Irmak Nedir

Irmak Nedir

Akarsuların en büyüğüne ırmak (nehir) denilir. Irmaklar, eğimli bir arazide yukardan aşağıya doğru akarlar. Akarken izledikleri yol, toprakta açılan uzun bir kanal biçiminde olup yatak adını alır. Irmaklar küçük olurlarsa su, dere, çay gibi adlar alırlar.

Dünya haritası incelenecek olursa büyük kentlerin çoğunun ırmak kıyılarında kurulduğu görüle-ailir. Örneğin, Londra Thames ırmağı üzerinde kurulmuştur. New York kenti Hudson ırmağının ağzında yer alır. Seine ırmağı Paris’ten, Tevere ırmağı Roma’dan geçer. Şanghay, Moskova ve Buenos Aires de ırmak kıyılarında kurulmuşlardır. Türkiye’de de Adana, Adapazarı, Amasya, Diyarbakır gibi kentler ırmak kıyılarındadır. îir kentte milyonlarca insan için içme suyu ge-eksinmesi vardır. Kanalizasyon ve çöp sorunu-ıun çözüme bağlanması gerekir. Dışardan kente ‘e kentten dışarıya ulaşım sağlanmalıdır. Bütün tunlar, ırmakların aracılığıyla gerçekleştirilebilir, rmak, akarken bir yandan su getirir, öte yandan rtık maddeleri götürür. Üzerinde deniz taşıtları jleyebi I ir.

haritada tarım alanlarına da bakılacak olursa, en /i tarımın yapıldığı toprakların, çoğunlukla ır-nak yakınlarında bulunduğu görülür. Suyun bir lölümü ekinleri sulamakta kullanılır. Irmaktan arıma elverişli yeni toprak da elde edilebilir. Ir-nağın bir yerden aşındırdığı toprak ırmağın aşa-,ısında bir başka yerde birikir. Ayrıca, genellikle, rmaklarda bol balık bulunur. Pek çok insan besilini ırmaklardan yakaladığı balıklardan sağlar, rmaklar, çoğu kez ülkeler arasındaki sınırları da >luştururlar. Örneğin, Bulgaristan ile Romanya’yı una ırmağı ayırır. Türkiye’nin Yunanistan ile ırasındaki sınırın bir bölümünü Meriç, Sovyetler birliği ile arasındaki sınırın bir bölümünü ise Aras rmağı oluşturur.

\rkeoloji alanında yapılan incelemeler, eski uyarlıklarda ırmaklardan yararlanıldığını göster-nektedir. Taş çağında, en azından dört ırmak yö-esi ilk uygar toplulukların beşiği olmuştur. Bu ıygarlıklardan biri, bugün Mısır’ın bulunduğu Nil mağı boylarında kurulmuştu. Başka bir uygarlık a Irak’ta, Dicle ve Fırat ırmakları arasında doğ-luştur. Bu bölgeye Yunancada ırmakların arası nlamına gelen Mezopotamya denmişti. Üçüncü ygarlık Pakistan’da, İndüs ırmağı yöresindeydi. lördüncü uygarlık ise Çin’de, Sarı ırmak dolayla-nda kurulmuştu.

ilimsel olarak incelenen bir ırmağın, akarken arada” oluşturduğu yatağın biçimi ve ırmağın aynağı belirtilir. Irmakta meydana gelebilecek eğişmeler saptanır. Su düzeyi ile suyun akış hızı nemli ölçüde değişebilir. Irmaklar yaşayan or-ınizmalar gibidir; zamanla gelişirler, mak suyunun akışı su dolaşımı denilen büyük r sürecin parçasıdır. Bu dolaşım içinde su de-zden karaya gider, sonra yine denize döner
Deniz yüzeyinde sürekli su buharlaşması olur. Deniz suyu, kaynayan suda olduğu gibi buhara dönüşerek havaya yükselir. Rüzgârlar, yükselen su buharının bir bölümünü kara parçalarının üzerine taşır. Su buharı burada, özellikle dağlar üzerinde soğuyarak su damlacıklarına dönüşür. Bu damlalar yağmur ya da kar biçiminde yeryüzüne düşerler. Bu olaya yağış adı verilir.

Karada yağmur suyunun çoğu toprağa sızar. Bir bölümü emilir, bir bölümü de toprak altında birikir. Bu suyun çoğu daha sonra yine toprağın üstüne çıkar. Topraktan fışkırarak bir kaynak oluşturur. Yeraltındaki su, bitki kökleriyle de yukarıya çıkarılır ve terleme olayı sonucunda yine havaya verilir. Yağmurdan sonra toprağın üstünde biriken su doğrudan doğruya buharlaşarak da havaya karışabilir.

