Özkertenkelegiller

Özkertenkelegiller
Özkertenkelegiller, omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfının pullusürüngenler takımının kertenkeleler alttakımına giren bir familyasıdır. Bu familyaya giren kertenkelelerin boyları küçüktür. Bacakları iyi gelişmiştir. Ayaklarında beş parmak vardır. Kuyrukları yakalanınca hemen kopar. Bu olaya ototomi adı verilir, özkertenkelegiller etçildir. Güneşi severler.
Bütün öbür sürüngenler gibi kertenkeleler de soğukkanlı hayvanlardır. Bu, kanlarının soğuk olduğu anlamına değil de vücut sıcaklıklarının her zaman çevrelerinin sıcaklığıyla aynı olduğu anlamına gelir, örneğin, bir kertenkele, vücudunun sıcaklığını ancak daha sıcak bir yere giderek arttırabilir. Kuşlar ve memeliler gibi sıcakkanlı hayvanların vücut sıcaklıkları, çevrenin sıcaklığı ne olursa olsun hep aynı kalır, insanlar da bu gruba girerler. Bu tür canlılar depoladıkları besinlerin sıcaklık meydana getirmesini sağlayabilirler. Ayrıca sıcakkanlı hayvanların vücutları, ısı kaybını azaltmaya yarayan tüy ve kıllarla kaplıdır. Kertenkelelerin büyük bir çoğunluğu ancak vücut sıcaklıkları oldukça yüksek olduğu zamanlar tam etkinlik gösterebilirler. Kertenkelelerin daha çok tropikal bölgelerde yaşamalarının nedeni de bu-dur. Daha serin, yani ılımlı bölgelerde ise kertenkeleler ancak sıcak günlerde ortaya çıkarlar. Hava soğuk olduğu zaman herhangi bir yere sığınarak orada, hareket etmeden dururlar. Soğuk bölgelerde kertenkeleler bütün kışı kış uykusunda geçirirler. Kış uykusuna yatan bir hayvan derin bir uykuya dalar. Vücuttaki çeşitli işlemler büyük ölçüde yavaşlar ve çok az enerji harcanır. Kertenkeleler sürüngenlerin çok büyük bir grubunu oluşturur. Aşağı yukarı 3 000 değişik kertenkele türü vardır. Bukalemun, iguana ve varan birer kertenkele türüdür. Kertenkelelerin en yaygın tü-tür skinkgiller adı verilen familyadır.
Dünyada bulunan en büyük kertenkele ise varangiller familyasındandır ve Komodo ejderi olarak tanınır. Bu kertenkele çeşidi Endonezya’daki küçük bir takımada grubunda yaşar. Komodo ejderinin boyu 300 santimetreye, ağırlığı da 140 kiloya kadar çıkabilir. Bu hayvan gerçekten masallardaki korkunç ejderleri andırır. Fakat insanlara hiç bir zarar vermez. Bu kertenkeleler maymun, domuz ve hatta geyik yerler. Yılanlar gibi bunlar da karınlarını doyurduktan sonra günlerce acıkmazlar.
En küçük kertenkele türü gekogiller adı verilen bir familyaya aittir. Bu familyanın tam gelişmiş üyelerinin boyu 5 santimetreyi geçmez. Gekogiller, kertenkelelerin en yaygın familyasıdır. Bunların çeşitli türlerine sıcak ülkelerin çoğunda sık sık rastlanır.
