Malezya hakkında bilgiler

MALEZYA, Malaysia federasyonunda bölge, Malezya (veya Malakka) yarımadasındaki eyaletleri (Johore, Kedah, Kelentan, Malakka, Negri Sembilan, Pahang, Penang, Perak, Perlis, Selangor ve Trengganu) içine alır; 113 287 km2; 11 138 000 nüf. (1990).

COĞRAFYA

Malezya, Güneydoğu Asya sıradağlarının kıtadaki son toprağıdır. Malezya yarımadasına genel çizgisini veren kırıklarla yarılmış yeni kıvrılma, sıraları, birinci zaman kalkerleri, üçüncü zaman kuvarsları, kumtaşları yığışımları ve şistlerle örtülü olan ve yükseltisi 2 000 m’yi aşan granit çekirdeklerinden oluşmuştur. Birbiri ardına dizilmiş bu sıradağlar, Çin deniziyle Hint okyanusu arasında devamlı bir set meydana getirmez ve dağlar ovalardan daha az yer kaplar. Alüvyonlu dağeteğinden itibaren büyük ölçüde alçalan bu ovalar, alüvyonlarda yükselen kuvars ve kalker tepecikleriyle (bukit) engebelidir.

Ekvatora yakın bir enlemde olması ve deniz etkisinin kolayca iç kısma sızması yüzünden, Malezya’nın iklimi, çok sıcak ve yağışlıdır; Singapur’da sıcaklık ortalaması farkı ancak l,5°C’tır; yağışlar boldur (Pe-rak’ta, 1 500 m yükseltide, 6 350 mm).

Kuzeydoğu musonu doğu yamaca kasım -ocak ayları arasında çoğunlukla sağnak halinde yağmurlar düşürür, sonra kuraklaşır. Batı yamaçta yağış dönemi (nisan-ma-yıs ve eylül-ekim arası), Sumatra rüzgârların çoğunu engellediği için bir veya birkaç kurak dönemle kesilir. Malezya topraklarının beşte dördü, yapraklarını dökmeyen ormanlarla örtülüdür, yamaçların kenarı hemen hiç kesilmeden uzanan mangrov-laria örtülüdür. Ama XIX. yy.ın ikinci yarısından beri ormanların kesilerek tarla haline getirilmesi ve Malezya’nın bir ulaşım kavşağı olması, ülkede ürünlerinin büyük kısmı ihraç edilen bir tarımı geliştirdi. 1877’den sonra ormanda avrupalıların elinde olan büyük ve küçük tarım işletmeleri kuruldu; Kuala Lumpur Kauçuk enstitüsünün öğütleriyle gelişen bu işletmeler, Malezya’nın dünyanın başlıca kauçuk üreticileri arasında öne geçmesini sağladı. Fakat, 1922’de Stevenson planının uygulanmasını zorunlu kılan aşırı üretim buhranları ve sentetik kauçuğun rekabeti, nüfusunun hemen hemen üçte biri kauçuktan geçinen Malezya’nın İktisadî ve sosyal dengesini tehdit etmektedir: Malezya’da bu ağaçlar işletilmeden önce, çinliler, biber, ingilizler de Selangor eyaletinde kahve yetiştiriyorlardı. Daha sonra, Johore, Singapur ve Selan-gor’daki ananas çiftlikleri, Malezya’nın dünyanın ikinci ananas üreticisi olmasını sağladı. Yağ palmiyesi ekimine Birinci Dünya savaşı sırasında Selangor’da başlandı. Geleneksel tarım alanında hindistancevizi, sağu ağacı, pirinç ve manyoka, temel besinlerdir; ama ihtiyacı büyük ölçüde aşan üretim, Malezya’da (özellikle de Kedah ve Kelantan’da) üretilen pirincin, hindistancevizi içinin ve tapioka’nın ihraç edilmesine imkân verir.

ikinci ihracat maddesi Kinta vâdisinde (Perak) birçok maden ocağında çıkarılan ve Butterworth (Penang) ile Pulau Brani’de (Singapur) tasfiye edilen kalaydır. Malezya elli yıldır hemen hemen devamlı olarak dünyanın başlıca kalay üreticisidir. Bununla birlikte, Batu Arang’daki (Selangor) kömür, Trengganu ve iohore’daki demir ve manganez, boksit ve tungsten az ölçüde işletildiğinden gelişmiş bir metalürji sanayiinin fazla ilerlemesine imkân vermemektedir. Pahang’-da altın işletmesi, yüzyılın başından beri büyük ölçüde gerilemiştir.
Malezya’nın XVI. yy.dan beri Hindistan, Hollanda Hindistanı ve Çin sınırında çok büyük ticarî rol oynaması, ülke faaliyetinin limanlarda toplanmasına yolaçtı; XVIII. yy. sonunda malezya ekonomisinde Malakka ve Penang, 1837’den sonra da Singapur a-ğır bastı. Ama Malezya federasyonuna katılmayan Singapur’un üstünlüğü, yeni devlet için ciddî bir mesele oldu ve Malaysia federasyonunun kurulmasında önemli rol oynadı.

