Klonlama Nedir?

Klonlama Nedir?
Klonlama, genetik olarak tıpatıp benzer özellik taşıyan yeni hücreler yaratmak anlamına gelir.
DNA Nedir?
DNA “Deoksi Ribo Nükleik Asit” isimli bir tür molekül grubunun kısaltılmış isimidir. DNA çift zincirli bir ip merdivene benzer ve oluşturduğu nükleotid adlı küçük zincirlerin birleşimidir. Oldukça uzun olan bu merdiven herbirimizin ayrı karakteristik özelliğini belirler. Bu zincir hücre içindeki özel enzimler ve proteinler aracılığı ile paketlenir. Hepimiz gen kelimesini duymuşuzdur. Klonlama işlemi genlerin karakteristik özellikleri yardımıyla yapılır.
İngiltere’ li araştırmacılar tıp tarihine yeni bir dönem açma aşamasındalar. Bu gelişme kopyalanan ilk hayvan olarak tarihe geçen Dolly adlı koyuna uygulanan klonlama işleminin devamı sayılabilir. Yapılan yeni çalışma Dolly adlı koyunu yaratma çalışmalarına benzer görünse de oldukça büyük farklılıkları bulunuyor. Bu yeni çalışmanın amacı daha geniş kitlelere ulaşmak, birçok hastalığı önlemek ya da önüne geçmek; yani ölüm kavramını hayatımızdan silmek.
26 Kasım 2001 tarihinde ilk defa insan embriyosu klonlandı. Bu yeni bir araştırmanın başlangıcı kabul ediliyor; çünkü kronik hastalık kontrolünde ve tedavisinde bir geçiş özelliği taşıyor. Daha önce klonlanan koyun Dolly ‘den en büyük farkı ‘amacı’. Çünkü bu işlem; Parkinson, Diyabet, Hepatit, Kemik Erimesi, Kanser, Kas erimesi ve Kalp hastalıkları gibi hastalıkların tedavisi, ağrı duyusunun kaldırılması ve belki de hastalıkları önleme yönünde bir girişim olma amacını taşımakta. Bu senenin başlarında İngiltere Parlementosu bu araştırma için Prof Dr. Liam Donaldson’ a onay vermişti.
Embriyo sap hücreleri yetişkin insan gövde hücrelerinden farklı olarak vücuttaki kas dokusu, sinir dokusu, organ dokusu ve hatta kemik dokuları gibi değişik türdeki dokulara dönüşebiliyor. Burada dikkat çekilen en önemli nokta hücrelerin 14 yaşından küçük olması, iğne başı büyüklüğünde olması ve bu hücrelerin normal insan hücresinden farklı olarak hücre elemanlarını bünyesinde taşımaması (nükleussuz hücre kullanılması).
Bir başka gelişme ise Prolife-Alliance grubunun ( küretaj karşıtı grup) klonlama çalışması hakkında mahkemeye açtıkları dava hakkında. Kopyalanan bu hücrenin canlı insan hücresi olduğu mantığını savunan bu grup önemli bir ayrıntının halka açıklanmasına vesile oldular. Yapılan kopyalamada kullanılan hücre ‘nukleus’suz yani çekirdeksiz hücrelerdi ve bu hücreler elektrik akımları yardımıyla büyütüldü.
Artık klonlanmayı önleyen engeller azalmaya başladığı gibi çalışmalara destek veren grup sayısı da gün geçtikçe artış gösteriyor. Bu tablo HFEA ( Human Fertilisation and Embryology Act ) nın kontrolünden klonlama çalışmalarının çıkmış olduğunu gösteriyor. Olay basına yansıdığı anda iki araştırma merkezi lisans almak amacıyla başvuruda bulundu. Prolife-Alliance göstericilerine araştırmanın önemini anlatma şansı tanıdıkları için Prof Dr. Liam Donaldson teşekkürlerini iletiyor.
Sağlık departmanı bu klonlama işlemini sakıncalı bularak yasaklamaya çalıştı ve Parlementoya isteklerini belirtiler. Severina Antinori gibi hekimlerin klonlama hakkında bilgisiz oldukları halde insanları kullanabilecekleri korkusunu yaşıyorlar. Severina Antinori bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde uluslararası sularda bir gemi ve 20 uzman hekim arkadaşı ile önümüzdeki yılın Kasım ayında yola çıkarak çocuk sahibi olmak isteyen ailelere yardımcı olacağını belirtmiş, 200 kadın denek seçebileceğini ancak bunların içinde Amerikalı çiftlerin bulunmasını istemediğini açıklamıştı. 62 yaşında bir kadını gebe bıraktığı ile ünlenen uzman doktorun kadın deneklerin 8 tanesinin ingiliz olduğunu da açıklamış, ülkesinde yasak olan işlemi uluslar arası sularda yapmak zorunda olduğunu belirtmişti.
Klonlama domuz ve yavru kedilerde başarı olsa da tavşan, kedi ve farelerde başarılı olmadı. Unutulmaması gereken şey araştırma kurallarını yenilemek.
Klonlama Taraftarları
Küçük bir biyoteknoloji sirketinin gözetiminde küçük bir insan embriyosu yaratıldı. Bu kuruluşun çalışması alzheimer diyabet hastalarını, kalp hastalarını, felçlileri iyileştirmek için vaadlerde bulundu. Fakat bu başarı kongre ve Beyaz Sarayda alarm etkisi yarattı. Başkan Bush basına “Toplum olarak hayatı yok etmek için uğraşmamalıyız” açıklamasında bulundu. Kongrenin üyeleri de insan embriyosunun klonlamasına yasaklar getirilmesini desteklediler.