Kertenkelelerin derilerinin üzerinde koruyucu bir pul katmanı vardır. Bu deri çatlar ve dökülür. Bir yandan da dökülen derinin yerini yeni deri alır. Kertenkeleler yaşamları boyunca birkaç kez bu biçimde deri değiştirirler. Bazı kertenkelelerin, özellikle çöllerde yaşayanların üzerlerindeki pullar büyüyerek diken biçimine gelebilir. Bu dikenler kertenkeleleri atmaca ve kartal gibi düşmanlarından korumaya yarar. Bazı kertenkeleler de toprağı kazarak burada açtıkları yuvalara girerler. Bu kertenkelelerin pulları da sürtünmeyi azaltacak biçimde çok düzgün ve parlaktır. Hemen hemen hiç bir hayvan türünün yaşayamayacağı çöllerde yaşamlarını sürdürebilen kertenkeleler vardır. Bunların çöllerin kuru ve sıcak havasında kuruyup ölmelerini engelleyen kalın derileri vardır. Çöl kertenkeleleri Güneşte çok uzun süre yatamazlar. Kayaların gölgesine sığınırlar ve arada sırada Güneşe çıkarlar. Derilerinin rengini değiştirebilen kertenkele türleri de vardır. Bunların birçoğu çevrelerinin rengine uyabilirler. Renk değiştirebilen kertenkelelerin derilerinin içinde kromatofor adı verilen, yıldız biçimli özel hücreler vardır. Kromatoforların içinde boya maddeleri bulunur Boya maddeleri hücrelerin içinde hareket edebilir ve hücreler de bir dereceye kadar boylarını değiştirebilir. Boya maddesi derinin belli bir alanındaki hücrelere dağıldığı ve bu hücreler de derinin yüzeyinin yakın olduğu zaman, derinin rengi en belirgin durumundadır. Boya maddeleri bir araya toplanıp hücreler de küçülünce, derinin rengi daha açık ve soluktur.
Renk değişiklikleri ışık ve ısı yoluyla bir ölçüde dışardan ayarlanır. Bazen de üreme mevsiminde erkek kertenkelenin bir rakibiyle kavga etmesi sırasında olur. Ayrıca kertenkeleler renk değiştirme yeteneklerini kullanarak hemen çevrelerine uyarlar. Bunu gerek düşmanlarından korunmak için gerek kendi avlarını beklerken gizlenmek amacıyla yaparlar.
Kertenkelelerin çoğu dört bacaklıdır. Fakat bazılarında yalnız iki bacak bulunur. Bazı kertenkelelerin ise hiç bacağı yoktur. Bacaksız kertenkeleler en yakın akrabaları olan yılanlara çok benzerler. Bu kertenkele türleri binlerce yıl süren evrimleşme süreci sırasında bacaklarını kaybetmişlerdir. Bunun sonucunda yaşama biçimlerini de değiştirmişler ve toprağın üzerinde yaşayacaklarına, toprağı kazıp altında yaşamaya başlamışlardır. Vücutları ince uzun bir biçim almış ve bacakları yok olmuştur. Afrika’da, toprağın altında yaşayan ve solucana benzeyen birkaç kertenkele türü vardır. Bunlar yaşamlarının büyük bir bölümünü toprağın altında geçirirler ve gözleri hiç görmez.
Kertenkelelerin büyük bir çoğunluğu dillerini çıkararak yakaladıkları böcekleri yerler, örneğin bukalemunların bu amaç için kullandıkları çok uzun dilleri vardır. Hatta bunların dilleri bazen vücutlarından daha da uzundur. Bukalemun dilini kullanmadığı zaman ağzının içinde kıvrılmış bir durumda tutar. Bazı kertenkelelerin ise çok özel beslenme biçimleri vardır. Amerika Birleşik Devletlerinin güneybatısında yaşayan boynuzlu kertenkeleler yalnız karıncayla beslenirler. İguanalar ise yalnız bitkilerin yapraklarını ve meyvelerini yerler. Deniz iguanalarının tek besini yosundur.
Kertenkelelerin keskin ve sivri dişleri vardır. Zehirli kertenkele türü sadece iki tanedir. Bunlar Meksika’da yaşayan boncuklu kertenkele ile Kuzey Amerika’nın bazı bölgelerinde yaşayan Cila canavarı adındaki kertenkele türleridir. Her iki tür de ağır ve tembel hayvanlardır. Kuyrukları kısadır. Gila canavarının derisi sarı ve siyah çizgilidir. Cila canavarını normal olarak yemek isteyecek olan hayvanlar derisinin üzerindeki çizgileri görünce, bu kertenkelenin zehirli olduğunu anlarlar. Bu hayvanın alt dudağının içindeki bir dizi bez, keskin, kıvrık dişlerinin arasına bir zehir salgılar. Gila canavarının başlıca besini daha küçük kertenkelelerden oluşur. Avını bir çiğneme hareketiyle ısırır. Bu hareket zehirin yaranın içine girmesini sağlar ve hayvanın hemen ölmesiyle sonuçlanır. Gila canavarının ısırması genel olarak insanları öldürmez fakat büyük acı verebilir. Kertenkelelerde Jacobson organı adı verilen özel tad ve koku alma organları vardır. Bu organlar hayvanın damağına açılan iki keseden oluşur. Bir kertenkele, yiyeceği maddenin tadını ve kokusunu denemek için önce dilini dışarı çıkararak yiyeceğe dokundurur, sonra da çatallı dilinin uçlarını Jacobson organına değdirir.
