Kahramanmaraş hakkında bilgiler

Kahramanmaraş hakkında bilgiler – Kahramanmaraş tarihi ve coğrafyası
Kahramanmaraş, Türkiye’de, Akdeniz bölgesinde il merkezi şehir; 228 129 nüf. (1990). Şehir, Maraş dağının güney eteğinde ve Maraş ovssı kenarında, ovaya doğru düzleşen eğimli bir zemin üzerinde kurulmuştur; yükseltisi, istasyon dolaylarında Maraş dağı yamaçlarına doğru artar (620-760 m). Şehir, Fevzipaşa-Malatya demiryolunun Köprüağzı istasyonunda ayrılan 28 km’lik bir kolun ucunda yer alır; düzgün ve işlek yollarla, güneydoğuda Gaziantep’e (81 km), güneyde Antakya’ya (181 km) ve İskenderun limanına, kuzeydoğuda Malatya’ya (224 km) bağlanır. Dağ yamacından inen dereler, Maraş’tan geçerek ova içinde Erke-nez suyu aracılığıyle Ceyhan ırmağının ö-nemli kolu olan Aksu’ya ulaşır. Maraş, eskideh beri işlek yollar üzerinde diiğüm noktası meydana getiren canlı bir ticaret merkezidir. Şehrin yukarı kesiminde, yokuşlu ve dolambaçlı sokaklar boyunda dizilen evlerin çoğu kagir bir alt kat üstüne bağdadî kerpiç yapılı ve düz toprak damlıdır. Şehrin yeni mahallelerinde, düzenli caddeler üzerinde, üstü kiremit örtülü yapılar yer alır. Şehir ve çevresinin tarım ürünleri (pamuk, kırmızı biber, pirinç, tahıl, sebze ve meyve) için bir alışveriş merkezidir. Eskiden çek canlı olan çeşitli el sanatları (silâh ve bıçak yapımı, kakmacılık, saraçlık, işlemecilik, çadırcılık, ayakkabıcılık), özellikle bakırcılık gelişmiştir. Un, çeltik ve pamuk fabrikaları vardır.

• tarih, Maraş’ın tarım çok cski devirlere uzanır. Adı, asurlu yazıtlarında Markası olarak geçer ve Hitit imparatorluğunun parçalanması sonucu kurulan Gurgun devletinin merkezi olarak gösterilir. Yüzeyde birçok hitit kalıntısına rastlanır. Şehrin adı, pek az bir değişiklikle bugüne kadar geldi; fakat yeri birkaç defa değişti. Antik şehrin yeri, büyük bir ihtimalle bugünkü Maraş’ın güneydoğusunda, Erkenez suyu kenarında görülen höyüklere rastlıyordu. Roma hâkimiyeti sırasında şehre, imparator Caligula’ya atfen Germanicia (Caesa-rea Germanicia) denildi. Roma çağındaki şehrin şimdiki Maraş’ın yerinde değil, Fırat’a dökülen Karasu (esk. Araba) kıyısında, Ortaçağ’da Reban, daha, sonraları Altuntaş kalesi denilen yerde olduğu ileri sürülür. Burası deprem yüzünden yıkılınca Germanicia bugünkü Maraş’ın doğusunda bugün Kara Maraş denilen yere taşındı; bu yere Bizans devrinde Marasion denildi. Maraş’ın bugünkü yeri Dulkadırlı-lar devrinde belirlendi.

