı (1946-1952) getirdi; Gonzalez, Güney Amerika’da eşi görülmemiş bir karar alarak komünist bakanları bile işbaşına getirdiyse de, kısa süre sonra şiddetle Komünist partisine karşı çıktı. Halefi Carlos Ibanez del Campo (1952-1958) ülkenin içinde bulunduğu buhranı yenmeğe çalıştı. Eylül 1958’de yerine, sağcıların a-dayı Santiago senatörü Jorge Alessandri Rodriguez seçildi.

Muhafazakâr Jorge Alessandri’nin sosyalist Allende’ye karşı güçlükle kazandığı zafer, hâlâ enflasyondan ve işsizlikten kurtulamamış olan ülkedeki siyasî ortamın nazikliğini ortaya koyar. J. Alessandri A.B.

D.’nin geniş desteğiyle, özellikle sanayi ücretlilerine zarar veren sert bir programla ekonomiyi düzenlemeğe girişti. Buna rağmen, hâlâ bakır satışına bağımlı olan ekonomi, bir buhran geçirmektedir. Yeni kabul edilen para birimi escudo’nun, 1960’ta değeri üçte iki düştü. Ekonominin bu durumunun devam ettirdiği sosyal gerginlik. 1964 seçimlerinde yansıdı: Devrimci Halk cephesinde birleşen ve günden güne güçlenen sol tehlike karşısında, eski merkez partilerinin ve sağcı partileri hıristiyan-demokratların adayı Eduardo Frei’yi desteklediler ve Frei, Allende’ye karşı oyların yüzde 56’smı alarak seçildi: 7 mart 1965 seçimlerinde Frei’-nin partisi meclise en çok milletvekili sokarak başarısını tamamladı. Bununla birlikte ocak 1967’de Senatoda sağ ve sol bir-leşerek Frei’yi engellediler ve onun Washington yolculuğuna karşı çıktılar. Nisan ayında yapılan belediye seçimlerinde hıris-tiyan-demokratların oyları azaldı. Frei’nin «Medeniyet içinde devrim» ilkesine dayanan çalışma programı, yapı reformlarını sürdürmeyi, özellikle bir toprak reformunu başlatmayı ve devletin bakır işletmesine katıl masını öngörmekteydi. İşçilerin hayat seviyesinin biraz yükselmesine rağmen, hıristi yan-demokrat hükümet, solun şiddetli muhalefetiyle karşılaştı: bakır madenlerinde çalışan işçilerin grevleri 1966 şubat ve martında hemen de bir ayaklanma halini aldı. Dışta Şili, bir Latin Amerika ortak pazarı kurulmasına çalıştı ve A.B D.’nin İktisadî nüfuzunu dengeleyebilmek için çeşitli ülkelerden, özellikle Fransa’dan İktisadî yardım almağa uğraşıyordu. Ne var ki, Frei iktidarına karşı, özellikle işçi ve köylü sınıflarının desteklediği ortak görüşler etrafında toplanan sol muhalefet gittikçe güçlendi. 2 Mart 1969’da, Millet Meclisi ve Senatonun yarısı için yapılan seçimlerde, Hı ristiyan Demokrat parti sâhip olduğu mut lak çoğunluğu yeniden elde edemedi. Sos yalist, Radikal ve Komünist partilerin tek cephede birleşmesi asıl sonucunu cumhurbaşkanlığı seçiminde gösterdi. 4 Eylül 1970’-te yapılan seçimde Halk cephesinin adayı Salvador Ailende, Hıristiyan Demokrat partinin resmî adayı Radomiro Tomic idi. Bağımsız olan Jorge Alessandri liberal ve muhafazakârlardan meydana gelen Millî parti ve iş çevreleri tarafından desteklendi. Ailende diğer adaylardan fazla (yüzde 36,3) oy topladı; ancak Şili anayasasına göre cumhurbaşkanı seçilebilmek için mutlak çoğunluğu elde etmek gerektiğinden son söz kongreye (Millet Meclisi ve Senato) bırakıldı. Halk cephesinin, çok partili sitemin, basın hürriyetinin, gizli ve serbest seçimin ve demokratik kuramların korunacağını bildirmesi üzerine kongrede hıristiyan demokratlar Allende’ye oy vererek cumhurbaşkanı seçilmesini sağladılar (4 ekim 1970). Daha sonra bu hususlar Anayasa teminatı altına alındı. Kongrenin karanndan önce general René Schneider ordunun kongre kararma sadık kalacağını bildirmişti.