Kertenkelelerin ayaklan genellikle yaşadıkları çevreye şaşılacak bir biçimde uyar, örneğin, çöl kertenkelelerinin çoğunun ayak parmaklarında püskül gibi çıkıntılar vardır. Bu çıkıntılar hayvanın ayaklarının alanını büyütür ve Böylece kuma gömülmesini önler. Gekogiller evlerin duvarlarına tırmanabilirler. Bunlarında ayaklarının tabanlarında insan gözünün göremeyeceği kadar küçük, sayısız kanca ya da vantuzlar vardır. Bu vantuzlar sayesinde düz yüzeylere sımsıkı tutunabilirler. Kayalara ve ağaçlara tırmanan kertenkele türlerinin ise ayaklarının altında pençe görevi gören ve daha sıkı tutunmalarını sağlayan dikenler bulunur.
Bukalemunların ayakları çok değişik yapıdadır. Bukalemunun her iki ayağının parmakları iki gruba ayrılmıştır. Bunlar, bir masanın iki ucu gibi birbirine yaklaşabilir. Bukalemun parmaklarıyla üzerinde yaşadığı ağaç dallarına sımsıkı tutunabilir. Ayrıca kuyruğunu da dalın çevresine dolayarak kendini iyice sağlama alır.
Uçan ejder adı verilen bir kertenkele türü, ağaçtan ağaca atlayabilir. Bunların vücutlarının iki yanında görülen sarkan deri parçaları kanat görevini görür. Her iki deri parçasını destekleyen birkaç tane uzun kaburga vardır.
Kertenkele türlerinin büyük bir çoğunluğu yumurtlayarak ürerler. Bunlar genellikle yumurtalarını toprağa gömerler. Yumurtaların kabukları serttir. Yumurtaların kuluçkalanması Güneş ısısının toprağı ısıtmasıyla sağlanır. Yavru kertenkelelerde, üsçeneden dışarı doğru çıkan bir diş vardır.
Bu dişi kullanarak yumurtanın sert kabuğunu kırarlar. Kertenkele yumurtadan çıktıktan sonra bu diş düşer.
Kertenkele yavruları çok kısa bir süre içinde kendi kendilerine yaşayacak duruma gelirler. Bazıları, Dünyaya geldikten birkaç saat sonra böcek yakalayabilirler.
Kertenkelelerin birçok düşmanı vardır. Atmacalar, yılanlar ve yabanıl köpekler kertenkele yerler. Kertenkelelerin kendilerini bu düşmanlarına karşı korumak için kullandıkları birkaç yöntem vardır. Çoğu, çevreleriyle aynı rengi alırlar. Buna çevreye uyma adı verilir. Yine birçok kertenkele düşmanlarından kaçmak için büyük bir hızla koşabilir. Ağaçların tepelerinde yaşayan yeşil iguana 18 metre yüksekten yere atlayabilir ve bundan hiç bir zarar görmez. Atladığı zaman suya düşecek olursa da suyun altından yüzerek karaya çıkabilir.
Bazı kertenkeleler düşmanlarını tıslayarak ya da vücutlarının parlak renkli bölümlerini göstererek korkuturlar. Saçaklı kertenkele, boynundaki gevşek derileri toplayarak bir saçak oluşturur. Bu şekilde, gerçekte olduğundan çok daha büyük görünür.
Bazı kertenkeleler de yakalandıkları zaman kuyruklarını bırakırlar. Solucan gibi kıvrılmaya devam eden kuyruk düşmanın dikkatini dağıtırken kertenkele de kaçar. Kertenkelede kısa bir süre içinde yeni bir kuyruk çıkar.
Boynuzlu kertenkelenin, düşmanlarına karşı kendine özgü değişik bir savunma biçimi vardır. Bu kertenkele saldırıya uğrayınca düşmanına doğru döner ve alt gözkapağındaki çatlayan bir damardan kan fışkırtır.

Yorum yazın