VII. yy.da Maraş, arap kumandanı Halid bin Velid tarafından ele geçirilerek kalesi yıktırıldı (M. S. 637). Muaviye, şehri o-narttı ve burayı BizanslIlara karşı bir üs olarak kullandı. Uzun yıllar boyunca Maraş, iki büyük devlet arasında el değiştirdi; sık sık yıkıldı ve yeniden onarıldı. Halife Yezid’in ölümünden sonra bizans saldırıları karşısında şehir halkı, Maraş’ı bırakarak başka yerlere göç etmeğe başladı. 694’te Muhammed bin Mervan, halife Abdülmelik’in BizanslIlarla yapmış olduğu anlaşmayı bozdu. Bunun üzerine BizanslIlar, Maraş’tan Antakya’ya doğru harekete geçtiler; fakat Araplar tarafından Maraş ovasına doğru püskürtüldüler. Halife Velid Fin oğlu Abbas, Maraş’ı tekrar onarttı ve büyük bir cami yaptırdı. Ayrıca Kinnesrin halkının, her yıl Maraş’a kuvvet göndermesi de karar altına alındı. Halife Mervan II, Humus’a (Himş) karşı harekete geçince, Bizans imparatoru Konstantinos, Ma-raş’ı kuşattı; şehir alınınca yeniden yıkıldı. Maraş halkı Elcezire ve Kinnesrin’e çekilmek zorunda kaldı. Mervan II, Hu-mus’u alınca Maraş’ı tekrar ele geçirdi ve onarttı. Bu yüzden şehrin ortasında bulunan hisar, onun adiyle anılmağa başlandı. Bir süre sonra BizanslIlar şehri tekrar tahrip ettiler. Bunun üzerine Maraş, Halife Mansur tarafından Salih bin Ali’ye tekrar tamir ettirildi (767). Mehdi zamanında Maraş’ın önemi arttı. 777’de Maraş o-vası halkı, yağma amacıyle Anadolu’ya bir akın yaptı. Buna karşı büyük bir bizans ordusu Maraş’ı kuşattı (779). Halife MehdPnin amcası İsa bin Ali’nin savunduğu şehri alamayan Bizanslılar, Suriye sınırına kadar uzanan bölgeyi tahrip ettiler. Harun-ür-Reşid zamanında Maraş yakınlarında El-Haruniye kuruldu. 842’de emîr Ebu Said bin Muhammed, Anadolu’yu istilâ etti; fakat Bizanslılar tarafından püskürtüldü. Maraş ve Malatya çevresi BizanslIların eline geçti, imparator Basileios
I, Toros boğazlarından geçerek Maraş üstüne yürüdü (877). Fakat şehri alamadı; sur dışındaki kısmı yıktı. Bizanslı Andro-nikos, 905’te Maraş bölgesini istilâ etti. 916’da Ermeniler Maraş’ı yağmalayarak çok sayıda esir aldılar. 949’da BizanslIlar, Sey-füddevle’den Maraş’ı aldılar; ama şehir, Hamdanî tarafından tekrar alındı (952). Hamdanî, BizanslIlara esir düşünce (956), kayınpederi Ebu Firas, Maraş’a kadar geldi; fakat bir sonuç alamadı. Nikephoros Phokas, 962’de Maraş’ı ele geçirdi. 592’de Bengli ligin, Maraş’a bir sefer düzenledi, birçok esir ve ganimet aldı.

Bir süre sonra Gaudefroy de Bouillon kumandasındaki Franklar Maraş’ı aldılar (1097); şehre bir piskopos yerleştirdiler, imparator Aleksios, Maraş üstüne Butumi-tes kumandasında kuvvet göndererek şehri ele geçirdi. Şehir, Behemond’un saldırısı sırasında Tatul adlı bir ermeninin yönetimine bırakıldı. 1105’te Tancredi şehre hâkim oldu. 27 Kasım 1114’te şehir büyük bir deprem sonunda yıkıldı. 1124’te daniş-mentli Muhammed bin Emîr Gazi, Maraş yakınlarına kadar geldi. Bunu Malatya e-mîri Melik Muhammed’in (1141) ve Kılıç Arslan II’nin (1147) seferleri izledi. Kılıç Arslan II, 1149’da şehri aldı. 1156’da Maraş, Halep lıükümdarı Nureddin’in eline geçti ve onun tarafından, müttefiki ermeni Mleh’e bırakıldı.

