Buzul Nedir

Buzul Nedir

Buzul Nedirİsviçre ile İtalya arasındaki Alp vadileri üzerinde deniz düzeyinden dört km. yükseklikte, ünlü Matterhorn dağı yükselir. Göğü delen sivri tepesi ile doyumsuz bir görünümü olan bu dağın bir zamanlar iki yamacından akan ve buzul denen büyük buz ırmakları tarafından oyulup biçimlendirildiğine inanmak zordur.

Buzullar, vadiler gibi kalın kar tabakalarının biriktiği yerlerde oluşur. Bu kar tabakalarının tabanında basınç çok yüksektir. Buz kristalleri sıkışarak yuvarlak ve sert buz tanecikleri meydana getirir. Eğer tabaka daha da kalınlaşırsa basınç artacağından buz tanecikleri bir buz kitlesi halinde sıkışırlar. Böylece, kar yüklü bir buz tabakası olan buzul meydana gelir.

Sıvıların çoğunun donarken büzülmesine karşılık, su donarken büyük bir kuvvetle genişler. Kayaların ya da binalardaki oyukların içinde donan su, bunları parçalayabilir. Bunun gibi kışın su boruları içinde donan su, boruları çatlatabilir.

Saf su 0°C’de donar, ancak suyun içinde eriyik biçiminde bulunan yabancı maddeler suyun donma noktasını düşürürler, içinde önemli ölçüde erimiş tuz bulunan deniz suyunun donma derecesi 0°C’nin oldukça altındadır. Buz tutmuş karayollarında buzların eritilmesi için tuz kullanılır. Buz ile karışan tuz buzun donma derecesini düşürür ve böylelikle buz erimiş olur. Ancak buzun erimesi için çevresinden ısı alması gerekli olduğundan buzların eritilmesi için her zaman tuz kullanılması doğru olmaz. Çünkü buzun bir kısmı çevresinden ısıyı alarak erir ve sonuç olarak yolların daha buzlu olmasına yol açar.

Deniz suyu donduğu zaman tuz, sudan ayrışır ve buz saf durumda olur. Bu gözlemden yola çıkılarak buzdağlarının suyun kıt olduğu bölgelere çekilerek su sorununun çözülmesi önerilmektedir.

Buzulun tabanındaki basınç çok yüksekse buradaki buz, sıcaklık suyun erime noktasından düşük bile olsa erir. Eğimli yerlerde buzul bu ince su tabakası üzerinde kaymaya başlar. Böylece buz ve kar kitlesi çok yavaş ilerleyen bir ırmak niteliği kazanır.

Güney kutbu (Antarktika) bir buz başlığı ile kaplıdır. Bu başlık aslında dev bir buzul olan çok büyük bir buz tabakasıdır. Böyle bir buz alanına “kıta buzulu” da denir. Grönland’ı kaplayan buz tabakası böyle dev buzullara başka bir örnektir. Buz başlığının kenarlarından, daha küçük buzullar oluşturarak sürekli buz akar. Genellikle bu küçük buzullara, vadiler boyunca aktıkları için, vadi buzulları adı verilir.

Ilık iklimlerde bile yüksek vadilerde buzullar oluşabilir. Bazıları 150 km.’den uzun, 1 km.’den daha kalındır. Çoğu, günde birkaç santimetre ya da birkaç metre ilerler. Bazıları ise günde 30 metre yol alabilir.

Buzulun ortasındaki buzun akış hızı daha fazladır. Yerbilimciler buzula enlemesine bir dizi halinde direkler dikerek ölçüm yaparlar. Birkaç gün ya da birkaç hafta sonra düz bir çizgi halindeki direk dizisinin eğik bir çizgi haline geldiği görülür. Bu da buzulun ortasının, yanlardan daha hızlı yol aldığını gösterir. Buzullar çok geniş bir alana yayılmıştır. Dünyanın bütün buzulları bir araya gelse Güney Amerika kıtasının yüzölçümü kadar yer kaplar. Toplam buz miktarı bütün dünyayı (okyanuslar dahil) 30 metre kalınlığında bir tabaka ile kaplamaya yeter. Gelecekte bütün buzullar eriyecek olsa, yükselen deniz alçak şehirleri basabilir.

Buzullar ilerlerken önlerinde kaya ve topraktan oluşan bir moloz yığını sürükler. Bu yığın buzulun sonundaki buzultaşı oluşturur. Kuzey Avrupa’nın birçok yerleri ve Kuzey Amerika tillit denen bu kaya yığınıyla kaplıdır. Yıllar önce eriyen eski buzullardan arda kalan kayalardır bunlar. Buzul vadinin sonuna eriştiğinde geniş buz tabakaları halinde dağılabilir. Eridikleri zaman da alçak dağ sıraları oluşturacak kadar çok, yığınla kaya bırakırlar geride.

Kayalar ve toprak, vadinin tabanı boyunca da sürüklenir. Bu kayaların bileyici hareketi sonunda taban cilalanır ve çizilir. Buzul yatağının yanlarına da taş toprak düşer. Bu taş toprak yan buzul-taş denen uzun koyu çizgiler meydana getirir. Çoğunlukla, buzullar da, ırmaklar gibi buluşup birleşirler. Buluştukları yerlerde yan buzultaşları birleşir ve yeni buzulun ortasında orta buzultaşı meydana gelir.

Buzullar vadilerini genişletir. Buzul oluşan vadilerin şekli tabanı düz, kenarları yüksek bir “U”ya benzer. Bu vadiler ırmakların “V” şeklindeki vadilerinden oldukça değişiktir. Faka bir buzul da eridiği zaman ardında vadi boyunca akan bir ırmak bırakır.
Eski bir buzul yatağının yanlarında çoğunlukla çağlayanlar bulunur. Bu sular ana buzula akan daha küçük buzul yataklarından gelir. Yüksek yerlerden alçak yerlere doğru akan buzullar giderek daha sıcak bölgelere girerler. Eriyen buzun suyu, buzulun altından akar. Buzulun ilerleme hızını ve erime noktasını buzul ayağı belirtir. Gerçekte, erime oranı, hiçbir zaman akış oranını tam olarak tutmaz. Buzul ayağı haftadan haftaya ve yıldan yıla bazen ilerleyerek bazen çekilerek konumunu değiştirir.

Kutup noktalarında buzullar denize erimeden ulaşırlar. Tabandan kopan buz kitleleri denizde yüzmeye başlar. Bunlara buzdağı adı verilir. Buzullar çekilince çoğunlukla geride erimesi uzun süren, yarı gömülü buz kitleleri kalır. Bunlar eriyince büyük oyuklar ortaya çıkar. Kanada göllerinin çoğu böyle çukurlarda oluşmuştur. Yeryüzü tarihinin birkaç döneminde, kutuplardaki buz başlıkları şimdi olduğundan çok daha genişti. Buzul çağları boyunca buzullar sayıca daha çoktu ve daha geniş bir alan kaplıyordu. Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa’nın bugünkü görünümleri eski buz çağlarından birçok iz taşır, örneğin Alp vadileri önceleri ırmak yatağıyken daha sonra buzullar tarafından genişletilmiştir.

Yorum yazın