Ailende iktidan devrinde ilk hâdise, general Schneider’e yapılan suikast oldu (22 e-kim); Schneider öldü; büyük bir komplonun ortaya çıkarıldığı açıklandı. Ailende 30 e-kimde, Sosyalist, Komünist partilerden ve Radikallerle diğer Halk cephesine bağlı gruplardan seçilen üyelerle ilk hükümetini kurdu. Yeni hükümet Küba’nın tanınmasına karar verdi (9 kasım). Daha sonra Çin Halk cumhuriyeti (ocak 1971), Arnavutluk (eylül 1971), Kuzey Kore ile de (ocak 1972) ilişkiler kuruldu. Anayasada kasım 1970’te yapılan değişikliklerle seçmen yaşı 18’e indirildi ve başkana, kongreyle anlaşmazlığa düşmesi halinde halkoyuna başvurma yetkisi verildi. Çünkü kongre üçte iki çoğunlukla başkanın icraatını engelleyebiliyordu. 4 Nisan 1971’de yapılan belediye seçimlerinde Halk cephesi oylann yüzde 49,7’sini aldı. Bankaların ve çeşitli sanayi dallarının devletleştirilmesini öngören Halk cephesi programı uygulanmağa başlandı. Ülke gelirinin büyük kısmını sağlayan bakır madenlerinin amerikan şirketlerinden devralınması temmuz 1971’de tamamlandı (Şili 1970’te bakır ihracatında dünyada ikinci, üretiminde dördüncü durumdaydı). Frei zamanında başlanan toprak reformuna devam edildi. Frei’nin altı yıllık iktidannda 30 000 köylüye 3 433 000 hektar arazi dağıtılmıştı. Ailende hükümetinin beş aylık yönetimi sırasında 1 075 000 hektar dağıtıldı. Toprak dağıtımı sırasında köylüleri kışkırtan aşırı solcu gruplar çeşitli olayların çıkmasına yol açtılar. Bu unsurlar Ailende iktidarına karşı muhalefetlerini sürdürdüler.

Temmuz 1971’de, Valparaise ara seçiminde Hıristiyan Demokrat partinin Millî parti ile işbirliği yaptığını ileri süren yedi üyesi ayrılarak Hıristiyan Sol hareketini kurdular. Yeni parti Halk cephesini destekleyeceğini açıkladı. Bu arada Radikal partiden ayrılan altı milletvekili ve beş senatör de Bağımsız Radikal hareketini kurdular. Bağımsız radikaller, Radikal partinin sola kaydığını iddia ederek amaçlarının orta sınıfın çıkarlarını savunmak olduğunu bildirdiler.

Ailende iktidarının ilk yılında (1971) ücretleri arttırıp fiyatları sabit tutmayı amaçlayan bir İktisadî siyaset güdüldü. İşçi ücretlerine yüzde 50’ye yakın bir zam yapıldı; 1970 yılında fiyat artışları yüzde 38 iken 17’ye düşürüldü; millî gelir artışı yüzde 1’-den yüzde 7’ye çıkarıldı. 300 000 kişilik yeni iş yerleri açıldı ve işsizliğin yüzde 4’e düşürüldüğü öne sürüldü.

