Antropoloji

Büküngen , Bitişken ve Ayrışkan Diller

Büküngen , Bitişken ve Ayrışkan Diller Dilbilimciler genellikle, dillerin gramerlerine göre üçe ayrıldığı üzerinde birleşmektedirler. Bazı bilim adamları, dördüncü bir dil türü olarak “çok- bireşimli” (polysynthetic) dillerini de belirtmektedirler. “Büküngen” (inflectional) bir dilde tümce içindeki sözcüklerin gramer bağlantıları genel olarak sözcük köklerinde yapılan değişikliklerle belirtilir. Örneğin, İngilizcede üçüncü çoğul ... Okumaya devam edin →

Sümer Tanrısı Gula

Sümer Tanrısı Gula GULA Mit. Sümer tanrıçası. Ur, Lagaş, Ummel ve Nippur’da bulunan III. Ur sülâlesine ait çivi yazılı sümer tabletlerinde Gula’nın adı geçer. Sümer sonrası devirde Gula’nm meselâ Ban gibi tanrıçalarla karıştırıldığı görülür. Hammurabi. kanunlarının yazılı olduğu stel üzerinde Gula’nın kanunlara karşı saygısızlık edenleri devasız hastalıklarla cezalandıracağı yazılıdır. Kassitlere ait Kudurru*’lar üzerinde Gula bazen oturmuş, ... Okumaya devam edin →

19. yüzyıla kadar yapılan diğer dilbilim çalışmaları

19. yüzyıla kadar yapılan diğer dilbilim çalışmaları 19. yüzyıla gelinceye değin, diğer önemli dilbilim çalışmalarını gerçekleştiren başlıca iki ulus Yahudiler ve Araplardır. Bu çalışmaların odak noktası genellikle Tevrat ve Kuram Kerim’in yorumu olmuştur. Yahudi ve Arap gramerciler, dillerindeki eylemleri (fiil) benzer kategorilerde sınıflandırmışlar, İbranca ve Arapça arasındaki benzerlikleri saptamışlardır. 1704’te Türkistan’da Kaşgarlı ... Okumaya devam edin →

Hint Dilbilimciliği

Hint Dilbilimciliği Eski çağlarda Hindistan’da da seçkin bir aydınlar azınlığı dilciliği bilimsel bir yaklaşımla ele aldılar. Burada bilginler topluluğu rahiplerden oluşuyordu. Üzerinde çalıştıkları dil de Hint-Avrupa dilleri ailesinin bir kolu ve eski bir Kuzey Hindistan ağzı olarak Sanskritçe idi. Hindu dilinin kutsal yazınını oluşturan koşuklar bu dille yaratılmıştı. Bu koşukların en eskilerinden olan Rig-Vedarnın İ.Ö.1000 yılına değin uzanan bir ... Okumaya devam edin →

Gramer Nedir

Gramer Nedir Bilgicilerin başlattığı, Yunancanın yapısı üzerine tanımlayıcı çalışmaları Aristo sürdürdü. Bugün birçok batı dillerinde hâlâ kullanılan bazı gramer terimlerini ilk kez Aristo ”Poetica”sında tanımlamıştır. Aristo “söz bölükleri”ni Ad (isim), eylem (fiil) ve ilgeç (edat) olmak üzere üçlü bir temele bağlamış ve bu temel Araplara geçerek Osmanlı grameri yoluyla günümüz Türkçesine kadar gelmiştir. Gramer terimlerini ... Okumaya devam edin →

Eski Yunan ve Roma’da Dilbilim

Eski Yunan ve Roma’da Dilbilim Avrupa’da ilk dilbilim çalışmaları Eski Yunan’da İ.ö. 5. yüzyılda felsefe alanında usçuluğun ( rasyonalizm) gelişimi ile başladı. Dillerin kökeni ve insanın özel bir etkinliği olarak konuşma yetisi üzerine gözlemler yapma ve genel sonuçlar çıkarma girişimlerini de ilk kez bu evrede görüyoruz. Antik Aydınlanma Çağınııi önderleri Bilgiciler (Sofistler) dilbilimin bazı önemli dallarında ilk adımları attılar. Bilgicilerin ... Okumaya devam edin →

Mısır ve Mezopotamya’da Dil Çalışmaları

Mısır ve Mezopotamya’da Dil Çalışmaları Dillerini görsel simgeler aracılığıyla saptayan, başka bir deyişle yazıya geçiren ilk insan toplulukları Mezopotamya’nın kuzeyinde yaşayan Sü- merler ve Eski Mısırlılardır. Gerek Sümerlerden gerekse Mısırlılardan kaldığı bilinen en eski yazılar İ .0. 3500 yılına aittir. Sümerler, kendi çivi yazılarını, I.O. 2000 yıllarında Sümercenin yerini alan Akatçaya uyarlayabilmişler, iki farklı dilin aynı alfabe ... Okumaya devam edin →

Dilbilim Nedir Ne İş Yapar

Dilbilim Nedir Ne İş Yapar Dili ve dilleri bilimsel olarak inceleyen, onun kuralları ve tarihi ile uğraşan bilim dalına dilbilim (Linguistics) diyoruz. Dilbilimin çeşitli biçimleri ve kolları vardır. Bunlardan başlıcaları şunlardır: I) Genel Dilbilim: Hiçbir dille sınırlanmadan insan dilinin kuruluş ve evrim kurallarını, tarihini ve yeryüzüne yayılışını inceler. II) Özel Dilbilim: Belirli bir dili, lehçeyi ya da dil ailesini inceler. III) Karşılaştırmalı Genel ... Okumaya devam edin →

Dillerin Doğuşu ve Yayılışı

Dillerin Doğuşu ve Yayılışı Çoğumuz ana dilimizi kullanma yetisini doğal bir Tanrı vergisi olarak görürüz. Oysa,düşüncelerimizi başkalarına iletebilme yeteneğimiz bir dizi karmaşık zihinsel sürecin ürünüdür. Dilin çok yönlü ve çok kapsamlı işlevinin farkında mıyız acaba? Hiç düşündük mü dil olmasaydı düşünce varolabilir miydi? Kişinin düşünebilmesi bile usundan geçenlere belirli sözcükler aracılığıyla bir anlatlm biçimi vermesiyle olanaklıdır. Düşünce ... Okumaya devam edin →

İlk İnsanların Konuşmaları

İlk İnsanların Konuşmaları Jestlerle konuşma dilinden bugün de faydalanır. “Evet” demek istediğimiz çoğu durumlarda bir baş hareketiyle yetiniriz. “Orada” ya da “oraya” demek istediğimizde parmağımızla işaret ederiz. Hatta bunun için “işaret parmağı” dediğimiz, konuşan özel bir parmağımız var. Selâmlaşırken başımızı eğer, başımızı sallarız. Omuz silkeriz; çaresizlik olarak ellerimizi açarız, kaşlarımızı çatarız, dudak ısırırız, ... Okumaya devam edin →