Belçika Hakkında Bilgiler

Belçika Hakkında Bilgiler
• Bir buÇuk yüzyıllık bağımsızlıktan sonra, 1940’tan bu yana, Belçika’nın artık ayakta duramayacağı konusunda sürekli tartışmalar, çekişmeler
olagelmektedir. 183ü’da yaratılan bu ulusun, aslında ikisi tarihin, biri de ilk ikisinin karışımının ürünü olan üç ulus olduğu söylenir: Flandre bölgesi halkı; Wallon bölgesi halkı; Brüksel bölgesi halkı.
• Hareketli bir tarih boyunca birbirini izleyen egemenlikler, özerkliklerine sıkı sıkıya bağlı düklüklerin, kentlerin ya da illerin özgürlük savlarını büsbütün pekiştirdi. Onların Avrupa’nın en küçük devletini (yüzölçümü 30 513 km’) oluşturacak biçimde bir araya geleceklerini gösteren hiç bir belirti yoktu. Bu köklü ayrılıklar, günümüzde bile, gerçek bir ekonomik refahın perdelediği birlik eksikliğini beslemektedir

GÖRÜNÜM
• Flandre bölgesi üstünden uçakla yapılacak kısa bir yolculukta, kumsallardan, kıyı kentlerinden oluşan bir şerit ile kanalların suladığı, bentlerin koruduğu alçak bir ova görülür. Bu alçak ovada Ostende ve Knokke çevresinde, tahıl ve şeker pancarı yetiştiren büyük çiftlikler yeralır.
Yüzölçümü:
30 513 km2 Nüfusu:
9 837 413 nüf. (1977) Başkenti:
Brüksel
(1 028 972 nüf.) Siyasal rejimi: Meşruti Krallık Para birimi:
Belçika frankı Dili: Flamanca, fransızca, wallon lehçesi
• Alçak ovayı büyük Flaman ovası ve XV. yy’daki ticaret zenginliğini anımsatan Brugge kenti izler. Flandre bölgesi,doğudan batıya korularla örtülüdür. Ortaçağın büyük kumaş üreticisi siteleri bu bölgede yeralır. Gand ve İeper kentlerinde dokumacılık geleneği sürmektedir.
• Bu alçak bölgenin güneyinde, balçıklı yaylalarıyla Wallon bölgesi yeralır: Hainaut (flam. Henegouwen), Brabant ve Hesbaye (flam. Haspen- gouw). Bölgede büyük alanlar tahıl tarımına ayrılmıştır.
• Brabant yaylasının kenarında, ülkenin aşağı yukarı geometrik merkezinde, başkent Brüksel, bir milyonu aşkın kişi barındırır. Görkemli bir belediye konağı, flaman üslubunda evleri, Kuzey’e özgü açık sözlü insanlarıyla Brüksel, geçmişi canlandıran bir kenttir. Ama aynı zamanda Atomium anıtı, modern yapıları, düzgün caddeleri ve yoğun trafiğiyle
çağdaş bir kenttir ve Brabant ilinin merkezidir.
• Wallon yaylalarını güneyde maden ocakları, yüksek fırınlar, çelik fabrikaları, metalürji tesjsleri, kimya sanayisi tesisleri sınırlar. Bu ağır sanayi görünümü, XIX. yy’da maden kömürü havzası üstünde kurulmuştur. Doğu’da eski piskoposluk kenti Liège, Maas (fr. Meuse) ırmağı kıyısında gelişerek, Belçika’nın büyük de- mir-çelik sanayisi merkezi olmuştur. Ardenne, sık meşe ve çam ormanları arasında gizli barajlarıyla Belçika’nın su deposudur.
• Suları ülkenin iç bölümüne uzanan Escaut (flam. Schelde) ırmağı sayesinde Anvers (flam. Antwerpen) kenti (650 000 nüf.), yılda 60 milyon ton trafiğiyle Avrupa’ mn jkinci büyük limanıdır. Flaman bölgesinin ressam Ru- bens’in ün kazandırdığı bu merkezi, büyük bir Hansa sitesi olduğu dönemin zengin görünümünü korumuştur.
