Brezilya Hakkında Bilgi

Brezilya Hakkında Bilgi

Latin Amerika’nın dev ülkesi Brezilya, yüzölçümü bakımından dünyanın beşinci büyük ülkesidir: 8 514 000 km2. Henüz tam olarak egemen olunamayan doğa, ülkede kendini bütün gücüyle ortaya koyar: Amazon gibi gerçek birer tatlı su denizi olan dev ırmaklar; yağışlı, yaşamaya elverişsiz, garip ve tehlikeli hayvanlarla dolu, sık, «yeşil cehennem» diye adlandırılan orman. Ama Brezilyalılar, şaşırtıcı bir canlılıkla doğayla savaşımı sürdürerek, hiç durmadan yepyeni girişimler peşindedirler.
• Brezilya, bir karşıtlıklar ülkesidir. Çok yeni ve çok gelişmiş bir ülkedir ama, en modern anlayış ile hâlâ taş devrinde yaşayan insanlar, en aşırı servetler ile yoksul yığınlar, en büyük hareket düşkünlüğü (orman sınırındaki öncüler) ile en tembel insanlar, bu ülkede bir aradadır.
• Brezilya, Güney Amerika nın yarısını kaplar, ama And dağlarına ulaşmaz. Özellikle bir ovalar ve yaylalar bölgesidir: Uçsuz bucaksız, hemen hemen ıssız Amazon ovası; dar ve çok kalabalık kıyı ovası; tekdüze ve çoğunlukla çorak içyaylalar (chapadalar). Okyanusa dönük iç yaylalardan kıyı ovasına, apansızın denecek biçimde girilir. Biraz ilerde kıyıda, yükseltisi yer yer bin metreyi bulan sarplıklar («serra»lar) yükselir ve hem insanların içerlere ilerlemesini,hem de suların akışını engellerler.
• Bu büyük ülkede, ÇOK çeşitli olan iklimlerin, her şeye karşın ortak bir yanı vardır: Sıcaklık. Güneydoğu ucu dışında, Brezilya topraklarının her yerinde yüksek (nemlilikle birlikte olduğunda bunaltıcı) sıcaklıklar görülür. İklim çeşitliliğinin nedeni, yagışıann bol ve düzenli olmasına bağlıdır. Yıla düzenli olarak dağılmış 4 m yağış alan Amazon bölgesinden, ortalama 400 mm yağış alan, ama bazen birkaç yıl tek damla yağış yüzü görmeyen «kuraklık poligonu»na kadar, her türlü yağışlılık derecesi görülür. Irmaklar da ülke gibi büyüktür. Başlıca ırmak Amazon ya da RioMar («Deniz Irmak») dünyanın en büyük ırmağıdır. 6 500 km (3 100’ü Brezilya’da) uzunluğundadır ve genişliği, taşkın döneminde yirmi otuz kilometreyi bulur. Ağzında, Hollanda büyüklüğündeki Maxajo adasının çevresinde iki kola ayrılır. Brezilya topraklarının öteki ucunda, güneye ve Plata ırmağına doğru, Paraguay ve Parana ırmakları akar. Binlerce km’lik bölümleri ulaşıma elverişli olan bu ırmakların tümü, kusursuz ulaşım yolları oluşturur. Bununla birlikte
serra’yı aşan tek önemli ırmak Sao Francisco’dur. Bu geçiş sırasında çağlayanlar (Paulo Alfonso çağlayanları) yapmasına karşılık, iç bölgelere ulaşım olanağı sağlar ve «ulusal birlik ırmağı» diye adlandırılır.
• Başlangıçta kıyı bölgesinin her yanını örten ormanların yerini, uzun süreden beri büyük tarım işletmeleri almıştır. Ama ülke bütünüyle ele alındığında, doğal bitki örtüsünün birçok yerde korunduğu görülür : Yapraklarını hiç dökmeyen sık ve nemli orman (mata), milyonlarca hektarı örter. Kuzeydeki kurak yaylalarda, bitki örtüsünün azlığıyla, boğum boğum dallı kuru ağaçlarıyla, yanmış izlenimi uyandıran «beyaz orman» (caatinga) yeralır. İç yaylalardan güneye doğru önce savana (campo cerrado), sonra çayırlar (pampa) uzanır.
