Güneydoğu Anadolu Bölgesi Özellikleri

Güneydoğu Anadolu Bölgesi Özellikleri Hakkında Bilgiler

Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki İller

GÜNEYDOĞU ANADOLU bölgesi, Türkiye’nin en küçük coğrafî bölgesi; Birinci Türk Coğrafya kongresinin (1941) çizdiği sınırlar içinde 57 200 km2. (Türkiye’nin yüzde 7,6’sı; nüfusu da Türkiye’nin 5,7*si.)
• Bölgenin sınırları. Güneydoğu Anadolu bölgesinde yalnız Urfa ve Mardin ili toprakları bütünüyle yer alır; bunun dışındaki illerin ancak bir kısım toprakları bölge sınırları içine girer: Gaziantep ili (Kilis ve İslahiye ilçeleri dışındaki kesim), Adıyaman ili (Çelikhan ve Gerger ilçeleri dışında) ve Siirt ili (Eruh, Pervaris, Sason, Şırnak ve Şirvan ilçeleri dışında), böyledir. Bu toprakların yüzölçümü 57 500 km2, nüfusu da 1967 000 (1970’te 2 350 000; km2’ye ortalama 40 kişi). Bölge batıdan Akdeniz, kuzeyden ve doğudan Doğu Anadolu bölgeleri, güneyden de Suriye ve (Dicle doğusunda) Irak topraklarıyle sınırlanır. Bölgenin batı sınırları Gaziantep yaylasının batı kenarındaki yaylanın iç kenarından geçer ve Gaziantep’i Güneydoğu Anadolu’ya, Kilis’i Akdeniz bölgesine bırakır. Kuzey kenarı ise, batıda Gölbaşı civarından başlamak üzere, güneydoğu Toros’un güneye bakan yamaçları önünden geçer ve çıkıntısı doğuya dönük bir yay çizerek Siirt şehrini güneydoğu Anadolu’ya bırakır, doğudan Dicle vâdisine paralel bir çizgi ile Irak sınırına ulaşır. Güney sınırı ise Çobanbey ile Nusaybin arasında demiryolunu 7,5 m güneyden boylar ve daha doğuda Nusaybin’den Cizre’ye devam ederek Dicle ırmağı vâdisinde sona erer (Bk. EK CİLT)
• Yüzey şekilleri. Kuzeyde Güneydoğu To- ros yayı ile kuşatılmış olan bölge bütünüyle güneye doğru alçalan dalgalı düzlükler görünüşündedir. Toros yayını, yükseltisi 800-1200 m arasında değişen tepeler boylar, buradan da vâdilerle yarılmış yayla düzlüklerine, en çukur kesimlerde ise ovalara geçilir. Yüzey şekillerinin en belirgin ele- mani, oval biçimli ve yüksekliği 1 919 m’ye ulaşan Karacadağ sönmüş volkan kütlesidir. Üçüncü zaman sonlarındaki püskürmelerle meydana gelmiş olan Karacadağ’m koyu renkli bazalt lav akıntıları, doğuda Diyarbakır, batıda Hilvan yakınlarına kadar uzanmıştır. Yüzey şekillerinin ikinci bir belirgin elemanı, bölgenin güneyinde doğu-batı doğ- rultulu bir eksen boyunca uzanan Mardin eşiği’ûir. Güneye doğru dik yamaçlarla inen bu eşikte yükselti 1400 m’yi geçer ve eşiğin yapısında Üçüncü zamanın ilk yarısına ait eyosen kireçli kayaçları çok yer tutar. Güneydoğu Anadolu bölgesinin doğu yarısında Toros yayı, Karacadağ ve Mardin eşiği arasında çanak şekilli Diyarbakır havzası yer alır; havza Üçüncü zamanın ikinci yarısına ait pliosen kireçli-killi oluşumlarından meydana gelmiştir; havzanın tabanı, kuzeyden ve güneydeki yüksekliklerden inen akarsularla yarılmıştır. Karacadağ batısındaki Urfa yaylası, aralarında yer yer bazalt lavları görünen üçüncü zamanın ilk yarısına ait killi-ki- reçli oluşumlardan meydana gelmiştir. Bu kesimde kireçli sırtlardan olma Tektek dağları (747 m) sayılabilir. Fırat vâdisinin batısında ise miosen deniz tortulları, eyosen kireçli kayaçları, bazalt lavları ve tebeşir devri ilişleriyle oluşmuştur. Bölgenin güneyine doğru, yükseltisi 500 m altına düşen ovalar görülür: bunların en önemlisi Urfa güneyinden başlayan ve Akçakale ötesinde Suriye sınırlarına geçen büyük bir düzlük- tür; bu düzlüğün ballıca kesimini Harran o- vası meydana getirir. 500 m’den alçak düzlükler bölgenin doğu kesiminde de yer a- larak Suriye sınırı ötesinde genişler.
