Tozlaşma Nedir – Tozlaşma Olayı

Tozlaşma Nedir – Tozlaşma Olayı

Tohumlu bitkilerin üreme organlarını taşıyan parçasına çiçek denir. Çiçeklerin renkleri ve türlü biçimleri bitkinin üremesine yardımcı olur.

Tozlaşma NedirÇiçekleri olan bitkiler kapalı tohumlular denilen gruba girerler. Çiçekleri görünürde olan bitkilerden başka bu grup çiçekleri farkedilmeyen birçok bitki de içerir. Yapraklı ağaçlar (çınar ağacı, meşe ağacı ya da söğüt ağacı gibi), kaktüsler, ısırgan otu, salatalık ve ökseotu bunlar arasında sayılabilir. Palmiye, ananas ve otlar da çiçek açan bitkilerdir. Otların içine pirinç, buğday, mısır ve diğer tahıllardan başka bambu ve şeker kamışı da girer.

Bütün bu bitkilerin çiçekleri vardır. Tabi çiçekleri değişiktir. Fakat her biri aynı temel düzeni izler.

Normal bir çiçek bir sapın ucunda bulunur. Sapın ucu şişkinleşerek çiçekliği oluşturur. Çiçekliğin üzerinde çeşitli çiçek kısımları çember biçiminde büyür. En dış çembere çanak denir. Çanak, çanak yapraklarından oluşur. Bunlar çoğunlukla küçük ve yaprak biçiminde, bazen de taç yaprakları gibi büyük ve renklidirler. Bu çemberden sonra gelen taç kısmı çiçeğin genellikle en parlak, en güzel kısımları olan taç yapraklarından oluşmuştur. Bunların içinde çiçeğin erkek kısmı olan ercik bulunur. Her ercik ince bir sap ya da lif üzerindedir ve bir başçık taşır. Çiçek tozu başçıklarda oluşur ve olgunlaşınca onları tozlu gösterir.

Çiçeğin ortasında dişi kısım yani, bir ya da daha çok meyve yaprağı (karpel) bulunur. Meyve yaprağının üstünde çiçek tozu tarafından döllenmeye hazır olunca yapışkan duruma gelen tepecik vardır. Tepecik boyuncuk denilen ince bir sap üzerinde durur. Boyuncuk taban kısmında şişkinleşerek yumurtalığı taşır. Yumurtalıkta yumurtalar bulunur. Bir yumurta çiçek tozu tarafından döllendiği zaman tohum haline dönüşür.

Tepecik, boyuncuk ve yumurtalıktan oluşan bir yapıya dişi organ (pistil) denir. Dişi organ tek bir meyve yaprağı olabilir. Fakat, bazı çiçeklerde, birçok meyve yaprağı birleşerek bir dişi organ oluşturur. Bir nilüfer çiçeği üç tane birleşik meyve yaprağından oluşmuştur.

Her çiçek bütün bu kısımlara sahip değildir. Bazı bitkilerin ayrı erkek çiçekleri ve dişi çiçekleri vardır. Örneğin darı çiçeğinin dişi organları başakta, erkek organları sapın üstündedir. Söğüt ağacında olduğu gibi, bazen bir ağaç erkek çiçekleri, başka bir ağaç da dişi çiçekler taşır.

Bitkinin üremesi için yalnız ercikler ve meyve yaprakları gereklidir. Çanak ve taç yaprakları ikinci derecede iş görür, örneğin çiçek tozuna böcekleri çekerler. Çiçek tozları rüzgârla dağılan çiçeklerde, çanak yaprakları ile taç yaprakları genellikle çok küçüktür ya da hiç yoktur.

Yonca çiçeği, aslında birçok tüp biçiminde çiçeklerin başlarıdır. Ayçiçekleri ve papatyalar da küçük bir çiçek kümesinden oluşan başlardır. Ayçiçeğinin ve papatyanın ortası borumsu yuvarlak çiçeklerinden oluşmuştur.
Bazı çiçekler insanı yanıltır, örneğin nilüfer çiçeği altı taç yaprağına sahipmiş gibi görünür. Aslında bunlar üç çanak yaprağı ve üç taç yaprağıdır. Orman asması çiçeği renkli çanak yapraklarından oluşmuştur. Taç yaprakları yoktur.

