Massif Central

MASSİF CENTRAL veya MERKEZİ YAYLA, Fransa’nın ortasında ve güneyin^ de tabiî bölge; Fransa’nın yaklaşık olarak altıda birini kaplar; özellikle billûrlu ka-yaçlaıdan oluşmuştur; Auvergne’de, Puy de Sancy’de 1 886 m. Kuzeyde Paris havzası, batıda Akitanya havzası, güneybatıda Saöne «koridor»u, doğuda Rhone arasında yer alan Massif Central, Armorik masifi ve Vosges dağlarıyle birlikte Fransa’nın iskeletidir: gerçekten çok eski bir topraktır ve yerli Birinci zamanda (hersinyen kıvrılma) ortaya çıkan dağlara tekabül eder. Bölge özelliklerini o dönem sonunda kazanmağa başlamıştır: kenarlarında tortullaşmalar (maden kömürü yatakları) belirmesi. Gene aynı dönemde Massif Central kırılmağa, güney uzantısı Villefranche-de-Rcvergue buzuliı olan uzun buzulun da gösterdiği gibi, şekli değişmeğe başladı. İkinci zamanda geniş eğriler meydana getiren hareketler başlayınca, dağların yerini büyük bir aşınma yüzeyi aldı. Bazı kısımları deniz bastı (özellikle güneyde Laca-une dağları, Noire dağı ve kuzey sıradağları arası, Permiyenden Jüra çağına kadar bir boğazla örtüldü): sonra Grands Caus-ses’ları meydana getiren kalın kalker tabakaları yerleşti. Üçüncü zamanın başlangıcında, Eosen’de, bugünkü en yüksek yaylalara tekabül eden bir aşınım yüzeyi meydana geldi: bu billûrlu masa şekilleri kütleye heybetli bir görünüş kazandırdı. Ama eosen yüzey kısa süre sonra bozulmağa başladı: Massif Central, Pirene ve Alpler’-deki kıvrılmalarla sonuçlanan hareketlere dolaylı olarak katıldı; özellikle billûrlardan oluşan gereçlerinin sertliği kıvrılmalara değil, yüksek sarplıklara yolaçtı. Birinci zamandaki eski kırılmalar kuzeybatı – güneydoğu (Armorik masifi) ile kuzeydoğu -güneybatıya («varisk») doğru yeniden harekete geçti. Bunun üzerine kütle birtakım yüksek bölgeler ve tektonik çukurlar halinde parçalandı; bazı çatlaklar boyunca lavlar aktı ve yanardağlar meydana geldi (bölgenin en yüksek doruğu puy de Sancy olan Velay’de ve Auvergne’de). Üçüncü zaman hareketleri Massif CentraT-m bakışımsızlığının sebebidir ve bugün Auvergne yanardağları bir yana, gerçekten dağlık bölgeler güneyde (Noire dağı 1210 m’yi bulur) ve Cevennes’lerin, Lozere dağında en yüksek noktasına ulaştığı (1699 m) güneydoğudadır. Ortadaki ve doğu kenardaki kütleler yüksek tepeler halindedir. (Forez, Madeleine tepeleri, Lyonnais, Beaujolais, Charolais, Mor van tepeleri); güneyde ve güneybatıda masa şekilleri hâkimdir (Grands Causses, Rouergue, Margeride dağları). Batı ve kuzeybatıdaki kütlelerse, genellikle kat kat sıralanmış tekdüze yaylalardan (Limousin ve Combrailles yaylaları) oluşmuştur. Kütlenin ortasında büyük çöküntü hendekleri olan geniş ovalar yer alır. Bu dağlık bölgede hayat şartları güçtür; topraklar çoğunlukla billûrludur ve kireç, potas ve fosfor bakımından yoksuldur. Ancak dağlar-arası ovalar (Limag-nes) ve volkanik ana gerecin ayrışmasıyle oluşmuş topraklar ekime elverişlidir. İklim, yüksekliğe göre hızla değişir; batı kesimde yağışlar kütlenin batısında ve kuzeyinde boldur ve düzenli bir şekilde bütün yıla dağılmıştır: güneydoğu kesimde ise yağışlar akdeniz tipindedir: çok şiddetli olan bu yağmurlar bazen büyük zararlara yolaçar (toprak aşınması). 1000 m’nin yukarısında kar aylarca kalkmaz (aralık-nisan arası); tepelerde ağustos ayında bile buz vardır. Yalnız güneydoğu ve güney vâdilerinde akdeniz iklimi hüküm sürer. Çok eskiden beri otlak ve tarla haline getirmek için açılan ormanlar pek geniş değildir. Ama bazı bölgelerde (Aigoual ve Yukarı Limousin gibi) yeniden ağaçlandırma çalışmalarına girişilmiştir. 700-800 m yükseklikten sonra meşe ve gürgen ağaçlan nispeten seyrekleşir ve yerini kozalaklılara bırakır; kestanenin beslenme alanında önemini kaybetmesi yüzünden kestane ağaçlan hemen her yerde bakımsızdır. Hâlâ geniş a-lanlar fundalıklarla örtülüdür (güneyde katırtırnağı ve şimşir, akdeniz bitkileriyle karışır). Bütün tarih dönemi boyunca kalabalık nüfus, kendi toprağı üzerinde yaşamıştır: her halk topluluğu çeşitli tabiî bölgelerden faydalanabiliyordu ve birçok küçük bölge, çeşitli tarım imkânları olan bölgelerin kavşağında yer alıyordu. Bununla birlikte Massif Central öteden beri göçmen gönderen bir bölgedir. Eskiden göçler özellikle geçici (küçük zanaatçılar, seyyar satıcılar v.b.), hattâ mevsime bağlı o-lurdu (komşu ovalarda çalışmağa gidenler). Sanayi devrimi ile üretim ve taşıt biçimlerinin değişmesi sonucu Fransa yeni bir hayat temposuna ayak uydurmak zorunda kalınca, bu geçici göçlerin yerini, kesin göçler aldı; XX. yy. başından beri 600 000’-den çok insan Massif Central’den göçede-rek genellikle şehir merkezlerine yerleştiler. Yıkık taraçalar, bakımsız çiftlikler, fundalıklarla kaplanan tarlalar, kendi haline terk edilen kestanelikler bu kesin ayrılışı ortaya koyar. Massif Central’da hâlâ ilkel özellikler görülür: kır ekonomisi ticaret devresine girememiştir ve başlıca özelliği, yapılan çeşitli tarım ürünlerinin bölgede tüketilmesidir. Bununla birlikte uzmanlaşan bazı bölgeler ürünlerinden büyük kazanç sağlar: Limagnes’da tahıl ve meyve; kasaplık hayvan (Limousin); peynir (Rocquefort, Cantal) v.b.