Güneydoğu Anadolu’nun yer yapısında ö- nemli bir eleman, yatay veya az eğimli yüzey tabakaları arasından yer yer yüze çıkan Ü- çüncü zaman sonuna (Miosen-Pliosen) ait kıvrımlarıdır; bunların yapısı Kuzey Irak’- takine benzer ve burada da petrol yatakları vardır. Bunların en tanınmışı Beşiri’nin güneyinde, Dicle vâdisi kuzeyinde yükselen Raman dağıdır (1260 m). Bölgenin doğu kesiminde bu petrollü oluşumlar, yatay tabakalar altında saklı bulunduğundan, onlara sondaj yoluyle erişmek gerekmektedir.
• iklim, tabiî bitki örtüsü ve sular. Güneydoğu Anadolu’da kara iklimi hâkimdir. Tabanın fazla yüksek olmaması ve kuzeyde önemli bir dağ siperinin bulunması yüzünden kışlar Doğu Anadolu’da olduğu kadar soğuk ve o derecede sürekli geçmez; güneydeki çöle açık olan ve serin deniz rüzgârlarından faydalanmayan ovalarda yazlar son derecede sıcak geçer: Türkiye’de
yazların en sıcak olduğu bölge burasıdır.. Mevsimler ve gece-gündüz arasında büyük farklar da görülür. En soğuk ve en sıcak ayların ve yılın ortalama sıcaklığı Gaziantep’te 2°5C, 27°C ve 14°5; Urfa’da 5°1, 31°8 ve I8°l; Diyarbakır’da 1°6, 31°0 ve 15°8; Sürt’te 2°3, 30°5 ve 15°9; Mardin’de 2°7, 29°8 ve 16°0’dır. Suriye sınırında Ceylanpınar’da 10 yıllık gözlemlere göre bu sayılar 5°7, 32°4 ve 18 °4 olmaktadır. En düşük sıcaklık, Gaziantep’te —17°5, Diyarbakır’da —24°2; en yüksek sıcaklık da Siirt’te 42°7; Diyarbakır’da 46°2; Urfa’da 46°5; Ceylanpınar’da da 47°6 C kaydedilmiştir. (Bu son rakam şimdiki durumda Türkiye için en yüksek sıcaklık derecesidir.) Yağışlar güneyden kuzeye ve Toros yayının yükseldiği kuzeydoğu kesimine doğru düzenli şekilde artmakta, Suriye çölü yakınlarında da azalmaktadır; yıllık ortalaması sınır üzerinde Ceylanpınar’da 29,3 mm ve Murşitpınar’da 286 mm olan yağışlar, orta kesimde 500 mm etrafında oynamakta (Diyarbakır 482 mm, Mardin 690 mm, Gaziantep 550 mm, Siverek 533 mm), dağlara yakın yerlerde 750 mm’yi, hattâ 1 m’yi aşmaktadır: Adıyaman 835 . mm, Baykan 973 mm, Kulp 1104 mm, Sason 1216 mm (son iki istasyon Doğu Anadolu’nun sınıra yakın topraklarında yer almaktadır). Kar yağışları dağlık kesimlerde önemlidir, güneye doğru seyrekleşir (kar yağışlı günlerin ortalama sayısı Mardin ve Siirt’te 7, Diyarbakır’da 6, Urfa’da 2). Yağışlar kış mevsimi etrafında toplanır, sonbaharda başlayarak yaza doğru kesilir; yaz mevsimi çok kurak geçer. Diyarbakır’da yağışların mevsimlere dağılışı şöyledir (yüzde ile): kış 44, ilkbahar 36, yaz 2, sonbahar 18.
