Niğde Hakkında bilgiler

NİĞDE, İç Anadolu’nun Orta Kızılırmak bölümünde il merkezi şehir; 55 035 nüf. (1990 sayımının ilk sonuçları). Batıdaki Melendiz dağlarıyle doğudaki üçkapılı dağı kütleleri arasmda sıkışmış bir vâdi-nin (Niğde suyu veya Karasu) batı kenarında kurulmuştur; yüksl. aşağı kesimde 1190 m, Kale tepesinde 1 250 m. Bu vâdi-den Kayseri – Ulukışla demiryoluyle Niğde’yi çevreye bağlayan karayolları geçer (Kayseri 131 km, Mersin’de Akdeniz kıyısı 195 km, Adana 230 km uzaklıkta). Şehir, eskiden beri işlek olan bir yol üzerinde ve savunmaya elverişli bir yerdedir. Niğde, Iç Anadolu bozkırlarını kuşatan şehirler dizisi içinde yer alır. Şehrin eski çekirdeği, doğuda bugün demiryolunun geçtiği bahçelik bir vâdiye yüksekten bakan kuzey – güney doğrultulu başka bir tepe üzerindedir. İç kale (Alâettin mahallesi) ve bunun kuzeyindeki Tepeviran mahallesinden oluşur; hisar kalıntısıyle Alâettin ve Sungurbey camileri buradadır. Ortaçağda şehrin doğuda, derenin ötesinde de u-zandığı sanılıyor. Eski çekirdeğin batısında büyük bir cadde boyunda il binası, lise v.b. yapılar sıralanır; eski kümbetlerle Karamanlı devrinden kalma Akmedrese buradadır. Eskiden Niğde’nin ortasını kaplayan büyük mezarlık, son zamanlarda kaldırılarak yerine modem yapılar, asfalt caddeler ve bahçeler yapıldı. Batıda, yamaçlara doğru Kayabaşı mahallesi bulunur; bu kesim Birinci Dünya savaşmdan önce rum ve ermeni mahallelerini meydana getiriyordu. Daha öteki yamaçlarda bugün şehrin bir parçası sayılabilecek köyler yer alır. Niğde’de Cumhuriyet devrinde büyük değişmeler oldu; cadde ve meydanlar a-çıldı, yeni binalar yapıldı, şehir ağaçlandırıldı. Alâettin tepesine park yapıldı, Akmedrese’de bir arkeoloji ve etnografya müzesi kuruldu. Şehirde bir de çimento fabrikası açıldı.

• Tarih. Şehrin adı Ortaçağ kaynaklarında Nakida veya Nekide olarak geçer. XIV. yy.da arap harfleriyle Nîkde şeklinde de de yazılan bu kelime daha sonra Nikde veya Niğde şeklinde okunabilecek bir imlâ ile yazıldı. Yeni türk alfabesinin kullanılmağa başlamasından sonra şehrin adının imlâsı Niğde şeklini aldı. Bazı yazarlar Niğde adının Cadyna’dan geldiğini, bazıları da bir hitit yazıtında geçen iVafcıda’dan türediğini ileri sürerler. Niğde adı ile Nagi-dos arasında bir bağ kurmak isteyen yazarlar da vardır. Kaynaklarda şehrin ilkçağ tarihinden söz edilmez. 1813’te Niğde’ye gelen Mc Donald Kinneir, surların henüz a-yakta duran kısmının eski devirlerden kaldığını, sokaklarda mermer sütunlara, sütun başlıklarına ve kaidelerine rastlandığını yazar. Şehre 1834’te gelen Ch. Texier ise İslâm eserlerinin çokluğuna karşılık hiç bir eskiçağ eserinin bulunmadığını belirtir. Ortaçağda bu çevrenin başlıca merkezi Arap-lann Tavana dedikleri Tyana (bugünkü Kemerhisar kasabasının yerinde) idi. Şehrin Oıtaçağdaki durumu ile ilgili bilgilere anadolu selçuklu tarihi yazarlarının eserlerinde rastlanır. Doğu Roma imparatorluğundan Danişmentliler tarafından alman Niğde, daha sonra Anadolu Selçukluları-nin eline geçti. 1181’de anadolu Selçuklu topraklarını oğulları arasında paylaştıran Kılıç Arslan II, bu arada Niğde’yi Melik Arslan Şaha verdi. Niğde, Melik Arslan Şah zamanında türk eserleriyle süslenmeğe başlandı. XIII. yy.m başlarında Anadolu Selçuklu sultanlığını ele geçiren İzzeddin Keykâvus, imrahoru Zey-neddin Başarî’yi buraya vali olarak tayin etti. Zeyneddin, Alâeddin Keykubat’-ın sultanlığı sırasında Niğde’nin türk e-serleri arasında en eski ve büyüğü olan Alâettinkeykubat camiini yaptırdı (1223). Görevinden alman ve idam edilen Zeyned-din’den sonra Niğde, Harizm’den gelen ve Selçuklu sultanlığına sığman türkmen başbuğu İlan Yabgu’ya ikta edildi. Alâeddin Keykubat zamanında gelişen Niğde, Selçuklu devletinin büyük bir askerî bölgesine merkez oldu. Kılıç Arslan IV zamanında serleşker merkezi olan Niğde’de bu görevle (ordu kumandanı) İbnül Hatir Mesud bulunuyordu. 1266’da Moğolların Anadolu’da baskısı arttı. Moğollar a-dına çalışan Muinüddin Pervare. Kılıç Arslan III’ü öldürttükten sonra Keyhüsrev III Niğde’ye getirildi. Mısır yardımına güvenen Keyhüsrev, Moğollara baş kaldırmak istedi; fakat başarılı olamadı. Bu arada İlhanlIlar, bazı kaynaklara göre bir türkmen, bazılarına göre de bir moğol kabilesini Niğde yöresindeki geçitlerin korunması amacıyle buraya yerleştirdiler (1276).