• Irmakların ulaşıma elverişliliğini sık bir kanallar ağı destekler; ırmak, deniz ve kara u- laşım yollarının bolluğu, bir kavşak noktası olan ülkede büyük rol oynar ve zenginliği-
ne önemli ölçüde katkıda bulunur.
İNSANLAR
• 9 837 413 nüfusla (1977) Belçika, dünyanın nüfus yoğunluğu en yüksek ülkelerinden biridir: Km2’ye 315 kişi. Daha Ortaçağ’da, Flaman siteleri Batı dünyasının en etkin ve zengin siteleri arasındaydı. Ülkede kentler, kısa aralıklarla birbirini izler. Brüksel (1 028 972 nüf.), Liège (618 565 nüf.), Brugge, Gand ve Anvers, ülkenin altın çağının görkemli izlerini taşıyan, sanat anıtlarıyla dolu kentlerdir.
• Belçika halkı, iki-di] grubuna ayrılır: Hollanda diline yakın olan flamanca; Fransa’nın kuzey bölgelerinde konuşulan dile çok benzeyen wallon lehçesi. Bu diller arasındaki imgesel sınır, Mouscron’un kuzeyinden, Rebaix’nin güneyinden, Brüksel’den, Louvain’den ve Liège’in kuzeyinden geçer. Brüksel’de her iki dil, Anvers’ te flamanca, Liège’de wallon lehçesi konuşulur. Alman asıllı Flamanlar ile kelt-roma asıllı Wallonlar arasındaki bazı ırk ve kültür ayrılıklarını da

yansıtan dil karşıtlığı,, sürekli bir çekişme konusudur. Ülkede ayrıca fransızca da konuşulmaktadır.
EKONOMİ
• Büyük ölçüde uzmanlaşmış olan tarım, özellikle sanayi bitkileri yetiştiriciliğine dayalıdır: Şeker kamışı; tütün; şerbetçi otu; hindiba. Bu ürünler, besin sanayisine (şeker fabrikaları, bira fabrikaları) gerekli hammaddeyi sağlar.
• Ekonomide birinci derecede rol oynayan sanayi (etkin nüfusun yüzde 55’i), özellikle Sambre-Maas karığında ve vadiler boyunca yerleşmiştir. Belçika, metalürji sanayisinde dünyanın dokuzuncu ülkesidir.
• Dokuma sanayisi, Ortaçağ’ da Brüksel ve Meschelen’in (fr. Malines) dantellerine Avrupa’ nin her yanında ün kazandıran eski geleneğin kalıntısıdır. Günümüzde, özellikle yün ve pamuk işlenir. Ne var ki, görünüşte refah içinde olan bu e- konomi, bazı güçlüklerle karşı karşıyadır; ülkenin etkinliği, VVallon illeri zararına kuzeye doğru kaymaktadır ve güneyde işsizlik başgöstermiştir.
• Değişik görünümleri, yoğun ve çok çeşitli tarımı, çeşitlenmiş sanayisi, büyük yerleşme merkezleri, limanlan, biriyle Latin dünyasına, ötekiyle Germen dünyasına bağlandığı iki dil topluluğu, öteki Avrupa ülkeleriyle ve denizaşırı ülkelerle çeşitli ilişkileri, Belçika’ya sanki bütün Batı Avrupa’nın özelliklerini kendisinde toplamış küçük bir çekirdek niteliği kazandırmıştır.
GEÇMİŞ
• Belçika’nın tarihi Avrupa’ nınkiyle karışır. Farklı bölgelerden oluşan ülke, sürekli o- larak farklı uygarlıklar arasında parçalanmıştır. Önce Sezar lejyonlarının, ardından Germen akınlarmın aştığı ülke, alın çağını Fransız Karolenj sü
lalesi döneminde yaşadı. Ama bu sülalenin çökmesi, Norman akınları ve Charlemagne imparatorluğunun bölüşülmesi, yeni bir karışıklıklar dönemine yolaçtı.