1208’de selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev şehri geri aldı. XIII. yy.ın ikinci yarısında şehir Anadolu’ya yerleşen İlhanlIlarla Mısır memlûklu sultanları arasında çekişme konusu oldu. 1297’de Mem-lûkluların hâkimiyetine girdi. XIV. yy.ın ilk yansında Maraş yöresi, Memlûkluların hâkimiyetini kabul eden Dulkadırlıların elinde bulunuyordu, Bunlar bir dereceye kadar bağımsız hareket ediyorlardı. Yıldırım Bayezid devrinde (1400), bir kısım toprağı Osmanlı devletine geçen Dulkadır beyliği önce Yavuz Sultan Selim tarafından Os-maulı devletine bağlı yarı bağımsız bir beylik durumuna getirildi (1515); sonra bu beylik Ferhad Paşa tarafından bütünüyle ortadan kaldırıldı. XVIII. ve XIX. yy.lar-daki iç karışıklıklar sebebiyle Maraş önemini kaybetti. Nizip bozgunu üzerine Mısırlı İbrahim Paşanın eline geçen Maraş, 19 ay Mısırlılarda kaldıktan sonra, tekrar Osmanlı devleti sınırları içine girdi (1840).
XIX. yy. başlarında Maraş yöresi, Zey-tun ermenilerinin saldırılarından zarar gördü.^ Birinci Dünya savaşından sonra Maraş, ingiKzler (23 şubat 1919) ve onların yerini alan Fransızlaır (30 ekim 1919) tarafından işgal edildi. Buna karşı önce Sütçü* İmam direnişe geçti. Bundan sonra Maraş halkının katıldığı direnme sonucu .11 şubat 1922’de Fransızlar şehri terk ettiler, idare bakımından 1522-1866 arasında Dulkadriye eyaletine merkez olan Maraş, 1866’da Halep vilâyetine bağlı bir sancak oldu. Bu sırada birçok yörük aşireti kasaba ve köylere yerleştirildi. Çerkezlere de Göksün dolaylarında yer verildi. Meşrutiyet devrinde bağımsız sancak olan Maraş, Cumhuriyet devrinde vilâyet (il) oldu.

Birinci Dünya savaşı sıralarında yaklş. 33 000 olan Maraş’m nüfusu, 1927’de 25 982’-ye düştü; sonraki yıllarda yavaş bir artışla 1950’de 34 641’e, 1960’ta 54447ye, 1965’te 63 294’e vardı ve 199û!da-20û OÛÛü» üstüne çıktı.

• Güzel sanatlar. Maraş, tarihî anıtlar bakımından bugünkü durumuyle çok zengin değildir. Son derece hareketli ve çeşitli isticarla geçen tarihi yüzünden anıtların ö-nemli bir kısmı yok olmuştur. XVII. yy. ortalarında Maraş’ta 49 cami vardı, bu sayı XIX. yy. sonlarına doğru 46, 1917’de küçük mescitlerle birlikte 92 idi. Bugün çoğu ortadan kalkmış olan eserlerin başlı-caları: Ulucami, Dulkadıroğulları zamanından kalmadır. Yanında bir de aşevi vardır. Ahşap kısımları ve süslemeleri değerlidir; Hatuniye camii, Yavuz Sultan Selim’-in büyük annesi tarafından yaptırıldı (XVI. yy.); Bayezid camii, Bayezid ailesinden Hacı Kocabey tarafından yaptırıldı; Taşrned-rese ve türbesi, Dulkadıroğulları devrine (XV. yy.) aittir. Bugün Müftülük binası o-larak kullanılır.

— Maraş ili, Akdeniz bölgesinde yer almakla birlikte, kuzey kesimi (Elbistan ve Afşin ilçeleri) Doğu Anadolu’ya, doğuda küçük bir kesimi de Güneydoğu Anadolu’ya taşar. Kuzeybatıda Kayseri, kuzeyde Sivas, kuzeydoğuda Malatya, doğuda Adıyaman, güneydoğuda Gaziantep, güneybatıda Adana illeriyle çevrilidir. 14 327 km*; 892 952 nüf. (1990). (Bk. EK CİLT KAHRAMANMARAŞ)

• Coğrafya. Maraş ili toprakla’.!. Elbistan ve Maraş ovaları gibi oldukça geniş düzlükleri kapsamakla birlikte, genellikle engebeli bir yüzey şekline sahihtir. 11 topraklarının batı kesimi, Orta Toroslar’in Binboğa dağlarıyle engebelenmiştir. Ceyhan ırmağının kollarıyle yarılmış olan bu dağlar, Demirkapı tepesinde 2 935 m’ye* Ha-zanjı dağında 2 266 m’ye yükselir. Maraş ilinin doğu yarısı, güneyden kuzeye Ama-nus dağlarının kuzey kesimi, Uluziyaret dağL (2 259 m), Maraş dağı (2 325 m), en-gizek dağı (2 815 m) ve Nurhak dağı (3 031 m) ile engebelenmiştir. İlin en geniş düzlüğü, kuzeyde Nurhak, Hazanlı ve Bmboğa dağları arasında yer alan Elbistan-Afşin ovası ve Maraş dağının güney eteklerinde başlayan Maraş ovasıdır. Maraş ovası, gerçekte güneye doğru, Amanus dağlarının doğu kenarında bir oluk gibi uzanan büyük çukurlar dizisinin kuzeyindeki son parçasıdır. Bu oluğa, kuzeydoğu doğrultusunda u-zanan ve Malatya yoluyle boylanan, daha dar bir tektonik oluk eklenir.

