İskelet Sisteminin Görevleri Nelerdir

İskelet Sisteminin Görevleri Nelerdir

İskelet vücudu taşıyan sert yapıdır, insan iskeleti hemen hemen tümüyle kemikten oluşur. Vücudun beyin ve kalp gibi önemli organlarının çoğu, kemikler tarafından korunur. Gerçekten de beyin kafatası kemikleri tarafından çevrilmiştir. Omurilik, omurganın içine kapatılmıştır. Kalp ve akciğerler ise göğüs kafesi tarafından korunur. Vücudun hareket etmesini iskeletiniz sağlar. Vücuttaki hemen hemen bütün kaslar kemiklere bağlıdır. Kemik iskelet, kasların vücudu hareket ettirebilecekleri katı çatıyı oluşturur. Bir kas, kemiği çekerek hareket ettirir. Kemikler, eklemlerin içinde birbirleriyle birleşirler. Diz ve dirsek gibi bazı eklemler oynak eklemlerdir. Buna karşılık örneğin kafatasındaki eklemler oynak değildir. Vücudun yapısına vücudun anatomisi adı verilir. İskeletin anatomisi çok eskiden beri bütün ayrıntılarıyla bilinmektedir. Bunun nedeni açıktır. Ölümden sonra vücudun yumuşak bölümleri kısa sürede çürür. Buna karşılık iskeletin çürümesi çok uzun sürede olur. Bu yüzden uzmanlar iskeleti rahatça inceleyebilmişlerdir. Binlerce yıl önce ölmüş insanların iskeletleri bulunmuştur. Aynı şekilde, milyonlarca yıl önce ortadan kalkmış hayvanların pek çoğunun taşıl iskeletleri de bulunmuştur.

Ergin bir insanın iskeletinde 206 kemik vardır. Bu kemikler uzun boylu bir insanda 45 cm.’den uzun olabilen uyluk kemiğinden (femur), bir santimetreden küçük minik kulak kemiklerine kadar çeşitli büyüklüktedir.

Kemik, canlı bir dokudur. Bu dokunun içinde canlı hücreler ve hücrelerin besinini sağlayan bol miktarda kan bulunur. Kemiğe direnç ve sert!;k veren, hücrelerin arasındaki kireç tuzlarının billurlaşmış çökeltileridir.

Vücuttaki kemikler yapı bakımından uzun kemikler, kısa kemikler ve yassı kemikler olmak üzere üç ana türe ayrılır. Kol ve bacak kemikleri gibi uzun kemikler, içi boş borulardır. Uzun kemiklerin gövde bölümü, tıkız kemikten oluşan ve kemik zarı adı verilen bir dış kemik tabakasından oluşur. Bu kemik borunun ortasında kemik iliği denilen doku vardır. Uzun kemiklerin iki ucundaki şişkin bölümlerin içi oyuk değildir, ama burada süngersi bir kemik dokusu vardır. Böyle kemiklere süngersi kemik denir. Süngersi kemiklerin içi dolu olmadığından çok hafiftirler. Buna karşılık bu kemiklerin içi süngersi kemik dokusu ile örülü olduğundan bunlar çok dirençli olurlar.

Eldeki kemikler gibi kısa kemiklerin çevresi ince bir kemik zarı ile çevrilmiş, süngersi bir kemik kitlesi ile kemik iliğinden oluşur. Bu tür kemiklerin ağırlığı az fakat sağlamlığı fazladır. Üçüncü tür kemikler, yani yassı kemikler kafatasında bulunur. Kafatası kemikleri ince kemik tabakalarıdır. Ancak bunlar beyni zedelenmekten koruyacak ¡kadar dirence sahiptirler. Kafatasının yassı ke-Imikleri kuvvetli iki tıkız kemik tabakası ile bunların arasında bulunan gözenekli süngersi kemik kitlelerinden oluşur. Kemiklerin birbirleri üzerinde hareket ettikleri eklemlerde sürtünmenin az olması için bu yüzeylerin pürüzsüz olması gerekir. Çoğu eklemlerde kıkırdak adı verilen sert, buna karşılık pürüzsüz ve esnek bir yastık vardır. Belkemiğindeki omurlar arasındaki kıkırdaklara disk denir.
Omurga (belkemiği) insan iskeletinin ana taşıyıcısıdır. Omurganın üst bölümüne kafatasını oluşturan kemiklerin temel bölümleri birleşir. Omuz, ya da omuz kemeri omurgaya göğsün ön yanında bulunan göğüs kemiği (sternum) adlı bir kemikle bağlanır. Kaburgalar da göğüs kemiğine bağlıdırlar. Omuz kemikleri omurgaya oranla oldukça serbest bir şekilde hareket ettirilebilir. Omuz kemerine kol kemikleri bağlanır.