Ancak hızlı ücret artışı ve aşırı fiyat kontrolü tüketim mallarına olan talebi büyük ölçüde arttırdı. Üretim tüketimi karşılayamadığından darlıkla birlikte karaborsa başladı. Dışarıdan alınan borç 270 milyon dolardan 32 milyona düştü. Bunda bakır madenlerinin devletleştirilmesinden sonra Allende’ye cephe alan yabancı şirketler önemli rol oynadı. Dış etkenler ve ithalâtın iyice daralması büyük bir enflasyonla sonuçlandı; 1972 başlarında enflasyon yüzde 100’e ulaşmıştı. İktisadî hayattaki bu çalkantılara muhalif zümrelerin giriştikleri çeşitli direnme hareketleri eklendi. Esnaf dükkânlarını kapadı, kamyon sahipleri, çeşitli meslek kuruluşları geniş ölçüde grevlere giriştiler. 1972 Sonbaharında Şili bir iç savaşın eşiğinde görünüyordu

 

Şili Edebiyatı

 
Sömürge devrinde fikir hareketleri için bk. İSPANYOLCA. Şili 1938-1952 arasında siyaseti sol parti programlarının etkisi altında kalan ender latin amerika ülkelerinden biridir. Bugünkü şili edebiyatında siyasî ve sosyal konuların ağır basması bu yüzdendir.
• Şiir. Şili şiiri, Camilo Henriquez (1768-1828), Bernardo Vera y Pintado (1780-1827) ve Andrés Bello (1781-1865) ile başlar; Bel

lo, Venezuela’da doğmasına rağmen, Şili’de yaşadı ve güney amerika tabiatını ilk tanımlayanlardan biri oldu. XIX. yy. sonlarında, Ruben Dario’nun Şili’de yaşamasına rağmen ülkede büyük şair yetişmedi; XX. yy .da şiir sembolist eğilimli Francisco Contreras (1877-1932), uzun süre Paris’te yaşayan Vicente Huidobro (1893-1948), a-teşli bir lirizmi sürdüren Pedro Prado (doğ. 1886) sayesinde büyük ölçüde gelişti. Fakat modern şili şiirinin gerçek temsilcileri Salvador Reyes (doğ. 1899), Nobel ödülünü kazanan kadın şair Gabriela Mistral (1889-1957) ve epik üslûbu, cüretli benzetmeleriyle toplumsal hak isteklerini dile getiren Pablo Nerada’dır (doğ. 1904). Pablo de Rokha (doğ. 1894), Juvencio Valle (doğ.

1900) gibi şairlerin toprağa ve yoksul insanlara gösterdiği sevgi, Rosameldel Valle (doğ. 1901) ve Julio Davrenechea’nın (doğ. 1910) eserlerinde kaygılı bir kader duygu-suyle birleşir.

Şili’de Halk cephesinin kurulduğu yıl, başlıca yazarı Braulio Arenas (doğ. 1913) olan «La Mandragora» adlı gerçeküstücü bir dergi yayımlandı. Şiirdeki bu yeni dalga, çağdaş şairlerin bütün teknik araştırmalarına damgasını vurdu: Nicanon Parra’nin (doğ. 1914) kötümserliğini dile getirdiği «karşı şiirler»i, Miguel Ar tache’in (doğ.

1926) kendisini dindarlığa götüren ruhî buhranları anlatan mistik mısraları, Efrain Bar-guero’nun (doğ. 1931) günlük yaşantılarına yer verdiği kitapları.

