Bulut Nedir – Bulut Nasıl Oluşur

Bulut Nedir – Bulut Nasıl Oluşur

Bulutlar su damlalarından oluşur. Deniz göl ya da nehirlerden havaya karışan su molekülleri, havanın görünmeyen bir parçası haline gelirler. Bu olguya buharlaşma denilir. Su molekülleri buhar diye adlandırılan ve havayı nemlendiren bir gaz meydana getirirler.

Hava ısınınca molekülleri arasındaki uzaklık çoğalır, hava hafifleşir yükselir ve her 165 m.’de 1°C olmak üzere soğur. Bir yaz gününde deniz düzeyinde sıcaklık 45°C iken 1 500 m. yukarıda sadece 35°C’dır.

Bulut Nedir - Bulut Nasıl Oluşur

Soğuyan hava sıcakken tuttuğu buhar miktarını artık tutamaz olur. Fazlasını su halinde bırakır. Bunu yoğunlaşma olgusu ile gerçekleştirir. Yoğunlaşmada su molekülleri küçük bir su damlasında bir araya gelirler. Soğuk kış günlerinde de soluğunuzu dışarı verince, su molekülleri yoğunlaşır.

Yoğunlaşmanın olabilmesi için moleküllerin üzerinde toplanabilecekleri katı bir araç bulabilmeleri gerekir. Hava içinde bu görevi yapmakta olan, gözle seçilmeyecek boyutlarda milyonlarca küçük tanecik vardır. Bunlar rüzgârların yerden havalandırdıkları tozlar ya da deniz üzerinden sürükledikleri tuz kristalleri olabilirler, işte havadaki nem, bu küçük taneciklerin üzerinde yoğunlaşır. Banyo esnasında, sıcak sudan çıkan buhar da, soğukça bir yüzey, örneğin ayna üzerinde yoğunlaşır.
Demek ki, eğer yükselen hava kitlesi genleşir ve bunun sonucu soğursa, su damlacıkları görülebilir bulutlara dönüşürler. Bulutlardaki her damlacık, yukarda sözü geçen taneciklerden birini içerir. Bir yağmur damlasında bu damlacıklardan milyonlarcası, bir bulutta ise milyonlarca yağmur damlası vardır.

Sıcak hava, içindeki nem buluta dönüşünceye dek ne kadar yükselir? Bulutların bulundukları yüksekliğe yoğunlaşma düzeyi denir. Çok nemli hava daha yoğunlaşma düzeyine varmadan bulut meydana getirebildiği halde, az nemli hava bu-lutlaşıncaya kadar deniz düzeyinden örneğin 10 km. yukarı çıkabilir.

Hava kitlesinin dağ yamaçları boyunca sürüklenirken ısı kaybedip soğuması da bulutlanmaya ve yamaç bOyunca yağışa neden olur. Bu şekilde suyunu kaybedip kuruyan soğuk hava, dağın öteki yamacından aşağı doğru inerken ısınacağı için yağış getirmez. Bir taraflarına bol yağmur alan sıra dağların, öbür taraflarının kuru bir iklim göstermesinin nedeni budur.

Bulutsuz kış gecelerinin, bulutlu kış gecelerinden daha soğuk olmasını nasıl açıklayabiliriz? Güneş, boyları çok kısadan çok uzuna kadar değişen çeşitli dalga boylarında ışınlar yayar. Havanın duru, berrak olduğu günlerde yeryüzüne çarpan bu ışınlar atmosfere doğru geri yansırlar. Havanın bulutlu olduğu günlerde ise, ancak kısa dalgalı ışınlar bulutlardan geçip yeryüzüne ulaşırlar. Yeryüzüne çarpan bu ışınlar, uzun dalgalı ışınlara dönüşerek atmosfere geri yansırlar. Ancak bulutlar bu ışınları geçirmedikleri için atmosfer dışına çıkamazlar. Yani Güneş enerjisi, bulutlarla yeryüzü arasında birikir. Hava ısınır. Bu bakımdan bulutlar dünyayı sıcak tutmaya yarayan bir battaniyeye benzetilebilir.

