İçgüdü Nedir

İçgüdü Nedir

Canlıları, araya düşünce girmeksizin, kendilerine yararlı ya da gerekli işlere güden duyguya içgüdü denir. Bazı örümceklerin ördüğü ağ balık ağı şeklindedir. Başkaları ise ağlarını ince uçlu huniler biçiminde yaparlar. Örümceğin her türünün yaptığı ağın sadece bu türe özgü değişik bir biçimi vardır. Her örümcek hiç öğretilmeden hangi biçimde bir ağ yapacağını bilir. Örümcek ağını içgüdü ile örer.

Tırtılların çoğu belirli bir bitki ile beslenirler. Bu bitki tükenirse yeniden aramaya koyulurlar. Açlıktan ölseler bile başka bir bitki yemezler. Tırtıl, besini olan bitkiyi içgüdü ile tanır.
Bir kuş, anne ve babasından uzakta bir kuluçka makinesinde yumurtadan çıkarılmış olabilir; dolayısıyle yuvanın ne olduğunu bilmez. Laboratuvar koşullarında beslenip, büyütüldükten sonra, üremeye hazır olduğunda, kendi türüne özgü bir yuvayı, daha önce hiç görmemiş olduğu halde, kusursuz şekilde yapabilir. Kuşlar yuva yapmayı içgüdü ile bilirler.

Som balığı yavruları belirli bir yaşa veya büyüklüğe erişene dek nehirlerde yaşarlar. Sonra nehri bırakmak isteğini duyarak denize doğru yüzmeye başlarlar. Üreme yaşına gelene dek birkaç yıl denizde yaşar, sonra doğmuş oldukları nehre geri dönmek isteğini duyarlar. Uzun ve zor bir yolculuktan sonra nehrin başlangıç noktasına yakın bir yere, yani doğdukları yere gelir ve burada yavru yaparlar. Som balığı yavrusunun şaşırtıcı göç şekli yine bir içgüdüdür. Kuşların, böceklerin ve memelilerin göçleri de bu şekilde içgüdü ile gerçekleşir.

Bir canlının içgüdüsel hareketi ana ve babasından kendisine kalıtım yoluyla geçen bir özelliktir. Her canlı bu içgüdülere sahiptir. Vücudun sinir sistemi, belirli koşullara önceden belirlenmiş biçimlerde tepki gösterir. Örneğin, yengeç, şeytan minaresi gibi kabuklu deniz hayvanlarının attığı kabukları toplar ve tehlike anında kendisini korumak için içgüdüsel olarak bu kabukların içine saklanır. Ancak, içgüdüye bağlı davranışlar öğrenme yoluyla değişebilir. Yapılan deneyler, bir hayvanın normal olarak içgüdüsel tepki göstereceği bir olaya alışarak tepki göstermekten vazgeçebileceğini kanıtlamıştır, örneğin içinde bulunduğu akvaryumun camlarına vurulunca kabuğunun içine çekilen yengeç, birkaç gün sonra vurma sesine alışıp, bunun tehlikeli olmadığını anlayınca kabuğunun içine çekilmekten vazgeçmiştir. Cama vurulması olayı karşısında içgüdüsel olarak gösterdiği tepkinin gereksiz olduğunu anlamıştır. Bu tür öğrenmeye alışma adı verilir.

Milyonlarca yıl süren evrim sırasında sadece çevrelerine en iyi şekilde uyabilen canlılar yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Belirli davranış biçimleri yaşamı sürdürebilmek için daha elverişli olduğundan, bu biçimlere uyabilen canlılar yaşamış, çoğalmış ve davranış biçimlerini kendilerinden bir sonraki kuşağa geçirmişlerdir. Bu şekilde çeşitli canlılar, elverişli davranış biçimleri geliştirmişlerdir. Bundan da, yaşamın sürdürülebilmesi için bazı içgüdülerin gerekli olduğu anlaşılmaktadır.

İçgüdüsel bir davranışın başlaması genellikle canlının çevresindeki “uyandırıcı” bir etkene bağlıdır. Bilim adamları bu uyandırıcıları kuşların çiftleşme sırasındaki davranışlarını izleyerek saptamışlardır.

Çiftleşme, aynı türden olan bir dişi ve bir erkek hayvanın, birbirleriyle çiftleşmelerinin uygun olacağını içgüdüsel olarak anlamalarıyla başlar. Çiftleşme ancak her iki hayvanın da yetişkin olması ve zamanın uygun olması koşuluyla başarılı olabilir. Kuşların çoğu sadece ilkbaharda çiftleşirler. Üreme organlarının gelişmesi, beynin altında bulunan ve hipofiz bezi adı verilen bir ortan tarafından kontrol edilir. Hipofiz bezi gün süresinden etkilenir İlkbaharda, günler kısalmaya ve daha aydınlık olmaya başlayınca dişi hayvanın hipofiz bezi, hormon adı verilen özel bir kimyasal madde salgılayarak dişinin yumurtalarının olgunlaşmasını sağlar. Erkek hayvanda da başka tür bir hormon salgılayan hipofiz bezi erkeklik hücrelerini oluşturur. Göçmen kuşlarda bu hormonlar vücudun bir miktar yağ yapmasını da sağlarlar. Bu yağ göçmen kuşa göç sırasında belin kaynağı olarak gereklidir. Bu süreç kuşa göç zamanının geldiğini bildiren biyolojik bir saate benzetilebilir.

Çiftleşme mevsiminde erkek hayvan genellikle güzel ve renkli tüylerle donanır. Erkek tavuskuşunun kuyruğu ilkbaharda, yani çiftleşmeye hazır olduğunda büyür. Dişi tavuskuşunu görmek, erkek tavuskuşunun içgüdüsel davranışının ortaya çıkması için bir uyandırıcı olur ve erkek kuyruğunu bir yelpaze gibi açar. Dişi de çiftleşmeye hazırsa, erkeğin bu hareketi dişi için bir uyandırıcı rolü oynar. Dişinin içgüdüsel tepkisi, etrafta kurumlu bir şekilde gezinmek olur. Dişinin bu davranışı erkeğin bir sonraki içgüdüsel davranışını uyandırır. Böylece, süreç tamamlanır ve çiftleşme gerçekleşir.

Kuşlarda ve başka hayvanlarda görülen bu içgüdüsel çiftleşme töreni türlerin yaşamlarının sürdürülmesi bakımından çok önemlidir. Çünkü çiftleşmenin sadece aynı türden olan ve kalıtım yoluyla aynı davranış şekillerine sahip hayvanlar arasında olmasını ve iki hayvanın da sadece çiftleşmeye hazır oldukları zaman bir araya gelmelerini sağlar.

Bilim adamları içgüdüsel davranışları üç temel devreye bölerler, önce hayvanda acıkma veya hipofiz bezinin daha fazla çalışmaya başlaması gibi bir değişiklik olur. Hayvan beslenmek veya üremek için bir istek duyar. İkinci olarak bu isteğini doyurabileceği uygun ortamı ve koşulları arar. Son olarak da içgüdüsel davranışı gerçekleştirecek uyandırıcıyı bulur.

Gelişmiş hayvanların hareketlerinin çoğu içgüdüsel davranışlarla sonradan öğrenilen davranışların bir karışımıdır, insanın davranışları içinde ise tamamen içgüdüsel olanları çok azdır, içgüdünün niteliği hakkında bazı şeyler bilinmekte ise de, daha bu konuda öğrenilmesi gereken çok şey vardır.

Toplumsal bir canlı olan insan türünün davranış biçimlerine etkili içgüdüler, genellikle şöyle sıralanmaktadır: Davranışların insan vücudunun fiziksel gereksinmelerine cevap vermeye yönelmesi; başarıya yönelme; toplumsal çevreye uyum sağlama; sevme ve başkaları tarafından sevilme isteği; üzüntü, kaygı ve korkudan kaçınma; öğrenme.

Yorum yazın