Okyanus tortuları ve okyanus ovaları

Okyanus tortuları ve okyanus ovaları
Deniz tabanının büyük bir kısmı, dört değişik kaynağın sürekli olarak yenilediği tabaka biçimindeki bir örtü ile kaplıdır. Bu kaynaklardan ilki denizde yaşamış ve ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarından oluşur. Bunların iskelet kalıntıları ya da kabukları biyolojik tortuyu oluşturur. Bu tip tortuya, bazen balçık adı verilir. Adından da anlaşılacağı gibi yapışkan bir kıvamdadır. İkinci tür tortuya “aşınım” (erozyon) tortusu adı verilir. Bu tortu kıtaların erozyonu sonucunda oluşmaktadır. Nehirlerin okyanusa sürüklediği çamur, kil ve kum kıta sahanlığından başlayarak, genellikle çamur akıntıları aracılığıyla, okyanus havzalarına taşınır. Böylece okyanusun ortasında taban üzerinde, bir zamanlar kıta dağlarının en yükseklerinin parçaları olan maddeler bulunmaktadır.
Bu tortul maddeler, okyanusun tabanında kar yağışına benzer bir biçimde, sürekli olarak birikmektedir. Tıpkı yağan karın karadaki engebeleri örtmesi gibi, okyanus tortusu da okyanus dibindeki bütün pürüzleri örtmek eğilimindedir. Bu bakımdan okyanus havzalarının geniş bölümleri bu tortu örtüsünden dolayı oldukça engebesiz görünümdedir. Buralara “derin ovalar” adı verilir.
Okyanusun dibinde bulunan üçüncü tür tortu, miktar olarak çok değildir. Ama oluşumu ve kökeni bakımından çok ilginçtir. Her yıl milyonlarca küçük göktaşı (meteorit) deniz yüzeyine çarparak dibe çöker. Bunlar genellikle çok ufak nesneler olup, dipteki yığıntının çok küçük bir yüzdesini oluşturmakla birlikte gene de dikkate alınacak bir bölümü meydana getirirler.
Kimyasal tepkimeler sonucunda bazı bölgelerde ise çözelti halinde çokça bulunan tortular dibe çöktüğünde kalsiyum karbonat ya da denizbilimcilerin diliyle kalsiyum karbonat çökelti tabakalarını oluştururlar. Bu tür çökeltilere en tipik örnekler Bahama adaları çevresinde görülür. Bu nedenle buralarda denizin dibi bembeyazdır. Kimyasal tortulara başka bir örnek de ufak ve yuvarlakça manganez parçalarıdır. Bunlardan, bazıları yumruk büyüklüğünde olabilen ve okyanus dibinde geniş alanlar kaplayan taş parçalarıdır. Eğer bu taşlardan biri ikiye bölünürse kesiti tıpkı bir ağaç kütüğünün kesitine benzer. Burada da büyümeyi gösteren halkalar vardır. Ancak, ağacınki gibi bir büyüme yerine, böyle bir taş, her biri kimyasal etkiyle oluşmuş çökelti tabakalarının soğan kabuğu biçiminde peşpeşe eklenmeleriyle gelişir.
Bu taşlar (teknik adları modüldür) manganez, kalay ve nikel gibi maddeler bakımından oldukça zengindir. Bu madenlerden, günün birinde, okyanus tabanının elektrik süpürgesine benzer bir aygıtla emilerek gemilere çekilmek suretiyle yararlanılması düşünülmektedir.

Yorum yazın