Bölgenin tabiî bitki örtüsünde otsu bitkiler hâkimdir; ağaçsı bitkilerin çoğu çalı görünüşündedir ve ancak bölgenin yüzde 8’ini kaplar. Ormanın batıda 500 m dolayında olan alt sınırı, doğuda 1 300 m’ye kadar çıkar; üst sınırı da 2 400 m’yi bulur. Genellikle meşelikler (mazı meşesi) büyük yer tutar. Düzlüklerde, ilkbaharda yeşeren fakat kısa bir süre sonra kuruyan bozkır görünüşü göze çarpar.
Türkiye’nin iki önemli ırmağı plan Fırat* ve Dicle*, Güneydoğu Anadolu bölgesinden geçer. Gaziantep ve Urfa yörelerini birbirinden ayıran Fırat, Gaziantep yaylasının sularını toplar. Urfa yaylasının suları da kesintili seller halinde Suriye topraklarına geçerek Fırat’a kavuşur (Habur).
Suriye sınırı yakınında, kireçli yereyden çıkan suyu bol kaynaklar bulunur (Ceylanpı- nar, Nusaybin v.b.). Dicle’ye gelince, bölgenin doğu yarısını doğu-güneydoğuya doğru geçer ve güneydoğu Toros’tan inen önemli kollan (Batman, Garzan ve Botan çayları gibi) alır. Eskiden hava ile şişirilmiş tulumlardan yapılma sallarla Diyarbakır’dan Musul’a odun v.b. yollanırdı. Bu türlü ulaşim şimdi önemini kaybetmiştir.
• Nüfus ve yerleşme. 1965 Sayımına göre, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki il ve ilçe sınırları içinde yaşayan nüfus 2 milyona yaklaşıyordu (1970 sayımında 2 350 000 nüf.); buna göre km2’ye 34 (40) kişi düşer. Gerçekte bu sayı Gaziantep yaylasında iki katma yaklaşır, dağlık kesimlerde yan yarıya düşer. Güneydoğu Anadolu’da şehir nüfusu (3 000’den fazla nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşayanlar), 1965’te bütün nüfusun yüzde 35,5’ini meydana getirir (Türkiye’de yüzde 36,5). Şehir nüfusu, toplam sayısı 38’i bulan şehir ve kasabada yaşar: bunların ikisinin (1970’te üçünün) nüfusu 100 000’den fazla (1970’te Gaziantep 226 000 nüf.; Diyarbakır 139 000 nüf.), birinin nüfusu 50 000-100 000 arasında (Urfa 100 000 nüf.), 12’sinin nüfusu 10 000-50 000 arasında, 23’ünün nüfusu da 3 000-10 000 arasındadır. Güneydoğu Anadolu’da şehirleşme o- rariı hızlı olmuştur: 1927’de bölgenin hiç bir şehrinin nüfusu 50 000’i bulmuyordu (Gaziantep 39 600, Diyarbakır 31 500, Urfa 30 000) ve 3 000’den fazla nüfuslu şehir yerleşmelerinin toplam sayısı on altı idi. Bugünkü durumda Güneydoğu Anadolu’da şehir dışı nüfus yoğunluğu 22’yi geçmemektedir (Türkiye 25,5). Şehir dışı nüfusun çoğu, evleri toplu şekilde olan köylerde yaşamakta, düz damlı kerpiç yapılar bölgede büvük çoğunluğu meydana getirmektedir.
(Bk. EK CİLT) _ _ • – ~
• iktisat. Bölge nüfusunun Doğu Anado-
lu’dakinden fazla bir oranı (yüzde 2b’ya karşı yüzde 35,5) şehir karakterli olduğundan tarım ve hayvancılığa bağlılık, Doğu Anadolu’daki kadar fazla değildir; bununla beraber halkın büyük kısmı geçimini tarımdan sağlar. Toprakların faydalanma bakımından bölünüşü şöyledir (yüzde ile): e- kili-dikili topraklar 22, nadas toprakları 16, ormanlar 8, çayır ve otlaklar 37, ürün vermeyen topraklar 17. Bu oranlar illere göre büyük ölçüde değişir: ekili-dikili alanlar Gaziantep’te yüzde 30’u, Urfa’da yüzde 25’i geçtiği halde Mardin’de yüzde 14’e düşer. Orman alanları Gaziantep’te yüzde 10 olduğu halde Urfa ilinde orman sayılan alanlar bulunmaz.