Tozlaşma OlayıÇiçekli bitkiler iki yan sınıfa ayrılırlar. Bu sınıflar bir çenek ve iki çeneklilerdir. Çenek, yeni embriyo tohum için besin taşıyan tohum zarfıdır. Bir çenekliler tohumlarında bir tohum zarfı, iki çe-nekliler iki tohum zarfı taşırlar.

Bir çeneklilerin yaprakları, otlarda olduğu gibi içlerinden geçen paralel damarlara ve düzgün kenarlara sahiptir, iki çeneklilerin ise damarları kollara ayrılan ve birkaç uca bölünmüş yaprakları vardır. Çınar ağacı ve domates yaprakları iki çe-neklilere örnek olarak verilebilir. Bir çeneklilerin çiçeklerinde taç yaprakları, çanak yaprakları, er-cikleri ve meyve yaprakları ya üçer tane ya da üçün katları olarak bulunur, iki çeneklilerin çiçek kısımları dört veya beş tane ya da bunların katları olarak bulunur.

Kapalı tohumlular grubuna aşağı yukarı 250 000 tür bitki girer. Bunların 175 000 tanesi iki çenekli, 75 000 tanesi tek çeneklidir. Gelincik çiçeği, düğün çiçeği, çay çiçeği, hercai menekşe, salatalık, söğüt, lahana, domates, patates, portakal, ceviz, kaktüs, meşe ve gül iki çenekli bitkilerdir. Soğan, nilüfer, zerrin, orkide, palmiye, ananas ve otlar ise bir çeneklidirler.

Çiçeklerin meyveye dönüşmesi: Çiçek açan bir bitkinin üreme çevrimi altı aşamalıdır. Bizim görmediğimiz birinci aşama, üreme hücrelerinin (başçıkta çiçektozları ve yumurtalıkta yumurtalar) gelişmesidir. Bunların olgunlaşmasından sonra çiçektozlarının tepeciğe taşınmasıyle tozlaşma başlar. İki tür tozlaşma vardır. Kendi kendine tozlaşma bir çiçeğin çiçektozlarının aynı çiçekteki tepeciklere ya da aynı bitkinin başka bir çiçeğindeki tepeciklere konmasıyle olur. Çapraz tozlaşmada bir bitkinin çiçektozları başka bitkilerin tepeciklerine taşınır.

‘ Döllenme, üremede üçüncü aşamadır. Çiçektozu taneciği boyuncuktan yumurtalığa doğru uzanan bir tüp oluşturur. Hücre çekirdeğinde bulunan bir yuvarlak cisim yumurtayı döller ve tohum içinde embriyo tohumcuğunun gelişmesi başlar. Diğer yuvarlak cisim başka bir dişi hücre ile birleşerek büyümeye başlayan tohumcuğu besleyecek olan besidokuyu oluşturur. Her yumurtayı bir çiçektozu tübü döller.

Döllenme bir çiçeğin meyveye dönüşmesini gerçekleştiren öbür aşamaları harekete geçirir. Döllenmiş yumurta bir embriyo, öbür iç yapılar ve sert tohum kaplaması olarak gelişir. Yumurtalık çeperleri ve bazen de çiçeğin başka kısımları bir meyve olur. Tohumlar ve meyve olgunlaşıp uygun bir yere taşındığında tohumlar yeni bir bitki üretmek için filizlenirler. Bu da yeni bir çevrimi başlatır.

Bir biyoloji uzmanına göre meyve bir çiçeğin yumurtalığıdır. Bazen başka çiçek kısımlarını da içine alır. Yumurtalık çeperi üç tabakadan oluşmuştur. Bunların her biri meyvenin değişik kısımlarını oluşturabilir.

Meyveler yalın, toplu ve katmerli olmak üzere üç ana bölüme ayrılır. Yalın meyve bir ya da iki tohumu olan bir tek yumurtalıktan gelişir Etli ya da kuru olabilir. Kuruysa ikiye ayrılarak tohumları bırakır ya da kapalı kalır ve tohumlar düşmeden önce çürür.