• Roman. Romanda usta bir gözlemci o-lan Alberto Blest-Gana (1830 – 1920) şüi romantik hareketinin öncüsü sayılır. Sonra, Daniel Barros Grez (1834-1904), Sub Terra (1904) ve Sub Sole (1907) adındaki iki kitabında Zola’nm etkisinde kalmış olan Bal-domero Lillo (1867-1923), Louis Orrego Luco (1866-1948), Januario Espinosa (1882 -1946), Şili’de bölgesel hikâyeyi ilk geliştiren Rafael Maluenda (doğ. 1885), Maupas-sant’ı andıran Auguto d’Halmar (1880-1936), proleterlerin hayatını anlatan Victor Domingo Silva (doğ. 1882), Un Perdido adlı kitabında şili âdetlerini güçlü bir şekilde ifade eden Eduardo Barrios (1884-1950), El Aoto’sunda başkentin yoksul mahallelerini gerçekçilikle tasvir eden Joaquin Edwards Bello (doğ. 1886), şiirsel hikâyeler yazan Pedro Prado, Mariano Latorre (doğ. 1886), Guillermo Labarca (doğ. 1880) sayılabilir. Bundan sonraki neslin başlıca romancıları şunlardır: Acı Bir Adamın Hatıraları, Yolunu Yitirmiş Bir Adamın Kendi Kendine Konuşmaları, Miguel Orozco’nun Trajedisi, Conventillo’nun Dul Karısı adlı eserlerinde yoksul kişilerin hayatını anlatan Alberto Romeno (doğ. 1896), Paralel 54’te Ateş ülkesi’ni anlatan Juan Marin (doğ. 1900) ve çoğunlukla Pio Baroja’yı andıran ve limanların havasını ince ve dokunaklı bir şekilde anlatan Salvador Reyes. Çağdaş romancılar arasında şunlar da sayılabilir: yoksulların hayatını anlatan Manuel Rojas (doğ. 1896, başlıca eseri [Lanchas en la Bahia]) ve Eugenio Gonzales (doğ. 1899), Golfo de Penas’ta güney denizlerini ve Horn Burnu, Antarktika Fatihleri’nde Patagonya’yı anlatan Francisco Coloane (doğ. 1910), köy hayatını anlatan Marta Brunet (doğ. 1901), Araucan Kızılderililerini anlatan Sautaro Yamvas (doğ. 1902), esrarlı ve umutsuz yaratıklarla dolu pampa ovalarım dile getiren Daniel Belmar (doğ. 1906) ve madencilerin hayatını işleyen Oscar Castro (1910-1947).

Tarih, antropoloji ve toplumbilimi edebiyatla karıştıran Benjamin Subercaseaux (doğ. 1902), Diego Munoz (doğ. 1903) ve Luis Enrique Delavo (doğ. 1907) ile gerçekçi roman sosyal meselelerin incelenmesine yöneldi. Gonzalo Drago (doğ. 1906) bakır madenlerinde çalışan işçilerin hayatını tasvir etti, Nicomedes Guzman (1914-1964), Volodia Teitelboim (doğ. 1916) ve Fernando Alegría (doğ. 1918) balıkçıların ve köylülerin hayatını sosyal haklar açısından ele aldılar. Bu gerçekçi edebiyatla birlikte, büyük ölçüde ingiliz-amerikan edebiyatına dayanan psikolojik bir roman türü gelişti: Maria Luise Bombal’dan (doğ. 1910) sonra, Luis Merino Reyes (doğ. 1915), Guillermo Atias (doğ. 1917) eserlerinde zevk düşkünü veya şair ruhlu insanları işlediler. «1950 Nesli» her şeyden önce iç dramları çözümlemek isteyen yazarlardan Jose Do-moso [doğ. 1924] ve Claudio Giaconi [doğ.
1927] gibi) ve Jose Manuel Vergara (doğ. 1929) gibi avrupalı yazarların kötümserliğinin etkisi altında kalan romancılardan meydana geldf.

• Tiyatro. Isidora Aguirra (doğ. 1919) vc Fernando Debera’nm (doğ. 1921) örf ve â-det komedilerinin hâlâ tutulmasına karşılık tiyatro Egon Wolf (doğ. 1926) ve Sergio Vodanovric’in (doğ. 1927) eserleriyle sosyal gerçeğin dramatik tasvirine yönelmektedir. Luis Alberto Heiremans’ın (doğ. 1928) sembolik bir estetiğe sadık kalmasına karşılık Aljandro Lieveknig (doğ. 1935) daha çok amerikan tiyatrosunun şiddetini taklit eder.