Omurganın alt bölümünde leğen (pelvis), ya da leğen kuşağı vardır. Leğen kuşağı bacaklarla omurgayı birleştirir.

Küçük bir çocuğun omurgası omur adı verilen 33 ayrı kemikten oluşur. Erginlerde ise bu kemiklerin bazıları birbirleriyle birleşir; bu yüzden erginlerde 26 omur bulunur. Omurganın en altındaki dört omur birbiriyle birleşmiş olup kuyruksoku-mu kemiğini (koksiks) oluşturur. Bazı bilginlere göre kuyruksokumu kemiği bir artık organ, yani bir kuyruk kalıntısıdır.

Omurga bu kadar çok sayıda ayrı kemikten oluştuğu için oldukça esnektir. Omurgadaki omurlar, vücudun başlıca sinir yolu olan omuriliği çepçev-re kuşatan ve koruyan içi boş bir boru oluşturacak şekilde birleşirler. Her omurun ortasında bir delik bulunur. Omurilik bu delikten geçer. Omurlar arasında da boşluklar bulunur. Bu delikler sinirlerin omurilikten çevre dokulara geçmesine olanak sağlar.

Omurgadaki omurların çoğunda kaslara bağlanma yerleri sağlayan kemik çıkıntılar vardır. Omurganın hareketlerini bu kaslar denetlerler. On iki göğüs omurundan her birine, kaburga adı verilen birer çift kemik bağlanır. Ön tarafta kaburgaların çoğu göğüs kemiğine bağlıdırlar. Kaburgalar, göğüs kemiği ve omurganın bir bölümü, böylece göğsün kalp ve akciğerler gibi nazik organlarını saran koruyucu bir kafes oluştururlar. En alt iki kaburga çifti göğüs kemiğine bağlı olmayıp yalnızca omurgaya bağlıdır. Bu ne1 denle bu kaburgalara serbest kaburgalar denir. Kafa iskeletinin kafatası (kranyum) adı verilen üst bölümü, beyni sarmalayan düz bir yassı kemik tabakasıdır. Ama kafatası bir tek kemikten ibaret değildir. Kafatası incelenirse ufacık girintili çıkıntılı çizgilerle dolu olduğu görülür. Bunlar kafatasını oluşturan sekiz kemiğin eklemleridir (sütür-ler). Bebeğin kafa kemikleri birbirlerinden ayrıdır. Büyüdükçe bu kemikler bitişirler. Kafa iskeletinde, çene ve yüz kemikleri dahil toplam 22 kemik vardır.

Göğüs kemiğinin her bir yanına birer olmak üzere iki köprücük kemiği (klavikula) bağlanır. Köprücük kemikleri kolları taşıyan omuz kemerinin bir bölümünü oluşturur. Her köprücük kemiği omuzda kürek kemiği (skapula) adı verilen bir yassı kemiğe bağlanır. İki kürek kemiği kaburgaların arka yüzüne yaslanır. Her kürek kemiğinde kol kemiğinin (humerus) uyduğu bir oyuk vardır. Kol kemiğine pazı kemiği de denilir.

Üst kol ile omuzun oluşturduğu ekleme küre-oyuk eklemi denir. Kol kemiğinin uç bölümü yuvarlak küre şeklindedir ve kürek kemiğindeki oyuğa tıpatıp uyar. Bu tür eklemler çok büyük bir devinim özgürlüğü sağlarlar. Buna karşılık dirsekteki eklem bir reze eklemdir. Bu, eklem yalnızca bir yönde devinebilir; yani devinimi kısıtlıdır, ön kol, ön kol kemiği (radius) ile dirsek kemiği (ul-na) adı verilen iki kemikten oluşur. Ön kol kemiği, dirsek kemiği üzerinde dönebilir; böylece elin çevrilmesine olanak sağlar.