• X. ve XI. yy’lara doğru yerel aristokrasi, karışıklıklardan ve merkezi iktidar yokluğundan yararlanarak, geniş bir özerklik sağladı. Çeşitli prenslikler, düklükler, kontluklar arasında bir denge oluştu. XI. ve XIV. yy’lar arasında kentler zenginleşti, ekonomi ve ticaret önemli ölçüde gelişti. Ama aşırı nüfus kalabalıklığının yolaç- tığı kıtlık ve salgın hastalıklar sonucunda, ayaklanmalar patlak verdi ve el sanatçılarıyla zengin burjuvalar arasındaki karşıtlık arttı. O güne kadar titizlikle korunan kentlerin bağımsızlığı, 1384’te Bourgogne dükü Atak Philippe’in Flandre düşesi Marguerite’le evlenip, bu eyaleti çeyiz olarak almasıyla sona erdi. Atak Philippe’
in torunu, bu etkiyi daha da artırarak, 1455’te bugünkü Belçika’nın, Hollanda’nın ve Lük- semburg’un büyük bölümünü elde etti (Felemenk). Bour- gogne sülalesinin egemenlik döneminde, kentlerde sanat,
o güne kadar görülmemiş biçimde gelişti. Ama XV. yy. sonunda, taşra illeri büyük ölçüde yoksullaştı.
• 1477’de Yiğit Charles, yalnızca bir kız varis (Marie) bırakarak ölünce, bu büyük «Bour- gogne krallığı» parçalandı. Flaman prensleri, ülkeyi Fransa’ nin ilhak etmesinden kurtulmak umuduyla, genç düşesi Habsburg sülalesinden Avus-

turya arşidükü Maximilian, ile evlendirdiler. Oğullan Güzel Philippe, bir İspanyol prensesiyle evlendi; bu evlilik, Felemenk için yeni bir dönüm noktası oldu ve o tarihten sonra ülke İspanyol egemenlıgine girdi.
• Güzel Philippe’in varisi Kari V (1500’de Gandda doğdu), Felemenk’ten Sicilya’ya kadar uzanan bir imparatorluğa e- gemendi; ama . o sırada 17 ilden oluşan anayurdunu da u- nutmuyordu Ekonomik gelişme yeniden başladı; ne var ki, İspanyol egemenliği döneminde “halk yoksulluktan kurtulamadı. Brabantlılar ve Flamanların protestanlıgı benimseme- léri, İspanyol engizisyonunun 1529’da yüzlerce «sapkın ı diri
.diri yakmasına yolaçtı.
• 1621-1715 yılları arasında Belçika, Habsburglar ile Bour- bonlar arasında savaş alanı oldu. Utrecht ve Bavyera antlaşmaları (1713-1715) sonucunda, birçok güney ili Fransa’ya, Ispanya Habsburglarının Katolik Felemenk’i ise Avusturya’ya geçti. 1715’te başlayan ve 1792’ de sona eren bu Avusturya yönetimi sırasında, imparator Joseph II. her türlü yenilikçi düşünceye açıkça karşı koydu.
• Avusturya egemenliği Fransız Devrimii’yle sona erdi. Kurtarıcı olarak karşılanan Fransız devrimcileri, 1795’te Felemenk’i ilhak ettiler. Dokuz i- dare bölgesine bölünen Felemenk ve eski Liège prensliği, Fransız imparatorluğunun illeri haline geldiler. Ama hükümdarları Wilhelm I’in despotluğundan bıkan Belçikalılar, 1830 da ayaklanarak bugünkü Belçika krallığını kurdular.
• Geçici bir hükümet, 4 Ekim 1830’da ülkenin bağımsızlığını ilan etti. Belçikalılar, Sakson- ya-Coburg prensi Leopold’u kral seçtiler. Leopold I, ülkeyi meşruti bir krallık çerçevesi i- çinde yönetti. Yürütme gücü kralda, yasama gücü meclis
ve senatoda idi. Leopold I’in yerine geçen Leopold II (1865 – 1909), ülkenin ekonomik gelişmesinin kurucusu oldu ve kişisel mülkü olan Kongo’yu Belçika’ya miras bıraktı,
• 1914’te ve 1940 ta Almanların. yansızlığına aldırış etmeksizin işgal ettikleri ülke, savaştan büyük zarar gördü. Kral Leopold III, 1951’de, oğlu bugünkü kral Baudouın yararına tahttan çekildi.
