Amasya Hakkında Bilgiler

Amasya Hakkında Bilgiler

AMASYA Karadeniz Bölgesi’nde, tarihi değer taşıyan, bir ildir. Kuzey bölgesine yakınlığı dolayısıyla, Karadeniz iklim bölgesinin geçit noktasıdır. İlin sınırları doğuda ve güneyde Tokat, batıda Çorum, kuzeyde Samsun illerinin sınırlarıyle çevirlidir. Merkez ilçesinden başka Göynücek, Gümüşhacıköy, Merzifon, Taşova, Suluova adında 5 ilçesi, bunlara bağlı 12 bucağı, 358 köyü vardır. Yüzölçümü: 5.520 km.2 Nüfusu: 337.950 (1980)

Nüfus Yoğunluğu: km.2’ye 60 kişi.

Amasya Hakkında Bilgilerİl toprakları kuzey ve doğu yönlerinde dağlıktır. Batıda, kuzeybatıda ise geniş ovalar, hafif eğilimli yamaçlar uzanır. İlin en yüksek dağı 2000 m.’yi aşan Akdağ’dır (2062 m). Yeşilırmak ilin topraklarının büyük bir kısmını sular, bereketlendirir. Gerek Yeşilırmak’ın, gerek kollarının geçtiği vadiler yemyeşildir.
İl topraklarının yarısından çoğu otlaktır. Bu otlaklar pek yeşil değilse de, hayvan beslemeye elverişlidir. Buralarda koyun, sı gır sürülerine sık sık rastlanır. Bu otlaklar yavaş yavaş ekim alanı haline getirilmeye çalışılmaktadır. Otlaklar dışında kalan toprakların üçte-ikisi ekime elverişlidir.
Amasya’da tarım büyük bir gelişme halindedir. Doğu ve kuzey kesimlerdeki yüksek dağ yamaçları kayın, ardıç, karaçam ağaçlarıyla kaplıdır. İlin kuzey ve güney kesimleri iki ayrı iklim özelliği gösterir. Güneyde tam bir yayla iklimi hüküm sürer. Yazlar sıcak, kurak, kışlar soğuk, yağışlıdır. Yeşilırmak’la kollan bu bölgenin verimini artırır. Bu bölgede bulunan Suluova ile Zara Ovası tarımın en yaygın, en verimli olduğu yöredir. Çekerek ile Zara dereleri bu ovaları sulayıp bereketlendirir.

Yeşilırmak, kuzey yönü boyunca, geniş vadiler meydana getirir. Kuzey rüzgârlar» bu vadilerden rahatça il topraklarına girer. Bundan dolayı, il topraklarının kuzey kesimindeki iklim, güneye oranla daha serttir. Isı yazın 30 dereceyi çok zaman geçer. Kışın soğuk günlerinde ise, çok fazla düşmez, il merkezinde bir defaya mahsus olmak üzere sadece — ll,08’e düşmüştür (10.2.1965). Yağış kuzeyde dağlık kesimde bol, ovalarda azdır (Amaysa’da 398 mm).

İlin başlıca ürünleri buğday, arpa, mısır, fasulye, nohut, mercimek, kendir, haşhaş, şeker pancarı, tütündür. Meyvacılık ise Amasya’nın asıl zenginlik kaynağıdır. Başta elmacıiık gelir. Rengi, tadı, iriliği, dayanıklılığı bakımından Amasya’nın elması, gerek yurdumuzda, gerek yabancı ülkelerde büyük ün salmıştır.

Amasya sebzecilik bakımından da çok gelişmiştir. Bamyası da elması kadar ünlüdür. Başka şehirlerde, kasabalarda “Amasya Bamyası”, ya da “Sultani Bamya” adı altında satılır. Bamyacılık en çok Amasya şehrinin hemen yanıbaşındaki Ziyere köyünde gelişmiştir. Şehirle köy arasındaki yol^elma bahçelerinin, üzüm bağlarının arasından geçer. .Ziyere köyünün bereketli topraklarında buz gibi pınar suları akar. Bamyadan başka bol miktarda domates, patlıcan gibi sebzeler de yetiştirilir.

Amasya sanayi bakımından pek. gelişmiş sayılmaz. Evlerde küçük el tezgâhları vardır. İlin en önemli fabrikası şeker fabrikasıdır. Bu . Amasya şeker fabrikası adıyla Sufova’ da kurulmuştur. Bundan başka, ilin çeşitli yerlerinde el tezgâhlarında bez dokunur, halı ve kilim yapılır.

Son yıllarda Amasya yol bakımından hayli gelişmiştir. Güneyden kuzeye doğru uzanan Samsun demiryolu şehri bir baştan bir başa geçer. Ayrıca, Sivas-Tokat-Amasya-Samsun devlet yoluyla Çorum-Amasya-Niksar devlet yolu da Amasya topraklarında birleşirler.