• Brezilya toprakları, 1500’de Portekizli Cabral tarafından bulundu. Ama o tarihten daha önce, 1494 yılında, «Yeni Dün- ya»yı İspanya ve Portekiz arasında bölüştüren Tordesillas antlaşmasıyla Portekiz’e düşen bölümde kalmıştı. Bu – yüzden Brezilya’nın dili portekizcedir ve dünyanın en büyük katolik ülkesidir.
• Sömürge dönemi süresince Afrika’dan köle olarak getirilen zenciler, ülkenin yerlisi o- lan kızılderililer, sömürgecilerin ırkçı önyargıları olmadığı için Portekizlilerle karıştılar ve Brezilya toplumu, hemen hemen eşine raslanmayan bir insanlık başarısı oluşturdu. Son otuz kırk yıldır ülkeye göçen Japonlar ve Almanlar da, özellikle güney uçta canlı topluluklar oluşturdular.
• Birkaç yıldır Brezilya’nın nüfusu hızla artmaktadır. Oldukça yüksek olan ölüm oranını, binde 42’yi aşan çok yüksek doğum oranı kolayca karşılamakta ve çocuk ölüm oranının yüksekliğine karşılık, gençlerin sayısı hızla çoğalmaktadır.
• Her on Brezilyalıdan dokuzu Okyanus yakınında, yani toprakların yüzde 10’undan azı üstünde yaşar. En kalabalık kırsal bölgeler ve en büyük kentler bu kesimde yeralır. Kuzeyden güneye doğru: For- taleza; Recife; Salvador; Rio de janeiro; Sao Paulo; Porto Alegre; vb.
• «Batıya yürüyüş»le halkın çok küçük bir bölümü ilgilenmiştir. Buna karşılık, sayısı giderek artan kalabalıklar kentlere göçmektedir: Her iki Brezilyalıdan biri kentte yaşar. Büyük yerleşme merkezleri ölçüsüz biçimde büyümekte, çevrelerinde, topraklarından kopmuş binlerce kişinin en yoksul koşullar altında yaşadığı gecekondu semtleri (Rio de Janeiro favella’ları) gelişmektedir.
• Brezilya’nın ekonomisi, u- zun süre büyük bir dengesizlik içinde çırpındı. Ülke, bütün güçlerini ihracata dönük tek bir stratejiye yöneltiyordu. Böylece birbirini izleyen şaşırtıcı ekonomik patlamalar ve ağır sonuçlara yolaçan a- pansız çökmeler geçirdi. Sözgelimi, XVII. yy’da ülkenin
kuzeydoğusu kıyısında yapılan ve zenci köle ticaretine yolaçan şekerkamışı tarımı, büyük başarıya ulaştı. Ama komşu Antil adalarının rekabeti, Brezilyalı şekerkamışı üreticilerini iflasa sürükledi. XVIII. yy’da ülke, iç bölümlere, Mi- nas Gerais eyaletine koşan altın ve değerli maden arayıcılarının akınına uğradı. Ertesi yüzyılın ortasına kadar süren bu çılgınlık, Ouro Preto («Siyah Altın») ya da Diamanti- na gibi görmemişçe bir zenginlikle süslü yapılarla dolu kentlerin doğmasına yolaçtı.
• Sonra, değerli madenlerin yerini kauçuk aldı ve XIX. yy’da Manaus mucizesi gerçekleşti. Amazon bölgesinin ortasındaki bu küçük, unutulmuş yer, birkaç yıl içinde saçma ve küstahça bir görkemliliğe ulaştı. Uzakdoğu’daki İngiliz tarım işletmeleri Brezil-‘ ya’nın kauçuk tekeline son verince, Manaus da uykuya daldı. Ama kauçuğun yerini hemen kahve aldı ve güney eyaletleri (Minas Gerais, Espirito Santo, Rio de Janeiro, Guana- bara, Sao Paulo) zenginleşti. 1930 yılındaki büyük ekonomik bunalım kahve fiyatlarını geniş ölçüde düşürünce, Brezilyalılar ürünlerini vagonlarda yakmak zorunda kaldılar.