Tarım alanlarının yüzde 18,5’i ekilen tarlalara, yüzde 3,5’ten fazlası dikili yerlere ayrılmıştır; bu sonuncu oran Türkiye ortalamasının (yüzde 3) üstündedir. Ekili toprakların en büyük kısmı (yüzde 88,5) tahıl ekimine ayrılmıştır. Topraklarının bütünü veya büyük kısmı Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan altı ilin, son yıllarda yetiştirdiği buğday ürünü (850 000 ton civarında) Türkiye buğday üretiminin yüzde 8,7’sini bulur; Urfa ili 400 000 tonu aşabilen buğday üretimi ile Türkiye illeri arasında önemli yer tutar, genellikle Konya ve Ankara illerinden sonra gelir. Mardin ili de Urfa’yı takip eder. Arpa üretimi 420 000 tona ulaşır; başta yine Urfa ili gelir. Türkiye’nin darı üretiminin beşte üçü Güneydoğu Anadolu’ya düşer (30 000 ton): yandan fazlası Urfa, dörtte birinden çoğu Diyarbakır’da ve Siirt’te üretilmektedir. 11 000 Ton kadar o- lan pirinç üretiminde Diyarbakır ili (4 500- 4 900 t) önde gelir, Mardin ile Siirt sonraki sırayı alır. Bölgede çavdar, yulaf ve mahlut üretimi pek önemli değildir. Mısır üretimi de pek gelişmemiştir (5 000-7 000 t). Kuru sebzelerden patates üretimindeki gelişmeye bu bölge katılmamıştır: Diyarbakır ve Adıyaman illeri dışında pek az ekilir. Baklagillerden en çok mercimek yetiştirüir: Güneydoğu Anadolu’da üretilen mercimek, Türkiye mercimek üretiminin beşte üçünü teşkil eder (Urfa ili 30 000 t kadar, Diyarbakır 10 000 t, Mardin 7 000 t). Nohut az, fasulye çok az ekilir. Sanayi bitkileri ekimi çok ileri gitmemiştir. Pamuk 15 000 ton kadar elde edilir (Urfa, Adıyaman, Gaziantep ve daha az olarak Diyarbakır’da); tütün A- dıyaman, Siirt ve Diyarbakır illerinde biraz yetiştirilir. Az olarak Adıyaman’da yetiştirilen şeker pancarı Malatya’ya gönderilir. Bölgenin hemen bütün illerinde susam ekilirse de ürün azdır.
Bölgenin dikili alanları içinde en çok yer tutanı bağlardır. Bölge illerinin bütününde bağların tuttuğu yer 230 000 hektarı geçer ve elde edilen taze üzüm (1 000 000 tondan fazla) yerinde tüketilir, kurutulur, pekmez, cevizli sucuk ve şarap (Gaziantep) yapılır. Bağlar en çok Gaziantep’te, sonra Urfa, daha sonra da sıra ile Mardin, Adıyaman, Diyarbakır ve Siirt illerinde yer alır. Zeytinliklerin alanı Gaziantep ilinin Akdeniz bölgesi sınırları dışında seyrekleşir; Nizip yöresinde, Fırat boyunda (Gaziantep ve Urfa illerinde), doğuda Mardin ilinde bulunur ve Siirt ilinin bazı kuytu yerlerinde de küçük kümelere rastlanır. Bölgenin en ö- nemli meyvelerinden biri antepfıstığıdır: Türkiye’de bulunan 16 milyon kadar aşılı ve verimli ağacın 7,5 milyondan fazlası Gaziantep ilinde, 4,2 milyonu Urfa, 2,5 milyona yakını Adıyaman ilinde, 230 000. kadarı da Siirt ilinde bulunur. 1968’de Türkiye’nin 18 700 tona varan fıstık ürününün 14 300 tonu Gaziantep ilinden elde edilmiştir. Bölgenin başka meyveleri arasında ceviz, badem ve dut da sayılacak derecede önemlidir.
