Güney Amerika Hakkında Bilgiler

Güney Amerika Hakkında Bilgiler
Amerika anakarasının güney parçasıdır. Kuzeydoğu ve güneydoğuda Atlas Okyanusu, batıda Büyük Okyanus, kuzeyde Orta Amerika, Karaylb Denizi’yle çevrilidir. Kuzey Amerika gibi, kaba bir üçgen biçimindedir. Güney Amerika, Güney Kutbu’ndan 1000 km. kadar kuzeydedir. Kuzey-güney doğrultusunda uzunluğu 7500 km. doğu-batı doğrultusunda en geniş yeri ise 5.200 km.’dir. Yüzölçümü: 17.780.835 km.2 Nüfusu: 217.000.000.

Güney Amerika Ülkeleri Haritası

Güney Amerika’ya, Meksika ve Orta Amerika ile birlikte, “Latin Amerika” adı da verilir. Çünkü, bu bölgenin ahalisi Latin dillerinden olan İspanyolca ya da portekizce konuşur; Eski Dünya’daki Latin ülkelerinin geleneklerini, göreneklerini yaşatır.

Güney Amerika Dağları Güney Amerika’nın bütün batı kıyısını And Dağları kaplar. Kuzeyden güneye doğru uzanan And Dağları, güneye inildikçe enlerini kaybederler. Binlerce kilometre uzunluğunda olan bu dağ zinciri, Himalayalar’dan sonra dünyanın en büyük dağlarıdır. And Dağları’ndaki Aconcagua Tepesi, dünyanın en yüksek tepelerinden biri olduğu gibi, bütün Amerika anakarasının da en yüksek yeridir (6.959 m.). Güney Amerika’nın belkemiği sayabileceğimiz bu muazzam dağ zincirinde, yüksekliği 5-6 bin metreyi aşan daha birçok tepeler vardır.
And Dağları’nın hemen doğusunda, muazzam ovalar başlar. Bu ovalara güneyde ’”Pampalar” denir. Buralar iyi yağış alan, son derece bereketli ovalardır. Geniş ölçüde tahıl, mısır, sebze, meyva yetiştirilir. Hayvancılık da ileridir. Pampalar’ın hemen kuzeyinde, Gran Chaco Ovası başlar. Bu bölgenin kuzeyi bataklıktır. Burada Paraguay Nehri’nin akıntısı kuvvetli olmadığı için Paraguay-Parana bölgesinde muazzam bir bataklık meydana gelmiştir. Gran Chaco, güneye doğru inildikçe, Pampalar’ın özelliğine bürünür.
Daha kuzeyde, gene son derece büyük bir ova olan Amazon havzası uzanır. Burası balta girmemiş ormanlarla kaplıdır. En kuzeydeki büyük ovaya Llanos adı verilir. Llanos’ ta daha çok sığır yetiştirilir, çiftçilik yapılır.

Güney Amerika’nın doğusu yaylalarla kaplıdır. Kuzeydoğudaki yaylaya Guyana Yay-lasij güneydoğudakine de Brezilya Yaylası denir. Bu yaylaların en yüksek yerleri 3000

metreyi bulmaz.

And Dağları’mn batı yamaçlarıyla Büyük Okyanus arasında, 6.000 km. kadar uzun-‘ lukta dar bir ova şeridi vardır. Yer yer denize kadar inen dağlarla kesilen bu ovanın eni en geniş yerinde bile 160 km.’yi geçmez (Bk. And Dağları).

Güney Amerika Akarsuları

Amazon: Güney Amerika akarsularının ilk akla geleni Amazon’dur. Uzunluğu 7.025 km.’yi bulur. Amazon, havzasındaki balta girmemiş ormanlara da adını verir. Dünyanın en çok su taşıyan nehridir. Anakaranın hemen hemen üçte birini sular; onbeşi aşkın kolla beslenir. Bu kolların kimisi başlıbaşına birer nehir büyüklüğündedir (Bk. Amazon).

