Amasra Hakkında Bilgiler

Amasra Hakkında Bilgiler
Karadeniz Bölgesi’nde, Zonguldak ilinin Bartın ilçesine bağlı eski, şirin bir bucak merkezidir. Deniz kıyısındadır. Zonguldak şehriyle inebolu kasabası arasında, Karadeniz’e doğru hafif bir burun biçiminde uzanan bir yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Bu yarımada dolayısıyla, kasaba iki ayrı kara parçası üzerinde gibidir. Kasabanın sağında da, solunda da iki liman vardır. Bir kıstak bu iki limanı birbirinden ayırır. Çok eski çağlarda, bu kıstakta bir yeraltı yolu açılmıştır. Liman, önündeki yarımadanın meydana getirdiği doğal dalgakıran sayesinde kuytudur, fırtınalı havalarda küçük gemilerin sığınmasına elverişlidir.

Amasra Hakkında Bilgiler

Amasra’nın en değerli yanı turistik bir yer oluşudur. 1959’da küçük bir de müze kurulmuştur. Günden güne gelişmekte, ilgiçekici bir hale gelmektedir. Amasra, aynı zamanda Zonguldak kömür bölgesine girdiğinden, hemen yanıbaşında zengin kömür damarları vardır. Bugün Amasra gerek madencilik, gerek turizm alanında gelişmeye aday bir belde sayılmaktadır. 1980 sayımında nüfusu 2.500 idi. Yaz aylarında bu nüfus bir hayli artar.

Tarih.— Amasra’nın kurucusu Prenses Amastris’tir. Prenses Amastris, İskender’e yenilen İran Kralı III. Darius’un yeğenidir. Şehir, kurucusunun adından dolayı yüzyıllarca Amastris adıyla anılmış, sonradan da Amasra adını almıştır. Şair Omiros’un anlattığına göre, Prenses Amastris o zamanki adı Sesamos olan bir köye başka bölgelerden getirttiği göçmenleri yerleştirmiş, Amastris şehrinin temeli de böylece atılmış.

İskender Darius’un ailesine çok iyi, çok yumuşak davranmıştı. Bu arada, komutanlarından Krateros’u da Darius’un yeğeni Amastris’le evlendirmişti. Amastris, bir süre sonra Krateros’tan boşandı, Ereğli (Herak-leia) Prensi Dionysos’la evlendi. Amasra’nın kuruluşunun, daha doğrusu küçük bir köyden şehir haline gelişinin bu zamana rastladığı sanılıyor. Prens Dionysos ölünce dul kalan Prenses Amastris, bu kez de Trakya Kralı Lysimakhos’la evlenmiştir. Ancak, çok geçmeden ondan da boşanarak, Ereğli’ye dönmüş, ülkenin yönetimini kendi eline almıştır. Amastris’in ilk kocası Krateros’tan olan oğulları büyüyünce, annelerinin her şeye karışmasından usanmışlar, ondan kurtulmaya karar vermişler. Günün birinde de Amastris’ in bindiği gemiyi batırmışlar; Amastris boğularak ölmüş. Bunun üzerine, Amastris’in üçüncü kocası Lysimakhos’tan olan oğlu, iki ağabey’sini öldürerek, annesinin öcünü almış.

Amasra Şehri Amasra şehri, sonradan da Romalılar’ın
eline geçmiş, piskoposluk merkezi olmuştur. Bu dönemde, şehir daha da gelişip önem kazandı, birçok yeni eserlerle süslendi. Bu gün bile, sayısız eserlerin yıkıntıları vardır. Bunların bir kısmı kuruluş devrinden, bir kısmı da Romalılar’dan kalmadır. En önemlileri Amastris Sarayı, Romalılar’dan kalma bedesten ile kale kalıntılarıdır. Yıkıntıların içinde, yarım sütun üzerinde başsız bir kartalla Cenova armaları da bulunmuştur. Amasra, 1458 yılında Cenevizliler’den barış yoluyla alınarak, Osmanlı ülkesine katılmıştır.

AMASRA KALESİ.— İlk çağlardan kalma, sağlam, kolay kolay alınmaz bir savunma eseridir. Yapı bakımından oldukça zarifse de, Anadolu’daki başka kalelere oranla küçüktür. Denize doğru uzanan yarımadanın üzerine kurulmuştur. Kalenin üç yanı da denizle çevrilidir.

Kale dört cephelidir. Her cephesinin genişliği 500 – 600 m. kadardır. Kale surlarının üzerinde 24 burç vardır. Kale küçük olduğu halde, bu burçlar sayesinde savunma gücü hayli artmıştır. Her burcun yüksekliği 15 -20 m. arasındadır. Surlar büyük, kesme taşlardan yapılmıştır.
Amasra Kalesi’nin içinde, basit planlı iki de küçük kilise vardır. Her ikisi de sade,gösterişsiz yapılardır. Duvarları, tavanları ince bir sıva tabakasıyla kaplıdır. Bu tabakanın altından Hıristiyanlık’la ilgili sahneleri temsil eden freskler görünür. Kalenin içinde, bu iki kiliseden başka, İlkçağ’daın kalma su kemerleri de vardır.

Amasra yakınlarında, kaleden başka, gene İlkçağ’dan kalma birçok sanat eserinin yıkıntıları vardır. Bunların en ilgi çekici olanlarından biri Kuşyakası denilen yerdeki bir mağarada bulunan bir heykeldir. Heykelin başı kırılmıştır. Aynı yerde bir de yarısı kırılmış bir sütun vardır ki bunun da üzerinde başı kopmuş bir kartal heykeli vardır.

Etiketler:

Yorum yazın