Bezelye yalın meyvenin bir örneğidir. Yumurtalar döllendikten sonra bezelye çiçeği yumurtalığı bırakarak düşer. Yumurtalık tohum zarfı olarak gelişirken, içindeki yumurtalar bezelye denilen tohumlar haline gelir. Boyuncuk ve tepeciğin kalıntıları tohum zarfının ucunda görülebilir. Bir tohum zarfı bir tür kuru meyvedir. İki kenarı boyunca ikiye ayrılarak tohumları bırakır.

Öbür yalın kuru meyve türleri açılmazlar. Kabuklu meyve çok sert bir yumurtalıktır. Kabuklu meyvelere örnek olarak ceviz, kestane, fındık ve meşe meyvesi verilebilir. Ağaçtaki cevizin kabuğunu saran yeşil dış kabuk yumurtalığın bir kısmının taç yaprakları ve çiçeğin diğer kısımlarıyle birleşmesinden oluşur.

Kiraz, vişne ve şaftali gibi etli meyvelerin çoğu zeytinsi yemişlerdir. Zeytinsi yemiş bir tek meyve yaprağından oluşur. Çoğunlukla bir tohum taşır. Yumurtalığın en iç çeperi tohumun çevresinde sert bir kabuk oluşturur. Yumurtalığın orta duvarı etli bir duruma gelir ve en dış tabaka bir zar oluşturur. Örneğin, bir kirazda sert çekirdek, kırmızı et ve zar yumurtalığın üç tabakasıdır. Tohum çekirdeğin içindedir. Badem ve hindistan cevizinde de yaşlandıkça sertleşen kabuk yumurtalığın üç tabakasından oluşmuştur. Böğürtlen ve ahududu her biri bir tohum taşıyan birçok zeytinsi yemişten oluşmuştur. Zeytin ve badem de zeytinsi yemişlerdir.
Çilek türünden bitkiler birleşik yumurtalıklardan oluşan etli-meyvelerdir. Etli kısımda çoğunlukla birçok tohum bulunur. Etli kısım yumurtalık çeperlerinden oluşur. Domates böyle bir bitkidir. Domatesi kesince yumurtalığın ayrı bölümleri görülebilir. Portakal ve limon gibi turunçgiller de birleşik yumurtalıktan oluşan meyvelerdir. Kabuk ve etli kısımları yumurtalığın parçalarıdır. Her dilim birleşik yumurtalığın bir kısmı yani bir meyve yaprağıdır. Salatalık, karpuz ve kabak da birleşik yumurtalıktan oluşan meyvelere örnek olarak gösterilebilir.

İkinci büyük meyve türü ise birçok yalın meyveden oluşan toplu meyvelerdir. Böğürtlen, ahududu ve çilek bu türe örnektir. Bir toplu meyve birçok meyve yaprağı olan bir çiçeğin yumurtalığından gelişir. Her meyve yaprağı bir tohumu çevreleyen meyveye dönüşen bir yumurtalığa sahiptir.

Üçüncü türü oluşturan ananas gibi katmerli meyveler, birkaç çiçeğin yumurtalığından meydana gelir. Ananas kalınlaşmış bir sapın içine gömülmüş birçok çileksi meyveye sahiptir. İncirin meyvesi içinde birçok çekirdek bulunan şişmiş bir çiçekliktir Bunlar dişi çiçeklerden gelişmiştir.

Yaz günlerinde arılar çiçekten çiçeğe uçuşurlar. Bu arılar çiçeğin alt kısmında bulunan ve balözü denen tatlı sıvıyı ararlar.Balözünü alırken çiçeklere de yararlı olurlar. Onların tozlaşmalarını sağlarlar.

Çiçek tozunda (polen) bir bitkinin erkek hücreleri bulunur. Çiçeğin erkek organları olan başçıklarda (anterlerde) çiçek tozu yapılır. Bir arı çiçeğin içine girmeye çalışırken tüylü vücuduna çiçek tozları yapışır. Arı başka bir çiçeğe konduğu zaman, çiçek tozları bu çiçeğin dişi organlarına konabilir. Bir çiçeğin erkek organlarından başka bir çiçeğin ya da aynı çiçeğin dişi organlarına çiçek tozu taşınmasına tozlaşma denir.