Parana: Güney Amerika’nın ikinci büyük akarşuyuaur. Brezilya Yaylası’nın Atlas Ok-yanusu’na çok yakın bir kesiminden çıkarak, batıya doğru akar. Brezilya topraklarında batıya, güneybatıya doğru aktıktan sonra, Arjantin-Brezilya sınırını meydana getirir. Paraguay sınırından ayrılıp güneye doğru yöneleceği yerde, gene Paraguay-Ar-jantin sınırının bir kısmını meydana getiren Paraguay nehriyle birleşir. Buradan da 1000 km. kadar güneye doğru akar, sonra doğuya yönelerek, Buenos Aires’in kuzeyinde Atlas Okyanusu’na dökülür. Parana Irmağı’nın ağzından 1500 km. kadar içerilere gemiler işler. Irmak kimi bölgelerde çok sık ormanlıkların içinden geçer. Uzunluğu 3.300 km.’d ir.

Paraguay: Parana’nın aldığı en önemli koldur. Paraguay Nehri 2.206 km. uzunluğundadır; Mato Grosso Yaylası’ndan çıkar.

Orinoko: Venezüella’dan çıkar. Kolombiya’dan akan kollarla beslendikten sonra geniş bir delta meydana getirerek, Atlas Okyanusu’na dökülür. Uzunluğu 2.500 km.’dir. 600-700 km. içerilere kadar gemilerin işlemesine elverişlidir.
Güney Amerika’nın öbür önemli ırmakları, Karayib Denizi’e dökülen Magdalena ile Atlas Okyanusu’na dökülen Tocantins, San Francisco, Uruguay, Rio Colorado’dur.

Güney Amerika’dan Büyük Okyanus’a akan sular ise, saymaya değmeyecek kadar az ve küçüktür.

Güney Amerika’nın Gölleri Kuzey Amerika’nın tersine, Güney Amerika’da göller pek azdır. And Dağları yaylalarından birinde bulunan Titicaca Gölü, Güney Amerika’nın en büyük gölüdür (6.900 km.2)- Başlıca özelliği deniz düzeyinden çok yüksekte (3.812 m.) bulunmasıdır (Bk. Titicaca Gölü). And yaylalarında daha başka göllere de rastlanır.

Brezilya’nın en önemli gölleri ise Mirim ile Patos gölleridir. Güney Arjantin ile Sili’ deki göller bölgesi dünyanın en güzel manzaralı yerlerinden biridir; bundan dolayı buraya “Amerika’nın İsviçre’si” bile derler.

Güney Amerika’nın Iklimi •

Burada mevsimler Kuzey Yarımküresi’nde-kinin tersinedir. Yazlar aralık ayından şubata, kışlar da hazirandan ağustosa kadar sürer. Rio de Janeiro’nun kuzeyinde kalan bütün Güney Amerika toprakları tropiklere girer. Vadilerle alçak yerler çok sıcak, yaylalar soğuktur. Yerliler, ahaliyi oturmakta olduğu bölgeye göre, “Sıcak ülke halkı”, ya da “Soğuk ülke halkı” diye ayırırlar.

Güney Amerika Kuzey Amerika’dan daha çok yağış alır. Ancak, Büyük Okyanus kıyılarına yakın bazı yörelerde, hiç yağmur almayan çöller de vardır. Güney Amerika’nın güney kesimlerinin iklimi ılımandır.

And Dağları’mn Büyük Okyanus’a bakan yamaçlarına pek az yağış düşer. En çok yağış alan yöre ise Amazon havzasıdır. Güneyde durum bunun tersidir. Atlas Okyanusu kıyılarına çok az yağmur yağmasına karşılık, Büyük Okyanus kıyıları bol yağmur alır.
Burada Kuzey Amerika’ya, Asya’ya oranla kışlar daha sıcak, yazlar daha serin geçer. Pampalar’ın güneyinde ise kışlar soğuktur.

Doğal Zenginlikler

Bitkiler: Güney Amerika’nın tropik ovalarında çok zengin bitki türleri vardır. “Sel-‘ vas” adı verilen Amazon ormanları, dünyanın en büyük en kesintisiz ormanlarıdır. Buradaki büyük ağaçların arasında çeşitli sarmaşıklar yetişir. Orman öyle sıktır ki, zemini güneş ışığından büsbütün yoksundur; bu yüzden de, zeminde önemli bir şey yetişmez. Güneş gören dere kıyılarında, açıklık yerlerde yetişen bitkiler de son derece sıktır; öyle ki, aralarından geçmek hemen hemen imkânsızdır.