Hayvancılık ikinci önemli geçim kaynağıdır. En çok küçük baş hayvan yetiştirilir, tarım işlerinde kullanılan sığırlar yaygın olmakla beraber sayısı çok değüdir. Koyun sütünden yemeklik sadeyağ (Urfa, Siverek, Diyarbakır gibi) yapılır. Koyun sayısı 3150 000 kadardır; bunun 950 000’i Urfa ilinde, 610 000’i Diyarbakır ve 600 000’e yakını da Gaziantep ilindedir. Türkiye’de koyun sayısının yüzde 8,6*sı bölge içinde yer alan illerde bulunur. Koyunlar, Irak ve Suriye’de de her zaman müşteri bulur. Kılkeçi sayısı koyuna yakın (2 250 000, Türkiye’de kılkeçi sayısının yüzde 14,8’i), bazı dağlık illerde koyundan da fazladır (Adıyaman, Gaziantep); sayı bakımından Diyarbakır ili başta
gelir (550 000’e yakın). Siirt ilinde ayrıca tiftik keçisi yetiştirilir (123 (XX)). Sığır sayısı 1 milyonu geçer (1040 000); bu sayı Türkiye sığırlarının yüzde 7,5’ini meydana getirir. Mandalar yalnız Diyarbakır ilinde çoktur (28 000). Eskiden çok bulunan ve taşıma işlerinde kullanılan deve şimdi azalmıştır (10 000’den az). Eşek sayısı attan fazladır; yalnız Urfa ilinde iyi cins at yetiştirme geleneğinin devam ettiği söylenebilir. Kümes hayvanları yaygın, fakat az verimlidir. Arıcılık bütün illerde görülür; 630 ton kadar bal üretilir (200 tondan fazlası Siirt ilinde). Diyarbakır ilinde biraz da ipek böceği üretilmektedir (1968’de 26 305 kg yaş koza). Fazla çeşitlilik göstermeyen yeraltı zenginliklerinden olan ve özel bir önem taşıyan petrolün, bölgenin İktisadî gelişmesinde etkili rol oynayacağı sanılıyor. Petrol ilk olarak Siirt ilinin Beşiri ilçesinde, Dicle vâdi- si kuzeyindeki Raman dağında 1940 yılında 1050 m derinlikte bulundu. Ondan sonra, dağın çeşitli yerlerinde yeni kuyular açıldı. Bunun dışında bu çevrenin Garzan kesiminde, Kurtalan yakınlarında petrol yatakları bulunarak işletilmesine başlandı. Çıkarılan akaryakıt, demiryolu üzerinde Batman rafinerisinde arıtılmakta ve şimdi (1967’den beri) bir boru hattı ile Dörtyol’a (Akdeniz kıyısı) gönderilmektedir. Ayrıca Diyarbakır ve Dicle ilçelerinde, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde petrol yataklarına rastlandı. Bunun dışında birkaç yerde linyit (Hazro), krom (Gaziantep, Adıyaman ve Siirt), manganez ve fosfat yatakları (Mardin, Gaziantep) bulunmuştur.
Fazla gelişmemiş olan sanayinin, petrol ve komşu bölgede kurulmakta olan Keban barajından sağlanacak enerji ile büyük hamleler yapacağı sanılmaktadır. Gaziantep ilinde dokumacılık, nebatî yağ ve sabun (Nizip), başlıca şehirlerde makine tamir, onarım ve yapım atelyeleri vardır. Ulaşım, bölgeye giren Feyzipaşa-Malatya-Diyarbakır-Kurtalan demiryolu, güney sınırını boylayan demiryolu ve bu iki hattı bağlayan Gaziantep-Barak demiryolu ve önemli kara yolları ile sağlanır. Bunların en işlek olanları Elazığ-Di- yarbakır-Mardin; GaZiantep-Urfa, Diyarba- kır-Bitlis yollarıdır. Güneydoğu Anadolu bölgesinin başlıca iskelesi Akdeniz bölgesindeki İskenderun’dur.

Yorum yazın