TARİH

Kazılarda ortaya çıkarılan birçok tarihöncesi yatağının da ortaya koyduğu gibi, Malezya yarımadasına Cilâlı Taş devrinde yerleşildi. Buddha resimleri ve sanskritçe yazıtlar, yarımadanın IV. yy.da hintlileşmiş olduğunu gösterirse de bu tarihin daha eski olduğu sanılır. Eskiçağ insanlarının «Altın Khersonos» adını verdikleri, altın ve gümüş yatakları bol olan Malezya, konumu ve coğrafî çizgileri sayesinde uzun süre, Bengal körfezinden Siyam körfezine ve Çin denizine giden tüccarların yararlandığı bir kara geçidi oldu. Kıyı havzalarında İskenderiyeli coğrafyacı Ptolemaios çağından itibaren (M. ö. II. yy.) kurulmağa başlanan mahallî küçük krallıklar üstüne çi-n tarihçileri bazı bilgiler verdiler. Başlıcaları Kedah, Perrak ve Ligor çevresinde gelişen bu devletler, V. yy.a kadar Fu-nan Çinhindi imparatorluğunun, VIII. yy.dan sonra Srivicaya ada krallığının, XIV. yy.dan sonra da Siyam Ayuthia krallığının hâkimiyetini kabul ettiler. İslâmiyet Malezya’ya XIV. yy.ın ilk yansında girdi. 1402’de Sumatralı MalezyalIların Malakka limanını kurması, liman ticarî bakımdan çok büyük rol oynadığı için Malezya tarihinde yeni bir çağ açtı. Portekizliler Malakka’yı alarak (1511), yüz otuz yıl ellerinde tuttular. Rakipleri olan HollandalIlar başarısızlıkla sonuçlanan birçok denemeden sonra 1641’de Portekizlilerin a-yağını Malakka’dan kaydırdılar. HollandalIlar Malakka’yı 1795’e kadar ellerinde tuttular; o tarihte Batavia cumhuriyetinin Fransa ile anlaşması, Malakka limanının ve Güneydoğu Asya’daki öbür hollanda sömürgelerinin İngiliz kuvvetleri tarafından işgaline yolaçtı. Yarımadayı ingilizlere, adaları Hollanda’ya veren, ama Malakka’nın Hollanda’ya geri verilmesini öngören 1814 tarihli Londra antlaşması uyarınca, Malakka’-yı HollandalIlar 1818’de yeniden işgal ettiler; fakat 1824’te İngiliz işgali altındaki Bangkahulu (Sumatra) sömürgesine karşılık İngiltere’ye bıraktılar. Malakka, sonradan

(1867) Singapur ve Penang ile birlikte Boğazlar hükümetini (Straits Settlements) meydana getirdi; bu arada yarımadadaki Malezya sultanlıkları da İngiliz himayesinde federasyon kurdu (Federated Malay States), ikinci Dünya savaşı sırasında 8 aralık 1941’de Yamasita kumandasında Malezya’ya çıkan iaponlar, 14 aralıkta Penang’a vardılar: 11 ocak 1942’de İngilizler (4 tümen) Kuala Lumpur’u boşaltıp adayı kıtaya bağlayan Johore setini yıkarak Singapur’a çekildiler. 15 Ocak 1942’de Singapur’u a-lan Japonlar, 1945 eylülüne kadar ellerinde tuttular. Kauçuk çiftliklerine ve kalay o-caklarına çinli işçi akını ve ikinci Dünya savaşı sırasındaki japon işgali, Malezya sultanlığında milliyetçiliği güçlendirdi. 1948’-de patlak veren ayaklanma güçlükle bastı-rılabildi. Ocak 1956 İngiliz – Malezya konferansından sonra, 1967 ağustosunda Malezya’nın, Singapur dışta^ kalmak üzere, Commonwealth içinde bağımsızlığı ilan e-dildi.

