Nil nehri

Nil nehri nedir – Nil nehri nerededir
NİL, ar. En-Nil, Kuzeydoğu Afrika’da nehir; 6 700 km (Victoria gölünden itibaren

5 600 km). Nehre firavunlar Hapi, yunanlılar Khrysonoas, araplar Bahr («deniz») adını vermişti.

• Nilin çığırı. Nil, Burundi’deki Kasumo akarsuyundan doğar; Kasumo, aşağı çığırında Kagera adını alarak Victoria gölüne dökülür. 1 933 m yükseklikteki bu iç denizin (70 000 km2) su fazlasını kuzeye doğru akıtan Victoria Nil’i, iki çağlayan arasında Kioga gölünü aşar, sonra Semliki ile beslenen Albert gölüne girer, Bahr el-Cebel adiyle çıkar ve Güney Sudan ovasında ansızın yavaşlar. Taşkınlar, kolların çoğalması, su bitkileri ve buharlaşmanın yoğunlaşması, Bahr el-Gazel’i de alan bu çok büyük bataklık «sed»ler çanağının başlıca özelliğidir.

No gölünden çıkışında adı Beyaz Nil olan nehir, sağdan Sobat’ı alır ve yeniden kuzeye yönelir, Hartum’da Mavi Nil’e kavuşur ve oradan itibaien zaman zaman Büyük Nil adiyle de anılır. Daha sonra gene sağ kıyıdan Atbara’yı alır ve Akdeniz’e dökülmeden önce 2 800 km’lik bir çölü a-şar.

Nil’in uzunlamasına profili yukarı çığırında düzene sokulmamıştır. Murchison çağlayanlarında bir şelâlenin yüksekliği 45 m’yi bulur. Ama «sed» bataklıklarının girişinde Hartum’un ötesine kadar eğinti çok azalır (km’ye 3,5 sm). Aşağı kesimde bir engebeler dizisi yumuşak eğintili yatak bölümlerini birbirinden ayırır: bunlar Assuan’dan itibaren çığırın yukarısına doğru l’den 6’ya kadar numaralanan meşhur şelâlelerdir.

Nil havzası, Tanzaniya, Kenya, Ruanda, Burundi, Kongo, Uganda, Sudan ve Habeşistan’ı içine alır. İkinci şelâleden az sonra aşağı vâdisi Mısır’ın yerleşmeğe elverişli kısmını meydana getirir

• NiVin rejimi. Rejimi dolayısiyle Nil’in tanrısal asıllı olduğuna inanılmıştır: Akdeniz nehirleri arasmda suları yazm çoğalan tek nehirdir. Rejimi Mısır’da basit ve nispeten düzenlidir; haziran başında asgari debi, «yeşil dalga» sayesinde hafif bir çoğalma, «kızıl sular» ile hızla artış, eylül sonuna doğru azamî debi. Suların alçalması hazirana kadar yavaş yavaş ağırlaşır; rengi o sırada bozbulanıktır.

Bununla birlikte bu basit rejim 35° enlemine dağılmış kolların karmaşık uyuşmasının sonucudur. Ocak-haziran ayları arasında Assuan’a geçen suların hepsi bir yandan Beyaz Nil’den (sularının yarısını sed’de kaybeden Bahr el-Cebel), bir yandan da Sabat’tan gelir. Beyaz Nil düzenlidir (asgarî debi 405 m3/sn; azamî debi 1 388 m3/ sn). Buna karşılık, suların yükselme döneminde Beyaz Nil’in debi artışı eylül başında 7 500 m3/sn’den çok su taşıyan Mavi Nil ve Atbara’nm yıllık debisine ancak üçte bir oranında katkıda bulunur; meşhur «bereketli taşma»ya ise Habeşistan’dan gelen sel suları sebep olur. Bu sellerin azgın suları volkan kütlelerini aşındırarak verimli topraklar koparır. Yeşil dalga, pek iyi ay-dmlatılamıyan bir olaydır; zaman zaman elverişli olan kimyasal şartlar sayesinde mikroskopik yosunların üremesinin sonucu olduğu sanılır.
Debinin mevsimden mevsime bu kadar çok değişmesi, seviyenin de değişmesine yol açar: Assuan’da yaklş. 9 m. Bunun sonucu olarak eskiden Mısır vâdisi su altında kalıyor, yalnız tepelerdeki köyler kurtuluyordu. Toprak tabiî bir su rezervi biriktiriyor, yüzeyinde ise birkaç santimlik balçık tabakası birikiyordu. Kasım ayından itibaren nehir küçük yatağına çekildiğinden, bıraktığı çamurda tarım yapılıyordu. Bununla birlikte suların yükselmesi hep aynı mevsimde olmasına karşılık, bazen yavaş ve alçak, bazen yüksek ve yıkıcıydı. Basit, dereceli kuyular olan nilölçer’ler, taşkınm yüksekliğini ölçmeğe, hattâ sonuçları önceden kestirmeğe imkân veriyordu. Tamamlanan şebekeleri bugün telefonlarla birbirine bağlıdır. Böylece Nil’in Assuan’daki debisinin 45,6 (1913) ile 112 km3 (1916) arasmda değişebildiği ve yıllık ortalamanın 84,1 km3 olduğu hesaplanmıştır.