Maraş ili toprakları üstünde, akdeniz ikliminin denize yakınlık-uzaklık ve yükselti etkisiyle değişikliğe uğramış, karasallaşmış bir türü hüküm sürer. Yazlar

sıcak, kışlar orta derecede soğuktur. Yağışlar genellikle soğuk mevsim çevresinde toplanır ve yazlar kurak geçer. Yağış tutarı da yağmur getiren rüzgarlara açık ve kapalı olma durumuna göre değişiklik gösterir. Maraş Meteoroloji istasyonu gözlem ortalamasına göre, en soğuk ayın (ocak) ortalama ve ekstren sıcaklıkları 4°6 C ve 13°9 C, en sıcak aymkîler (ağustos) 28° 1 C ve 43°4 C, sıcaklığın 30° C’m üstüne çıkabildiği günlerin ortalama sayısı 118, 0°C’-ın altına düşebildiği günlerinki ise 28’dir. Yıllık ortalama yağış 694 mm, yağışlı günler w sayısı 71, karlı günler sayısı 2,3’tür. Yağışların mevsimlere dağılışı şöyledir (yüzde ile): kış 55,5; ilkbahar 27,3; yaz
1,4; sonbahar 15,8. ilin başka yerlerinde yağış kayıtları kendi aralarında büyük farklar gösterir: Andırın 1410 mm; Pazarcık 588 mm; Göksün 541 mm; Afşin 395 mm; Elbistan 366 mm.

Tabiî bitki örtüsü bakımından, Maraş ili, kurakçıl orman alanında yer alır. Ovaların bir kısmiyle 400-500 m’ye kadar olan yamaçlarda, kışın yaprak dökmeyen çalılar (maki); daha yüksek yerlerde, 2 100 –

2 300 m’ye kadar çam, meşe v.b. ormanları vardır. Ancak yüzyıllar boyunca devam eden baltalama ve yangınlar yüzünden, gerçek orman, mevcudun yüzde 2’sine düştü;
geri kalan yerler, bozuk baltalık ve çalılık haline döndü.

Maraş ili akarsularının büyük kısmı, Ceyhan ırmağı aracılığıyle Akdeniz’e dökülür. Bu ırmak Elbistan ovasını çevreleyen dağlardan doğan üç kolun (Söğütlü, Hurma ve Göksu çayları) birleşmesiyle meydana gelir; dar boğazlardan geçerek Maraş ovasından gelen Aksu’yu alır. 11 topraklarının doğu kesiminden, Fırat’a karışan Göksu ve Karasu (Araban suyu) geçer. Maraş ilinde Nehli, Azap, Gâvur ve Mizmili gibi bazı küçük göller vardır. Bunlardan Gâvur ve Mizmilli gölleri kurutulmuştur. Ceyhan üzerinde Güvercinlik barajı vardır, daha 7 baraj yapılması öngörüldü. Maraş ovasında yüzeye yakın taban sularından faydalanılır.