XIV. yy.m ilk yarısında İlhanlIlar adına Anadolu’yu yöneten Eretna Bey zamanında Niğde’ye yerleştirilen bu kabilenin reisi Sungur Ağa, şehre hâkim oldu. Burada kendi adiyle anılan camiyi yaptırdı (1335). Bundan sonra Niğde, Karamanoğullarının eline geçti. 1333’e doğru şehri gezen İbni Bat-tuta, Niğde’nin «büyük ve kalabalık, fakat kısmen yıkılmış» olduğunu anlatır. 1379’da Eretnalılar şehri ele geçirmek istedilerse de Karamanoğullarının başarılı karşı koyması sonunda geri çekildiler. Yıldırım Ba-yezid, Anadolu beyliklerini ortadan kaldırmağa başlayınca Karamanoğullarının elinde bulunan Niğde de osmanlı sınırları içine katıldı. Ancak daha sonra (1398) şehir tekrar Karamanoğulları beyliğine verildi. Bu arada Kadı Burhaneddin, şehri Ka-ramanoğullarmdan almak istediyse de başaramadı. Ankara savaşmdan (1402) son-ra Timur Anadolu’dan çekilince, Kara-manoğulları sınır kalesi durumunda olan Niğde’ye tekrar hâkim oldu. Bu dönemde şehirde birçok önemli eser yapıldı. Niğde ve yöresinde nüfus çoğalmağa başladı. 1479’da şehir, kısa bir süre için Mısır memlûktu sultanı Elmelik-ül-Müey-yed’in oğlu İbrahim’in eline geçti. XV. yy.da Konya’yı kaybeden Karamanoğulları birkaç yıl Niğde’de kaldılar.

Anadolu birliğini kurmak isteyen Fatih Sultan Mehmed, 1470’te kumandanlarından İshak Paşayı Niğde’ye göndererek şehri osmanlı sınırları içine kattı. İshak Paşa, Niğde’de büyük onarım çalışmaları yaptı. Bu arada yıkılan kale onartıldı. Osmanlı yönetiminde Niğde önce Karaman beylerbeyliğine bağlandı, sonra Konya vilâyeti sınırları içinde bir sancak merkezi oldu. Bu dönemde şehir geçen yüzyılların yıkıntılarından kurtulamadı; bu yüzden de Kayseri ve Konya gibi tarihî merkezler kadar önemli olamadı. XVI. yy.da başlayan Celâlî* isyanları sırasında da şehir büyük zarar gördü. Lâle devrinde Develi, Karahisar ve Niğde muhafızlıkları Damat İbrahim Paşa sayesinde önem kazanan Nevşehir’e bağlandı.