Bununla birlikte yağmur sularının büyük bir bölümü toprağın üstünde kalır. Bu sular damla damla birikerek küçük derecikler biçiminde eğimli yerlerden aşağıya akarlar. Derecikler birleşerek dereleri oluştururlar Kaynaklardan gelen yeraltı suları da bunlara katılır. Böylece birleşen çok sayıdaki küçük akarsu bir ırmağı oluşturur. Irmak ayrıca pınar ya da göl gibi bir kaynaktan da doğabilir. Bazen geniş bir bölge ırmağa su sağlayabilir. Böyle bir bölgeye havza denir.

Baharda eriyen karlar da su oluştururlar. Bu su dağlardan akan bir ırmağa karışabilir. Küçük bir ırmak daha büyük bir ırmakla birleşebilir. Bu durumdaki ırmağa ayak denir. Büyük bir ırmakla ona bağlı ayaklar bir ırmak sistemi meydana getirirler.

Akarsular zamanla kara parçalarında değişikliklere yol açarlar. Toprağı ve altındaki kayaları aşındırırlar. Toprak, ırmağın aktığı yerde kanal biçiminde oyularak ırmak yatağını oluşturur. Böylece uçurumlar, kanyonlar ve derin vadiler meydana gelir Irmakların yol açtığı bu çeşit toprak yitimine aşınma (erozyon) adı verilir.

Irmaklar bazen kayalıklardan aşağıya dökülerek çavlanları (şelâle) meydana getirirler. Aynı durum ırmak yatağında, sert kayalardan yumuşak kayalara geçiş yerlerinde de görülür. Yumuşak kaya sert kayadan daha çabuk aşınır. Böylece ırmağın tabanında diklemesine bir yükseklik farkı ortaya çıkar. Irmakların yataklarında bazen derin çukurlar da oluşur.

Yerin eğimi arttıkça ırmağın akış hızı da artar. Buna karşılık tabanı engebeli olan yerlerde ırmağın akış hızı kesilir. Irmak, dağlardan aşağıya, düzgün kayalar üzerinde çok hızlı bir akıntı biçiminde akmaya başlayabilir. Ama sonradan bir ovada kaba çakıl taşları ve kum üzerinde akarken hızı hayli azalabilir.

Yakın bir geçmişte oluşmuş ırmaklara genç ırmaklar adı verilir. Genç ırmak, oldukça düzgün ve derin bir yatak içinde hızla akar. Ama aradan geçen yüzlerce yıl boyunca genç ırmak yavaş yavaş kıyılarının büyük bir bölümünü aşındırır Bundan sonra ırmağa olgun ırmak denir. Olgun ırmak geniş bir vadide daha yavaş olarak akar ve kıvrımları artmaya başlar.

Irmak zamanla vadiyi aşındırabilir ve geniş, dümdüz bir ova ortaya çıkar. Böyle bir yerde eğim azdır. Bu nedenle ırmak çok yavaş akar ve yaşlı ırmak diye adlandırılır. Yaşlı ırmak bu döneminde kıvrımlı bir yol izler. Önce bir yana, sonra öbür yana kıvrılır. S biçimindeki bu dolambaçlı bölümlere menderes adı verilir. Menderes adı Ege bölgesindeki Büyük Menderes ırmağının adından alınmıştır.

Bir ırmakta mendereslerin oluşmasının nedenini bilim adamları geçen yüzyıl içinde araştırmışlardır. Sonunda yaşlı ırmakların akarken menderesler oluşturmalarının doğal olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Irmağın düz biçimde akması sağlansa bile, bir süre sonra yine menderesler oluşmaya başlar.

Irmak tabanının engebeli oluşu mendereslerin meydana gelmesine yol açar. Suyun açtığı çukurlar ve akıntının etkisiyle sürüklenen maddelerin oluşturduğu setler ırmak tabanındaki engebeliği meydana getirir. Akış sırasında ırmağın suyu önce setleri aşar, sonra seti hızla aşarken kazanılan ek enerji ile birlikte çukurlara girer. Enerji yitimini dengelemek için ırmak yön değiştirerek bir kıvrım yapmak zorunda kalır.
Irmak gittikçe daha da keskinleşen kıvrımlar açar. Irmağın yüzeyindeki su bir kıyıdan öteki kıyıya doğru akar. Suyun bir bölümü kıyılara çarparak buraları, bir bölümü de dibe inerek ırmak yatağını aşındırır. Akıntının kopararak sürüklediği maddeler ırmağın ilerisinde kıyılarda birikerek yığılır. Her kıvrımda kıyılardan biri aşındırılır, sürüklenen parçalar öteki kıyıda toplanır. Bunun sonucunda da ırmak kıvrımları gittikçe büyür. Bazen ırmakların oluşturdukları kıvrım bir daire biçimini alabilir. Irmak bu dönemeci dolaşmak yerine kestirme bir yol izler. Dairenin tamamlandığı yerde, dönemecin öteki yanında kalan bölümüyle birleşir. Sonra ırmakla dönemeç arasında bir toprak yığını meydana gelir. Kıvrım böylece ırmaktan ayrılarak at nalı biçiminde bir göl oluşturur.