Negri Sembilan sultanı Tuanku Abdurrahman, Malezya federayonunun ilk kralı oldu (1957). Abdurrahman’ın ölümünden sonra (1960), yerine önce Selangor sultanı Hi-sammundin Alam, sonra (1961) Perlis sultanı Putra Camalullai geçti.

Singapur’a (iktidarı sosyalisttir) bağımsızlık tanınmasının, yanı başında düşman bir devlet yaratması tehlikesini savuşturmak ve genişletilecek bir federasyonda Singapur’daki çok kalabalık Çinlilerin oylarıyle çoğunluğu kaybetme tehlikesini engellemek için, Malezya federasyonu kralı Putra Camallulai ile başbakanı Tuanku Abdurrahman 1961 kasımında Büyük Britanya ile Borneo’daki İngiliz sömürgelerini de içine alacak bir Büyük Malezya federasyonu kurulmasını öngören bir antlaşma imzaladılar; bu antlaşmanın hedefi Boıneo sömürgelerindeki hemen hepsi malezyalı olan halkın oyları sayesinde yeni devlette Malezya’nın çoğunluğu muhafaza etmesini sağlamaktı.

Ama bu tasarı birçok iç meseleyle karşılaştı (Singapur komünist hareketinin önemi; kurulması tasarlanan yeni federasyondaki çeşitli arazilerin sosyal ve İktisadî gelişmeleri arasında büyük farklar bulunması; Borneo sömürgelerinde siyasetin çok az gelişmiş olması; özellikle çok küçük ama çok ’zengin petrol sultanlığı Brunei’de ayrılık hareketlerinin büyük ölçüde gelişmesi). Bununla birlikte İngiltere (ağustos 1962) ve

10 milyon kişilik bir topluluğa kakılmaktan menfaat sağlayacağını uman Singapur (1 eylül 1952) tasarıyı imzaladılar. 31 Ağustos 1963’te bu görüş açısı içinde Singapur’un bağımsızlığı ilân edilirken, Sabah (Kuzey Borneo) ve Saravak üstündeki İngiliz himayesi de kaldırıldı. Bunun üzerine Bor-neo’daki malezya topraklarında hak iddia eden Filipinler ve indonezya’nın isteklerini tanımayan Birleşik Krallık ve ortakları Malaysia federasyonunu kurdular (16 eylül 1963). Ama 1962 aralığında bir isyan patlak veren Brunei’de ise, indonezya’nın kışkırtmasıyle federasyona katılmadı. (Bk.EK U MALAYsia federasyonu). CİLT:

Dil ve edebiyat
Malezya dili, indonezya öbeğinin en iyi bilinen ve coğrafî bakımdan en geniş alana yayılan dilidir. En arı biçimiyle Riou-Jo-hore takımadasında konuşulan malezya dili, Patani’deki Taylant ili dahil Malakka yarımadasının bütününde konuşulur: Sumatra’-nın doğu kıyısında, Borneo’nun bütün kıyılarında ve büyük vâdılerinde, lehçeleriyse Menangkabau (Sumatra) bölgesinde konuşulur. 80 Milyon kişinin anadilidir. Ambo-ine ve Banda’da malezya dilinin melezleştirilmiş bir biçimi, Cakarta (Cava) bölgesinde ise en basit ağızlarından biri konuşulmaktadır. Malezya dilinin büyük ölçüde yayılması birçok sebebe bağlanabilir. Bu sebeplerin başında tarihî bakımdan çok ö-nemli olan iki krallığın (Srivijaya ve Malakka) malezya dilini millî dil olarak kabul etmesi gelir. Bu iki krallığın coğrafî konumu, Çin ile Hindistan’ı birbirine bağlayan deniz yolu üzerindeki boğazları kontrol altında tutmalarını sağlıyor, liman şehirlerinin büyük refah içinde yaşamasına yolaçı-yor ye yabancıları çekiyordu; din adamları ve tüccarlar denize açılmak için elverişli muson rüzgârını bu limanlarda aylarca bekliyorlardı. Malezya dili, yalnız fatihlerin, Siyam’a kadar varan çeşitli bölgelerin dili değildir ve şüphesiz birçok yabancı tarafından konuşulmuş ve denizler ötesine taşınmıştır.
Zaman ve mekân bakımından süreklilik gösteren bölgelerin bulunmaması sebebiyle, eski malezya dilinin oıtaya çıkarılması ve tarihinin belirlenmesi mümkün olmamıştır. Bununla birlikte, Sanskritçe ile karışık olarak yazılmış indonezya dilindeki en eski belgeler (Sumatra ve Bangka’da ele geçirilen VII. yy.dan kalma beş srivijaya ve telaga Batu yazıtı) önemli malezya dili unsurlarına yer verir ve eski malezya dilinin belgeleri olarak kabul edilebilir. Malezya dilinin yavaş yavaş kaybolan sonek-‘ lerin bileşmesi ve üst üste gelmeleri bu dönemde mümkündü; bu yönden malezya dili cava diline ve hattâ Filipinler’de konuşulan Tagalog’a çok benzer. Cava’nın merkezinde ele geçirilen iki yüzyıl sonraya ait Gan-dasuli yazıtında Sanskritçe ile malezya ve cava dilinin karışımından meydana gelen bir kelime hâzinesi görülür ve bu kelime hâzinesinde tamamen malezya diline özgü unsurlara (özellikle çok belirgin iki sonek) rastlanır. Nihayet, Sumatra’nın farklı bölgelerinde ortaya çıkarılan iki belge (Atjeh’-te XV. yy.dan kalma bir müslüman mezarı taşı ve Lampoag’daki oymalı bakır plakalar) çeşitli malezya ağızlarıyle ilgili yeni bilgiler vermiştir.