Amazon ormanlarında yetişen cins cins ağaçların bir kısmı ticarf bakımdan çok değerlidir. özellikle kauçuK, bambu, kınakına ağaçları boldur. Kınakınadan kinin çıkarılır. Yağmur çok bol olduğundan, burada maun gibi, kerestecilikte kullanılan ağaçlar pek yetişmez. Ekvator ormanlarında yağmurun bol, ısının çok yüksek olması, buralarda özel bitkiler yetişmesine yol açmıştır, üstelik, çeşitli iklim koşulları yüzünden, aynı bölgenin kuzey ve güneyindeki bitki çeşitleri bile değişiktir.

Andlar’ın yüksek yerlerinde yetişen bitki türleri ise büsbütün başkadır. Güneyde, genel olarak bütün ılıman iklimlerde görülen bitkilerle ağaç türlerine rastlanır. Güney Amerika’nın ormanlık olmayan ovalarında tarım yapılır.

Hayvanlar:Güney Amerika’da kuzeydekin-den çok değişik hayvanlar yaşar. Burada yaşayan hayvanların çoğuna dünyanın hemen başka hiçbir yerinde rastlanmaz. Dünyada yaşadığı bilinen memeli hayvan türlerinin hemen hemen dörtte biri Güney Amerika’da yaşamaktadır. Bunların içinde, başka hiçbir anakarada rastlanmayan dişsiz memeliler de vardır: Vampir yarasa, arma-dillo gibi. Kuzey Amerika’da olduğu gibi, burada da fil, aslan, kaplan ile benzeri hayvanlar bulunmaz. Yalnız, And Dağları’nda kedi familyasından “Puma’Mar yaşar. Güney Amerika’nın en iri cüsseli hayvanı ise tapirdir.

Anakarada yaşayan en yırtıcı hayvan olarak jagarla pumayı sayabilirsek de, pumalar genellikle İnsana saldırmazlar. Bunlardan başka yırtıcı hayvan hemen yok gibidir. Tropik bölgelerde daha başka hayvanlar da yaşar. Amazon ormanlarında ise birkaç çeşit maymuna rastlanır.

Ciüney Amerika’da yaşayan kuşların başında papağan, flamingo, arıkuşu gelir. Tropik bölgenin bir özelliği de burada yaşayan çok çeşitli kelebeklerle azman böceklerdir.

Yabani hayvanların dışında, Güney Amerika’nın kendine özgü, evcil hayvanları da vardır. Lamalar, alpakalar yabani hayvanlar oldukları halde, sonradan evcilleştirilmişler-dir. Bunların ikisi de deve familyasındandır. Güney Amerika’da ayrıca geniş ölçüde sığır, at, koyun ve keçi yetiştirilir.

Madenler: Güney Amerika’da çok zengin maden cevherleri vardır. Buradaki maden bolluğu, keşfedildiği tarihten beri, pek çok insanı bu anakaraya çekmiştir.

Yerliler çok eski çağlardan beri buradaki gümüş madenlerini işletirlerdi. Bolivya’daki Potosi gümüş madenlerinden, keşfedildiği günden bu yana, 2 milyar dolarlık gümüş çıkarılmıştır. Brezilya’da ise, yılda 6 milyon dolarlık gümüş elde edilmektedir, özellikle Kolombiya, Venezuela ile Guyanalar’da geniş ölçüde altın, gümüş madenleri vardır.

Güney Amerika’da başka değerli madenlere de rastlanır, örneğin, Kolombiya’da yüzlerce yıldan beri zümrüt madenleri işletilmektedir. Brezilya’da ise birçok elmas madeni vardır.

Ayrıca, And Dağları ile Guyana ve Brezilya yaylalarında birçok değerli maden ocakları da işletilmektedir. Ancak, Andlar’ın asıl zenginliği bakır, kalay, platin, demirdir. Büyük Okyanus dolaylarındaki çöllerde ise, büyük ölçüde nitrat ile “guano” (kuş gübresi) bulunur. Venezuela, Arjantin, Kolombiya, Peru’da da petrol çıkar.

Bunlardan başka, Bolivya’da antimon ile tungsten, Guyana’da boksit, Peru, Bolivya,

Ş ili ‘de manganez, Brezilya’da da krom çıkarılır.