Ch. Texier XIX. yy.da şehrin harabe haline gelen bir hisarın çevresinde yer aldığını ve halkının tepelerde, ayrı mahallelerde yaşadığını yazar. Ayrıca şehrin bir mütesellim tarafından yönetildiğini belirtir. Ha-milton da, bu yüzyılda Niğde’nin nüfusunun

6 600 kadar olduğunu yazar. XIX. yy.m sonlarına doğru Niğde, Tepeviran, Kayabaşı ve Şehiıiçi adı ile anılan üç ayrı kısımdan meydana geliyordu. Bu yüzyılda Niğde’nin nüfusu 10 000 kadardı. Şehirde 84 cami ve mescit, 36 medrese, bir kütüphane, üç kilise ve altı hamam vardı. Kayabaşı mahallesinde yaşayan hıristiyan halkın çoğunluğunu rum ortodoksları meydana getiriyordu. Bu azınlık 1923’ten sonra Yunanistan’a göç etti; yerine Makedonya’dan gelen göçmenler yerleştirildi. 1927’de 9 463, 1950’de 12 500 olan nüfus, 1960’ta 18 042, 1990 da 55 035 oldu. 1932’-de Kayseri-Ulukışla demiryolu Niğde’ye u-laştı. Böylece Anadolu’nun iki büyük hattı (Ulukışla ve Boğazköprü) Niğde’ye bağlandı. Son yıllarda gelişen karayolları aeı. şehrin kalkınmasını sağladı. (Bk. EKCÎLT)
• Güzel sanatlar. Anadolu’da Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra güzel sanatlar yönünden oldukça zengin bir şehir olan Niğde’de Selçuklu eserlerinin yanı sıra İlhanlIlar, Karamanoğulları ve Osmanlı devirlerine ait pek çok eser vardır.

Niğde’de Selçuklulara ait bellibaşlı eserler şunlardır: Kale, Selçuklu sultanı Alâeddin Keykubat tarafmdan yaptırıldı; Fatih Sultan Mehmed devrinde, İshak Paşa tarafından tamir ettirildi. Alâettin camii, kalenin yakınında Alâettin tepesi üzerindedir. Niğde valisi Zeyneddin Beşere tarafından yaptırıldı (1224). Portalin üzerinde beyaz mermer üzerine sülüs selçuk yazı-sıyle 3 satırlık kabartma kitabe yer alır. Mimarîsi ve süslemesi bakımından Selçuklu devrinin en önemli örneklerinden biri olan camiin kıble duvarma dik üç sa-hmlı bir planı vardır. Kıble önündeki üç şahın kubbeyle, öteki kısımlar çatıyle örtülüdür. Orta nefin üzerinde aydınlık feneri bulunur. Hüdaventhatun türbesi, 1342’de Kılıç Arslan IV’ün kızı Hüdavend Hatun tarafından yaptırıldı. Selçuklu mezar mimarîsinin bir örneği olan yapı, sekizgen planlıdır^

llhanlılar devrine ait eserler: Sungurbey camii. Alâettin tepesinin alt kısmında, 1335’-te, Niğde emîri olan Seyfeddin Sungur Ağa tarafından yaptırıldı. Zengin süslemeleri bakımmdan selçuklu devri özelliğini devam ettiren bu yapı, düzgün kesme taştan yapılmıştır; mimarî bakımdan ilk şeklini kaybetmiştir. Camiin doğu duvarının bitişiğinde Sungurbey türbesi (1335) vardır. Gündoğdu türbesi. Gündoğduoğlu Ali Nur’a ait olan türbe, 1344’te yapıldı. Kare şeklinde olan yapının doğu cephesinde portal, batı ve kuzey cephesinde birer pencere, güneyde mermer bir mihrap yer alır.

Şehirde Karamanoğulları devrine ait eserler oldukça çoktur. Şah mescidi, Karamanlı Alâeddin Beyin oğlu Ali Bey zamanında Hacı Muhammed Ağa tarafından yaptırıldı (1413).