Bilekte büyük bir devinim özgürlüğü vardır. Bilek, dörderli iki sıra halinde dizilmiş sekiz kemikten oluşur. El ayası, el tarağı (metakarp) denen uzunca beş kemikten oluşur. Parmak kemiklerine falanks kemikleri adı da verilir. Her elde 14 par-l mak kemiği vardır. Bunlardan ikisi başparmaktadır. Dört parmağın her birinde ise üçer parmak kemiği bulunur. Leğen, ya da kalça kuşağı üç kemiğin birleşmesinden oluşur. Leğenin latince karşılığı olan pelvis sözcüğü hazne anlamındadır. Leğen, kalça kuşağı içinde leğeni andıran ve karın içi organlarının çoğunu içinde bulunduran bir oyuktur. Uyluk kemiği (femur) pelvisteki küre-oyuk eklemine tastamam uyar. Böylece omuz eklemi gibi, kalça eklemi de çok hareketli bir eklemdir.

Dirsek eklemi gibi, diz eklemi de bir reze eklemdir. Dizde uyluk kemiği bacağın büyük kemiği kaval kemiği (tibia) ile birleşir. Kaval kemiğinin dış tarafında ikinci bir kemik daha vardır. Bu kemik, kamış kemiğidir (fibula). Diz ekleminin ön yanında dizkapağı (patella) adlı küçük bir kemik vardır.

Ayakta bulunan kemikler toplam 26 tanedir. Ayak bileğinde 7 tane kısa kemik, ayak bileği kemikleri (tarslar) vardır. Ayaktaki beş ayak tarağı ı (metatars) kemiği, eldeki tarak kemiklerinin karşılığıdır.
Elparmaklarında olduğu gibi, ayak parmaklarında da 14 tane kemik bulunur, insan omurgalı bir hayvandır. Omurgalılar omurgası bulunan hayvanlardır. Balıkların, kurbağaların, sürüngenlerin, kuşların, memelilerin hepsi de omurgalıdır. Bu hayvanların hepsinde de insan-dakine benzeyen iskeletler bulunur. Bazı balıklarda iskelet genellikle kıkırdaktan oluşmuştur. Kıkırdak dayanıklıdır, ama kemik kadar sert değildir.

Omurgalıların iskeleti bir iç iskelettir (endoskele-ton). Bu tür iskeletler vücudun içindedir. Buna karşılık vücutlarını bir dış iskeletin taşıdığı hayvanlar da vardır. Omurgasız hayvanların birçoğunda dış iskelet, (eksoskeleton) görülür. Kınkanatlıların, ya da yengeçlerin sert kabukları birer dış iskelettir. Salyangozlar ve öbür yumuşakçala-rın kabukları dış iskeletin daha başka örnekleridir.

Birkaç hayvanda da hem dış, hem de iç iskelet vardır. Sözgelimi kaplumbağa, normal bir iç iskeleti olan bir sürüngendir. Bununla birlikte, rahatsız edildiği zaman içine çekildiği sert bir kabuğu vardır. Armadillo buna benzer bir savunma düzeni olan bir memeli hayvandır. Birçok balıkların derileri sert pullardan oluşan sıkı bir zırh ile pekişmiştir. Bazı bilim adamları bu ek koruyucu oluşumları gerçek bir iskelet olarak kabul ederler. Başkaları ise bunları derinin birçok özel biçimlerinden biri sayarlar.

Dış iskelet eklembacaklı adı verilen omurgasız hayvanlar grubunda ortak özelliktir. Eklembacaklı hayvanlar içinde yengeç, İstakoz, karides gibi kabuklular, kınkanatlılar ve kelebekler gibi böcekler, örümcekler ve akrepler gibi örümcek-giller vardır.

Eklembacaklıların dış iskeletleri kitin adı verilen bir maddeden oluşur. Eklembacaklıların iskeletleri, her bir vücut ya da organ boğumu üzerindeki kitin plaklarından ibarettir. Her boğum öbürüne esnek bir zarla bağlanmıştır. Çoğu eklembacaklılarda dış iskelet, hayvanın büyüyebilmesi için zaman zaman değiştirilir. Bu olaya deri değiştirme adı verilir.

Yorum yazın