Bütün bulutlar su damlacıklarından oluşur. Ancak, bulutların tümü yağmur bulutları değildir. Yağmur bulutları, yağışa hemen hazır bulutlardır. Bazı bulutlar yağmur, dolu ya da kar şeklinde yağışa geçmeden önce kilometrelerce yol alabilirler.

Sis, alçak düzeyde oluşmuş bir bulut çeşididir. Çoğu kez, hava soğumadan önce yükselir. Ancak yerdeki hava birdenbire soğuyabilir. Bu durumda daha yükselmeden yoğunlaşır ve alçak bir sis bulutu halinde bulunduğu bölgeyi kaplar.

Bazı yerlerde Güneş batışından sonra ani sıcaklık düşmelerinde sis görülür. Bu olay sıcak yeryüzünden kaçmak isteyen ısıyı tutacak bulutlar olmadığı zamanlarda olur. Toprağın hemen üzerindeki hava ani soğur ve su buharı yoğunlaşır. Daha yüksekçe hava henüz sıcaksa, nemli havanın yukarı çıkmasını engeller ve sis oluşur. Bu çeşit sise yersel sis adı verilir.

Sanayileşmiş kentlerde toz, duman ve zehirli gazlar sisle karışarak, zamanla solunum yolları bozuklukları ile ruhsal bozukluklara yol açabilecek kalın ve boğucu bir tabaka meydana getirirler. Havanın sülfür gazı ile kirlendiği kentlerde oluşan bulutlar, bu gazın suda çözünmesiyle oluşan seyreltik sülfürik asiti de içerirler. Bu bulutlar asitli yağışa geçmeden önce kilometrelerce yer değiştirmiş olabilirler. Yani, bir bölgenin kirliliğini bir başka bölgeye taşıyabilirler. Nitekim, Norveçli bilginler, endüstrileşmiş kesimden çok uzaklarda doğal temizliğini koruyan dağ akarsularındaki balıkların ölümüne, bu asitli yağmurların neden olduklarını kesinlikle kanıtlamışlardır. Bulut türleri: Değişik tipte bulutların incelenmesi, hava araştırmalarının önemli bir bölümüdür. Hava uzmanları bulutların yükseklik, doğrultu, şekil, büyüklük ve hızlarını bilmek zorundadırlar. Son zamanlarda meteoroloji uzmanları, bulutların fotoğraflarını üstten çekmek için yapay uydu kullanmaktadırlar. Dizi halinde çekilen bu resimlerde bulutların hareketleri de görülebilmektedir. Aynı amaç için roketler ve balonlar da kullanılabilir. Çiftçiler, gemiciler ve pilotlar hava tahmininde bulunmak için bulutlardan yararlanırlar. Tüybulutlar (sirus) çok ince ve çok yüksekte olduklarından, içlerindeki su damlaları buz kristalleri haline dönüşmüştür. Bu bulutlar deniz düzeyinden 10 km. yüksekte çok ince, dantel görünümünde bulutlardır.

Katmanbulutlar (stratus) daha alçak düzeyde görülürler. Sıcak ve nemli havanın yükselirken soğuması sonucu geniş ve düz bir tabaka halinde oluşurlar. Bu yüzden katman sözcüğü ile adlandırılmışlardır. Katmanbulut yerde görülen sis tabakasının yüksekte oluşmasından başka birşey değildir.
Çisentili yağmur, gökyüzünün alçak tabakalarındaki kara ve yoğun katmanbulutlardan dökülür. Bunlara katman karabulut (nimbostratus) denilir.

Kümebulutlar (kümülüs) üst üste sıralanmış pamuk yığınları görünümündedirler. Bunlar gökyüzünde tüybulutlardan daha alçakta, katmanbulutlardan daha yüksektedirler. Kümebulutlar yükselmekte olan sıcak hava kütleleri içerisinde oluşurlar. Sıcak havanın sürüklemesi ile yükselirler ve yükseldikçe yığınlar büyür. Planör kullananlar kümebulutları ararlar; çünkü planörün, içinde yükselebileceği sıcak hava kütlelerine gereksinmesi vardır.