BİRLİĞE DOĞRU MU?
• VVallonların yüzyıl süreyle Flamanlara egemen olmaları – 1927 ye kadar Flamanların kendi dillerinde öğretim yapan bir üniversiteleri yoktu – nerdey- se ülkeyi parçalayacaktı. 1960 yıllarında ülkeyi sarsan dil bunalımları, kültür ve ekonomi sorunlarının bilincine varılmasını sağladı ve bir federasyon düşüncesine yönelme oldu.
• Belçikalılar,yeni bir anayasa hazırlamaya karar verdiler.
Kuzeyli an! işli Flamanlar ve Akdeniz anlayışlı Wallonlar, yüzyılın, üstünde en çok uğraşılan metinlerinden birini ha zırlamaya başladılar. Bölgeleş- meye yönelen bir Avrupa’da öncü olmayı isteyerek, 1971 temmuzunda, uzun süredir beklenen yeni anayasayı benimsediler.
• Yeni Belçika anayasası, Wallon ve Flaman toplumlan- nnın kültür özerkliğini somutlaştırdı, parlamentoda dil gruplarını örgütledi, büyük yerleşme merkezleri kurulmasını ve köy federasyonları yaratılmasını destekledi. «Aile babasının özgürlüğü »nü, yani bir baba nin Brüksel çevresindeki ko münlerde çocuklarını fransı

ca ya da Hollanda dilinde öğretim yapan okullardan hangisine göndereceğine karar verme özgürlüğünü, yeniden tanıdı.
• Zamanla Belçika’da tarih yön değiştirdi. Eskiden Fransız asıllı VVallonlar iktidarı ellerinde tutuyor, üstelik Sambre ve Maaş maden kömürleri sayesinde gerçekleştirdikleri ilk sanayi devriminden yararlanıyorlardı. Bu durum, denizden Anvers, Gand ve Zeebrugge’ye getirilen petrolün maden kömürünü tahtından indirmesine kadar sürdü. O tarihte, Flandre bölgesinde modem çağın fabrikaları kuruldu. Wallon bölgesi ise. iflasa giden kömür ocaklarını kurtarmak için milyarlar harcıyordu. Ama çabalar işe yaramadı ve kömür ü- retimi günden güne düştü: 1957 de 29 milyon ton, 1969’da 13 milyon ton taşkömürü; 1959 da 140 000, günümüzde 37 000 kömür işçisi.
• İkinci Dünya savaşının bitiminden bu yana, ekonomik denge önemli ölçüde değişti. Ortak Pazar denen Avrupa E- konomik Topluluğu nun merkezi Brüksel oldu (1957). 1959 ve 1966 da çıkarılan gelişme yasaları, ülkenin gelişmesini u- yumlu kılmak amacıyla Belçika yı Avrupa sermayesine açtı. Yalnızca Hainautta, yabancı sanayi yatırımları 1959 – 1968 döneminde 9,5 milyar Belçika frankı iken, 1969 yılında 14,5 milyar Belçika frankı oldu.
• Öteden beri ticaretle uğraşan Belçikalılar, ihracata yönelerek, günümüzde katışıklı ulusal üretimin yüzde 4U’ım ihraç etmeyi başardılar. Buna bir örnek olarak, ülkenin yılda üretilen 8 300 000 otomobilden 7u0 üOO’ini ihraç etmesini gösterebiliriz. Belçika, hammaddeler satın alarak, işledikten sonra satar. A.B.D., Fransız, Alman ve Hollanda yatırımları sayesinde, Ortak Pazar’da sağlam bir yer edin-
mıştir.
• Belçika, sınırlarını yabancı sermayeye açmakla, büyük komşularının -ekonomik canlılığına katılmıştır. Tek sorunu, ülkenin iki büyük bölümü arasındaki dengeyi bozulmadan koruyabilmektir. Ama büyüme ritminin 1980 yıh sonunda Flandre’da VVallon bölgesinin iki katı olacağı hesaplandığından, iki toplum arasındaki birlik henüz çok güçsüzdür.
CHARLEMAGNE /
HANSA / KARL V /
ORTAK PAZAR /
REFORM

Yorum yazın