Denizlerde Yoğunluk akıntıları ve nedenleri

Denizlerde Yoğunluk akıntıları ve nedenleri

Bir an için iki bölmeli bir su deposu düşünün. Sağdaki bölmede tuzlu su, soldaki bölmede ise tatlı su bulunsun. Tuzlu su içindeki tuz nedeniyle tatlı sudan daha yoğun ve ağırdır. Deponun ortasındaki bölme kaldırılacak olursa, daha ağır olan tuzlu su deponun dibini doldurmaya çalışırken, daha hafif olan tatlı su da yukarı doğru itilecektir. Daha ağır olan tuzlu su sola doğru ve daha hafif olan tatlı suyun altına doğru hareket edecek, daha hafif olan su ise daha ağır olan suyun üstünde sağa doğru gidecektir. Bu iki su kitlesinin yoğunlukları arasındaki fark, yatay bir hareketin yani bir akıntının oluşmasına yol açacaktır.
Yoğunluk değişimi, bu örnekte olduğu gibi, tuzluluk farkından ileri gelebileceği gibi, ısı farkıyla da ortaya çıkabilir. Soğuk su ılık sudan daha ağırdır. Okyanusların bazı bölgeleri öteki bölgelere oranla daha çok güneş alır; bundan da iki şey doğar: Birincisi, ısı farkıdır. İkincisi ise buharlaşma farklarıyla ilgilidir. Ilık su soğuk suya oranla daha az yoğundur, öte yandan buharlaşma sonucu tuzluluğu artan suyun da yoğunluğu artar, böylece güneşin ısıttığı su kitlesi bir yandan yoğunluğundan kaybederken öte yandan buharlaşma sonucu tuzluluk oranı arttığından yoğunluğu gene artar.
Okyanusların tropik bölgelerine rastlayan bölgelerinde ısınmanın etkisi daha büyük olup, bu sular kutup bölgedekilerden daha az yoğundur. Durum, gerçekten de değişik yoğunlukta iki su kitlesini içeren deponun büyük ölçekteki bir kopyası gibidir. Ancak, işin temel ilkesi gene aynıdır ve buna uygun olarak arasındaki fark, yüzey sularının kutuplara doğru sürüklenmelerine yol açar.
Bazen, ayrı nedenlerden ötürü, çok daha küçük bölgelerde de yoğunluk farkı ortaya çıkabilir. örneğin, bir nehirden denize dökülen su, daha hafif olan tatlı suyun, daha ağır olan tuzlu suyla yanyana bulunmasına yol açar. Nehir suyu ile deniz suyu arasındaki yoğunluk farkı da akıntılar meydana getirir. Denizbilimciler akıntıları çeşitli birçok aygıtlarla ölçerler. Bunların en eski ve yaygın olarak kullanılanı küçük bir pervanedir. Bu pervane akıntının hızıyla dönerek akan kitlenin hızını bildirir.
Suyun hareketi bazen de şamandıraya benzeyen bir nesneyi suya bırakıp, bunun suyla birlikte hareket etmesini izleyerek ölçülür. Denizbilim- cilerin başka bir akıntı ölçme yöntemi de denize yüzer kapalı şişeler ya da kaplar bırakmaktır.
Bir başka ilginç ölçüm aygıtı da, adını İngiliz denizbilimcisi Dr. Swallow’dan alan “Swallow şamandırası”dır. Bu aygıtın temel yapısı, iki ucundan su girmeyecek biçimde kapanmış bir borudur. Bu boru öyle tasarlanmıştır ki, ağırlığı, istenilen derinlikte yüzebilmesini sağlayacak şekilde ayarlanabilir, istenilen derinlik ölçüsü ayarlandıktan sonra, aygıt gemiden denize bırakılır ve belli derinliğe gelince ses titreşimi kayıt aygıtı yardımıyla dipteki akıntının hızı saptanmış olur.

Yorum yazın