Soyoluş

Soyoluş nedir

Evrim alanında araştırma yapmak, dedektiflikten pek farklı değildir. Paleontolog, ipucu arar ve bulabildiği kadarını toplar. Her yeni ipucunu buldukça, yeniden kurmaya çalıştığı öyküyü biraz daha geliştirmiş olur. Şansı elverirse, tam bir öykü yaratmasını sağlamasına yetecek kadar ipucu bulur.
Evrim alanındaki ipuçları, fosillerle, içinde bulundukları kaya tabakalarıdır. Bu alanda çalışan bir kişi, soyoluşu yada bitki ve hayvanların belli bir türünün evrim tarihini yeniden kurmaya uğraşır. Birkaç tür için bu başarılınca, birbiriyle ilintili bir türler ailesinin soyoluşu çözülebilir. Bundan sonra, daha büyük grupların, takımların, sınıfların ve filumların soyoluşları da kurulabilir.
Hayvan fosilleri çoğunlukla, yalnızca kabuklar ve kemiklerden oluşur; çünkü, yumuşak bölümleri genellikle çabucak çürür. Bu fosiller, bir hayvanla ilgili birçok şeyin belirlenmesini sağlar: Boyu, neler yiyip içtiği, alışkanlıklarının bir bölümü ve öteki organizmalarla olan ilişkileri. Bitkilerle hayvanların biçim ve yapılarını inceleyen bilim olan morfoloji, soyoluş bilimi sorunlarını çözme yönünden çok büyük önem taşır.

SOYOLUŞ AÇISINDAN YENİDEN KURMALAR
Paleontolojinin —yani jeolojik geçmişteki yaşamın incelenmesinin— amaçlarından biri, tüm türleri içine alan bir evrim ağacı geliştirmektir. Sözkonusu ağaç, yalnızca yaşayan organizmaları değil, ilk canlıya kadar varan atalarını da içine alır. Bu öylesine geniş kapsamlı iştir ki, bir paleontolog ömrü boyunca ancak bir yada birkaç bitki ve hayvan grubu üstünde çalışabilir.
Bir türün soyoluşu ancak, çok sayıda fosil üstünde yapılacak uzun ve sabırlı bir inceleme sonucu belirlenebilir. Fosilin yaşı, radyoaktif yöntemle saptanabilir. Fosilin içinde bulunduğu jeolojik tabakanın yaşı da aynı bilgiyi verebilir. Olanaklar elverdiğinde, soyoluşçu, birbirini denetlemek için her iki yöntemi de kullanır.
Birçok fosil türünün yaşlan belirlendiğinde, türler kronolojik sıraya konabilir. Soyoluşçu, geçici olarak, en eski fosilin türeyen ilk tür, en yenisinin de son tür olduğunu varsaymak isteyebilir. Ancak, bunun mutlaka böyle olması gerekmez. En genç olduğu varsayılan türün eski fosilleri henüz bulunmamış olabilir. Soyoluşçu, yeni bulgular ortaya çıkınca, kuramlarını değiştirmeye her zaman hazır olmalıdır. .
Fosillerin yaşları ve ortaya çıkış sıraları kesine yakın bir biçimde saptandığında, soyoluşçu, bu türler arasında ilişkiler kurmak için ipuçları arar. Üstünde çalıştığı grubun en uygun soyoluşunu belirleyebilmek için kemik yapısını, dişlerin sayı ve cinsini, genel beden biçimini ve elde bulunabilecek tüm öteki ipuçlarını incelemelidir. Elde ettiği sonuçlar, türlerin nispi yaşları konusundaki düşüncelerini değiştirebilir.
Yalnızca bir tek soy çizgisi varsa, görevi oldukça kolaylaşır. Ama grup içinde birçok ana evrim çizgisi gelişmişse, evrim çizgilerinin sayısını ve hangi türlerin hangi çizgiye bağlı olduğunu belirlemek güç olabilir. Kanıtların belirsizliği göz önüne alınırsa, soyoluşsal sonuçlar geçici olmalıdır. Omurgalılar konusundaki morfolojik ve soyoluşsal bilgiler, benzer büyüklükteki tüm öteki gruplardan çok daha ayrıntılıdır

Yorum yazın