Ekonomik Durum

Güney Amerika ekonomisinin temelini tarım, ormancılık, madencilik teşkil eder. Hayvancılık da ekonominin en önemli öğelerinden biridir. Güney Amerika topraklarının ancak %4-5’inde tarım yapıldığı halde, tarımdan büyük servetler sağlanır. Ekili arazinin %90’ı Arjantin ile Brezilya’dadır. Buralarda buğday, kahve, mısır, pamuk yetiştirilir. Güney Amerika’nın başlıca ihraç maddesi de, gene bu ürünlerdir. Arjantin, Uruguay, Brezilya, Kolombiya’da hayvancılık da çok gelişmiştir.

Güney Amerika ülkelerinin çoğunda çeşit

li madenler vardır. Bütün dünyada elde edilen kalayın yaklaşık olarak % 20’si Bolivya’ da çıkar. Şili, Peru, Bolivya dünya bakır ihtiyacının % 15’ini karşılarlar.

Güney Amerika’da büyük alanları kaplayan ormanlar varsa da, orman ürünleri bütün ti- ■ caretin ancak % 10’unu teşkil eder.
Dağlarla, ormanlarla kaplı olan Güney Amerika’nın en güç sorunlarından biri ulaştırmadır. And Dağları’nın sarp yamaçlarında ulaştırma ancak keçiyollarıyla sağlanır. Buralarda lamalar yük taşır.

Ovalarda ise, ulaştırma’ için daha çok ırmaklardan yararlanılır, özellikle Amazon, Orinoco gibi büyük nehirler ulaştırmaya çok elverişlidir. Güney Amerika’nın ticaret bakımından en önemli su yolu ise Parana-Para-guay’dır. Bu iki ırmak, büyük bir üretim alanının ulaşımım sağlar. Bunlarda buharlı gemiler çalışır.

Güney Amerika’nın demiryolları dünyanın en pahalı demiryolu şebekesidir. Çünkü, burada dağlar sarptır, ovalar da ormanlarla kaplıdır. Bunları delip, demiryolu döşemek çok pahalıya mal olur. Bütün bu sayısız güçlüklere rağmen, özellikle Arjantin ile Brezilya’da geniş ölçüde demiryolu yapılmıştır. Güney Amerika demiryollarının uzunluğu

100.000 km. kadardır.

Toprakların elverişsizliği yüzünden Güney Amerika’da uçakla nakliyata büyük önem verilmiştir. Hiçbir anakarada Güney Amerika’daki kadar çok uçak nakliyatı yapılmaz. Hemen her şehirde uçak alanları vardır.

Güney Amerika Ahalisi

Güney Amerika’da, AvrupalIlar gelmeden çok önce, yerli ahali yaşıyordu. Bu yerli ırk hemen hemen bütün anakaraya yayılmış durumdaydı. Bura yerlileri Kuzey Amerika yerlileri kadar az da değildi; sayıları milyonları buluyordu.
Güney Amerika yerlilerinin başında, Peru’ da büyük bir uygarlık kurmuş olan İnkalar gelir. İnkalar bölgedeki öbür yerli ahali üzerinde egemenlik kurmuşlardı. Demirden başka, hemen bütün madenleri işlemeyi biliyorlar; çiftçilik yapıyorlar, tahıl yetiştiriyorlardı. Şehirlerini yollarla, köprülerle, taş binalarla süslemişlerdi. Güneyde, Patagonya’da ise, ilkel ve vahşi başka bir yerli ırk yaşamaktaydı (Bk. İ nkalar).

Bugün ise Güney Amerika’da Yerliler, Zenciler, Beyazlar yaşamaktadır. Ayrıca, “Mes-tizolar” (Yerli-Beyaz melezi) ile, “Zambolar” (yarı Yerli, yarı zenci melezi) da vardır. Beyazlar’ın çoğu İspanyol, bir kısmı da Por-tekizli’dir. Ayrıca, İtalya, Almanya, Polonya’dan da buraya göçenler olmuştur.

Kolombiya ile Paraguay’da Mestizolar’ın sayısı Beyazlar’ınkini aşar. Peru’da ahalinin yarısı Beyazlar’la Mestizolar’dır. Geri kalan ahalinin de dörtte biri yerli, kalanı ise As-yalı’dır.

Arjantin’de hiç Zenci yoktur. Kimi Güney Amerika şehirlerinde de yalnız Beyazlar yaşar.