Hanım mescidi veya Afifehanım mescidi, Karamanoğlu İbrahim Bey II zamanında Muradoğlu Hacı Dursun tarafından yaptırıldı (1452). Kıble duvarına paralel iki şahından meydana gelir. Daha önce düz çatıyle örtülüydü. İşlemeli taştan mimbe-ri vardır. Dört köşe minaresinin 1668’de onarım sırasında yaptırıldığı sanılıyor. Akmedrese. Karamanoğulları devrinin a-nıtsal eserlerinden olan bu yapı, Karamanoğlu Alâeddin Beyin oğlu Alâeddin Ali Bey tarafmdan kardeşi Mehmed Bey II’nin hükümdarlığı zamanında yaptırıldı (1409).
Osmanldı devrine ait eserler: Dışarı camii veya Hüsamettinpaşa camii. Kitabesi yoktur; fakat XVI. yy.a ait olduğu kabul edilir. Kesme taştan yapılmış kare planlı, tek kubbeli bir yapıdır. Son cemaat yeri vardır. Mermer mihrabı süslüdür. Abanoz ağacından mimberi Sungurbey camiinden getirildi. Cami, 1941-1948 yılları arasında müze olarak kullanıldı. Akmedrese’nin müze olmasından sonra tekrar cami olarak kullanılmağa başlandı. Paşa camii veya Mu-radalipaşa camii, XVII. yy.m ikinci tansına aittir. Yıkılan hamamı, türbesi ve çeşmesiyle bir külliye halindeydi. Kesme taştan karakteristik bir osmanlı yapısı olan cami üç mekânlıdır. Mermerden iki mihrabı vardır. Kiğılı camii, XVIII. yy.a aittir. Hacı Haşan Ağa tarafmdan yaptırıldı. Kesme taştan tek kubbeli bir yapıdır. Mihrap ve mimber tahtadandır. Bedesten. Tarihi ve kimin tarafmdan yaptırıldığı belli değildir. Restore edilirken ilk şeklini kaybetmiştir. Dikdörtgen planlıdır. Sağ ve solda 27’şer oda vardır. Niğde’de bunlardan başka şu eserler vardır: Hatıroğlu çeşmesi, İkincitiirbe, Dörtayak türbesi, Dâ-rüzzikir türbesi ve Paşa çeşmesi.

— Niğde ili. İç Anadolu’nun Orta Kızılırmak bölümünden güneydoğu’da Akdeniz bölgesinin Anadolu bölümüne taşan Niğde ili, batıda Konya, güneyde İçel ve A-dana, doğuda Kayseri, kuzeyde Nevşehir ve Kırşehir, kuzeybatıda Ankara illeriyle çevrilidir; yüzölç. 14 294 km2; 305 861 nüf. (199U sayımının sonuçlan).

• Coğrafya. Yüzey şekileıi bakımından Niğde ili toprakları çeşitli yapı özellikleri gösterir; ilin güneydoğu kesimi Orta Toros-laı’m Bolkar dağları ve bunların kuzey u-zantısı (Kırkpmar dağı v.b.) ile Aladağ-lar tarafmdan engebelenmiştir. Bolkar ve Aladağlar arasmda kısmen Çaltı suyunun boyladığı tektonik bir çukur (Tekir çukuru veya Ecemiş koridoru) yer alır. Bolkar dağları, Medetsiz t&pesinde 3 524 m’ye yükselir. Bu dağların yapısında birinci zaman şist ve kireçtaşlan yaygındır. Bunların kuzey uzantısında Aşıgediği dağı

2 703 m’ye varır. Kuzey-güney doğrultulu tektonik çukurun doğusunda kalan Ala dağlarm yapısmda ise birinci zaman sonu ve özellikle ikinci zaman (kretasc) kalker ve şistleriyle yeşil kayaçlar hâkimdir. İlin orta kesiminde Melendiz volkanik kütlesi yer alır; Niğde suyunun geçtiği boğazla Toros sisteminden ayrılan Melendiz dağları, doğu-batı doğrultusunda uzanır ve aradaki alçak alanlarla üç kümeye ayrılır. Melendiz dağının (2 898 m) batı ucunda Küçük ve Büyük Haşan dağları (3 069 ve 3 268 m) yükselir. Bu dağlık kütle Üçüncü zaman ortalarından beri Erci’ yas ile birlikte etkinliğe geçerek, volkaniz-manın meydana çıkardığı lavlar ve göller içine çökelmiş volkan küllerinden (tüf) oluştu ve yer yer Dördüncü zamanda faaliyet gösterdi. Volkan konileri de bu yapı içinde yer alır. Haşan dağı çok yakın bir safhada etkinlik gösterdi. Volkanik arazi, ilin kuzeydoğu kesiminde Ürgüp yaylasına ait volkan lav ve tüfleriyle kaplıdır. Burada 1200 m’yi geçen yaylalar üzerinde 1 600 m’yi bulan dağlar vardır. İlin kuzey kesiminde Tuz gölüyle Kızılırmak vâdisi arasmda da Üçüncü zamanın ilk yarısına ait kıvrımlı tabakalar arasında granitli billûrsal kayaçlar bulunur: E-kecek dağı (2136 m). İlin kuzeybatısında Tuz gölü çanağının tuzlu alüvyonlarla dolu tabanı yer alır. Bu kesimde yükselti yaklaşık olarak 900 m’ye kadar düşer. Niğde ilinde sert bir step iklimi hâkimdir. Genellikle kıt olan yağışlar ilkbahar ve kışa toplanmıştır. Niğde meteoroloji istasyonunun 30 yılı aşan gözlemleri ortalamasına göre en soğuk ayda ortalama sıcaklık —0°4

