Bulgaristan Hakkında Bilgi

Bulgaristan Hakkında Bilgi

Romanya, Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye ile çevrili olan Bulgaristan, hareketli bir tarih yaşamış, sınırları sık sık değişmiş bir ülkedir. Gelenek, dil ve kültür bakımından İslav olan ülke, günümüzde en sadık müttefiği olduğu Rusya’yla kader birliği etmiş durumdadır.
• Bulgaristan’da coğrafya a- çısından hiç bir bütünlük yoktur. Karadeniz kıyısına geniş ölçüde açılan dağlık ve ovalık bir ülkedir. Kuzeyde Balkan kütlesi ya da Stara Planina («Eski dağ»), Romen Karpatları’nın bir uzantısıdır ve denize kadar geniş bir kıvrım çizer. Pek fazla yüksek olmamasına karşılık sarp, sert iklimli, aşılması güç bir dağdır. Güneyde, Yunanistan sınırı yakınında, yükseltisi yer yer
3 000 m’yi bulan Rodop kütlesi yükselir; daha yağışlı bir dağ olduğundan güzel ormanlarla kaplıdır ve kurt, vaşak, bozayı, geyik, dağkeçisi gibi birçok hayvan barındırır. Bu kütle, Meriç ovasının ötesinde iki başka kütleyle uzanır: Sredna Gora («Orta dağ») ve Sarnena Gora («Geyikler dağı»). ‘
• Dağların yalçın görünüşleriyle çelişen Bulgaristan ovaları, kuzeyde Tuna kıyısında uzanır, güneydoğuda ise Meriç ırmağını çevreler. Ülkenin her yerinde, sert kara iklimi Akdeniz bitki örtüsünü engeller. Ovalar, iyice makineleşmiş dev tarım kooperatifleriyle işlenen, sulamayla daha da yoğunlaştırılan tarım bölgeleridir. Güneye ve Meriç havzasının verimli topraklarına doğru ilerlendikçe, tahıl tarımının yerini yavaş yavaş yüksek verimli sebze tarımı t biber, hıyar, karpuz, kavun, domates, meyve) ve sanayi bitkileri tarımı (tütün, pamuk, ayçiçeği, üzüm) alır.

• Karadeniz kıyısındaki 200 km’lik kıyı bölgesinde yalnızca iki büyük liman vardır. Varna (251 588 nüf.) ve Burgaz (144 000 nüf.). Yakın dönemde bu bölge geniş ölçüde turizme açılmıştır ve ince kumlu plajlarıyla yaz mevsiminde birçok turist çekmektedir. Ülkenin başlıca kentleri arasında, Meriç kıyısında önemli bir tarım ve sanayi merkezi olan Filibe (Plovdiv 309 242 nüf ), Tuna kıyısında ırmak limanı Rusçuk (163 012 nüf.) ve İsker havzası’ kıyısındaki başkent Sofya (965 728 nüf.) sayılabilir.
• Eskiçağ’da bir Yunan sömürgesi olan Bulgaristan, bugünkü adım ve özelliklerini İ.S. 681 yılında aldı. O yıl, Türk asıllı Bulgar kabilelerini ve ülkeye o sırada yerleşmiş olan İslav kabilelerini bir araya toplayan Asparuh Han, Bizans baskısı karşısında sıkıca birbirine bağlı insanlardan oluşan ilk Bulgar krallığını kurdu. Bulgaristan krallığı, ortodoks dinini benimsemediği halde İslav dilini ve kiril alfabesini benimseyerek Bizans’ın kültür etkisine direndi. Boris (852-889) ve Simeon (893-927) dönemlerinde bu yönelimin artması, sanat ve edebiyatın gelişmesini sağladı. Ama o sıralarda derebeylik düzenine karşı ayaklanan köylüler arasında yayılan Bogomil mezhebi (rahip Bogomil, eşitlikçi bir toplum kurmak istiyordu), krallığı zayıflattı ve Bizans, Bulgaristan’ı topraklarına kattı.
• Haçlı seferleri Bizans imparatorluğunun gerilemesine yol açınca, yeniden canlanan Bulgaristan’da ikinci Bulgar krallığı kuruldu. Ama, kısa süre sonra bir Tatar akınıyla (1240) bitkin düşen krallık, 1396’da Osmanlılar tarafından fethedildi. Beş yüzyıla yakın süre Osmanlı egemenliğinde kalan Bulgaristan, bu dönemden büyük ölçüde etkilendi.
• Bununla birlikte dağlardaki yasa kaçakları (hayduklar), Osmanlılara gizli gizli direnmeyi sürdürdüler; Bizans’a dayalı Bulgar kültürü manastırlarda yaşadı. XVIII. yy’da doğmakta olan sanayileşme sonucu ortaya çıkan ve zenginleşen küçük burjuva sınıfı, 1876’da Osmanlılara karşı ayaklanmayı denedi. Ayaklanma bastırıldıysa da, Bulgarlara arka çıkan Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş açtı ve Bulgaristan’ın bir bölümüne bağımsızlık tanındı. Bağımsız Bulgaristan, 1878-1912 arasında, Batı ülkelerinin tahta çıkardığı Alman prensleri tarafından yönetildi ve her şeyden önce, siyasal tabanını sağlamlaştırmaya ve modernleşmeye uğraştı.

• 1912’de Ferdinand I, Bulgaristan’ı Sırp ve Yunanlıların yanında Osmanlılara karşı Balkan savaşına soktu. Bu savaş Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlandıysa da, müttefiklerine karşı beceriksizce davranan Bulgar kralı, Bükreş antlaşmasında Makedonya ve Dobruca’yı yitirdi, ayrıca ağır bir vergi ödemek zorunda kaldı.
• Ülke, 1918 ile İkinci Dünya savaşı arasında ağır bir ekonomik bunalımın sıkıntısını çekti ve Ferdinand I’in yerine geçen Boris IlI’ün (1918-1943) baskı düzeniyle yönetildi. 1944 eylülünde Sovyet birlikleri Bulgaristan’a girince, savaş sırasındaki direnmeden kaynaklanan «Vatan Cephesi» iktidara geldi. Bulgaristan, 1946’da Sovyet rejiminden hafifçe farklı bir halk cumhuriyeti oldu ve Komünist Partisi tarafından yönetilmeye başlandı.
• Günümüzde Bulgaristan, dil ve kültürüne ortak olduğu S.S.C.B’nin en sadık müttefikidir ve komünist devletler arasında komünizmin öğretilerine en bağlı olanıdır. S.S.C.B’ nden aldığı önemli para yardımlarıyla kısa sürede sanayileşmiş ve ekonomik sorunlarının bir bölümünü çözerek, kapılarını Batılı turistlere açmaya başlamıştır.

Yorum yazın