Güney Amerika ahalisinin büyük çoğunluğu çiftçilikle geçinir. Halk dağların yamaçlarına gömülmüş küçük kasabalarda, ya da büyük çiftliklerde yaşar.

Atlas Okyanusu çevresinde yaşayan ahali, sık ormanların esrarengiz derinliklerine de, uçsuz bucaksız Pampalar’a da girmekten kaçınır; daha çok kıyı bölgelerinde yerleşmişlerdir. Buraya ilk yerleşenler ulaştırmadan yana büyük güçlüklerle karşılaşmışlardır. Ancak, 1800 yılından itibaren yapılmaya başlanan demiryolları, Güney Amerika ahalisini birbirine bağlamıştır.
harcayamaz. Zaten sıcak iklimlerde çok giyinmeye pek ihtiyaç yoktur. Onun için, hele tropik bölge ahalisi pek az giyecekle yetinebilir. Dağlık bölgelerde yaşayan ahali ise, ister istemez daha kalın giyinmek zorundadır. Şehirli halkın giyimi ise Kuzey Amerika halkının giyinişine benzer.

Güney Amerika’da yiyecek maddeleri üretimi, anakaranın kendi İhtiyacını aşacak kadar boldur. Bununla birlikte, gerek yöresel koşulların, gerek dağıtım işleminin yetersizliği yüzünden, ahalinin çoğu gerektiği kadar besin bile alamaz. Güney Amerika’da yetişen besin maddeleri, buranın kendi ahalisinden çok Avrupa’yı beslemeye yarar.

Şehirlerdeki barınma Kuzey Amerika ile Avrupa’dakini andırır. Buralarda ahali, der-li-toplu, iyi korunmuş evlerde oturur, uygarlığın nimetlerinden yararlanır. Ne var ki, Güney Amerika ahalisinin büyük bir çoğunluğu hayatını tahta kulübelerde, eski evlerde geçirir. Esasen sıcak iklimlerde, iyi korunmuş evlere de pek ihtiyaç yoktur. Buralardaki en büyük doğal tehlike su baskınlarıdır. Bu bakımdan, Güney Amerika’da soğuktan koruyacak evlerden çok, su baskınlarından koruyacak evler yapılmıştır. Gene bu nedenle, evler daha çok yamaçlara yapılır. Yamaç yoksa, kulübeler yere çakılan uzun sırıkların üstüne kurulur.

iklim koşullarının yaşayış üzerinde büyük etkileri vardır. Brezilya, Arjantin, Şili, Uruguay gibi oldukça iiik iklimli yerler, öbür bölgelere oranla, daha çok gelişebilmiştir. Buralarda daha çok Beyazlar yaşar. Sıcak, tropikal bölgeler ise, yaşama güçlükleri bakımından, Beyazlar’ın daha az işine gelir. Bu yüzden de, buralardaki yerliler, hiç uygarlaşmadan, oldukları gibi kalmış, atalarının hayatını sürdürmüşlerdir.

Tropik ormanlarda yaşayan yerliler, ister kadın, ister erkek, yalnız bir parça kumaşla örtünürler; çocuklar ise hiçbir şey giymezler. Bu bölgelerin halkı çok ilkel araçlarla avcılık eder. Kulübelerine kurdukları hamaklarda yatarlar. Yemek pişirmeye yarayan kap-kacak gibi araçlar da yerde durur.
Bu bölge halkının başlıca yiyeceği, balık, av hayvanlarıdır. Balığı ok, ya da zıpkınla avlarlar. Ahalinin önemli yiyeceklerinden biri de kaplumbağadır. Kaplumbağa yumurtasından elde ettikleri yağları da yemek pişirmekte kullanırlar. Yağı çıkarılacak yumurtalar, bir ağaç kütüğünün içine doldurulduktan sonra, üzerine çıkılarak iyice çiğnenip, pelte haline getirilir. Bu pelteye su katılınca, yağ yüze çıkarak yüzeyde toplanır.

Birtakım kabileler avlanmak için üç metre kadar uzunlukta borular kullanırlar. Bu boruları üfleyerek, ince, şapka iğnesine benzeyen bir harbe (kısa mızrak) fırlatırlar. Bu harbeye “curare” adı verilen zehirli bir madde sürülmüştür.