Maraş ilinin nüfusu 1965’te 438,255 iken 1970’te (ilk sonuç) 525 153’e vardı; km*’-ye düşen nüfus da 31’den 36,5’a çıktı. 1965’te bu nüfusun yüzde 27’si, nüfusu 3 000’den fazla olan 11 yerleşme merkezinde . yaşıyordu. 1970’in ilk alınan sonuçlarına göre, bu oran yüzde 33’ü geçti, il merkezinin nüfusu, bu iki sayım arasında, 63 000’den 105 000’e çıktı. 10 000’den fazla nüfuslu Elbistan’a (17 200 nüf.) Afşin de (11200 nüf.) katıldı. Pazarcık kasabasının nüfusu da 10 000’e yaklaştı (9 773). Kır nüfusu oranı da 1965-1970 arasında yüzde 73’ten 67’ye düştü. 1965’te ildeki kır yerleşmelerinin sayısı (3 000’den az nüfuslu olanlar), 483’ü buluyordu. Kır nüfusu yoğunluğu (km*’ye düşen nüfus) ise 22 idi (Bk. EKCÎLIT.il, yedi ilçeye ayrılır: Merkez, Afşin, Elbistan, Göksün, Andırın, Türk oğlu ve Pazarcık. — M ar as merkez ilçesi, 3 188 km8; 3ft0 4R1 nrtf nftöOL Merkez, Bertiz, Süleymanîı (Zeytun), Yeniköj bucakları; 111 köy ^Bk. EK CİLT KAHRAMANMARAŞ

Maraş ilinde geçim, özellikle topraktan sağlanır. Toprağın, yararlanma bakımından bölünüşü şöyledir (yüzde ile): ekili- dikili topraklar 23; nadas 14, çayır ve otlaklar 17; ormanlar ve ürün vermeyen yerler 44 (bunun 39’u orman ve 7’si ürünsüz toprak olarak gösterilmişse de, önceki kategoriden gösterilen yerlerin büyük kısmı faydasız duruma geldi). Tarım, en çok ovalık a-lanlarda gelişti; burada bir kısım toprak sulanmaktadır veya sulanabilme imkânına sahiptir. En çok tahıl ekilir ve başta buğday (180 000 – 236000 t) gelir. Onu arpa (70 000 t), mahlut (17 – 20 000 t), çavdar (15-18 000 t) izler. Mısır (5 500 t) ve yulaf (1 500 t) daha az e-kilir. Buna karşılık pirinç üretimi önemli yer tutar (900 – 5 000 t). Baklagillerden en çok fasulye (11-15 000 t), nohut (5-700 t) ve mercimek (2 – 3 000 t) ekilir. Patates ekimi oldukça yaygındır (20000 tondan fazla). Maraş tarımının bir özelliği de yemeklerde salça olarak kullanılan kırmızı biber üretiminin çok yaygın olmasıdır; bu ürün 4150 tonu bulur. Sanayi bitkileri içinde, son yıllarda Malatya fabrikası için ekilen şeker pancarı başta gelir (115-135 000 t). Tütün ekilmez; pamuk üretimi oldukça önemlidir (11000 t pamuk, 17 000 ^ ton çiğit). Ayrıca susam (400-600 t), ayçiçeği, keten tohumu, kavun ve karpuz da ekilir. Dikili alanlar arasında en geniş yeri bağlar tutar (30 000 hektara yakın; 110 000 t ürün) ve üzümden pekmez, sucuk, kuru üzüm v.b. elde edilir. Meyveler arasında elma, kiraz, vişne, şeftali, nar, ayva, armut ve kışın sert geçmediği kesimlerde incft ve zeytin yetişir (475 000 ağaç, 7 000 t kadar zeytin; 1 700 t kadar zeytinyağı).

Hayvancılık alanında, koyun (390 000 baş, çoğunlukla ak karaman), kıl keçisi (414 000 baş), sığır (180 000 baş), manda (13 000 baş), at (11000 baş), eşek (30 000 baş) bulunur. Kümes hayvancılığı ve arıcılık da yapılır (bal, 150 t kadar). Eskiden yanılan ipekböcekciliği şimdi kalmadı.iBk. EKCÎT/n Maden alanında en önemli görüneni, El-bistan-Afşin ovasında bulunan ve zengin olduğu tahmin edilen linyit yataklarıdır. Bu yatakların 1 milyon tondan fazla rezervi bulunduğu sanılıyor. Ayrıca barit (Elbistan ve Türkoğlu ilçelerinde), krom (Elbistan ve Maraş), kurşun, demir, toprak boyası ve mermer de bulunur ve çıkarılır. Sanayi fazla gelişmemiştir. ,Tarım sanayii alanında un, çeltik, yâg ve çırçır fabrikaları, küçük ölçüde peynircilik, dokuma ve halı iğleri, çanak çömlekçilik sayılabilir. Maraş’ta bir pamuklu iplik ve dokuma fabrikası vardır. El sanatlarında turizmin

etkisiyle bir gelişme oldu.