Uzun edebiyat metinleri ancak ülkenin İslâmlığı bütünüyle kabul etmesinden sonra (XVI. yy.a doğru) ortaya çıkar. Bu dönemden önceki malezya edebiyatının bütünüyle sözlü olduğu ve yazarları bilinmeyen eserlerden meydana geldiği sanılır; bu edebiyat, çoğunlukla, gezgin masalcılar tarafından aktarılırdı. Diğer indonezya halkla-rıyle ortak olan malezya edebiyatı atasözleri, bilmeceler, almaşık şarkılar ve nükteli masallardan meydana gelirdi. Hindu masal ve manzumeleri (Ramayana ve Ma-habharata) diğer hint ilhamlı bir dizi roman gibi bu devre kadar sözlü olarak aktarıldı ve cava ilhamlı efsanelere karışarak geç dönemlerde arap harfleriyle tanıtlandı. İran, arap efsanelerinin uyariamalarıyle Hz. Mu-hamed’in hayatiyle ilgili çeşitli anlatılar hemen hemen aynı dönemde ortaya çıktı. Yazarları belli ilk eserler (dinî manzumeler veya Sedjarah Melayu kroniği gibi malezya edebiyatının en büyük eserleri), KangTuah’-ın (roman) yanı sıra ortaya çıktı. Üç yüzyıl boyunca M’alezya yarımadasında ve Su-matra’da zengin bir edebiyat gelişti; ama dil, bu edebiyatta gelenek içine karıştı. Yazarlar ancak XIX. yy.da biyografilerini konuşma dilinde yazmağa başladılar ve masal türünden kurtuldular; gerçekçi edebî roman türü, ancak, XX. yy. başında, «Halk Okuma komisyonu»nun ve Cakarta’da latin harfleriyle kitap basan Balai Pustaka ya-yımevinin kurulmasından sonra gelişti. Birkaç acemice denemeden sonra, S.T. Alis-jahbana, Pane kardeşler, M. Yamin gibi yazarlar, birkaç usta şair (msl. Emir Hamza) ve dramaturg sayesinde indonezya’-da modern bir edebiyat oluştu. Bk. İndonezya DİLLERİ. (L)

MALEZYALI i. Malezya asıllı veya Malezya’da yaşayan.

— ansİkl. Etnogr. Malezyah’lav, günümüzde Malakka yarımadasıyle indonezya’da (Sumatra, Cava, Madura, Bali, Sumbawa, Flores) yaşayan etnik bir topluluktur. MalezyalIlar, Malezya ve Filipinler’deki bütün takımadaların eski sakinlerini içerilere sürüp onların yerlerine yerleştiler; doğuya ve batıya yayıldılar. Orta Madagaskar yaylasında yaşayan Merinaslar da malezya asıllıdır. Güney mongol ırkının bir kolu olan malezyalı tipinde ten rengi açık sarıdan bakır rengine kadar çeşitli tonda olur; saçlar siyah ve sert, boy kısadır; kafatası kısa ve arkaya doğru eğik, elmacık kemikleri çıkık, gözler yatay veya hafif çekik, burun kısa, genişçe, dudaklar kalındır, (l)

Yorum yazın