Bugün, her çeşit yiyecek bolluğuna rağmen, ormanlarda yaşayan yerlilerin sayısı 1 milyonu geçmez.

Pampalar’da yaşayan yerliler yabani lama avlayarak geçinirler. Şili’nin güneyindeki yerliler de çeşitli hayvan yetiştirirler. Burada yaşayan ahali sırtlarında çok canlı renklerde dokunmuş atkılar kuşanırlar. Kadınlar yalınayak gezerler.
Pampa yerlileri bugün sayıca çok azalmıştır. pir zamanlar en güneydeki Ateş ülkesi’ nde yaşayan, çok vahşi Yahgan ve Ona yerlilerinin soyu ise, bugün büsbütün tükenmiş bulunmaktadır.

Yaylalarda yaşayan yerliler, soğuk yüzünden, giyimlerine daha çok dikkat etmek zorundadırlar. Bunlar, sıcak bölge yerlilerinin tersine, taştan kulübelerde otururlar.

Güney Amerika’da Konuşulan Diller Yapılan incelemeler Güney Amerika yerlilerinin 66 bağımsız dil topluluğuna giren çeşitli diller konuştuklarını göstermiştir. Ayrıca, eldeki bilgilere göre, sınıflandırılama-yan 22 dil topluluğu daha vardır.

Güney Amerika’daki yerli dillerinden hiçbirinin, dünyadaki başka bir dille, Kuzey Amerika’daki dillerle bile bir akrabalığı bulunamamıştır. Birtakım Orta Amerika diye-lekleri ise, bunun dışında kalır. Bugün bu dilleri konuşan yerliler hayli azalmış bulunmaktadır.

Güney Amerika’daki Beyazlar İspanyolca, ya da portekizce konuşurlar. Buradaki devletlerden dokuzunun resmî dilî İspanyolca, yalnız Brezilya’nın resmî dili portekizce-dir.

Tarihte Güney Amerika Eski Güney Amerika yerlileri arasında ilkel bir hayat sürenler olduğu gibi, parlak bir uygarlık düzeyine ulaşmış olanlar da vardır. İnkalar bunların başında gelir. Anakaranın tarihinde önemli bir yer tutan İnkalar, And Dağiarı’nda yerleşmiş, burada eski Mısır uygarlığını andıran bir uygarlık kurmuşlardır. Bakır, altın, gümüş, tunçtan süsler, çeşitli araçlar yapmışlar, dokumacılıkta ileri gitmişlerdir.

İnkalar yaşadıkları yörede büyük şehirler, saraylar kurmuşlardı. İnkalar’ın iIgiçekici yapıtlarından biri de büyük Çin Seddi’ni andıran bir duvardır, ülkeyi düşmanlardan korumak için yapılan bu yapı, birbirine duvarlarla bağlı bir kaleler zincirinden meydana gelmiştir. İnkalar’ın hangi düşmana karşı savunmak için böylesine büyük bir işe giriştikleri bilinmiyor. Büyük Peru Duvarı adıyla anılan bu kaleler dizisi. Kuzev Peru’da Chimbate yakınlarından başlar, içerilere kadar uzanır. Bugünkü inkalar da dedelerinin yaşayışını sürdürmektedirler (Bk. İnkalar).

Güney Amerika’ya ayak basan ilk Avrupa’ lı Kristof Kolomb olmuştur. Kolomb, 1498 yılında yaptığı üçüncü yolculukta Trinidad Adası’na çıkmış, sonra da Orinoco Nehri’ nin ağzında anakaranın asıl topraklarına ayak basmıştır.

Kristof Kolomb, 1502 yılında dördüncü kez yola çıkmış, gene Güney Amerika’ya gitmiştir. Bu yolculuğu sırasında da, bugün Kolombiya adıyla anılan kıyılara ulaşmıştır.

sonra ikinci gelir. Kuzey ve Güney Amerika’ lar iki ayrı anakara sayılırsa, büyüklük bakımından Asya’dan sonra Afrika gelir.

Bibliyogyafya:

Bu konuda dilimizdeki eserlerin başılcala-rı.— Amerika’nın Keşfi (çev. Hilmi Bilginer, 1963); Amerika’nın Keşfinde Türkler (Sabri Tümer, 1961); Amerika’da Zenci Müslümanlık Hareketi (Kadir Mısıroğlu, 1967).