• Bu yeni çöküntü ağır bir ders oldu ve Brezilya o tarihten sonra, ekonomisini çeşitlendirmeye, özellikle de güçlü bir sanayi kurmaya yöneldi.
• Bununla birlikte, tarımda hâlâ etkin nüfusun yüzde 50’si çalışır. Ülkede bazıları son derece yeni yöntemlerle ekilen çok büyük mülklerle, çok sayıda küçük çiftlik vardır. Büyük topraklarda genellikle ihracata dönük tarım yapıldığı için, besin (manyoka, mısır, fasulye) yetersizdir. Brezilya kahve üretiminde dünyada birinci, kakao, pamuk ve yerfıs- tığında üçüncüdür. Ülkede ayrıca şekerkamışı ve tütün de yetiştirilir; öte yandan, turunç- gil ve üzüm üretimi de gelişmektedir. Bu etkinliklerin tümü kıyı kuşağındadır, iç yaylalar ise hayvancılığa ayrılmıştır. Brezilya, yüz milyon başa yakın sığır sürüsüyle dünyada üçüncü gelir. Ayrıca, ülkenin hâlâ yarısını kaplayan ormanlardan değerli keresteler, kauçuk ve çiklet yapımında kullanılan «çikle» gibi birçok başka ağaç sütü elde edilir.
• İşçilerin yüzde 15’i sanayide çalışır. Yeni ve büyük ilerlemelere karşılık, Brezilya sanayisi, ülkenin enerji ve maden filizleri göz önünde tutulursa, bekleneni vermekten çok uzaktır. Gerçekten Bahia körfezinde (Salvador) etkin biçimde işletilen petrol yatakları vardır ve Amazon ormanının altında da gerçek bir petrol denizinin yeraldığı sanılmaktadır. Büyük ırmakların bulunduğu ülkenin hidroelektrik olanakları da büyüktür. Ayrıca, Brezilya’da çeşitli maden yatakları vardır: Manganez; amyant; boksit; kalay… Özellikle hematit ve çok yüksek maden kapsamlı demir filizi rezervleri önemlidir.
• 1939’a kadar görülmeyen imalat sanayisi, 1941’de Rio de janeiro ile Sao Paulo arasında Volta Redonda metalürji tesisinin kurulmasıyla gelişmeye başlamıştır. Özellikle bazı kesimler son derece hızla gelişmiştir. Sözgelimi, Brezilya, Latin Amerika’da otomobil üreten tek ülkedir. Hızlı kentleşmenin gerektirdiği çimento ve kimya sanayisi de büyük bir gelişme göstermektedir. A- ma etkin nüfusun üçte birinin üçüncü kesimde (ticaret, bankalar, hizmetler) çalışmasına karşılık, bu üçüncü kesim asalak bir kesimdir; bir başka deyişle, biçim değiştirmiş gizli bir işsizliktir.
• Brezilya, karışık bir siyasal iklimin doğurduğu son derece ağır ekonomik ve toplumsal sorunlarla karşı karşıyadır. Halkın önemli bir bölümü, büyük bir yoksulluk içinde yaşar : İki Brezilyalıdan biri okuma yazma bilmez, kötü beslenir ve yalınayak gezer. Ortalama ömür düzeyi çok düşüktür. Yoksulluk duygusunu, bir azınlığın (büyük toprak sahipleri ve büyük sanayiciler) aşırı zenginliği büsbütün artırmaktadır.
• Bu eşitsizliğin kaynağı ise toprak düzenidir İşlenen toprakların yüzde 15’i, 10 000 hektardan büyük çiftliklerden o- luşurken, çiftliklerin üçte biri, bu yüzeyin yüzde l’inden küçüktür. Bu düzen, ayrıca büyük bir savurganlığa da yol- açar. Gelir kaynağı olmayan çiftçilerin işlediği küçük çiftlikler, onları gereğince doyurmağa yetmez-, büyük çiftliklfer* de ise tersine, toprak ya son derece yaygın biçimde işlenerek gerektiği gibi kullanılmaz ya da gübre katkısı yapılmaksızın sürekli olarak tek bir bitkiyi yetiştirme, milyarlarca hektar toprağı tüketir. Ama bütün bunlara karşılık, büyük toprak sahiplerinin direnmesi, bir toprak reformu yapılmasını engellemiştir.