Ulaşım alanında Maraş ili, engebeli arazisinden dolayı fazla gelişemedi. Başlıca yolları il merkezini Gaziantep, Malatya, Antakya ve Adana’ya bağlar. Kayseri yolu son yıllarda bitirildi. Andırın ilçe merkezini Maraş’a bağlayan yol çok iyi değildir. tl sınırları içinde 385 km devlet, 408 km il yolu ve ayrıca 1 180 km orman yolu vardır, il toprakları içinde 161 km demiryolu bulunur; Maraş-Köprüagzı arasındaki 28 km’lik demiryolu 1948’de açıldı.
Maraş ilinin ihracatı arasında pamuk, pamuk ipliği ve dokuması, krrmızı biber, pirinç, kuru fasulye, yaş sebze ve meyve, zeytinyağı, üzüm mamulleri, canlı hayvan ve orman ürünleri sayılabilir. (-* Bibliyo.) [m]

MARAŞ dağları, Maraş şehrinin ve ovasının kuzeyinde, doğu, batı doğrultusunda uzanan dağ kütlesi. Batıda Ceyhan ırmağının geçtiği dar boğaz üzerinde birden yükselen dağlar, doğuda Malatya demiryolunun ve karayolunun geçtiği oluk şekilli çukur üzerinde sona erer. Dağlar, kuzeyde Ceyhan’ın kolu olan Bertiz suyu vâdisiyle En-gizek dağlarından ayrılır. Güneyde, Maraş ovası üzerinde, tektonik asıllı dik bir yamaçla sona erer. Burası, Doğu Afrika’yı Kızıldemz’i ve Suriye’yi kesen büyük çöküntü çukurlarının kuzey kenarı sayılır. Maraş dağlarının en yüksek tepesi, Ahır dağı kesimindeki Milican tepesidir; yüksl.

2 325 m. Dağların yapısında eyosen kalker ve filişleri yer tutar; birkaç kesimde de yeşil kayaçlar ve andezitler görülür. Maraş dağları üzerinde yer yer meşe çalılıkları ve ardıç kümeleri bulunur, (m)