• Nil üzerindeki inşaatlar. Yüzyıldan beri Nil’in rejimi büyük inşaatlar sayesinde ö-nemli ölçüde değiştirildi: su seviyesini kanalların başına kadar yükseltmek için yapılan barajlar (1843’te başlanan Delta, As-yut, Esneh, Nagıttamadi, Zifta barajları); şubat-temmuz aylan arasında debiyi çoğaltmak için yapılan hazne-barajlar (Assuan, Cebel Avliya, Sennar, Owen Falls barajları). Ayrıca Assuan yakınında nehir seviyesini büyük ölçüde yükseltecek çok büyük bir baraj yapımına başlandı (Assuan veya Sadd el-Ali yüksek barajı). Nehrin tamamının düzenlenmesi için bir tasarı hazırlandı; bu, tasarıyle çeşitli derecelerde ilgili yedi devletin anlaşmasını gerektirmektedir. Bu inşaatlar Afrika’da çok eksik olan elektrik enerjisini de sağlayacaktır. Ayrıca Nil çağlayan veya şelâleler arasında sefere elverişlidir ve Mısır’daki çığırında mavnacılık çok canlıdır.

• NiVin keşfi. Nehrin yukarı çığın uzun süre tanınamadı. «Ay dağlan»nı kaynağa yakın gösteren ilk haritalar tacirlerin anlattıklarına dayanarak hazırlandı. Neron’un, dağların keşfi için gönderdiği iki centurio, sed’leri aşamadı. XIII. – XVIII. yy. arası Habeşistan keşfedildi ve Mavi Nil tanındı;

o sırada Mavi Nil en büyük nehir sayılıyordu. XIX. yy.da Mehmed Ali Paşanın hazırladığı seferlerde Beyaz Nil kaynağa doğru izlenerek sed’in yukarı kesimindeki Gondokoro’ya ulaşıldı. Hint okyanusundan hareket eden Speek, önce Burton, sonra Grant ile Victoria gölüne ulaştı; Spee-ke gölün çevresini dolaştı ve Gondokoro’ya vardı (1863). O tarihten sonra uzun bir keşif, kartografya ve hidroloji çalışmasına girişildi.

• Eskiçağ Mısır’ında Nil. Nil’e Eski Mısırlılar bir tanrı değil, tanrıların bir hizmetkârı, iyi bir cin sayarak saygı gösterdiler. Adı HapVydi. Beline mavnaların kayış kemeri sanlı olan ve başında bir papirüs demeti taşıyan çıplak bir adam şeklinde tasvir ediliyordu. Besleyici bereketliliği dolayısıyle, göğsünde bir erdişil organ vardı.

Firavunlar devri Mısırlıları bu cinin Nil’in dibindeki bir mağarada, Elephantine adasının yukarısındaki birinci şelâlenin ortasında, Krophi ve Mophi kayalıkları arasmda yaşadığına inanıyor, Nil’in kaynağının burası olduğunu söylüyorlardı. Bu saçma inanış (Eski Mısırlılar da Nil’in sularının daha öteden geldiğini bilirlerdi), Tarihön-cesinden kalma çok eski bir efsanenin sebep olduğu bir mitoloji aldatmacasıydı. Gerçekten dinî metinlerde Aşağı Mısır’ın medeniyetinin daha ileri olduğu ve yıllık su baskını döneminde sulamanın düzenlendiği, Yukarı Mısır’da ise tarımı mahveden sulan tutacak tek bir set bile bulunmadığı bir dönemden söz edilir. Bu metinlerde olaylar, tarihin başlangıcından önceki bir krallığın başkenti olan Busiris şehrinin adiyle birleştirilir. Metinler bu krallığın güney sınırındaki, Per-Hapi’de (veya «Hapi’nin yeri»), yani bugünkü Heluan’da bulunan Nil’in kaynağından söz eder. Mısır’ın bütün kaynakları burada toplandığı ve başka yerde kaynak bulunmadığı için, bu kaynakları, bir su tanrısının varlığına bağlamak ihtiyacını duymuşlardır. Yukarı Mısır’da bir sulama sistemi kurulunca, Aşağı Mısır’da uzun süreden beri geleneksel olan mitoloji çerçevesi buraya uygulandı. Su cininin barınağının güney sının yakınında önce Cebel Silsile’de, sonra Mısır’ın sınırı Assuan’a kadar gerileyince birinci şelâlenin ortasında olduğuna inanıldı. Yani, birleşmiş Mısır’da iki Nil vardı: Kuzey ve Güney Nil. Bunlar çoğunlukla resimli anıtlarda karşı karşıya gösterilir.
Birincinin kaynağının Elephantine’nin yukarısında, İkincinin Heliopolis’in yukarısında, Heluan’da olduğuna inanılırdı. Mısırlılara göre her iki Nil’in cini bu iki kutsal noktada barınağının kapısını açar ve yeraltı yollarından yıllık taşkını artıran bereket

li okyanus sularını gönderirdi. (L)

Yorum yazın