• Deneme, tenkit. Edebî tenkit Hernán Diaz Arrietta (doğ. 1891), Arturo Torres-Rio-seco (doğ. 1897), Herman del Solar (doğ.

1901), Raúl Silva Castro (doğ. 1903) ve Ricardo Lateham’ın (1903-1965) eserleriyle parlak bir şekilde gelişmektedir.

• Felsefe ve tarih. Filozoflar ve denemeciler arasında Michelet ile Lamennais’nin dostu olan Francisco Bilbao (1823-1864), Armando Donoso (1887-1946), Enrique Molina Garmendia (doğ. 1871), ve Ortak adlı başarılı bir mizah romanı da yazaiı Luis David Cruz Ocampo (doğ. 1871) sayılabilir, Benjamin Vicuna Mackenna (1831-1886) Latin Amerika’nın hem en büyük tarihçisi, hem de en iyi nesir yazarlarındandır. Bu arada Luis Amunategui Aldunate (1828 -1888) ve Diege Barros Arana’yı (1830-1907) da saymak gerekir.

 

Şilide Güzel Sanatlar

 
• Arkeoloji. 1%0’a doğru Atacama çölünde Tarihöncesinden kalma kızılderili mezarlarında birçok seramik eşya ve mobilya ortaya çıkarıldı. Arkeolog Christian Span-ni’nin bulduğu 10 000’den çok kayaya kazılmış gravür ve resim en parlak devrini M. ö. X. yy.da yaşayan parlak bir medeniyetin kalıntılarıdır. Loa ırmağı kıyısında kayalık bir çıkıntıya inşa edilmiş Lasaña hisarının kalıntıları da önemlidir. (Bk. EKCtUD

• Mimarî. Gelişmekte olan mimarî, her şeyden önce depremleri göz önüne almak zorundadır. Concepcion üniversitesi ve Santiago Fransız lisesi, Gropius ve Le Cor-busier’nin öğrencilerinden Emilio Duhart (doğ. 1917) tarafından yapılmıştır.

• Resim ve heykel. Modern sanat, koleksiyoncuların çokluğu ve yeni müzeler açılması sayesinde gelişti. Ressamlar arasında R. Matta (doğ. 1911) ve Enrique Zanartu (doğ. 1921) Paris okulundandır. Roberto Matte’nin tabloları Santiago Güzel Sanatlar sarayında sergilenmektedir. El Mulato Jil’in primitif sanata çok yakın eserleri, çağın başından beri Şili’de çok meşhurdur. Marta Colvin (doğ. 1910) Sao Paulo’da iki yılda bir düzenlenen sanat yarışmasında 1965 yılı heykel ödülünü kazanmıştır.

KURUMLAR

Şili, 18 ekim 1925 Anayasasıyle yönetilen bir cumhuriyettir. Yasama gücü, dört yıl için seçilen 147 üyeli Millet meclisi ile sekiz yıl için seçilen ve dört yılda bir yarısı yenilenen 45 üyeli bir Senatodan meydana gelen Millî kongrededir. Altı yıl için genel oyla seçilen cumhurbaşkanı veto hakkına sahiptir, ama üçte iki çoğunluk cumhurbaşkanı vetosuna karşı çıkacak olursa, iki meclis bu vetoyu dinlemeyebilir. Cumhurbaşkanına parlamento dışından seçilmiş 12 bakanlı bir kabine yardım eder. Bakanlar cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Şili cumhuriyeti illere, idare bölgelerine ve idare bölümlerine ayrılır. Her idare bölümü üç. yıl için seçilen bir belediye meclisi tarafından yönetilir. (L)

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın