Memelilerin özellikleri – Memeliler Hakkında Bilgi

Memelilerin özellikleri – Memeliler Hakkında Bilgi

Memeliler, memeleri yani meme bezleri olan canlılardır. Meme bezleri, yetişkin dişi memelilerde süt üretir. Memelilerin yavruları annelerinin memelerini emerek beslenirler. Başka hiç bir hayvan türü yavrularını bu şekilde besleyemez. İnsanlar da memeliler sınıfındandır. Köpek, kedi, at, inek, kanguru, tavşan ve fare de memeliler sınıfındandır. Aslan ve kaplanlar ile bunların avladıkları antilop, zebra, yaban sığırı gibi hayvanlar da memeli hayvanlardır.
Bütün memeliler karada yaşamaz. Balina ve yunus balığı denizde yaşayan memelilerdir. Bunların vücutları denizde yaşamaya elverişlidir. Bu nedenle karada yaşayamazlar. Bu hayvanlar bazen dalgalar tarafından karaya sürüklenir; bu durumda derhal ölürler. Çünkü iç organları vücutlarının ağırlığı altında ezilir. Oysa denizde vücut ağırlığını su taşır. Fok balıkları ve ayı balıkları hem karada hem denizde yaşayabilir.
Memeliler arasında uçabilen bir grup vardır. Bu da yarasalar grubudur. Yarasaların ön ayakları uçmaya elverişli bir biçimdedir. Uçan sincap gibi diğer bazı memelilerde ise ön ayaklarla arka ayaklar arasında deri parçaları vardır. Bu hayvanlar uçamaz fakat ağaçların tepesinden yere kadar atlayabilir.
Köstebek gibi bazı memeliler toprağın altında yaşar. Köstebekler güçlü ön ayakları sayesinde toprağı kazarlar. Yaşamlarının büyük bir bölümünü karanlıkta geçirirler. Gözlerini çok az kullanırlar. Hatta bazı köstebek türleri tamamiyle kördür. Dünyada toplam olarak 4 200 değişik memeli türü vardır. Memeliler çok soğuk kutup bölgelerinden sıcak tropikal ormanlara kadar her yerde vardır. Büyüklükleri de, çok küçük olan cüce kır faresiyle dev boydaki mavi balina arasında değişir. Cüce kır faresinin boyu 4 santimetre, ağırlığı yirmibeş kuruşluğun ağırlığı kadardır. Mavi balinanın ise boyu 30 metreyi, ağırlığı 175 tonu bulabilir. Mavi balina, yeryüzünde bugüne dek yaşamış olan en büyük hayvandır.
Kuşlar ve memeliler, aldıkları ısıyla verdikleri ısıyı dengeleyerek vücut sıcaklıklarını sabit tutarlar. Isı, vücutta metabolizma adı verilen kimyasal süreçler aracılığıyla alınır. Ayrıca çevreden de ısı alınabilir, örneğin Güneş ya da sıcak bir ateş ısı kaynağı olabilir. Isının kaybedilme yollarından biri deridir. Kuşlarda, fazla ısı kaybını önlemek için tüyler vardır. Memelilerde ise derilerinden çıkan kıllar ısı kaybını engeller. Birkaçı dışında bütün memelilerin vücutları kıllarla kaplıdır, insan, diğer memelilere oranla daha az kıllıdır. Bu nedenle hava soğudukça giysilerini kalınlaştırır.

Süt bezleri
Memelilerin dişisi, meme bezlerinden süt üreten tek canlıdır. Bir balina ya da yunus yavrusu denizin altında bile annesinin sütünü emerek beslenir. Dişi balina, meme bezlerinin içindeki özel kaslar aracılığıyla yavrusunun ağızına süt fışkırtır.
Dişi memeliler yavrularını doğurmadan önce de besler ve korurlar. Memelilerin çoğu doğmadan önce bir süre annelerinin vücudunun içinde büyür. Bu süreye gebelik süresi adı verilir.
Gebelik süresi boyunca yavru, annesinin dölyatağı içindedir. Yavru, göbek kordonu adı verilen bir kordon aracılığıyla dölyatağının plasenta (son) adı verilen bölümüne bağlıdır. Böylece bebek annesinin vücudu içinde korunur. Plasentanın varlığı memelilere yaşamalarını sürdürmek bakımından büyük bir üstünlük sağlar. Plasentası olmayan sadece birkaç memeli türü vardır, ördek gagalı platipus ve karıncayiyen memelilerin yumurtlayan tek örnekleridir. Meme bezleri vardır fakat memeleri yoktur. Süt, derilerindeki deliklerden dışarı sızar ve yavrular buradan sütü yalayarak alırlar.
Plasentaya sahip olmayan ikinci bir memeliler grubu da keselilerdir. Bunların büyük bir çoğunluğu Avustralya’da Tasmanya’da, Yeni Gine’de ve bu çevredeki adalarda yaşar. Kanguru, koala ve oposum keseli örnekleridir.
Dişi keselilerin meme bezleri karındaki bir cebin içindedir. Keselilerin yavruları, çiftleşmeden oldukça kısa bir süre sonra doğar. Oposumun gebelik süresi sadece 12,5 gündür. Yavru oposum doğduğu zaman gelişmemiş bir durumdadır. Bir balansından daha küçüktür. Buna rağmen yarım dakikadan kısa bir süre içinde annesinin cebini bulur. Burada, kendi kendini korumaya hazır bir duruma gelene dek korunur. Yavru oposum annesinin cebine girer girmez buradaki birçok meme bezinin ucundaki memelerden birine tutunur. Yavru oposumların ortalama üçte ikisinden daha azı bu cebe varıp yaşamlarını sürdürür. Buraya ulaşanlar aşağı yukarı on haftalık olana dek burada kalırlar. Sonra cepten ayrılırlar. Yalnız arada sırada korunmak için tekrar buraya dönerler. Aşağı yukarı dört aylık oldukları zaman annelerinden ayrılırlar.
Memelileri diğer omurgalılardan ayıran başlıca iki öge vardır. Bunlardan biri yavrularını sütleriyle beslemeleri, İkincisi de derilerinin üzerindeki kıllardır.
Bütün memelilerde diyafram adı verilen ve karın boşluğu ile göğüs boşluğunu birbirinden ayıran bir kas vardır. Göğüs boşluğunda akciğerler yer alır. Kaslı bir organ olan diyafram kasılıp gevşer ve böylelikle göğüs boşluğundaki basınç değişir. Diyafram kasıldığı zaman göğüs boşluğundaki basınç dışarıdaki havanın basıncından daha alçaktır. Böylece akciğerlere doğru bir hava akımı olur. Diyafram gevşediği zaman ise akciğerlerden dışarı doğru hava itilir.
Memelilerin kafatası kemikleri de diğer omurgalılarınkinden değişiktir. Alt çeneleri doğrudan doğruya kafatasına bağlıdır. Diğer omurgalılarda ise alt çene kafatasına ayrı bir kemik aracılığıyla bağlıdır.
Memelilerin derileri de farklıdır. Bu farklılık sadece derinin kıllarla kaplı olması değildir. Ayrıca memeli hayvanların derisinde ter bezleri ve yağ bezleri gibi özel yapılar vardır. Yağ bezleri genellikle kıl köklerine bağlıdır. Bu bezlerden çıkan yağ, kılları yağlar ve deriyi su geçirmez hale getirir. Ter bezleri ise derinin yüzeyine açılır. Bunlar, fazla ısındığı zaman hayvan terler ve Böylece serinler.
Sıcakkanlı olan iki hayvan grubunun, yani kuşların ve memelilerin kalpleri diğer hayvanlarınkine oranla daha etkilidir. Kuşların ve memelilerin kalpleri dört bölmeden oluşur.
Kan, dokulara oksijen taşır. Dokularda, metabolizma adı verilen kimyasal süreç için kana gerek vardır. İçinde az oksijen bulunan kana oksijensiz kan denir. Dokulardan gelen oksijensiz kan kalbin sağ tarafına gider. Buradan akciğerlere pompalanır ve akciğerlere gelince bu kan oksijen alır. Oksijenlenmiş kan sonra kalbin sol tarafına geri gider ve buradan tekrar dokulara pompalanır. Burada tekrar oksijensizleşir. Tekrar kalbin sağ tarafına geri gider ve bu süreç böylece devam eder. Oksijenlenmiş kanla oksijensiz kan kalbin değişik taraflarından geçtikleri için birbirlerine karışmaz. Kan dolaşımı iki taraflıdır. Birincisi kalpten akciğerlere ve tekrar kalbe, İkincisi dokulara ve oradan geriye doğrudur. Diğer omurgalılarda, yani sürüngenlerde, ikiyaşayışlılarda ve balıklarda kan dolaşımı tam iki taraflı değildir. Yani iki değişik kan türünün bir kısmı birbirine karışır.
Bazı memelilerin vücutlarının genel çalışma hızı, yani metabolizma oranı çok yüksektir. Yani bunlar büyük bir hızla enerji harcarlar, örneğin bir kır faresi, yeteri kadar enerji kazanmak için her 24 saatte bir aşağı yukarı vücut ağırlığına eşit miktarda yemek yemek zorundadır. Uzun kuyruklu bir kır faresi bir dakikada 800 kere nefes alıp verir. Kalbi de aşağı yukarı bu hızla atar. Oysa bir insan dinlenme halindeyken normal olarak bir dakikada 15-20 kere nefes alıp verir. Yine dinlenme halindeki bir insanın kalbi bir dakikada 60-70 kere atar. Bu sayı 40’a inebilir ve 90’a çıkabilir. Hareket halinde bir insanın gerek kalp atışları gerek nefes alma hızı artar. Kalp atışları normalin iki katına çıkabilir.
Bazı bilim adamlarına göre memelilerin metabolizma oranları yaşam süresiyle bağlantılıdır, örneğin metabolizma hızı çok yüksek olan kır faresi en fazla 15 ay yaşar. Metabolizma oranı çok düşük olan insan ise memelilerin en uzun ömürlüsüdür.
Oksijen kanda, alyuvarlar adı verilen özel hücreler aracılığıyla taşınır. Memelilerin alyuvarları bütün omurgalılarınkinden farklıdır. Bunlarda merkezi bir denetleme yapısı, yani çekirdek yoktur. Diğer omurgalıların alyuvarlarında ise çekirdek vardır. Ayrıca memelilerde eski alyuvarlar bölünerek yenilerini oluşturamaz. Yeni alyuvarlar kemik iliğindeki özel dokular tarafından sürekli olarak üretilir. Her bir alyuvar hücresi aşağı yukarı 120 gün süreyle dolaşıma katılır. Sonra karaciğer tarafından yok edilir.
Omurgalılar arasında çeşitli yaşam şekillerine uyum gösteren memelilerdir. Uyum canlılara, belirli bir ortamda yaşamlarını sürdürme olanaklarını sağlayan özel organlar oluşturma sürecidir.

Çok amaçlı kollar
Bu uyumun bir örneği çeşitli memelilerin kol ve bacaklarında görülebilir. Bütün memeliler dört ayaklıdır; birçok memeli bu dört ayağın dördünün üzerinde yürür. Yalnız insanlar ve bazı maymunlar iki ayak üzerinde yürür. Memelilerin toynaklılar adı verilen grubunun (örneğin atların) ayaklarının altında toynak adı verilen özel sert tırnaklar oluşmuştur. Bu tırnaklar sayesinde sert topraklarda gezebilirler. Bazı memelilerin ayakları ağaçlarda yaşamaya uygun bir biçimde gelişmiştir. Sincaplar keskin pençelerini kullanarak ağaç gövdelerine tırmanırlar. Maymunlar ise uzun el ve ayak parmaklarıyla tutundukları ağaç dallarından sallanırlar.
Balina ve fok balıklarında bacaklar evrim geçirerek yüzmeye elverişli bir duruma gelmiştir. Bunların ayakları balıkların yüzgeçlerine benzeyen yassı kürekler biçimindedir. Yarasaların ön ayakları ise uçmaya elverişli hale gelmiştir. Yarasaların kanatlarındaki kemikli yapı tıpkı kuşların kanatlarındakine benzer. Fakat yarasaların kanatlarının üzerinde tüyler yoktur. Kemikli yapı ön ayakların kemiklerinden oluşmuştur. Kanatlar, bu yapının üzerinde gergin bir durumda duran sert bir deriden ibarettir.
