Asya hakkında bilgiler

Asya hakkında bilgiler
Asya kıtaların en büyüğüdür. 44,4 milyon km. kareyi bulan yüzölçümüyle karaların üçte birine yakınını meydana getirir. Batıda Ural dağları boyunca Avrupa’ya bitişiktir, Süveyş kanalı ve Kızıl denizle Afrika’dan ayrılır. Güneyde Hint okyanusuyle kuşatılır. Doğudan, Büyük okyanusla çevrilidir.

Asya kıtasının uç noktaları kuzeyde Sibirya’daki Çelyuskin burnu (77° 40’K), güneyde Malaka’da Burn burnu (1° 16’K), batıda Anadolu’da Baba-burnu (26° 5’D), doğuda Çukçi yarımadasında Deşnev burnu (169° 40’B) dur. Fakat adaları da göz önünde tutulunca Asya’nın kuzey sınırı 81° kuzey paralelini, güney sınırı da 10° güney paralelini aşar.

En büyük üç yarımada Arap yarımadası, Hindistan ve Çinhindi, Kızıldeniz ile Güney Çin denizi arasında Hint okyanusuna sarkarak güneye doğru uzanırlar. Endonezya adaları Birmanya ve Malaka yarımadalarından başlayarak bir büyük çelenk gibi güneydoğuda sıralanırlar, doğuda ise üç geniş ada dizisi, Ryu-Kyu adaları, asıl Japon adaları grubu ve daha kuzeyde Kuril adaları uzanır. Bir de batıda Akdeniz ile Karadeniz arasında uzanan ve Asya’yı Balkan Avrupasına birleştiren Anadolu yarımadasını belirtmek gerekir. Kıtanın kuzey kıyılarında ise girinti ve çıkıntılar daha önemsizdir.
Asya’da kıyı şekillerinin bu çeşitli görünüşüne karşılık, yüzey şekilleri daha da değişik bir yapı gösterir. Genel karakter olarak kuzeyden güneye üç bölge sıralanır: Kuzeyde Sibirya ovaları bölgesi; ortada büyük dağlık bir bölge, güneyde Arap ve Hint yarımadası düzlükleri. Kuzey ovalarının büyük bir kısmı, jeoloji zamanları boyunca aşınıp düzleştirilmiş sıradağ kalıntılarıyle birbirini izleyen çok eski yüksek yaylalardan meydana gelmişlerdir. Güneydeki Arabistan, Dekkan ve Seylan yaylaları da uzak jeolojik zamanlarda kara haline gelerek aşınmaya uğramış eski bir kıtanın kalıntılarıdır. Avrupa-Asya kıtası boyunca büyük sıradağlar uzanır. Kıtada yer alan dağların gidişlerinin genel yönü batı-doğudur; dağlar çok yerde geniş yaylar çizer, bazen Pamir kitlesinde olduğu gibi, düğümlenir, sonra tekrar birbirlerinden ayrılırlar (Transhimalaya ve Himalaya). Bunların arasına en büyükleri Tibet olan geniş iç yaylalar girer. Tibet’in doğusunda sıradağlar güneydoğuya doğru kıvrılıp Çinhindi bölgesine doğru ilerler ve buradan Endonezya adalarına geçerler. Himalaya sıradağlarında ve Karakurum grubunda dünyanın en yüksek tepeleri bulunur. Başta Eve-rest tepesi (8884 m.) olmak üzere burada dorukları 8000 metreyi aşan dağlar vardır.

Pamir’den kuzeydoğuya doğru dönen dağlar, yani Tien-şan ve Altaylardan Kamçatka yarımadasına kadar ilerleyen sıradağlar daha eski kıvrımlarla meydana gelmişlerdir. Bunların arasında Doğu Türkistan ve Çungarya gibi geniş havzalar ile Go-bi gibi geniş çöl yaylaları bulunur.

Asya’da eski yaylalardan, yeni ya da eski kıvrım dağlarından başka bir de alüvyon ovaları bulunur, Fırat ve Dicle’nin meydana getirdiği Mezopotamya ovası, Indus ile Ganj’ın sürükleyip getirdikleri kalıntılardan meydana gelmiş bulunan ve Hima-laya’mn eteklerinde uzanan ovalar, geniş Çin ovası ile yakın zamanlarda akarsu alüvyonlarının kapladığı sınırsız Sibirya düzlüğü böyledirler.