Yeni bir bitkinin büyümesi için çiçek tozunun dişi hücre (yumurta) ile birleşmesi gerekir. Buna da döllenme adı verilir. Döllenmiş bir yumurta bir tohum olarak gelişir. Bu tohum da daha sonra yeni bir bitki olur.

Çiçek tozu başka bir çiçeğe hayvanlar (böcekler ve kuşlar) ya da rüzgâr tarafından taşınabilir. Tozlaşmanın başarılı olması için, çiçek tozu taneciklerinin dişi organın tepecik (stigma) denen tüylü kısmına konması gerekir. Dişi çiçek tozlaşmaya hazır olduğu zaman, tepecik yapışkan bir sıvı salgılar. Çiçek tozu tanecikleri bu sıvıya yakalanırlar.

Arı ya da kelebek gibi böcekler, ya da yarasa ve arıkuşu gibi kuşlar tarafından tozlaştırılan bitkiler parlak renklidirler. Çoğunun keskin, tatlı bir kokusu vardır. Çiçeklerin rengi ve kokusu tozlaştırı-cıları kendine çeker. Böyle bir çiçeğin taç yapraklarına yakından bakınca, taç yaprağının ucundan dibine doğru renkli çizgiler bulunduğu görülür. Bunlar yol gösterici çizgilerdir; bir arıyı ya da başka bir hayvanı taç yapraklarının dibindeki bal-özüne yöneltirler. Çiçeğin dişi ve erkek organları tozlaştırıcının başçık ya da tepeciklere sürünmeden geçemeyeceği bir yerdedir. Böylece tozlaştı-rıcı çiçek tozunu ya toplar, ya da bırakır.

Rüzgârın tozlaştırdığı çiçeklerin parlak renkli, ya da hayvanları çekici olması gerekmez. Otlar ve meşe ağacı gibi ağaçlar rüzgârla tozlaşır. Çiçekleri çok küçüktür ve zor görülürler. Çiçek tozunun bu çiçeklerin tepeciklerine erişmesi rastlantıya kalmıştır. Bu yüzden tozları rüzgâr tarafından taşınan çiçekler tozlaşmayı başarmak için çeşitli yollara baş vururlar.

Hiç olmazsa bazılarının bir çiçeğin tepeciğine ulaşabilmesi için, bu tür bitkiler büyük miktarda çiçek tozu oluştururlar. Kozalaklı ağaçlar, çiçek yerine kozalak veren, rüzgârın tozlaştırdığı bitkilerdir. Ladin, güney çamı ve çam ağacı kozalaklı ağaç örneğidir. Yumurtalar, dişi kozalaklardadır. Çiçek tozu erkek kozalaklarda üretilir. Sonra rüzgâr onları dişi kozalaklara taşır. Erkek kozalaklar çok büyük miktarda çiçek tozu yapar. Bir çam ormanında, üreme mevsiminde erkek kozalaklardan sarı çiçek tozu sağanak biçiminde dökülür. Rüzgârla tozlaşan bitkilerin çiçek tozu tanecikle ri çok hafiftir ve rüzgârla çok uzaklara taşınabilir Çam ağacının çiçek tozları havada durmaların sağlayan iki küçük kanada sahiptir. Dişi organla rın tepecikleri genellikle çok geniş ve tüylüdür Böylece rüzgârın getirdiği çiçek tozunun konabi leceği geniş bir yüzey oluşturur. Otlar da böyl büyük tüylü tepeciklere sahiptir. Bazı bitkilerd başçıklar çok uzun saplar üzerinde bulunur. Sap lar rüzgârda sallandıkça çiçek tozu her yöne dağılır. Meşe ağacı, huş ağacı ve akça ağaç gibi rüzgârla tozlaşan ağaçlarda da çiçek tozlan dökülmeden yapraklar açmaz. Böylece çiçek tozlarının rüzgârla dağılmasını yapraklar engellememiş olur.