Amasya Şehri Amasya Yeşilırmak kıyısında, çok eski çağlardan kalma bir şehirdir. Nüfusu: 48.000 (1980 sayımı). Şehrin doğusunda yükselen

Ferhatdağı, yüzyıllardır dilden dile dolaşar

/*»

bir destan kahramanının, Aşık Ferhat’ın adını taşır. Şehrin batısında ise Kırklardayı yükselir. Bir kartal yuvasını andıran Amasya Kalesi, işte bu dağın tepesine kurulmuştur. Bu iki dağın arasından akan Yeşilırmak, güneyden kuzeye doğru uzanan geniş bir vadi meydana getirir. Şehrin evleri bu vadi boyunca sıralanmıştır. Bu tepelerden bakınca, şehir pek güzel görünür. Şehirden bakınca da, dağların heybetli görünüşüne doyum olmaz.

Yeşilırmak üzerinde kurulmuş olan köprüler, şehrin iki yakasını birbirine bağlar. Eski Amasya şehri solda, yani Yeşilırmak’ın batı kıyısındadır. Şehir kıyı boyunca dar bir şerit halinde uzanır. Hükümet Konağı, Belediye Binası, Saat Kulesi gibi eski yapılar hep bu kesimdedir. Güneyde, ırmağın sağ kıyısında ise, şehir daha geniş bir alana yayılmıştır. Kıyıdan başlayıp doğuya doğru uza-

nan hafif bir yokuş, Ferhatdağı’nm eteklerine ulaşınca, adamakıllı dikleşir. Selçuklu, Osmanlı devirlerinden kalma eserler, ticarethaneler, mahalleler şehrin bu kesiminde kalır. Şehrin 1926’da kurulmuş bir müzesi de vardır.

Amasya büyük merkezlere de, denize de uzaktır. Ancak, içinden geçen demiryoluyla ve karayolları sayesinde, yurdun hemen her yeriyle bağlantısı vardır. Samsun-Sivas demiryolu şehrin içinden geçer. Karayolu da işlektir. Sivas, Tokat, Çorum’dan gelen taşıtlar her gün buradan geçer.

Amasya’nın Tarihi

Tarih kayıtlarına göre Amasya’nın tarihi M.ö. 4000 yılma kadar uzanmaktadır. Ancak, şehrin hangi yılda, kimin tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyor. Amasya’ da doğmuş olan Yunanlı tarihçi Strabon’a göre, şehir İsa’nın doğumundan binlerce yıl önce kurulmuştur; kurucusu da, Amazon sülâlesinden Amasis’tir. Amasis yıllarca Amasya’da yaşamıştır. Bundan dolayı da, şehre önceleri Amasis, daha sonra da Ameseia adı verilmiştir. Zamanla bu ad Amasya olmuştur.
Strabon’a göre, Amasya hem şehir, hem de bir savunma yeridir. Şehir önce Etiler’in sonra da Asurlular’ın eline geçmiştir. Daha sonra, M.ö. III. yüzyıla doğru da, burada Pontos Krallığı hüküm sürmeye başlamış, bir sure sonra Amasya bu krallığın başkenti olmuştur. Kalenin bulunduğu Kırklardağı’ ndaki oyuklarla kral mezarları, bu devirden kalmadır. Son Pontos Kralı Mithridates, başkenti Sinop’a taşıdı; Amasya’yı da Romalı-lar’la yaptığı savaşlarda askerî üs olarak kullanmaya başladı. Ancak, bir süre sonra Romalı general Lucillus’a yenik düştü. Romalılar Amasya’yı da, kale duvarlarını da yakıp yıktılar. Bu savaş sonucunda, Pontos Devleti de, bir Anadolu eyaleti olarak, Roma’nın egemenliği altına girdi.

Anadolu’daki birçok şehirler bakımsızlık yüzünden çöküp gittiği halde, Amasya, topraklarının bereketliliği, önemli bir ticaret yolunun geçit noktasında bulunması sayesinde, itibarını koruyabilmiştir. Roma İmparatorluğu 395 yılında Doğu, Batı Roma adıyla ikiye ayrılınca, Amasya da Doğu Roma Imparatorluğu’na geçti. İmparator Jus-tinianus, şehri onarttı, yeni yeni binalarla süsletti.

VI. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu onsekiz bölgeye ayrılmıştı. Bu bölgelerden İkincisi, Armenyak Thema’sı adını taşıyor ve Samsun, Sinop, Amasya dolaylarını içine alıyordu. Merkezi de Amasya şehriydi. Şehir, 712 yılında Araplar’ın eline geçti. Kısa bir süre sonra, Romalılar şehri Araplar’dan geri aldılar.

26 ağustos 1071’de, Malazgirt Savaşı’nda Selçuklular’ın Bizanslılar’ı yenmesi üzerine bütün Anadolu şehirlerinin kapıları Türkler’e açılmış oldu. Amasya’yı da Selçuk komutanlarından Danişment Gazi aldı. Sultan II. Kılıç Arslan, 1174 – 1175 yıllarında Amasya’ yı Selçuk ülkesine kattı.

