Şemdinli

Şemdinli

Şemdinli, Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Hakkâri iline bağlı ilçe ve ilçe merkezi kasaba. Yüzölçümü 1.652 km2 olan Şemdinli ilçesi kuzeydoğu ve doğuda İran, güney ve güneybatıda Irak, batıda gene Irak ve Yüksekova ilçesi, kuzeybatı ve kuzeyde de gene Yüksekova ilçesiyle çevrilidir. Türkiye’nin en doğusunda kalan ve Hakkâri ilinin güneydoğu köşesinde yer alan ilçe topraklarını, Güneydoğu Toroslar’ın en doğu bölümünü oluşturan Hakkâri Dağları engebelendirir. Batı kesiminde İkiyaka Dağı olarak da bilinen Sat DağınınÇ) doğu bölümü, doğu kesiminde Çimen Dağı 3.170 m), güney kesiminde de Karadağ 3.197 m) yükselir. Akarsu vadileriyle derin biçimde parçalanmış olan ilçe topraklarında düzlükler çok az yer tutar. Dağların 2.000 m’den yüksek kesimlerinde hayvancılık açısından önem taşıyan gür çayırlarla kaplı düzlükler bulunur. Alçak sayılabilecek başlıca düzlük, Irak sınırında yer alan Gerdi (Hacıbey) Deresi vadi tabanıdır. Çevreye göre daha yumuşak bir iklimin hüküm sürdüğü bu düzlük, bitkisel üretim açısından önemli bir alandır. Doğal bitki örtüsü zengin olmayan ilçe topraklarının bazı kesimlerinde meşe ve ardıç topluluklarına rastlanır. Sat Dağının yüksek kesimlerinde buzyalağı gölleri vardır. İlçe topraklarından kaynaklanan suları Büyük Zap Suyunun kollarından Şemdinli Çayı toplar.

Büyük bölümü kırsal kesimde yaşayan ilçe halkı geçimini hayvancılıktan sağlar. Yaylacılık yöntemiyle canlı hayvan ticaretine yönelik olarak çok sayıda koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Sağılan sütler tereyağı ve peynir yapımında kullanılır. İlçedeki önemli uğraşlardan biri de analıktır. Şemdinli balı bölge ve ülke çapında ünlüdür. Ekime elverişli alanların çok kısıtlı olması nedeniyle bitkisel üretim yerel gereksinimi karşılayamayacak düzeydedir, ilçede az miktarda buğday, arpa, patates, soğan, elma, ceviz, üzüm, nohut, fasulye ve pirinç yetiştirilir. Yörenin tanıtıcı ürünleri arasında yer alan tütün eski önemini yitirmiştir. İlçede el tezgâhlarında halı ve kilim dokunur. Urartulara ait birçok yapı ve yol kalıntısını barındıran yöre, Urartulardan sonra Asur-lann yönetimine girdi. İzleyen dönemde çeşitli devletlerin istilasına karşın, yörede göçer aşiretlere dayalı özerk ya da yarı özerk bir yapı egemen oldu. 16. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılan yöre, Şamdi-nan ya da Şemdinan adıyla anılıyordu. Bu ad, aşiretiyle birlikte 15. yüzyılda yöreye yerleşen Şeyh Şemseddin’den gelir. Güçlü bir yönetim oluşturan Şemseddinli aşiretinin 19. yüzyıldaki önderlerinden Şeyh Ubeydullah, Osmanlılara karşı giriştiği ayaklanmanın bastırılmasından sonra Mekke’ye sürüldü. 19. yüzyıl sonlarında Van vilayetinin Hakkâri sancağına bağlı bir kaza olarak yönetilen yörenin halkı Kürtler ile Nasturilerden oluşuyordu. Nasturiler, 1915’ten 1918’e değin yöreyi işgal eden Rusların yanında yer aldılar. Daha sonra Nasturi aşiretleriyle Barzani aşireti arasında bir dizi çatışma çıktı. Cumhuriyet’in ilk aylarında ayaklanan Nasturiler, düzenlenen askeri bir harekâtla yöreden çıkarıldı. Yörenin bugünkü güney sınırı 5 Haziran 1926’da Türkiye, Irak ve İngiltere arasında Ankara’ da yapılan antlaşmayla belirlendi. Başlangıçta Hakkâri iline bağlı bir ilçe olan Şemdinli, 1932’de bucak yapıldı ve ertesi yıl ilçe statüsüne indirilen Hakkâri’yle birlikte Van’a bağlandı. 1935’te ilçe yapılan Şemdinli, 1936’da yeniden ile dönüştürülen Flakkâri’ye bağlandı.

İlçenin kuzeydoğu kesiminde, Şemdinli Çayı vadisinde kurulu olan ve önceleri, “dağlar arası” anlamında Nav Çiya adını taşıyan kasaba, daha sonra sırasıyla Navşar, Şemdinan ve Şemdinli adlarıyla anıldı. Gelişmemiş kırsal bir yerleşme olan kasabaya, Yüksekova’dan gelerek Haruna (2.110 m) ve Şapatan (1.900 m) geçitlerini aşan bir yolla ulaşılır. Kasabanın bu yolla il merkezi Hakkâri’ye uzaklığı 128 km’dir.

Yorum yazın