| MARAŞEŞTi, Romanya’da şehir, Moldav-»’da (Galati bölgesi), Focşani’nin kuzeyinde; 5 000 nüf. Demiryolu merkezi. Kimya sanayii, (l)
Maraş kalesi, Maraş’ta, hâkim bir tepe üzerinde. Şehre asfalt bir yolla bağlıdır. Hitit devrinde yapıldı. Roma, Bizans ve Selçuk devirlerinde onarıldı. Uzunluğu 128 m, genişliği 60 m, duvar kalınlığı 1,60 m’-dir. Kapı üzerinde Kanunî Sultan Süley man’m kaleyi tamir ettirdiğini gösteren bir kitabe vardır. XVII. yy.da kale içinde kerpiçten yüz kadar bakımsız ev ve Süleyman-han camii bulunuyordu. Etrafında hendek olmayan kale, burç ve kulelerle takviye e-dilmiştir. (m)
Maraş müzesi, Maraş kalesinin içinde müze. Prehistorik devir âletleri ile hitit seramik eserleri yönünden zengindir. Ayrıca yine Hitit devrine ait mimarî eserleri ve heykeller de vardır. Müzede az sayıda et-nografik eser de sergilenmektedir, (m) MARAT (Jean-Paul), fransız siyaset adamı (Boudry, Neuchâtel koritluğu 1743 – Paris 1793). Mara adlı, Sardunya asıllı orta halli bir ailedendi; Jean-Paul Ma rat, Bordeaux ve Paris’te tıp okudu, sonra İngiltere’de yerleşti, siyasî-felsefî eserler (A Philosophical Essay on Man [İnsan Üstüne Felsefî Bir Deneme], 1773; The Chains of Slavery [Köleliğin Zincirleri], 1774), bilim ve hukuk eserleri yayımladı; 1774’te mason oldu. 1775’-te Saint Andrews üniversitesinde tıp doktorası verdi. Fransa’ya dönünce Artois kontunun muhafız birliği hekimliğine getirildi (1777). 1783’te işinden çıkarıldı, çünkü Bilimler akademisine sunduğu tasarılar olaylara yolaçmıştı. 12 Eylül 1789’da Le Pub-liciste Parisien adlı gazeteyi çıkarmağa başladı; gazetenin adı 16 eylülde I/Ami du Peuple (Halkın Dostu) oldu. Sınırsız bir basın hürriyetinden yana olan Marat, gazetesinde aristokratların komplolarını, Anayasanın zayıf taraflarını, bakanların ihanetlerini sert bir dille açıkladı; hapse atıldı (8 ekim-5 kasım 1789). Cordelier kulübünün ilerigelen üyelerindendi; Necker’e şiddetle çattı, bu yüzden Londra’ya sığınmak zorunda kaldı (ocak-mayıs 1790’da). Fransa’ya dönünce, La Fayette’i Devrim düş^-manlarıyle işbirliği yapmakla suçladı. Va-rennes’den ve Champs de Mars’daki silâhlı çatışmadan (17 temmuz 1791) sonra krala karşı saldırıya geçerek bir diktatörlük kurulmasını istedi. L*Ami du Peuple kapatıldı, bunun üzerine Marat gene İngiltere’ye gitti (aralık 1791-mayıs 1792). Uğradığı baskılar, krallığa karşı ilk çıkışı yapması, halkın çilesini derinden anlayışıyle sevgi uyandırdı. Paris’e dönüşünde, L’Ami du Peuple’ü. yeniden yayımlamağa girişti; generallerin (Dillon), askerler tarafından öldürülmesini yerinde bulduğunu açıkladı ve 10 Ağustos’un hazırlanmasında gizliden gizliye etkili oldu. Komün’ün Denetleme komitesi (Comité de Surveillance de la Commune) yönetici yardımcısı olarak (2 eylül 1792) eylül olaylarının başlıca sorumlularındandı. Başkentte çıkarılan olayların taşra illerinde de yapılmasını öngören bildiriyi imzaladı. Konvansiyona Paris’ten milletvekili seçildi, ama Montagne bile onu işe karıştırmadı. Halkı şiddet hareketlerine kışkırttığı ve buhranlı bir dönemde diktatörlük kurulmasından yana olduğu için hem jiron-denlerin, hem de Danton ve Robespierre’-in saldırılarına uğradı (25 eylül 1792), Maral, L’Ami du Peuple’ün yayınını durdurarak (21 eylül), Journal de la République Française’/ (Fransız Cumhuriyeti Gazetesi) çıkarmağa başladı (25 eylül 1792). Ad okunarak yapılan oylama sonunda kral Louis XVI’yi ölüme mahkûm ettirdi. 1793 ilkbaharındaki buhranda Jacobin’lerin bildirisini başkan sıfatiyle imzaladı; bu bildiri eyaletteki yurttaşları, Dumouries ve Jıronden’lere karşı Paris’i desteklemeğe çağırıyordu. Ji-ronden’ler Konvansiyon’un Marat’yı suçlu ilân etmesini istediler, fakat Marat 13 nisan 1793’te halkın alkışlan arasında Devrim mahkemesinde beraat etti (24 nisan). 27 Mayıs günü, ayın 18’inde kurulan on-ikiler komitesinin kaldırılmasını isteyerek, Jironden’lerin devrilmesinde önemli bir rol oynadı (2 haziran 1793). Hastalık ve her taraftan uğradığı saldırılar yüzünden bitkin durumdaydı, zaferini ileriye götüremedi; ji-ronden’lere bağlı Charlotte Corday adlı bir kız tarafından öldürüldü (13 temmuz 1793) «San-külot» adı verilen aşırı devrimciler Marat’ya taparcasına bağlıydı (David’in Marat’nın öldürülmesi adlı tablosu); bu bağlılık terör devrinden sonra da bütün can-lılığıyle devam etti. Marat Panthéon’a gömüldü (21 eylül 1794). Fakat bir süre sonra aşırı devrimci davranışların sembolü sayıldı, büstü Konvansiyon’dan kaldırıldı (9 ocak 1795), kemikleri Panthéon’dan çıkarıldı (şubat 1795). [l]

Yorum yazın