Bu tarihten sonra da, Amasya Anadolu’ nun belli başlı bilim merkezlerinden biri haline geldi. Şehrin her yanında camiler, medreseler, hastaneler yapıldı. 1193 yılınca II. Kılıç Arslan ölünce, Selçuklu Devleti onbir oğlu arasında pay edildi. Amasya şehri Niza-mettin Argun Şah’ın payına düştü. Ancak, Kılıç Arslan’ın oğullarıyla komutanları arasındaki çekişmeler yüzünden, şehir birkaç kere el değiştirdi. 1243 yılında, Kösedağ Savaşı’nda Selçuklular Moğollar’a yenilince Amasya önce Moğollar’ın, sonra da İlhanlı-lar’ın eline geçti.

Sık sık el değiştirmesine rağmen, Amasya gene de Anadolu’nun önemli şehirlerinden biri olarak kaldı. Nitekim, 1308 – 1309 yılları arasında yaptırılan Darüşşifa (hastane) şehre büyük ün sağladı. Burada bütün hastalara ünlü hekimler bakıyordu. Şehrin medresesinden de değerli bilginler, hekimler yetişiyordu.
Şehir dışında Harşane Kalesi denilen kesimdeki kral mezarları da Amasya’da eski çağlardan kalma eserler arasında başta gelir. 25 m. yükseklikte düz bir duvarı andıran kayalar içme oyulmuş 12 mezar vardır. Bunlar Pontos kralları için yaptırılmıştır.

Amasya Osmanlılar’ın eline geçinceye kadar türlü savaşlara sahne olmuştur, ilhanlı-lar’ın Anadolu Valisi Timurtaş Paşa Mısır’a kaçmıştı. Yerine atanan Şah Haşan ise, Anadolu’ya gelmek istemedi; kendisine vekâlet etsin diye, Alâettin Eratna adında bir komutanını Anadolu’ya gönderdi. O sıralarda İlhanlIlar taht kavgasına düşmüşlerdi. Eratna bu fırsatı kaçırmadı; kargaşalıktan yararlanarak bağımsızlığını ilân etti.

OsmanlIlar Devrinde Amasya

öte yandan, Sivas’ta sultanlığını ilân etmiş olan Kadı Burhanettirı de, bıkıp usanmadan Amasya’ya saldırıyordu. Bunun üze rlne Amasya Beyi Ahmet Şad geldi, Yıldırım Bayezit’e başvurarak, kendisini Amasya’dan alıp başka bir yerin sancak beyliğine atamasını istedi. Yıldırım, oğlu Şehzade Mehmet Çelebi’yl otuzbin kişilik bir kuvvetle Amasya’ya yolladı. Mehmet Çelebi şehri işgal etti; şonra da, buraya sancak beyi oldu.

Amasya Osmanlı ülkesine katılınca, yeniden önem kazandı. 1402 yılında, Ankara Meydan Savaşı’nda Yıldırım Bayezit Timur’ a yenilince, Mehmet Çelebi, Sadrazam Bayezit Paşa’yla bin kadar askerini de alarak, Amasya’ya çekildi; Timur’un egemenliğini kabul etti. Timur’un Anadolu’dan ayrılmasından sonra, şehzadeler arasında bir taht kavgası başladı. Bu çekişmeler sırasında, Mehmet Çelebi, kendisine hükümet merkezi olarak gene Amasya’yı seçti.
Amasya’nın Osmanlı tarihindeki bir başka önemi de, burada birçok padişahın doğmuş olmasıdır. Kimi padişahlar da, padişah olmadan önce burada valilik etmişlerdir, örneğin, II. Murat Amasya’da doğmuş, sonra da orada valilik etmiştir. Fatih Sultan Mehmet’le Yavuz Sultan Selim de, şehzadelikleri sırasında Amasya sancak beyi olmuşlardır.-Kanuni de Amasya’ya çok önem verirdi; çok sevdiği oğlu Şehzade Mustafa’yı Amasya Sancak Beyliği’ne atamıştı. Ancak, Şehzade Mustafa’nın sancak beyliği pek uzun sürmemiş, üvey anası Hürrem Sultan’ın entrikaları yüzünden, Mustafa Amasya’dan alınıp boğdurtulmuştur.

Amasya, Osmanlı İmparatorluğumun gerileyip çökmeye .yüz tutmasıyle, sönmeye başladı. 1773, 1841 yıllarında meydana gelen depremler şehri baştan başa yıktı. 1915 yılında da büyük bir yangın oldu. Meşrutiyet Devri’nde, Amasya Sivas’a bağlı bir mutasarrıflıktı. Cumhuriyet Devri’nde ise il merkezi haline getirildi.

Yorum yazın