Klonlamada amaç hastalıkları tedavi etmek iken o amaçtan geri düştüklerini belirten araştırmacılar, Dolly koyununun normalden çok daha kilolu ve yaşına göre yaşlı göründüğünü söylüyorlar. Hala önüne geçilemeyen sorunların olduğunu belirten uzmanlar, özellikle standart klonlama işlemini deneyerek yetişkin birinden aldıkları doku örneklerini nükleussuz insan yumurtasına enjekte edilmesi sonucunda bir tane embriyo üretemediklerini, birden fazla hücrenin oluştuğunu ve boyutlarının da normal bir hücre büyüklüğünden yaklaşık iki kat daha büyük olduğunu açıkladılar. Başka bir klonlama yaklaşımı denediklerinde de alınan küme bulut hücrelerin genlerini alıp yine nükleussuz yumurtaya enjekte edildiğinde sonucun çok da farklı olmadığını 3 embriyo elde edebildiklerini ve bunların 6 hücre büyüklüğünde olduğuna dikkati çekiyorlar.
Kopyalama için ortalama 100 tane gövde hücresi gerekiyor. Birçok bilim adamı klonlamayı desteklerken, başarılı çalışmaların olabilmesi için uzun yıllar bu konu üzerinde çalışmaların yapılması gerektiğini söylüyorlar. Beyaz saray bu konu hakkında geçmişte bir kanun tasarısı çıkarmıştı. Bu tasarı; bütün insan klonlamalarının amacının üremeye yönelik değil, tedavi amaçlı olması gerektiğini belirten bir kanun tasarısıydı ve klonlamayı destekleyen bilim adamları senatoyu arayıp bu kanun tasarısını kabul etmesini istemişlerdi.
National Academy of Science Eylül ayında yaptığı basın açıklamasında üreme ve klonlamanın yasal bir çalışma olduğunu belirtti. Birçok bilim adamı da klonlama tekniğinin çok ilkel ve riskli olduğu, sonuçta deforme olmuş bebeklerin olabileceği uyarısında bulunuyor. National Academy of Science’a göre : eğer Kongre yasaklayıcı bir yasa bulunursa bu yasa kesinlikle üreme amaçlı klonlamaya karşı bir yasa tasarısı olmalıdır, tedavi amaçlı klonlama başka gövde hücrelerini kabul etmeyen insanlar için hayat kurtarıcı olabilir; klonlama çok iyi bir seçenek, çünkü hastaların dokularına birebir eşdeğer genetik materyali üretilebiliyor; belki ileride daha iyi bir teknik bulunabilir; böyle güzel sonuçları olabilecek tıp tarihindeki bu gelişmenin önü kesilmemelidir.
Geçmişten ilk Klonlama Fikirleri:
*1938- Hans Speamann fantastik bir deney yapılabileceği klonlama diyebileceğimiz bu deneyde geç evredeki bir embriyonun çekirdeği çıkarılarak bir çekirdeği olan bir yumurtaya aktarılıyordu.
*1952- Robert Briggs ve T. J. King ilk klonlama deneyini gerçekleştirdiler. İleri aşamadaki bir kurbağa yumurtasının çekirdeği çıkarıldı ve başka bir kurbağa yumurtası içine aktarıldı. Ancak deney sonunda yumurta gelişmedi.
*1970- Aynı deney yine kurbağalar üzerinde John Gordon tarafından denendi. Daha iyi bir sonuç alındı. Kurbağa yumurtaları, iribaş olana kadar gelişti ama daha sonra öldüler.
*1984- Steen Willadsen, olgunlaşmamış koyun embriyo hücrelerinden yaşayan bir kuzu klonladığını açıkladı. Daha sonra Willadsen, inek, domuz, keçi, tavşan ve rhesus maymunu da kullandı. Bu deneylerde çok hücreli koyun embriyosundan çekirdek alınıp yumurta hücresine aktarılıyordu. Daha sonra hücre bölünmesi başlıyor, fetus oluşuyor ve gelişme devam ediyordu.
*1994- Daha gelişkin embriyo hücrelerinin ilk klonlamasını Neal First gerçekleştirdi. En az 120 hücrelik buzağı embriyosu klonlandı. Bu çok hücreli inek embriyosunun çekirdeği çıkarıldı ve çekirdek yumurta hücresine aktarıldı.
*1996- Ian Wilmut, Neal First’in deneyini koyunlar üzerinde yaptı. Ancak embriyo hücrelerinin çekirdeğini almak için hücrelerin duraklama dönemine gelmesini bekledi. Sonra çekirdekleri çıkarıp yumurta hücresine aktardı.
*1997- Dr. Wilmut, 6 yaşındaki bir koyunun meme hücresinden klon üretti. Bu defa çekirdek erişkin bir hücreden yani meme hücresinden alınıp yumurta hücresine aktarılmıştı. Dolly 277 yumurta içinde tek hayatta kalan kuzuydu. Dolly’nin oluştuğu hücre Ocak 1996’da birleştirilmişti.
*1998- Tıp doktoru G. Richard Seed, o günlerde anne rahminden aldığı insan embriyosunu başka bir annenin karnına aktarıyordu. İnsan klonlamaya karşı duyduğu ilgiyi ilan etti. Bu konudaki hassas denge, ahlakî tartışmalara yol açtı. Tartışmalar sonucu Amerika Birleşik Devletlerinde insan klonlamaya karşı yasalar konuldu.
*1999- 19 Avrupa ülkesi insanın genetik olarak kopyalanmasını yasaklayan sözleşmeyi Paris’te imzaladı.

Etiketler: , , , , , ,

Yorum yazın