Şiddetli yağmur ve fırtınalar, bazen kilometrelerce kalınlıktaki kümebulutlardan doğarlar. Bir kü-mebulut yağmur da taşıyorsa buna boranbulut (kümülonimbüs) deair. Boranbulutların tepeleri

o kadar yüksektedir ki, buradaki su damlacıkları donarlar. Kar taneciklerine dönüşen bu damlacıklar hava akımlarının etkisiyle aşağı doğru sürüklenirler ve sürüklendikçe büyürler. Yeteri kadar ağırlaştıklarında yere’düşmeye başlarlar; ancak çoğu yere varmadan erir. Havanın sıcaklığına göre getirdikleri yağış yağmur, sulu kar ya da kar şeklinde olur.

Dolu, kalın boranbulutların içinde çok kuvvetli bir hava akımı yükselmesi sonucunda meydana gelir. Damlacıklar aşağı yukarı savrulurken tekrar tekrar erir ve donarlar. Fırtınanın şiddeti fazlaysa dolu taneleri yere varmadan önce, çok büyük boyutlara erişebilirler. 1928’de Nebraska’ya düşen ve bugüne değin görülen en büyük dolu tanesinin ağırlığı 1,5 kg. ve çevresi 45 cm. idi.

Yıldırım, sıcak ve rutubetli havanın yukarı doğru saatte 30-90 km. hızla hareketi sonucunda meydana gelir. Su damlaları buz kristalleri ve hava molekülleri kümebulut içinde birbirine şiddetle sürtünürler ve sürtünme sonucu elektriklenirler.

Pozitif ve negatif olmak üzere iki türlü elektrik yükü vardır. Su damlaları ve buz tanecikleri pozitif yüklü, su buharı ve hava molekülleri ise negatif yüklüdürler. Pozitif yükler bulutların üst kısımlarında, negatif yükler ise alt kısımlarında oluşmaya yatkındırlar, iki farklı yük arasında şiddetli bir çekim kuvveti vardır. Aradaki hava tabakası negatif yüklerin pozitif yüklere doğru hareketlerini engeller. Yalnız bu yüklerin miktarı o denli büyük olabilir ki, oluşan büyük kuvvet, yükleri hava boşluğu içinde yol bulmaya zorlar. Bu zorlama sırasında sıcaklık ve ışık oluşur, işte şimşeğin parlak ışığı akkor haline gelmiş havanın ışığıdır.

Fakat biz daha çok bulutla yer arasındaki şeklini görürüz. Bu durumda bulutun altındaki toprak pozitif yüklüdür.

Yıldırım sırasındaki elektrik boşalması çevredeki hava moleküllerini karıştırır. Çok ani olarak oluşan dalgalar, büyük bir gürültüye yol açarlar. Bu gürültü gökgürültüsüdür. Sesin bulutlara çarpması gümbürtülü yankılara yol açar. Ses, şimşek parıltısı ile aynı anda doğar, ancak hızının az olması, onu daha geç duymamıza neden olur.

Yıldırım bulutlarının alttan görünüşü koyu esmer ve korkutucu, yandan görünüşü ise çarpıcı güzelliktedir. Üst kısımları yüksekten esen rüzgârların etkisinde kalan yıldırım bulutu demirci örsünü andırır. Batan Cüneşin kayısı rengiyle renklendirdiği böyle bir bulut, yakınından geçen bir uçağın pilotuna olağanüstü güzellikte bir görünüm sağlar.

Havayı denetimimiz altında tutabilir miyiz? Yağmur bulutlarını yağıştan alıkoyabilir miyiz? Bazen bir bulutun istenmeyen bir yere yağmur yağdırması önlenebilir. Bu, bulutu daha önce yağışa geçirterek gerçekleştirilir. Bu yöntem ekinleri şiddetli yağmur ve doludan koruma açısından yararlıdır.

Tozlamayolu ile bilginler yağmur bulutu yapabilirler. Buz kristallerini andıran kristaller uçaklardan ya da yerdeki roketlerden havaya fırlatılırlar. Kristaller tıpkı boranbulutlardaki kristaller gibi yağmura dönüşecek olan kar taneleri halinde gelişirler. Bu amaçla, yapı bakımından buz kristallerine çok benzeyen gümüş iyodür kristalleri kullanılır. Ancak tarımda en çok zarara yol açan kümebulutlara tozlama yöntemi çok güç uygulanmaktadır. Bu yöntem daha çok katmanbulutları ve sisi dağıtmak için uygundur.

 

 

Yorum yazın