Yumuşakçaların Özellikleri

Yumuşakçaların Özellikleri

Yumuşakçalar filumu, jeolojik kayıtlarda Kambriyen’den (600 milyon yıl öncesinden) günümüze kadar uzanan binlerce tür fosille temsil edilir. Kambriyen devrindeki en eski yumuşakça fosillerinin bile karmaşık oluşu, Prekambriyen’de yaşamış daha yalın atalardan oluşmuş bir soy zincirleri olduğunu ortaya koyar. Bazı yumuşakça grupları yokolmuştur, ama günümüzde altı yumuşakça sınıfı vardır. Biçimleri, halka kabuklu salyangozlardan iki çenetli kabuğu olan deniz taraklarına ve küçük iç kabuklu
kalamarlara kadar değişir. Bu altı sınıf şöyle sıralanır: 1) Monoplacophora; 2) Amphineura (Kiton); 3) Kanndanbacaklılar (salyangozlar, sümüklüböcekler, şeytankülahı); 4) Scaphopoda (diş biçimli kabuklar); 5) Baltaayaklılar (ikiçenetliler, deniz tarakları ve istiridyeler); 6) Kafadanbacaklılar (kalamarlar, ahtapotlar, mürekkepbalıkları). Son iki sınıftan, daha önceki sayfalarda geniş olarak söz etmiştik.
Monoplacophora sınıfı, bir zamanlar yalnızca fosillerinden biliniyordu ve 350 milyon yıl önce soyunun tükendiği sanılıyordu. 6 Mayıs 1952’de Kosta Rika’nın Büyük Okyanus kıyılarındaki derin bir deniz çukurundan, 3 570 m derinlikten bu türün on canlı örneği çıkarıldı. Önce hayvanın bir karından- bacaklı olduğu sanıldı; çünkü, kabuğu bir karındanbacaklınınkine benziyordu. Ancak, bir karındanbacaklının tersine, içteki yumuşak bölümler sarmal biçiminde değildi. Bu örneğe Neopilina galathea adı verildi ve Monoplacophora sınıfına sokuldu. 1952’den bu yana Baja California ile Peru arasındaki Büyük Okyanus sularında, Aden körfezinde ve Güney Amerika’nın doğu kıyılarında başka canlı Neopilina türleri de bulundu. Neopilina’nın ilkel yapısal özelliklerinden biri, iç organların iki yanda bakışımlı olarak yer almasıydı. Öteki yumuşak- çaların çoğunun iç organları, belirli derecede burulmuş ve bükülmüştür. Neopilina’da kabuğun iç bölümünde izleri açıkça görülebilen çift kaslar vardır. Öteki yumuşakçalar- da görülmeyen, ama halkalıkurtla- rın (Annelida) tipik özelliği olan bu çift kaslar, segmentasyonu düşündürmektedir. Neopilina’nın bulunması, yumuşakçalarla halkalıkurtların ortak atalardan geldikleri düşüncesini güçlendirmiştir.
Kiton’ların tümü, denizde sıkıca tutunabilecekleri kayalık kıyılarda yaşarlar. Hayvanın sırt yüzeyini
kaplayan ‘ kabuk, birbirine geçmiş ve rahatsız edildiğinde hayvanın tümünü kaplayacak biçimde katlanmaya elverişli sekiz tabakadan oluşmuştur. Hayvanın ölümünden sonra, bu tabakalar birbirlerinden ayrıldıkları için, fosil kiton kabukları, oldukları gibi korunmuş olarak bulunmazlar. Kitonlar, bazı fosilleri Kambriyen devrine kadar uzanan eski bir gruptur.
Karındanbacaklılar, yumuşakçalar içindeki en büyük grubu oluştururlar ve deniz suyu, tatlı su ve kara gibi çeşitli ortamlarda yaşarlar. Kara türlerinin genellikle yaşamak ve üremek için nemli bir ortama ihtiyaçları vardır. Hemen tümünün kabukları vardır (normal sümüklüböcek kuraldışı bir durumdur). Günümüzün karındanbacaklılarının embriyonları küçük, yalın, kep biçiminde kabuklar oluştururlar. Kabuk büyüdükçe, geniş ve çoğunlukla daha karmaşık olan, yetişkinlere özgü kabuğa dönüşür.
Limpei’lerin, bazıları çok basık olan koni biçiminde kabukları vardır. Sümüklüböceklerin kabukları tipik olarak burmalıdır. Birkaç türde kabuk, düzlemsel sarmaldır; sarmal, yani tek düzlemlidir. Ötekilerde, koni-sarmal biçiminde yükselmiştir ve çok alçak bir sarmaldan, ince uzun olanına kadar çeşitlilik gösterir. En eski karındanbacaklıların yalın, kep biçimi kabukları olduğu ve düzlemsel-sarmal kabuğun bundan evrildiği düşünülmektedir. Koni-sarmal biçimindeki kabuk daha da ileri bir biçimdir. Bazı kabuklar, diken, yarık ve renkli desenlerle bezenmiştir. Fosillerde kaybolmaya yönelmiş olan renk dışındaki kabuk özellikleri, fosil örneklerini tanımlamada önemli özelliklerdir.
Karındanbacaklılar, bazı örnekleri Alt Kambriyen kalıntıları arasında bulunmuş en eski yumuşakçalardandır. Biçimlerindeki çeşitlilik, yaşama ortamlarındaki farklılıklar ve jeolojik anlamda yaşlı oluşları nedeniyle, karındanbacaklı fosilleri, işaret fosilleri olarak yarar sağlamışlardır. Yalnızca bir jeolojik dönem boyunca yaşamış olanları, içinde bulundukları kayaların oluşum zamanlarını belirlemede kullanılabilir, ötekiler bir zamanlar yaşamış oldukları bölgelerdeki iklim ve ortamların göstergeleri yerine geçerler. Bu bilgi, yalnızca hâlâ yaşamakta olan yada günümüz türlerinden birine yakından benzeyen türler sözkonusu olduğunda sağlanabilir; çünkü, hayvanın yumuşak bölümleri çok ender olarak korunabilir ve kabuk tek başına, bir zamanlar içinde yaşamış olan hayvan konusunda çok az bilgi sağlar.
Scaphopod’ların yüzeysel olarak etobur hayvanların uzun köpek dişlerine benzeyen, kıvrımlı, tüp biçiminde kabukları vardır. Çoğunlukla, 15 sm’yi geçmeyen uzunluktaki kabuğun iki ucu açıktır. Delik açan bu deniz hayvanları, okyanus tabanlarındaki kum yada balçık üstünde yaşarlar. En eski fosil kabukları, Ordovisiyen devrinden kalmadır; yani, 500 milyon yıldan eski değillerdir.

Yorum yazın