C, en sıcak ayda 22°6C; bir yılda en düşük ve en yüksek sıcaklık —27°C ve 37°7 C’tır. Sıcaklığın 30°C üstüne çıktığı günlerin ortalama sayısı 36, 0°C altma düşebildiği günlerin sayısı 101,5, 0°C civarmda günlerin sayısı ise nettir. Yıllık ortalama yağış 351 mm, yağışlı günler sayısı 92, kar yağışlı günler sayısı 15,4, yerin karla örtülü kaldığı günler 31,1’dir. Yağışların mevsimlere bölünüşü şöyledir (yüzde ile); kış 34, ilkbahar 36, yaz 10, sonbahar 20. !1 içinde yağış kaydı yapılan öteki istasyonlarda yıllık ortalama yağış tutarı da şöyledir: Bor 338 mm, Aksaray 358 mm, Ulukışla 368 mm ve Çamardı 375 mm. Yazları kuru ve az sıcak geçtiği için, Niğde dolayları Çukurova’nın bir kısım halkı için yazlık olarak kullanılır. Niğde ilinin tabiî bitki örtüsü yazın kuruyan otların oluşturduğu steplerdir; bunlar da, ekim alanlarının etkisiyle değişikliklere uğrar. Dağlık alanlarda yer yer çalılıklara ve seyrek olarak ormanlara rastlanır. İlin güney kesiminde sular, Ulukışla (Çaltı) suyu ve Ecemiş-Gürgün suyu aracılığıyle Seyhan ırmağına dökülür (Akdeniz aklanı). Ürgüp yaylası kesiminde bazı sular Kızılırmak’a dökülür (Karadeniz aklanı). Niğde ve Bor’dan geçen Karasu (Niğde suyu), Ereğli bataklığında ve Uluırmak (Melendiz suyu) Tuz gölünde sona erer (iç aklan). Tuz gölünün güneydoğu ucu Niğde ili toprakları içindedir. Niğde ilinde bazı akarsular üzerinde yapılan barajların yardımıyle taşkınları önlemek ve tarlaları sulamak mümkün olmuştur. Başlıca barajlar, Gebere, Mamasun, Akka-ya, Uluağaç ve Gümüşler barajlarıdır.

Niğde ili nüfusu 362 444’ten (1965). 408 000’e (1970 sayımının ilk sonuçları), nüfus yoğunluğu da &> ten zö.d e yükseldi. Bu nüıusun yüzde 28 kadan, sayısı 12’yi bulan şehirlerde, geri kalanı 305 köyde yasıyordu. Yerleşme merkezlerinden üçü 10 000’den fazla nü-fiısluydu. Aksaray (30 007), Niğde (26 836) vâ Bor (15 433); geri kalanlar arasında nüfusu 5 OOO’i aşanların sayısı 3’tür: Eskil bucak merkezi (1965’te 8 226 nüf.), U-lukışla (5 920 nüf.) ve Kemerhisar bucak merkezi (1965’te 3 127 nüf.) Kır nüftısu oran yüzde 72’vi. bu nüfusun yoğunluğu da 20’y] buluyordu. Niğde ili, 1924’te eski

Niğde sancagmın yerini aldı; 1933’te Aksaray ili kaldırılarak topraklarının büyük kısmı Niğde ilme katıldı. 1954’te Nevşehir ili kurulunca Niğde ilinin Nevşehir ve Gülşehir ilçeleri bu yeni ile bağlandı. Niğde ili 1970’te 6 üçeye ayrüıyordu. Merkez/ Aksaray, Bor, Çamardı, OrtaKoy ve u ıukış-la. — Niğde merkez ilçesi, 2 670 km2; Merkez, Çiftlik ve Gölcük bucakları. 68 köy. (Bk. EK CİLT)