• Brezilya halkı, sanayinin gelişmesiyle yoksulluktan kurtulabilecek midir? Şimdilik, sanayi gelişmesini sermaye azlığı, ulaşım araçları azlığı ve Brezilyalıların satın alma gücünün düşüklüğü engellemektedir.
• Nüfus yoğunluğunun çok hızla artması da bir başka engeldir. Halkın yaşam düzeyini yükseltmek ya da aynı yerde tutmak için, üretimi artırmak, işleri çoğaltmak gerekmektedir. Ama gençlerin çok kalabalık bir bütün oluşturmaları, hemen kazanç sağlayacak yatırımlara gitmek yerine, doğrudan doğruya üretken olmayan harcamalara yolaç- maktadır. Yoksulluk ve zenginlik de ülke topraklarına e- şit biçimde dağılmaz. Kıyı ile iç bölge, kuzey ile güney arasındaki bölgesel eşitsizlikler büyüktür. Sözgelimi, Brezilya’ nın tarihsel merkezi kuzeyde,
büyük tarım işletmelerinin a- lanı olan Recife, Bahia gibi büyük kentlerin bulunduğu kıyı kuşağı ile kuraklığın kasıp kavurduğu iç bölge (ser- tao) arasında büyük bir çelişki görülür. Bu «açlık poligonumdan kentlere doğru göç dalgası, iklim bunalımları sırasında çoğalır. Ve aç insan yığınları kıyıya doğru akar.
• Brezilya’nın güneydoğusu en canlı bölgedir. Kahve işletmeleri, madenler, sanayi tesisleri, Sao Paulo ve Rio gibi büyük merkezler, bu bölgede yeralır. 1960’a kadar ülkenin

başkenti olan Rio, limanı, üniversitesi, kumsalları (Copacabana, İpanema) ve karnavalıyla ünlüdür.
• Rio karnavalında dört gün dört gece müzik çalınır ve dans edilir. 52 samba okulunun öğrencileri geçit töreninde renkli giysileri ve özgürlük yarışındaki danslarıyla göz kamaştırırlar. Ama Recife’den Santos’a (Sao Paulo’nun limanı) kadar, kalabalık, kentleşmiş, toprakları işlenen Brezilya’nın uzanmasına karşılık, ülkenin geri kalan bölümü gerek güneyde (pampa ve büyük yetiştiriciler bölgesi), gerek kuzeyde (Amazon ormanı) henüz ıssızdır.
• Amazon bölgesinin yüzde 40’ı su ve ormanla kaplıdır. Dünyanın her 4 ağacından biri Amazon bölgesinde biter. Orman (Selva), iklimi, garip ve aşılmaz bitkileri, böcek, yılan, timsah ve et yiyen balıklar (piranhalar) kapsayan hayvanlarıyla insanların yaşamasına son derece elverişsizdir. Amazon’u aşacak karayolunun tamamlanmasıyla, insanlara açılması beklenmektedir.
• Ama Kubitschek’in girişimiyle Niemeyer ve Lucio Cos- ta tarafından kurulan yeni başkent Brasilia’nın yarı yarıya başarısızlıkla sonuçlandığı düşünülürse, çok umuda kapılmamak gerekir. 21 Nisan 1960’ta Matto Grosso eyaletinin ortasında hizmete açılan, Brezilyalıların bütün topraklarını değerlendirmek, insanları bu topraklara daha iyi dağıtmak, birbirine benzemeyen bölgeleri daha iyi bağlamak isteğinden doğmuş olan Brasilia, şimdiden kaygı verici bir uyuşukluğa yuvarlanmış görünmektedir.

Yorum yazın