Sığır Nedir – Sığır Hakkında Bilgi

Sığır Nedir

Sığırların insanlık tarihinde önemli bir rolü olmuştur. Bu hayvanlar, tarım toplumlarında başlıca mülkiyet türlerinden birini oluştururlar. Birçok toplumlarda insanlar varlıklarını, sahip oldukları sığır sayısıyla değerlendirirler. Afrika’da yaşayan bazı kabilelerde bir kadınla evlenirken başlık olarak belli sayıda sığır vermek zorunluluğu vardır. Sığır dinsel simge de olmuştur. Cirit adasında yaşayan ilkel bir toplum. Minotaurus denilen bir boğaya tapınırdı. Suçlular, bu boğanın çevresinde cambazlık yapmaya, sırtında takla atmaya zorlanırlardı. Yeterince becerikli olamayanlar ya boğanın boynuzlarına hedef olurlar ya da ayakları altında ezilirlerdi. Günümüzde de Hindistan’da yaşayan Hindular, inekleri kutsal sayarak öldürmezler. Bu hayvanlar sokaklarda özgürce dolaşabilirler.

Sığır Nedir
Sığırlar memeli hayvanlardır. Bütün öteki memeliler gibi dişiler, yeni doğan yavrularını kendi sütleriyle beslerler. Sığırlar, memeliler sınıfının çift-parmaklılar üst takımındandırlar. Bu üst takıma giren hayvanlar domuzlar, geyikler, develer ve zürafalar gibi çiftparmakları olan hayvanlardır. Bir ineğin toynağı, iki ayrı bölümden oluşur. Tek-parmaklı bir hayvan olan atın ayak yapısı ise farklıdır.
Sığırlar, beslenme biçimleri nedeniyle gevişgeti-ren hayvanlarla birlikte sınıflandırılırlar. Keçiler, koyunlar, geyikler ve develer de gevişgetiren hayvanlardır. Bu hayvanlar, otları ve yaprakları çiğnemeden yutarlar. Böylece yemek yeme işlemini kısa sürede tamamlayıp, düşmanları gelmeden uzaklaşmış olurlar. Daha sonra güvenli bir yerde besinleri yeniden ağızlarına getirir ve bunları yavaş yavaş çiğnerler. İnekler, günlerinin büyük bir bölümünü geviş getirmekle geçirirler. Gevişgetiren hayvanların midesinde dört bölüm vardır. Besin, ilk kez yutulduğunda birinci ve ikinci bölüm olan işkembe ve börkeneğe gider. Bu bölümlerde çok sayıda mikroorganizma bulunur. Bunlar tek hücreli mikroskobik bitkiler ve hayvanlardır.
Sığırların yedikleri bitkilerin hücre çeperleri selülozdan oluşmuştur. Memeliler bu maddeyi sindiremezler. Aricak gevişgetiren hayvanların midelerinde bulunan mikroorganizmalar bu sindirimi gerçekleştirebilirler. Böylece mikroorganizmalar konak hayvanlarına bir yarar sağlamış olurlar.
İnek midesinin ikinci bölümü bal peteğini andırır. Bu bölüme börkenek denir, inek, geviş getirme yoluyla çiğnediği besini midesinin üçüncü ve dördüncü bölümlerine gönderir. Sindirim bu bölümlerde devam eder.
Sığırlar insanlar için yararlıdır: İnsanlar sığırlardan çeşitli biçimlerde yararlanırlar. Örneğin, inek sütü ya olduğu gibi içilir veya tereyağı, peynir, yoğurt ve birçok başka besinin yapımında kullanılır. Afrika’da yaşayan Masai kabilesi halkı ineklerin kanını içerler. İneğin boğazındaki büyük toplardamarda küçük bir yarık açılır ve buradan elde edilen kan biriktirilir. Her defasında küçük bir miktar kan alınır ve inek daha sonra kan kaybını karşılaması için otlamaya bırakılır. İnsanlar sığırların etlerinden de besin olarak yararlanırlar.
Sığırların insanlara, besin sağlamak yanında başka yararlan da vardır. Azgelişmiş ülkelerde sığırların tezek denilen kurutulmuş dışkıları, yakıt olarak veya duvarları sıvamakta kullanılır. Boğa güreşleri ise bazı ülkelerde çok sevilen bir eğlence türüdür. İnsanlar sığırları binlerce yıldır sabanlarını ve yük arabalarını çekmek için kullanmaktadırlar. Amerika’ya yerleşen ilk göçmenler, arabalarında çeki hayvanı olarak öküzlerden yararlanmışlardır. Öldürülen sığırların postları ise deri yapımında kullanılır. Kemiklerden ve toynaklardan zamk yapılır. Sığırların bazı organlarından çeşitli ilâçlar da yapılmaktadır. Örneğin, şeker hastalığı tedavisinde kullanılan ensülin bu hayvanların pankreasından elde edilebilir.