Niğde ili topraklarının kullanılma bakımından bölünüşü şöyledir (yüzde ile): ekili alanlar 26, dikili alanlar (bağ, meyve, ve sebze) 3,5, nadas 20, otlak 29,5, orman 3, ürün vermeyen alanlar 18. Ekilen yerlerin en büyük kısmı kuru tahıl ekimine ayrılmıştır; 1967’de sulamalı ekin alanları 55 800 hektarı geçmiyordu (bütün ekili yerler 370 000 hektar). Tarlaların büyük kısmı (320 000 hektar), tahıl ekimine ayrılmıştır. En çok buğday ekilir (182
000 – 197 000 t), onu arpa (79 000 – 93 000 t) ve çavdar (80 000 – 88 000 t) takip e-der. Yulaf az (2 000 t), mısır çok az (650 t), buna karşılık mahlut (buğday – çavdar karışımı) daha çok (25 000 t) ekilir. Patates ekimine önem verilir (67 000 t). Fasulye (dermason tipi; 5 800 t) ve soğan ekimi de yaygındır (19 000 t). Nohut (2 000 t) ve mercimek de (1 500 t) ekilir. Sanayi bitkilerinin başında şeker pancarı gelir (27 000 – 40 000 t). Ayçiçeği ekimi de gelişmektedir (1966’da 670, 1968’de 4 400 t). Keten ve kenevir ekimi sınırlıdır. İç Anadolu illeri içinde dikili alanlar oranı en yüksek olanlarmdan biri olan Niğde i-linde bağlar hemen hemen 30 000 hektar, meyvelikler bunun yarısına yakın yer tutar; sebzelikler bu derece önemli değUdir. üzümlerin bir kısmı kurutulur, bir kısmı da şarap yapımında kullanılır. Meyvecilikte elma başta gelir. 4,3 Milyon elma ağacından alman 188 000 t (1967) meyve ürünüyle Niğde, Türkiye’de birincidir. Ünlü niğde elması yanında son. yıllarda başka türler de yetiştirilmeğe başlandı. Hayvancılık daha az önemlidir. Niğde ilinde en çok koyun (1 072 000), tiftik keçisi (342 000), kılkeçi (120 000), sığır (172 000) yetiştirilir. Eşek sayısı (71 000) attan (15 000) çok fazladır. 12 000 Kadar da manda vardır. An ve kümes hayvanları da yetiştirilir. Pamuk çapalama ve devşirme sıralarında Niğde’den Çukurova’ya pek çok işçi gider.

Niğde ilinde maden kaynaklan oldukça çeşitlidir; fakat bunlardan ancak sınırlı olarak yararlanılır. Ortaçağdan beri işletilen Bereketli Maden’in (Çamardı ilçesi) gümüşlü kurşun yatakları tükendiği için bugün işletilmemektedir. Bununla birlikte birkaç yerde demir, krom, çinko, kurşun, antimon, civa (Gümüşler’de) bulundu ve bazılan zaman zaman işletildi. Sanayi alanında dericilik, halıcılık v.b. gibi küçük ölçüde çalışmalar sayılabilir. Büyük kuruluş olarak Niğde Çimento fabrikası vardır. Bir çimento direk fabrikasıyle Aksaray’da yem fabrikası kurulması yolunda çalışmalar vardır.

Niğde ilinde ulaşım demiryolu ve karayol-larıyle sağlanır. Anadolu – Bağdat demiryolu ilin güneyinden geçer. Ankara-Sıvas demiryolunu ötekine bağlayan Kayseri-U-lukışla demiryolu ilin ortasından geçer. 11 sınırları içinde 150 km demiryolu vardır. Karayollarının en önemlileri Ankara-Aksa-ray-Ulukışla, (Kayseri) – Niğde-Bor-Ulu-kışla, Aksaray-Nevşehir yollandır. Devlet yolları 424 km, il yollan 359 km’dir; ayrıca 1 508 km köv yolu vardır. (-> Bibliyo.) (Bk. EK CİLT) TM] .

Niğde kalesi, eski Niğde’yi çevreleyen kale. 1312’den önce yapılmış olduğu ilen sürülür. Kâtip Çelebi, Niğde şehrinin büyük bir kısmının bu kalenin içinde olduğunu yazar. Kalenin çevresinde üç sıra suı vardır. Kaleye ve surlara ait pek az parça kaldı. Taşların hemen hepsi sonradan yapılan evlerin inşaatında kullanıldı. Kalenin güneye bakan cephesinde Alâettin camii vardır. Bu kısımda güneyden kuzeye doğru uzanan bir surun izleri görülür. Kalıntıları görülen sur, bir zamanlar Bedesten, Akmedrese ve Sungur camiini çevreliyordu. (M)

Yorum yazın