Asya’da en yüksek yer şekilleri, kıtanın ortasında toplandığı için akarsular merkezden dışa doğru bir akış doğrultusu gösterirler. Asya topraklarının % 27’sinin suyu Kuzey Buz denizine, % 23’ünün-ki Büyük okyanusa, % 18’ininki Hint okyanusuna boşaltılır.

Asya akarsularının önemli bir özelliği, sularını denize gönderemeyen geniş alanların bulunuşudur. Bunlar, büyük iç havzalar olup, yüzölçümleri 5 milyon km. kareyi geçer. Buralardaki akarsular ya büyük göllere dökülürler (Sir Derya ile Amu Derya’nın sularını toplayan Aral gölü gibi), ya da çöllerin kumları arasında kaybolurlar (Taklama-kan çölünde kaybolan Tarım ırmağı gibi). Bir de iklimin son derecede kurak oluşu yüzünden hiç akarsuyu bulunmayan alanlar vardır, bunların yüzölçümleri 10 milyon km. kare kadardır.

Kıtanın kuzeyinde büyük Sibirya ırmakları Obi (5300 km.), Yenisey (3880 km.), Lena (4260 km.) yer alır; bunlar kışın uzun aylar boyunca donarlar, ilkbaharda ise çığırlarının güney kısmındaki buzlar kuzeydekilerden önce çözüldüğünden, yukarıdan gelen suların yollarını tıkayan buzlar yüzünden büyük su baskınları olur.

Büyük okyanusa dökülen ırmaklardan Amur da kışın donar. Daha güneydeki 4200 km. uzunluğundaki Hoang-Ho (Sarı ırmak) ve 5550 km.
uzunluğundaki Yang-Çe (Mavi ırmak) etrafında yüzlerce milyon insanın toplandığı su yollarıdır, özellikle ulaşıma çok uygun olan Yang-Çe binlerce yıldır Çin uygarlığına büyük faydalar sağlamaktadır.

Hint okyanusuna Hindistan yarımadasının iki büyük ırmağı olan indus (3200 km.) ile Ganj (2700 km.) dökülürler, bunlar Himalaya eteklerinde geniş ovalar meydana getirmişlerdir. Fırat ve Dicle de İran körfezi yoluyle sularını Hint okyanusuna dökerler. Akdenize ise yalnız Anadolu yarımadası üzerindeki daha kısa akarsular dökülür.

En önemli Asya gölleri ortadaki dağlık bölgenin kuzeyinde bulunurlar. En büyükleri Hazar denizi (440000 km. kare) ile Aral (62000 km. kare), geniş bir iç denizin artıklarıdır, Balkaş ve Baykal gölleri türlü derinlikteki tektonik çukurlar içinde uzanırlar; daha küçük olan başka göller de İran yaylasında ve Tibet’te dağlar arasındaki havzaların diplerini kaplarlar. Batıda Lût gölü, okyanuslar düzeyinden 394 m. daha alçakta yer alır.

Asya’nın güney-kuzey doğrultusunda yayılışı kuzey yarımküresindeki bütün iklim kuşaklarının burada yer almasını sağlar. Kutup ya da yarı kutup iklimi, çeşitli orta iklimler, tropikal iklim ve nihayet ekvator iklimi birbiri ardından gelir. Böy-lece sıcaklıklar Sibirya bölgesinde çok değişik derecelerden (Oymekon’da sıfırın altında 78°C ile dünyanın soğuk kutbu bulunmaktadır) Ekvatordaki sürekli yüksek sıcaklığa doğru yükselirken, iç bölgelerde mevsimler arasında çok şiddetli sıcaklık farkları, okyanuslara açılan kıyılar boyunca da daha hafif sıcaklık farkları görülür. Basınç değişikliklerinden meydana gelen hava akımları Asya’da muson denilen özel bir rüzgâr rejimi yaratır. Bu rüzgârlar, Güney ve Doğu Asya’da özellikle düzenli ve sert olan kış musonlarıdır; kışın Hint okyanusuna.ve Büyük okyanusa doğru soğuk ve kuru rüzgârlar halinde eserler. Yazın ise serin okyanuslardan Orta Asya’ya doğru eserler ve okyanusların üzerinden geçtikleri için bol nem getirirler; bu nem yüksek yer şekilleriyle karşılaştıkça yoğunlaşır ve yağmura döner.