Sığırlar yaşlarına ve cinsiyetlerine göre çeşitli adlar alırlar. Erkek buzağıya, dana denir. Dana büyüyünce boğa adını alır. Boğa büyüdükçe yabanıllaşır ve bakımı güçleşir Bu nedenle çoğu danalar, hadım edilirler; başka bir deyişle üreme organları çıkarılır. Danalar, bu işlemden sonra yatışırlar.
Avrupa’da yaşayan ilk yabanıl sığırlara Avrupa bizonu (Bos primigenius) denilir. Bunlar, tarihöncesi zamanlarda Avrupa’da Asya’nın batısında ve kuzey Afrika’da yaşamışlardır Bu hayvanların uzun kıvrık boynuzları ve kısa, kalın vücutları vardı. Bu tür, çevreye kolayca uyum sağlayabildiğinden yaşamını çok değişik ortamlarda sürdürebilmiştir. Avrupa bizonları XVII. yüzyıldan sonra tükenmiş olduğundan bu hayvanların neye benzedikleri kesin olarak bilinmemektedir. Sığırlar Mısır’da M.Ö. 3500 yıllarında evcilleştirilmeye başlanmıştır. Evcilleştirme işleminin Bâbil’ de daha da önce yapıldığı sanılmaktadır. Avrupa’ da evcilleştirilen ilk öküzler küçük, zayıf ve kısa boynuzluydular. Avrupa bizonun^ hiç benzemiyorlardı. Daha sonra Avrupa’da, evcil sığırların daha iri bir cinsi ortaya çıktı. Bunlar, büyük bir olasılıkla, Avrupa bizonuyla küçük türün çiftleş-tiriImesiyle elde edilmişlerdi. Hint sığırı veya zabu (Bos indicus) Asya’da yaşayan bir sığır türü olup, öteki türlerden farklıdır.
Sığırlar dünyanın her yanında evcilleştirilmişlerdir. Dişiler yavrularının gereksiniminden çok süt üretirler ve erkekleri güçlü oldukları için çeki hayvanı olarak kullanılırlar. Dünyanın her yanında insanlar sığırların bu özelliklerinden yararlanmayı bilmişlerdir. Günümüzde yaşayan tüm sığırlar Avrupa’da yaşayan boğa (Bos taurus) ve Asya’ da yaşayan Bos indicus türleri içinde toplanabilirler.
Günümüzde sığırlar üç grup içinde sınıflandırılırlar. Bu gruplar süt için, et için ve her iki amaçla beslenen sığırlardır.
Kısaboynuzlular kırmızı, kırmızı ve beyaz ya da kırçıl kırmızı beyaz olurlar. Bu cins ilk kez XIX. yüzyılda yetiştirilmiştir.
Sığırların beslenmelerine ve bakımına önem vermek gerekir. Buzağılar genellikle üçle beş hafta içinde sütten kesilerek, sütten başka besinleri yemeye alıştırılırlar. Daha sonra, gereksindikleri bütün besleyici maddeleri içeren besinlerle beslenirler ve otlaklara bırakılırlar.
Sığırlar genellikle, yalnız otla beslenebilirler. Ancak bütün otlar aynı nitelikte değildir. Sığırların hızlı biçimde büyümeleri ve büyük miktarlarda süt vermeleri için, otla birlikte saman, özel besinler ve yemlerle beslenmeleri gerekir. Et için beslenen sığırların çoğu büyüme döneminde otla beslenip, kesilmeden önce bu besinlerle şişmanlatılırlar.
Az sayıda inek beslenen çiftliklerde, inekler çoğunlukla elle sağılırlar. Ancak gelişmiş ülkelerde büyük kentlerin yakınında kurulmuş olan çiftliklerin çoğunda yüzlerce inek beslenir. Bu çiftliklerde süt sağımı makinelerle yapılır ve süt borularla doğrudan doğruya depolara iletilir. Bakterilerin ortaya çıkmasını önlemek için süt pastörize edilir ve kreması ayrıştırılır.
Büyük ve modern mandralarda ineklerin yedikleri besin miktarı ve süt verimleri ölçülerek, besinin miktarı ve cinsi ineğin gereksinmelerine göre ayarlanır.
İnekler çoğunlukla ilkbaharda yavrularlar. Bu mevsimde otlar en iyi durumlarındadır ve bu nedenle buzağıların, kışa güç kazanarak girmeleri olanaklı olur. Gerekli besini alan ve bakım gören bir inek dokuz on ay sonra yeniden yavrular. Sığırlar çeşitli hastalıklara yakalanabilirler. Bu hastalıklar, kötü beslenme ve yaşam koşulları, şerit gibi asalaklar veya bulaşıcı hastalıkların yayılması gibi nedenlerle ortaya çıkabilirler. Bazı bulaşıcı hastalıklar, hastalanan hayvanların öldürülmesini veya hastalığın yayılmaması için başka önlemlerin alınmasını gerektirir.

Yorum yazın