Sanayi faaliyeti çeşitlidir: bazıları maden kömürü işletmesinden doğmuştur: sanayi bölgelerinin çoğu bir maden kömürü hav-zasındadır (Decazeville, Grande-Combe ve Ales bölgeleri; özellikle Creusot ve Sa-int-Etienne çöküntüleri); bu bölgeler metalürji ve kimya sanayiine yönelmiştir. Bol ve vasıflı işçi çalıştıran sanayiler de vardır (Thiers’de bıçakçılık); gene vasıflı işçi bolluğu, bazı dallarda (kütlenin dışındaki bir kutba bağlı olsalar da) uzman-laşılmasını (doğu sınırında Lyons sanayiine bağlı çalışan dokuma sanayii) sağlamıştır. Kaynaklarla ilgisi olmadan bazı şahsî teşebbüslerle kurulmuş fabrikalar da vardır: bunun en güzel örneği Clermont-Ferrand kauçuk sanayiidir’. Ayrıca Massif Central büyük bir hidroelektrik merkezi haline gelmiştir ve güzel manzaraları birçok turist çeker. Ama kaynaklarının çoğaltılması için yapılan bütün çalışmalara ve gelişmelere rağmen kütle, Fransa’nın öbür bölgelerine oranla hâlâ «azgelişmiş» bir bölgedir, (l)

Etiketler:

Yorum yazın