Çiçek tozu dişi organın tepeciğine konduktan sonra tozlaşma biter. Yeni bitkinin oluşmasında ikinci aşama, dişi organın çiçek tozu tarafından döllenmesidir. Her çiçek tozu taneciği iki erkek hücre taşır. Çiçek tozundan tepeciği taşıyan bo-yuncuğa doğru bir tüp uzanır. Boyuncuğun dibindeki yumurtalığa ulaşana kadar bu tüp uzamaya devam eder.

Yumurtalığın içinde yumurta denen küçük hücreler vardır. Bunlar dişi organlardır. Bitkinin türüne göre yumurtalıkta bir, ya da bir çok yumurta bulunabilir. Çiçek tozu tübü bir yumurtaya doğru yumurtalığın içine girer. İki erkek hücre yumurta çeperindeki küçük delikten içeri girerler. Bunlardan biri yumurta hücresi ile birleşir. Döllenme buna denir. Döllenmiş yumurtadan bir tohum gelişir. Bu tohumdan da yeni bir bitki yetişebilir. Yumurtaya giren ikinci erkek hücresi yumurtanın başka bir parçası ile birleşir ve tohumun büyürken kullanacağı besini oluşturur.

Bir domatesi ya da bir karpuzu ikiye ayırınca yüzlerce tohum görülür. Bu tohumların her biri bir tek çiçek tozu tanesi tarafından döllenmiştir. Bu tohumlar ekilince yeni bitkiler yetişir.

İki tür tozlaşma vardır. Bir çiçek bulunduğu bitkiden ya da kendi kendisinden tozlaşabilir. Bu kendi kendine tozlaşmadır. Bir çiçek, aynı ya da benzer bir türden başka bir bitkinin çiçek tozu ile tozlaşabilir. Buna da çapraz tozlaşma denir. Bu yöntemin bitkiye belirli faydaları vardır. Çapraz tozlaşma kalıtım özelliklerinin karışmasını sağlar ve bu da daha güçlü çiçekler ve daha iyi meyveler üremesine yoi açar.
Birçok bitki, aynı bitkide yada aynı çiçekte, hem erkek hem de dişi organa sahiptir. Bu yüzden böyle bitkilerin kendi kendilerine tozlaşma yapacakları düşünülebilir. Fakat bu bitkiler bunu önlemek için çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Bazılarında erkek ve dişi hücreler değişik zamanlarda olgunlaşırlar ve böylece birbirlerini dölleye-mezler.

Başka bitkilerde, örneğin çuha çiçeğinde, erkek ve dişi organların konumu kendi kendine tozlaşmayı engeller. İki tür çuha çiçeği vardır. İki türde de erkek ve dişi organlar aynı çiçekte, fakat değişik düzeydedir. Bir türün erkek organları uzun, dişi organları kısadır. Diğer tür uzun dişi organlara, kısa erkek organlara sahiptir. Böylece kendi kendine tozlaşma önlenir. Çuha çiçeğine konan arılar çiçek tozunu bir türden diğerine taşırlar.

Bitki yetiştiriciler yapay tozlaşma yöntemini kullanırlar. Çiçek tozu tepeciklere, çoğu zaman bir fırça ile, yapay olarak yerleştirilir. Bitki yetiştiricileri yapay tozlaşma yöntemi ile yeni bitki türleri üretmişlerdir.

Bir çiçek tozu taneciği üzerinde karışık biçimler olan kalın bir kat ile kaplıdır. Bu biçimler her bitki türünde değişiktir. Çiçek tozu katını oluşturan kimyasal madde çürümeye-karşı da dayanıklıdır. Yani, kimyasal maddeler ve hattâ bakteri ve mantar gibi canlılar bu katın içine giremezler. Binlerce yıllık kayaların üzerinde fosilleşmiş, fakat parçalanmamış çiçek tozu tanecikleri bulunmuştur. Bitki bilimciler çiçek tozu katlarına bakarak o zamanlarda yaşamış bitki türlerini saptarlar.

Solunumla içeri giren çiçek tozu tanecikleri burnu rahatsız ederler. Çiçek tozunu dışarıya atmak için aksırmak gerekir. Bazı insanlarda, çiçek tozu, saman nezlesi denen bir tepkiye yol açar. Böyle durumlarda burun tıkanır, gözler kaşınır ve sulanır.

Yorum yazın