Asya doğal bitki örtüsü bakımından birkaç büyük bölgeye ayrılır. Kuzey kıyıları boyunca tundura alanı uzanır, buraları yılın hemen üçte ikisinde kar ve buzla kaplıdır; yaz ayları boyunca yer ince bir yosun tabakasıyle örtülür. Tunduranın güneyinde büyük kuzey ormanları uzanır, bunlar önce seyrek bodur çamlar ve cüce huş ağaçlarıyla başlar, sonra yerlerini iri gövdeli yüksek ağaçlar alır. Tayga adı verilen bu ormanlar Sibirya’nın büyük kısmını Urallardan Büyük okyanusa kadar kaplarlar; içlerinde en çok iğneyapraklı ağaçlara rastlanır. Kıtanın doğu kesiminde tayganın arkasından güneye doğru orta iklim ormanları gelir, daha da güneyde ise subtropikal ormanlar ve geniş muson ormanları görülür. Kıtanın ortasında orman, yerini Arabistan’dan Moğolistan’a kadar uzanan çöl niteliğinde bir geniş istep kuşağına bırakır. Burada yağışların azlığı, ot ve çalı tipinden başka bitkilerin yetişmesine elvermez. Asya’nın orta bölgesinde kesin olarak çöl alanı sayılabilecek yerler Batı Türkistan’ın Kızılkum ve Karakum çölleri, Arap yarımadasının iç kısımları (Dahna ve Nufud çölleri), İran yaylasının iç kısmı (Deşt-i Kebir), Batı Türkistan ortası (Taklamakan çölü) ile geniş Gobi havzasıdır.

Asya’nın bütün güneydoğu kesimi, yani muson ikliminin etkisi altında bulunan alanlar, savanlar ve ormanlarla kaplıdır. Tarım, kıta halkının 9/10′ unun toplandığı musonlar bölgesinde gelişmiş du rumdadır. En çok tahıl ekilir (özellikle pirinç), fakat çay, meyve ağaçları ve şekerkamışı da çok yetiştirilir. Ekvatoral ormanlar ise değerli ağaçlar bakımından çok zengindirler; özellikle kauçuk ağacına çok rastlanır.

Tundura kuşağında kutup bölgesi hayvanları yaşar. Beyazayı, kutup tavşanı, fok ve evcil hayvanlardan rengeyiği bu çetin bölgelerde hayat süren göçebe kabilelerin başta gelen gelir kaynağıdır. Sibirya’da bozayı, kurt, geyik ve çok çeşitli kürklü hayvanlar yaşar, istepler ile çöller ise Afrika çöl ve savanlarındaki hayvan çeşitleriyle doludur. Burada aslan (Arabistan’da), kaplan, pars, çakal, antilop, ceylan boldur, ayrıca develer de çok işe yararlar. Musonlar bölgesinde kaplanlar, parslar, gergedanlar, çakallar savan alanlarında tiller (Asya fili) yaşar, ormanlarda maymun çoktur; sürüngenlerle tropikal kuşlarda sayısızdır.

İnsan, Asya’ya çok erkenden gelmiştir. Cava’nın “maymun adamı” ile “Pekin insanı” kalıntıları dünyada bulunmuş en eski insan örnekleridir. Bugünkü Asyalılar beyaz ve sarı derili gruplarına ayrılabilir. Güney Asya’da ise derileri daha koyu, boyları daha kısa, kıvırcık saçlı, geniş burunlu zenci tiplerine rastlanır ki, bunların bir kısmı Avustralya asıllı (Hindistan’da ve Seylan adasında), bir kısmı da Afrika asıllıdır (Andaman, Mala-ka, Filipinlerde). Beyaz derililer grubu şimdi Anadolu, İran ve Batı Türkistan yaylaları ile Arap yarımadasında ve Hindistan’da (İndus-Ganj havzası) yerleşmişlerdir, Moğol grubundan olan ırklar ise, Doğu Asya’nın sınırsız alanları ile kuzeyde ve doğuda bunları sınırlayan büyük ormanlarda yaşarlar.

Karaların üçte birini kaplayan Asya kıtası üzerinde bugün bütün insan soyunun yarıdan fazlası yaşar. Asya nüfusu 2,5 milyar civarındadır. Ortalama nüfus yoğunluğu km. kareye 47 kişidir. Kuzey ve Orta Asya’da çok geniş bölgelerin hemen hemen ıssız bulunmasına karşılık, musonlar kesiminde (Ganj vadisi, Malabar ve Koromandel kıyıları), Doğu Çin’de (Mavi ve Sarı ırmak vadileri, Güney Japonya, Cava) km. kareye 200 kişiden fazla insan düşer. Hindistan’ın, Çin’in ve Cava adasının bazı yerlerinde ise km. kareye 1000’den fazla insan düşer.

 

Etiketler:

Yorum yazın