1499’da, İspanyol gemicisi Alonso de Oje-da, Ekvator’dan başlayarak, Güney Amerika kıyıları boyunca ilerlemiştir. Rodrigo de Bastidas ile Juan da la Cosa da 1500 – 1502 yılları arasında Kolombiya ile Panama’nın Karayib Denizi kıyılarını dolaşmışlardır. 1500 yılında Güney Amerika’ya varan Vi-cente Pinzon ise, Amazon Nehri’nin ağzından başlayarak, güneye doğru ilerlemiş, Brezilya’nın doğu köşesine kadar varmıştır.

İspanyollar’in hemen ardından Portekizliler de Güney Amerika’yı keşfe çıktılar. Ped-ro Alvarez Cabral, 1500 yılında doğrudan doğruya bugünkü Brezilya’ya geldi, Brezilya kıyılarının önemli bir kısmını keşfetti.

Bütün bu keşiflerde başlıca amaç, batıdan Asya’ya giden bir yol bulmaktı. İ Ik olarak Balboa, 1513 yılında Panama Kıstağı’m geçerek, Büyük Okyanus’a ulaştı. Ondan sekiz yıl sonra da Magellan, bütün anakara boyunca hep güneye doğru ilerleyerek, bugün kendi adıyla anılan boğazı keşfetti. Burası, Güney Amerika’nın güney ucunda, Atlas Okyanusu’nu Büyük Okyanus’a bağlayan bir yoldu.

Keşifler ilerledikten sonra, AvrupalIlar Güney Amerika’yı işgaletmeyebaşladılar. Keşifler de karanın içlerine doğru yöneltildi. 1534′ te Pedro de Mendoza Plata Nehri bölgesinde, 1539’da Martinez de Irala Paraguay’da, 1541′ de Francisco de Orellana da And Dağları’ nda keşif yolculukları yaptılar. Portekizliler ise, 1531 yılında Brezilya’yı ele geçirdiler.

Güney Amerika’da yerleşme hareketi Kuzey Amerika’dakine oranla daha erken başlamıştır. Buradaki şehirlerin çoğu da Kuzey Amerika’dakilerden daha eski çağlardan kalmadır. Bunların arasında Ekvador’da Ouito (kuruluşu 1534), Brezilya’da Olinda (kuruluşu 1530), Arjantin’de Buenos Aires (1532), Kolombiya’da Bogota (1538) başta gelir.

Güney Amerika’daki sömürgeler, iyice kendilerini toparlayıp, güçlenince, birer birer Ispanya’ya baş kaldırarak, bağımsızlıklarını ilân etmeye başladılar.

İlk hareket 1810 yılında Venezuela’da başladıysa da, bu bağımsızlık girişimi iki yıl sonra bastırıldı. Bu hareketin önderi Francisco Miranda, Güney Amerika’daki kurtarıcıların ilki sayılır. Miranda yenilince, gene onun subaylarından biri olan Simon Bolivar, komutayı eJine alarak, Güney Amerika kurtuluş savaşına önderlik etmiştir. Jose de San Martin’in de yardımıyla, yıllarca süren bir savaş sonunda, İspanya Güney Amerika’daki devletlerin bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı (1826). Simon Bolivar Güney Amerika milletlerinin kurtarıcısı sayılır (Bk. Bolivar).

1823’te, Brezilya da, Portekiz’den ayrılarak, bağımsızdır krallık kurdu. Bu krallık, 1889’da cumhuriyet ilân edilene kadar devam etti.

Bugün Güney Amerika’daki bütün ülkeler bağımsızlıklarına kavuşmuşlardır. Yalnız, Guyana bunların dışında kalır. Bu ülke Güney Amerika’nın kuzeydoğu kıyılarındadır;
İngiltere, Hollanda, Fransa arasında bölüşülmüş durumdadır. Aynı bölgedeki Trinidad Adası da İngiltere’nindir.

Kimi coğrafyacılar, Amerika’yı kuzey ve güney parçalarıyla birlikte, bir tek anakara olarak kabul ederler. Kimisi de Kuzey Amerika ile Güney Amerika’yı ayrı ayrı iki anakara sayarlar. Amerika, bir tek anakara sayılırsa, büyüklük bakımından Asya’dan

Etiketler: ,

Yorum yazın