Bir ırmağın ağzı denize açılıyorsa buna haliç adı verilir. Haliçte ırmak suyu gelgitin etkisinde kalan deniz suyu ile karşılaşır. Kabarma sırasında deniz suyu ırmak ağzından içeri girer. Böyle bir yerde delta da oluşabilir. Deltanın yer aldığı bölge yelpaze biçimindedir. Delta, bir ırmağın ağzında bulunan yükselmiş kara parçasıdır. Irmağın denize taşıdığı topraklar deltayı meydana getirirler.

Deltayı oluşturan toprağa mil denir. Milde çok küçük toprak parçacıkları vardır. Bunlar ırmağın aşındırdığı toprağın verimli üst katmanlarından gelir.

Delta yöresinde yaşayanlar su baskını tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Irmak ya da deniz sularının taşması sonucunda seller oluşur. Topraklan sel basar. Su baskınları hayvanların ölmesine, ekinlerle evlerin zarar görmesine ve insanların boğulmasına yol açar. Deltalar alçak ve engebesiz oldukları için böyle yerlerin sel baskınına uğraması daha kolaydır. Bu tür büyük su taşkınlarına Asya kıtasında sık rastlanır.

Irmakların taşmaları belli mevsimlerde olur. Bahar ile yaz sonları arasında ırmaklar taşabilir. Bu süre içinde dağlardaki karlar erir. Tropikal bölgelere fazla yağış düşer. Bu yağışı muson rüzgârları doğurur. Yağış sonunda da ırmak düzeyi, kıyılarına su taşıracak kadar yükselir. Taşan su kilometrelerce karelik alanları kaplayabilir. Sonunda suyun düzeyi yine alçalır ve su ırmağa döner. Bazı sıcak ülkelerde ise yaz mevsiminde ırmaklar kurur.
Sellerin yararı da olabilir. Selin çamurlu suyunda mil vardır. Selden sonra, su geri çekildiği zaman mil topraklarda kalır. Böylece toprak, tarım için elverişli duruma gelir ve sulanmış olur. Bu tür su baskınları her yıl Mısır’da, Nil ırmağı boyunca görülür. Dünyanın en uzun ırmaklarından olan Nil, kaynağından döküldüğü yere kadar 6700 km. uzunluğundadır. Mısır’da tarım, binlerce yıldan beıi Nil’e ve onun taşmalarına bağlı olarak yapılmaktadır.

İnsanlar bazı ırmakları düzenleyebilmeyi öğrenmişlerdir. Taşma sırasında ırmakların zarar vermelerinin önlenmesi gerekir. Bunun yanında ırmaklardan çeşitli biçimlerde yararlanılabilir. Yararlanma yollarından biri baraj kurmaktır. Basit anlamda baraj, ırmağın kıyıları arasına çekilmiş büyük bir duvara benzer. Suyun bir bölümünü akıtacak kapakları vardır. Bu kapaklar ırmaktaki su düzeyini değiştirebilir. Suyun geri kalanı barajın gerisinde toplanarak yapay bir göl ya da bent oluşturulur. Bentte biriken su, kentlerin ve çiftliklerin su gereksinmesini karşılar.

Irmaklardan enerji de elde edilir. Irmaklar, su değirmenlerinin su ile işleyen çarklarını döndürerek buğday, mısır gibi tahılların öğütülmesini sağlarlar. Barajlarda, akan baraj suyunun özel bir biçimde hazırlanmış kanatlarına çarparak çevirdiği çok büyük tekerlekler vardır. Türbin adı verilen bu aygıtlar da elektrik üreten jeneratörleri çalıştırır.

Son zamanlarda ırmakların kirlenmesi önemli bir sorun ortaya çıkarmıştır. Örneğin, sanayi artıklarındaki kimyasal maddeler çoğunlukla ırmaklara atılır. Bu maddeler ırmaklarda yaşayan balıklarla öteki can|ıları öldürebilir. Günümüzde bilim adamları, ırmakların temizlenmesi ve gelecekte ırmak suyunun kirlenmesinin önlenmesi için çözüm yolları aramaktadırlar.

Yorum yazın