Çeşitli memeliler değişik yiyecekleri yiyebilmek için de uyuma uğramıştır. Etçil memelilerin avlarını öldürmek için sivri uçlu keskin dişleri vardır. Bu dişlere köpek dişleri adı verilir. Bu memelilerin arka ya da azı dişlerinde avlarının etini parçalamaya yarayan keskin kenarları vardır. Otçul hayvanların ise azı dişlerinin yüzeyleri geniş ve yassıdır. Bu dişler bitkisel yiyecekleri öğütmeye çok elverişlidir. Otçul hayvanların ön dişleri ise keskindir. Bunlarla hayvan ot ve yaprakları koparır.
Memelilerin büyük bir çoğunluğu kendilerini saldırılara karşı korumak üzere uyuma uğramıştır. Geyiklerin ve antilopların görme ve koku alma duyuları çok gelişmiştir. Bunlar düşmanlarını çok uzaktan hissederler. Saldırıya uğradıkları zaman da kendilerini kurtarmak için çok hızlı koşabilirler. Birçok memeli çevresi içinde gizlenmiş, ya da kamufle edilmiş durumdadır. Derilerinin rengi ve deseni çevrelerine çok uyar ve böylece kolay kolay görünmezler.
Kutuplarda yaşayan memelilerin bazılarının deri rengi yılın çeşitli zamanlarında değişikliğe uğrar. Kutup tavşanı yazın kahverengidir. Bu rengiyle kutupların yaz bitki örtüsünün arasında göze batmaz. Kışın ise bu tavşanın derisi beyaz olur ve böylece karın arasında kaybolur.
Armadillo adı verilen kertenkeleye benzer memeli hayvanın sırtında ve yanlarında sert levhalardan oluşan zırh gibi bir kabuğu vardır. Armadillo saldırıya uğradığı zaman kendini bir top haline getirir. Böylece sert levhalar dışarda, yumuşak iç bölümler içerde kalır. Kirpiler de kendilerini sivri dikenleriyle koruyan memelilerdir.

Bazı hayvanlar her yıl büyük mesafeler aşarak kışlık bölgelerden yazlık bölgelere giderler. Bu yıllık hareketlere göç adı verilir. Bazı memeliler çok uzak yerlere göç eder.
Bazı memeliler kışın kış uykusuna yatarlar. Kış uykusuna yatan bir hayvan tehlikelerden uzak bir yer bulur ve burada uykuya benzeyen ve bazen birkaç ay süren bir duruma girer. Kış uykusuna yatan memelilerin büyük bir çoğunluğu sonbaharda vücutlarında yağ biçiminde bir yiyecek deposu hazırlarlar. Bunu kış uykusundayken enerji kaynağı olarak kullanırlar. Kış uykusu sırasında enerji çok yavaş bir tempoyla kullanılır. Hayvanın metabolizma oranı düşük olduğu için kalp atışları ve solunum da yavaştır. Kış uykusuna yatan memeliler arasında sincap, bazı fare türleri ve yarasa sayılabilir.
İlk memeliler büyük bir olasılıkla kır faresi büyüklüğünde böcek yiyen canlılardı. Yavaş yavaş, milyonlarca yıllık bir süre içinde memeliler gelişti ve çevrelerine daha iyi uymaya başladı. Fakat iki ayağı üzerinde duran ve gelişmiş bir beyni olan olağandışı bir memelinin ortaya çıkması ancak bundan iki milyon yıl önce olmuştur. Bu canlı, insanın atasıdır. İnsan bütün canlılar arasında soyut düşünceye sahip olan tek yaratıktır. Yalnız insan geleceğe ilişkin durumları düşünebilir. İnsanın bu yeteneği konuşmanın, yazının ve bilim ve teknoloji dünyasının ortaya çıkmasını sağlamıştır. İnsanlığın en büyük umudu bu yeteneklerini akıllıca kullanabilmektir.

Yorum yazın